125 yıl önce… Ahmet B. Ercilasun yazdı

10 Haziran 2018

125 yıl önce ne oldu? 1893 yılı pek çok kimse için bir şey ifade etmeyebilir. Türkiye Cumhuriyeti henüz kurulmamıştır. Dünyayı kana bulayan cihan savaşları da henüz olmamıştır. Kuzey ve Doğu Türkleri, Rus çarlığının yönetimi altındadır. Doğu Türkistan ise Çin işgali altında.

Batı Türkleri hâlâ büyük bir devletin, Osmanlı Yüce Devleti’nin idaresi altında yaşamaktadırlar. Fakat devlet çöküntüye doğru hızla gitmektedir. Devletin başında 2. Abdülhamid vardır. Bir yandan modern okullar açarak, bir yandan büyük devletler arasındaki anlaşmazlıklardan yararlanarak devleti ayakta tutmaya çalışmaktadır. Fakat kurduğu baskıcı yönetim yüzünden dönemin hemen hemen bütün aydınları da onun karşısındadır.

Dünya siyaset sahnesinde Türklerin durumu bu. Fakat bir de kültür ve bilim alanı var. Orada da durumumuz pek parlak değil. Gaspıralı İsmail‘in, Kırım Bahçesaray’da çıkardığı bir gazete Türkleri uyandırmaya çalışıyor. Onlara hem Türklüklerini ve tarihlerini öğretmeye, hem de içinde bulundukları cehaletten kurtulmanın yollarını göstermeye uğraşmaktadır. Yalnız Tercümanadlı gazetesiyle değil, kurduğu cedit okullarıyla da Türk Dünyası’nda bir kültür inkılabı yaratmaya çalışmaktadır.

Bazı Osmanlı Türk aydınları da Tanzimat’tan beri Türk yenileşmesini sağlamak için çaba göstermektedirler. Yeni roman, yeni tiyatro, yeni müzik ve yeni okuma vasıtaları gazeteler. Şinasi, Namık Kemal, Ahmed Midhat yeni hayatın öncüleridir.

Yeni hayatın içinde sadece modernleşme yoktur. Türklüğü duyuş da vardır. Yüzyıllarca küller altında kalmış Türk duygusu da uyanmaktadır. Ahmed Vefik Paşa yazdığı sözlüğe Lehçe-i Osmanî adını vermiştir. Yani Osmanlıca, Türk dilinin bir lehçesidir. Doğu’da bir de Çağatay lehçesivardır. Süleyman Paşa, Târîh-i Âlemkitabında Hunlardan, Göktürklerden bahseder. Yani Müslümanlıktan önce de Türklerin bir tarihi vardır.

1890’lara doğru Türklük bilgisi biraz daha çoğalacaktır. Necip Asım gibi, Velet Çelebi gibi Türklük bilgisiyle uğraşan aydınlar 1890’larda İkdam adlı bir gazetede buluşacaklardır. Fakat Türklük bilimini asıl harekete geçiren yeni bilgi ve buluşlar Rusya’da ve Batı’dadır. Yadrintsev adlı bir Rus coğrafyacısı Moğolistan’da araştırmalar yaparken Orhun Irmağı kıyısında iki yazılı taş bulur. Tarih 18 Temmuz 1889’dur. Yadrintsev, taşlar üzerindeki yazıları tanır. Bunlar, 170 yıldan beri Yenisey Irmağı’nın suladığı Güney Sibirya topraklarında bulunan taş ve kayalardaki yazılardır. Rus coğrafyacısı yazıları tanır ama okuyamaz. Çünkü Güney Sibirya’daki bu yazılar bütün çabalara rağmen çözülememiş, okunamamıştır.

Yadrintsev’in bulduğu taşlar, Yenisey yazıtları gibi küçük değildir. Büyüktür ve üzerlerinde çok yazı vardır. Üstelik taşların bir yüzünde de Çin yazısı bulunmaktadır. Bu sayede belki de meçhul yazı çözülebilecektir. Yadrintsev’in Rusça raporları hemen İngilizce ve Fransızcaya çevrilmiştir. Batı meraklıdır; Batı öğrenmek, bilmek istemektedir.

Raporlar yetmez elbette. Yerine gidip yazıları kopya etmek gerektir. Ruslar ve Finler hemen harekete geçerler. İki heyet, Orhun Vadisi’nde aylarca çalışır. Taşları, heykelleri, taşlar üzerindeki yazıları resimlerler, kopya ederler; gerekli çizimleri yaparlar. İki heyetin de çizimleri, kopyaları hemen yayımlanır. Batı, merakını yenmek istemektedir. 1892 yılında St. Petersburg’da ve Helsinki’de yeni taşlar ve yazılarla ilgili iki albüm (atlas) yayımlanır.

İki büyük bilgin. Rusya’da yaşayan Alman asıllı Radloff ve Danimarkalı dil bilimci Thomsen. İki adaş. Wilhelm Radloff ve Vilhelm Thomsen. Meçhul yazıyı çözmek için albümlerdeki yazılar üzerinde aylarca çalışırlar.

Sonunda Thomsen çözümü bulur. 125 yıl önce, 25 Kasım 1893’te. 15 Aralık 1893’te de Danimarka Kraliyet İlimler Akademisi’nde çözümünü bütün dünyaya açıklar. 125 yıl önce, 1893 yılının sonlarında Türklük biliminin en önemli buluşu gerçekleşmiştir. 8. yüzyılda Türklerin gelişmiş bir yazı ve gelişmiş bir edebî dil kullandıkları ortaya çıkmıştır. Türk tarihçiliğinin, Türk dili ve edebiyatının, Türk kültürünün, Türk devlet anlayışının, Türk dünya görüşünün bizzat Türklerce yazılan ilk belgeleri 125 yıl önce çözülmüştür.

Haziran başında ben birçok Türk bilimciyle birlikte Moğolistan’da, Ulan Bator ve Orhun Vadisi’nde olacağım. Orada uluslararası bir bilgi şöleni var. Elbette döndükten sonra onu da size yazacağım.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*