1915 OSMANLI ERMENİLERİNE NE OLDU? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

Bahattin Karakoç vefat etti

Büyük şair, değerli insan Bahattin Karakoç vefat etti.
-
_______24 Haziran 2016_______

1915 OSMANLI ERMENİLERİNE NE OLDU?

Aziz Bozatlı
Paylaş:

24 Haziran 2016

2 Haziran 2016 da Alman Parlamentosunun da Ermeni soykırım iddialarını kabulü ile “Ermeni Meselesi” ülkemiz gündemini meşgul etmeye devam ediyor. Kendisi de bu konuda kitap yazmış olan Taha Akyol, 3 Haziran tarihli Hürriyet’teki “Alman Tavrı” başlıklı yazısında, Ermeni meselesini en tarafsız işleyen bilim adamı ve tarihçi olarak Prof. Guenter Lewy’yi işaret etti. Ben de güncelliğini yitirmeden Lewy’nin kitabını konu ederek, yazarın gerçekleri çarpıtan Ermeni iddialarından ve tespitlerinden önemlilerini sizlerle paylaşmak istedim.

Prof. Guenter Lewy, ABD’ye göçmüş bir Alman Yahudisi’dir. Massachusetts Üniversitesinde iken Ermeni Meselesi üzerine ABD, Alman, Rus ve İngiliz arşivlerinde yaptığı araştırmalardan yola çıkarak hazırladığı kitabı, uzun süre yayınlayacak kurum bulamaz. Sonunda Utah Üniversitesi’nce kitap yayınladığında, Ermeni soykırımı tezlerini eleştirdiği için Ermenilerce haksız saldırılara uğrar. “Türk Ajanı”, “Soykırım İnkârcısı” gibi ithamlara maruz kalır, manevi tazminat davaları açarak kazanır. İthamları yapan SPLC kuruluşu kendisinden özür diler.

Ülkemizde 2011’de yayınlanan bu kitabın önemini vurgulamak için kendi değerlendirmem yerine, kitap hakkındaki birkaç başka yorumu buraya alıyorum:

Tarihçi Kemal Karpat: “Ermeni meselesi konusunda şimdiye kadar yazılmış en tarafsız, gerçekleri olduğu gibi aksettiren bir kitap, ama Batı’da kitaptan kimse söz etmiyor.”

Ortadoğu uzmanı Michael Gunter; “Bu meselenin bıçak gibi keserek ayırdığı iki tarafa ait olan birçok farklı kaynağı böylesine objektif bir şekilde, itina ile ve derinlemesine gözden geçiren ve inceleyen başka bir çalışma bulmak mümkün değil”

Middle East Policiy mecmuası; “Nihayet 1915-1916’da Doğu Anadolu’daki Ermeni nüfusun tehcir edilmesi ile ilgili, her iki tarafın da raporlarını inceleyen, dikkatli bir biçimde dengelenmiş, dürüst ve adil bir çalışma yapıldı.”

Yazar, bu konuda günümüze kadar yayınlanmış yüzlerce kitap, makale, rapor ile ABD, Alman, Rus ve İngiliz devlet arşivlerini, misyonerlerin ayrıntılı raporlarını, Alman askeri misyonunun hatıralarını da değerlendirerek, çok kapsamlı ve titiz bir araştırma yapar.

Alman Parlamentosunun Soykırım Kararı

Öncelikle kitaptaki veriler ışığında Almanya’nın kararını da değerlendirmek istiyorum. Almanya’nın kararına mesnet teşkil eden veriler, Alman Şarkiyatçı ve misyoneri Dr. Johannes Lepsius’a aittir. (4 Haziran 2016-Sözcü Gazetesi; Uğur DündarŞükrü Elekdağ röportajı) Lepsius’un yazdıklarına Lewy kitabında 21 yerde atıf yapar. Lepsius hakkında Lewy’nin bazı tespitleri şunlardır. “..Ermeni dostudur…Talat Paşa’nın öldürülmesi davasında Ermenilere yardım etmiştir…Osmanlı’nın tehcir kararında Almanların etkisinin olmadığını kanıtlamak için Almanlarca kendisine ‘Beyaz Kitap’ yazdırılmıştır… Bu kitabın içeriğinin Alman arşivleriyle çelişkili olduğu, 1998 de Wolfgong Gust tarafından ortaya çıkarılmıştır… Birinci Dünya Savaşında Anadolu ve Suriye’de görev yapan Alman askeri misyonunun verdiği raporlarla çelişen bilgiler verir…”

İşte dostumuz(!) Almanya bu çarpıtılmış bilgilere dayanarak ve siyasi bir karar almıştır.

Şimdi sizi Kitaptan önemli alıntılarla başbaşa bırakıyorum.

***

Osmanlı İmparatorluğunda Ermeniler

4 Haziran 1978 tarihli İngilizlere Kıbrıs’ı işgal hakkı tanıyan gizli konvansiyonla Babıali, Ermeni ıslahatları yapılmasını taahhüt eder. İşte Ermenilerin korunmaları için konulan bu anlaşma hükümleri, hem şüphe ve nefreti Ermenilere yöneltti, hem de Ermenilerin kurtuluş umutlarını yeşertti. “Milleti Sadıka” sıfatı “Şüphelenilen halk”a dönüştü. İngiliz müdahalesi Türkleri hırçınlaştırdı.

Sultan, 1891’de gönüllü Kürt süvarilerinden oluşan birlikler(Hamidiye Alayları) kurdu. 1894-96 arasında Ermeni köyleri zarar gördü. Kümes tilkiye emanet edilmişti.

Ermeni Devrimci Hareketi

Berlin Anlaşmasında verilen ümitler ve düş kırıklığı Avrupa’da Ermeni Diasporasını yeşertir. Ermeni Hınçakyan ve Daşnaksutyun çeteleri devrime kayıtsız kaldığı, muhbir olduğu veya katkı payı ödemediği gerekçesi ile kendi yurttaşlarını da öldürerek bölgeye korku salarlar. Çetelerin bu taktiğini, “ahlaksız” olarak niteleyen bir misyonere şu gerekçe söylenir;

“Avrupa, Bulgaristan’daki vahşete müdahale edip İstiklalini sağladı. Burada da Ermeniler ölsün ki Avrupa müdahale etsin. Bunu yapmak zorundayız”

1894-1896 Katliamları

30 Eylül 1895’de 4000 kadar silahlı ve kılıçlı Ermeni’nin sadrazama bir dilekçe sunmak için çıkardıkları arbedede 60 Ermeni ve 15 jandarma ölür. Arbede tüm şehre yayılır.

26 Ağustos 1996 da Ermeniler İstanbul’daki Osmanlı Bankasını basarlar. Bombalar patlar. Şehre yayılan olaylarda birçok Ermeni ölür. Sınıra yakın Ermeniler Rusya’ya göçerler.

Katliamlardan kim sorumluydu?

Alman Büyükelçisi, 26 Ekim 1895 de Berlin’e gönderdiği raporda katliamları merkezi yönetimin emretmediğini bildirir.

Amerikalı gazeteci Sidney Whitman Ermeni devrimciler tarafından dağıtılan el ilanlarında ‘ayaklanma çağrısı’ yapıldığını, Türkler tehditleri ciddiye alınca da “suçlunun cezasının masuma yüklendiğini” yazar. İngiliz resmi yetkililerinden Hulme Beaman “Devrimcilerin, Avrupa’yı yardıma zorlamak için, Hıristiyan halka zulmederek rezil ve faydasız bir program uyguladıklarını” yazar.

Ermenilerin Soykırımın Tasarlandığına Dair (Taammüt) İddiası;

Ermeniler, soykırımın tasarlanarak (taammüden) yapıldığına dair iki belge öne sürerler; Birinci Belge; İttihatçıların Ermenileri katletmek için gizli bir toplantıda kararlaştırdıkları “On Emir”dir. Kimin tarafından yazıldığı bilinmeyen belgedeki yazıların Türk Dâhiliye Nezaretinin özel kayıtlardan sorumlu Esad Bey’in el yazısı olduğu iddia edilir ve bu belge İstanbul’da bir İngiliz diplomata verilir. Ancak bir yıl sonra Malta’da bu konuda yargılanan Türk idarecilerinin mahkemesine, İngiliz makamlarınca inandırıcı bulunmadığı için kanıt olarak sunulmaz.

İkinci Belge; İttihatçı olduğu ileri sürülen Mevlanzade Rıfat’ın 1929 da Halep’te basılan “Türkiye İnkılabının İçyüzü” isimli kitabıdır. Bu kitapta özetle “Dr. Nazım’ın önerisi ile İTT’nin tüm Ermenileri yok etmek için bir karar aldığı iddia edilir’’

Gwynne Dyer’in 1973’te yayınladığı ciddi bir araştırmaya göre, Rıfat asla İTT’li olmamıştır. Kürdistan’ın bağımsızlığı için çalışan bir Kürtçüdür.

Savaş dönemindeki Ermeni katliamındaki Kürt etkinliğine rağmen, Kürtler ile Ermeniler Paris barış görüşmelerinde işbirliğine başladılar. Kemalist rejime karşı ileriki yıllarda da işbirliğini sürdürdüler. Yazar, Kürtçü Rıfat’ın bu kitabı “Kürt-Ermeni İşbirliği” ne yardımcı olmak düşüncesiyle yazdığı sonucuna varır.

Ermenilerin Soykırımın Uygulanmasına Dair İddiası;

Aram Andonyan’ın Kitabı: Naim Bey Hatıratı

1914 de ilan edilen seferberlik süresince askeri sansür memuru olarak çalışan Ermeni Aram Andonyan,1915 de sınır dışı edilir. Halep’e gelir. 1918 de şehrin İngilizlerin eline geçmesiyle birlikte oradaki Ermenilerle ve Tehcir komitesi eski başkatibi Naim Bey ile temas kurar. Naim Bey güya tehcirle ilgili hatıra ve belgelerini Andonyan’a teslim eder. 1921’de Boston’da “Büyük Suç” adıyla Ermenice basılır. 1920’de Paris’te İngilizce ve Fransızca basılan versiyonları arasında azımsanmayacak farklılıklar vardır.

Ermeniler konusunda araştırma yaparken Naim-Andonyan belgelerine başvuran ciddi araştırmacılar bunu “Doğruluğunun kanıtlanması zor belgeler” olarak nitelerler.

Burada amaç kısaca “Ermenilerin söylemek istediklerini Türklere söyletmektir” [Günümüzde ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diyenler, bu amaca hizmet eden aymazlar veya hainler değil mi? A:B]

Birçok Ortadoğu uzmanı gibi Michael Gunter de Mevlanzade Rıfat ve Andonyan’ın çalışmalarını “Adı çıkmış Düzmeceler” olarak tanımlar.

Fransız savaş gemisi Musa Dağı’na sığınan 4 bin Ermeni’yi kurtarır.1916 Eylülünde Bogos Nubar Paşa, Kıbrıs’ta bunları eğiterek Türkiye’ye gönderir. 1919 Paris barış konferansında Bogos Nubar Paşa Ermenilerin de savaşta çarpışan taraf olduğunu iddia eder.

Doğu Anadolu’daki İngiliz siyasi komiseri Binbaşı Noel, Ermeni ve Nasturiler’in yardımı ile Rusların katliam yaptıklarını rapor eder. 1917 devrimi sonrası Rus askeri çekilirken yerlerini Ermenilere bırakırlar. Onlar da Türk ordusuna yenilince, katliam yaparak çekilirler.

İngilizlerin Malta’ya gönderdikleri mahkûmların salıverilmesi Türklerin Ermeni katliamlarından sorumlu oldukları masalını sona erdirmiştir. Malta’daki tüm deliller Ermeni Patriği tarafından tedarik edilmişti.

1913’den 1916’ya dek ABD İstanbul büyükelçisi olan Henry Morgenthau “Büyükelçi Morgenthau’nun öyküsü” isimli bir kitap yazar ve “Jöntürk liderlerin soykırım yapmak niyetlerini onayladığını belirtir.” Ancak büyükelçi iken ülkesine gönderdiği toplam 132 sayfalık raporlar incelendiğinde, kitapta yazdıklarından farklı bilgilere ulaşılır.

İngiliz yazar Marmuduke Pickhall, Ermenilerin Türk aleyhtarlığını istismar ederek, Batının duygusal halkları karşısında “Kuzu postuna” büründüklerini söyler.

Ermeniler, birçok yayında Ermeni çetelerin kahramanca saldırılarını överlerken, bir başka yerde de “Nefs-i müdafaa” yaptıklarını söyleme çelişkisine düşerler.

Cemal Paşa gelen muhacirlere yardım için çok uğraşmıştır. Yair Auron, onun için “Ermenilerin Paşası” sıfatını kullanır.

Kazemzadeh’in iddiasına göre; Cemal Paşa Taşnaklar vasıtasıyla Rus ve İngilizlere “Asya topraklarında birkaç özerk vilayetten oluşan ve kendisinin sultan olarak yöneteceği bir Türkiye karşılığında barış yapılması önerisi göndermiştir. Özerk eyaletlerden biri de “Ermenistan” olacaktı. Bu teklife İstanbul ve Çanakkale’ye hâkim olacak Rusya sıcak bakar, ama Fransa reddeder. Çünkü onlar Ortadoğu’ya tek başlarına hâkim olmak istiyorlardı.

Katliamların Failleri Kimlerdi?

Katliamlardan doğuda Kürtler, Resulayn ve Deyrizorda Çerkezler sorumluydu. Kürtler Ermenileri daima doğal avları olarak görmüşlerdir. Kürt tarihçi Kemal Karpat’ın tabiri ile de Ermenilere karşı “Alçakça başarı” sağlamışlardı.

Kürt tarihçi Kemal Mahdar Ahmed, Türk Hükümetinin Kürtleri araç olarak kullandığını iddia etse de yazar, Kürtleri katliama kimsenin zorlamadığını bunların zaten silahları sevdiklerini. Fakir ve cahil olduklarını kaydeder.

Alman Generali Liman Von Sanders hatıralarında; “Tehcirdeki zulümlerin çoğunun şahsi nefret ve hırsları nedeniyle yukarıdan gelen emirlerde kastedilmeyen zorbalıklar katan alt kademedeki memurlardan kaynaklandığını” yazar.

Kurban Sayısı

Başlangıçta kurban sayısı için Ermenilerce çok abartılı rakamlar ileri sürülse de Paris konferansında Ermenilerin devlet kurmak için yeterli çoğunluğunun kalmadığı iddia edilince Bagos Nubar Paşa ölenlerin sayısını azaltma yoluna girmiştir.

Zayiata yönelik yapılan tahminlerin gerçeğe en yakın olanı: Savaş öncesi nüfus 1.750.000, kurtulan 1.108.000, Kayıplar (ölen, Yurt dışına giden, ihtida eden..vs) 642.000, kayıpların nüfusa oranı %37’dir.

Sonsöz Yerine, Birkaç Tespit

463 sayfalık kitabın ilgili başlıkları altında yapılan tespitlerden birkaçını buraya alıyorum:

Tarihi parlamentolar değil, tarihçiler yazacaktır.

Ermenilerle Türkler arasında geçen bir soykırım değil, savaş idi.

Tehcir kararı bir imha programı olmayıp, yabancı devletlerin müdahalesini çekme girişimlerini bertaraf eden fırsatçı bir politikaya dönüşmüş halidir.

Bernard Lewis’in tespiti; “’Osmanlı Türkiye’sindeki katliamlar, büyük bir Ermeni ayaklanmasıyla ilgili olup, Nazilerin Yahudilere yaptıkları ile kıyaslanamaz.”

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları