“SEN ALTINSIN, BEN TUNÇ MUYUM?” – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______9 Ekim 2015_______

“SEN ALTINSIN, BEN TUNÇ MUYUM?”

Osman Erenalp
Paylaş:

Dikkatinizi çekmiştir. Bu aralar Âşık Veysel’in dizeleri akıtılıyor bir kısım ekranlardan.

Beni hor görme kardaşım

Sen altınsın ben tunç muyum?

Aynı vardan varolmuşuz

Sen gümüşsün ben sac mıyım?

 

***

Mehmet İsmail Azerbaycan Türkü, bir şair; Veysel için diyor ki; “Türk şiirinde 20 yy.dan geriye doğru bakarsan 13. Yy’da Yunus’u görürüsün. 13. Yy’dan baktığında ise 20. Yy’da Veysel’i…”

Veysel’in hatırlanması güzel.

Her milletin bir Veysel’i yok.

Yaşayan herkes diri değil. Hayat süren ne leşler var. “Bazen olur ki bin diriden ses çıkmaz da bir ölü gölgesine sığınır, milyon diri” (ifade Bahtiyar Vahapzade’ye ait) O yüzden nüfusumuz 78 milyonla sınırlanamaz.

Şehitleri var, kahramanları bu toprakların. Onlar da dâhildirler sayıya.

Ancak,“aynı ağaçtan her zaman ok çıkmaz” (Yöre tabiri. Boyunduruğu karasabanın demirine bağlayan düzgün ağaç) Başka şeyde çıkar bazen.

“Diyene” bakma “dedirtene” baksen.

Dedirten de iki türlü;

“Yaratan” var… Bir de “yaratıklar”.

Her yaratık Veysel değil. Yunus değil. Kendini ikisinden de üstün gören dünyanın kendi ekseninde döndüğünü zannedenler var. Karşı mahalledeysen düşmansın.

Düşmansız edemez öylesi.

Yoksa da bir yolunu bulur yaratır.

Bu fert planında kalsa belki mesele edilmez. Kurumsal hal aldığında durum değişiyor. Bunu siyasete transfer ettin mi bir de, hayatın her alanı ondan etkileniyor. Neticede ülkeler siyasetle yönetiliyor.

Hatırlarsak geçmişte -milliliği kendinden menkul- bir siyasimiz şunu demişti;

“İnsanlar iki kısımdır. Biri Milli görüşçüler, diğeri de öyle olmak için sırasını bekleyenler”. Üçüncüsü yok bu kafaya göre.

Üslup yumuşaktı. Politik espri denilip geçilmişti o gün. Daha ilerisi için gücü de yoktu zaten bunu diyenin.

Ancak gün geldi. Aynı kök üstünde başka otlar yeşerdi. Ona inanmak iman halini aldı. Kim o tezin yanında yer aldı “mümin”. Kim uzak durdu “münkir”.

Kendi  “hak”, diğeri “na-hak( haksız)”.

“Na-hak” olana cürmün her türü caiz.

Malını Gasp etsen kul hakkına girmez.

“Hak”tarafındaysan meşrusun, makbulsün, mutebersin…

Değilsen karşıcephedensin. Gayrımeşrusun, kerihsin, sabıkalısın. Malının, canının, ırzının teminatı yok. Son dönem siyaset ne yazık ki bu eksene taşındı.

Hangi dinden olacağız onun oylaması yapılıyor sanki.

Din savaşı mı yapıyor,  demokrasi sınavı mı veriyoruz belirsiz

Şurası açık ki, savaşların en tehlikelisi din üzerinden olanı. Askeri, ekonomik nedenler dahi gerisinde kalırlar onun. O çıkmaza giren ülkelerin ve onun liderlerinin akıbetleri malum. Tarih ders için var.

Veysel bize onu hatırlatıyor.

Veysel’i hatırlamak o yüzden önemli.

Hz Peygamber buyurdu;

“Müslüman iki kere aldanmaz”.

Buna rağmen Müslüman yolda muz kabuğu görüp de diyorsa ki “Yine düşeceğiz galiba” o zaman Müslümanlığında sorun milletin.

Acilen, evvel emirde, onu halletmesi lazım Müslüman’ın.

Veysel’le sözü tamamlattırıp öyle noktalayalım.

Hayırlı seçimler, hayırlı geçimler olsun.

…..

Ne var ise sende bende

Aynı varlık her bedende

Yarın mezara girende

Sen toksun da ben aç mıyım?

 

Kimi molla kimi derviş

Allah bize neler vermiş

Kimi arı çiçek dermiş

Sen balsın da ben ceç miyim?

 

Topraktandır cümle beden

Nefsini öldür ölmeden

 Böyle emretmiş yaradan

Sen kalemsin ben uç muyum?

 

Tabiat’a Veysel âşık

Topraktan olduk gardaşık

Aynı yolcuyuz yoldaşık

Sen yolcusun ben bac mıyım?

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları