ABD Afganistan’da Uzun Süre Kalacak – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______24 Şubat 2012_______

ABD Afganistan’da Uzun Süre Kalacak

Milli Düşünce Merkezi
Paylaş:
ABD Milli Savunma Bakanı Leon Panetta, 14 Şubat 2012’de Amerikan Senatosunda yaptığı konuşmada, ülkesinin Afganistan’da “ciddi başarılar” elde ettiğini ve ancak savaşın hala devam etmekte olduğunu söylerken, Amerika’nın Afganistan ile en yakın zamanda uzun süreli bir işbirliği antlaşması imzalayacağını açıkladı. Panetta, bu antlaşmaya göre 2014’te Amerikan askerî birliklerinin Afganistan’ı terk etmesinden sonra da bir miktar askerin uzun süreli olmak üzere bu ülkede kalacağını ifade etti. Senato üyelerinin bu miktarın ne kadar olacağı sorusu üzerine yaklaşık 20 bin olabileceğini bildirdi.
Bilindiği üzere şu anda Afganistan’da görev yapan Amerikan askerlerinin sayısı yaklaşık doksan bindir. Bu rakamın 2012 Eylülüne kadar 68 bine indirileceği tahmin edilmektedir. 2014’te NATO askeri güçlerinin Afganistan’ı terk edeceği kararı çıktığında, ABD ve Afganistan devletleri, bir miktar Amerikan askerinin 2014’ten sonra da bu ülkede kalabileceğini gündeme getirmişlerdi, ancak bu askerlerin sayısı ve görevleri hakkında her hangi detaylı bir bilgi verilmemişti. Fakat Kabil yönetimi tarafından yapılan bir açıklamada 2014’ten sonra bir miktar Amerikan askerinin eğitim amacıyla Afganistan’da kısa bir süreliğine kalacağı ifade edilmişti. Oysa yapılan görüşmelerde ABD’nin Kabil yönetiminden kalıcı üs talep ettiği bilinmektedir. Bu kapsamda ABD’nin Afganistan’da kalıp kalmayacağı sorusuna cevap verebilmek ve bu ülkenin ABD açısından öneminin daha iyi anlaşılması için bölgenin jeopolitik önemini dikkate almak gerekir.
Bilindiği üzere Afganistan, kuzeyde Orta Asya ülkeleri, batıda İran üzerinden Ortadoğu ve güneyde Pakistan üzerinden Güneydoğu Asya ülkeleri ile sınır olup siyasal hareketliliğin en fazla yaşandığı Ortadoğu, Güneydoğu ve Orta Asya arasında bir geçit oluşturmaktadır. Bu bakımdan ABD ile bölgesel anlamda rekabette olan Rusya, Çin, İran ve Hindistan gibi ülkeleri dengelemek için Afganistan’ın kontrol altında tutulması büyük bir önem arz etmektedir. Bu sebepten ABD uzun yıllardan beri Afganistan’a yerleşmeye çalışmaktadır. Soğuk savaşın bitmesi ile beraber bir takım petrol şirketleri Orta Asya ve Hazar havzasındaki zengin doğal gaz ve petrol kaynaklarına ulaşmak için harekete geçmişlerdi. Söz konusu enerji kaynaklarını Afganistan üzerinden Hint Okyanusu ve oradan da dünya pazarlarına ulaştırmak için Afganistan’da konuşlanmışlardı. Bu çerçevede ABD’nin en büyük enerji şirketlerinden olan UNICOL başta olmak üzere dünyanın en büyük enerji şirketlerinden Shell, Bridas ve Delta gibi şirketlerin de katılımı ile 1993 yılında bir konsorsiyum kurulmuş ve Trans-Afgahan Pipeline (Trans – Afgan Boru Hattı) projesi gündeme getirilmişti. Ancak Afganistan’da başlayan iç savaşlar ve Taliban rejiminin belirsizliği söz konusu projenin askıya alınmasına neden olmuştu. 11 Eylül 2001’deki gelişmelerin ardından ABD’nin Afganistan’a yerleşmesi ile söz konusu proje yeniden gündeme gelmişse de, Afganistan’daki belirsizlikler nedeni ile somut bir sonuca bağlanamamıştır.
Diğer taraftan Afganistan, Orta Asya ülkeleri üzerinden Rusya’nın nüfuz alanı ve hareket serbestliğini kısıtlamak açısından da büyük önem taşımaktadır. Bilindiği üzere Soğuk Savaş yılları boyunca ve hatta ondan sonraki dönemlerde (11 Eylül sonrasındaki gelişmelerine kadar) ABD bölgeye yönelik geliştirmek istediği stratejilerinde, büyük ölçüde Pakistan istihbarat kaynaklarına bağlıydı. Farklı bir ifadeyle; ABD’nin bölge politikası daha çok Pakistan istihbarat kaynaklarına göre belirlenmekteydi. 11 Eylül 2001 gelişmelinin ardından ABD’nin Afganistan’a yerleşmesi ile beraber istihbarat kaynakları açısından, Pakistan’dan bağımsız hareket etme serbestliği kazanmıştır. Hatta zaman zaman Pakistan farklı suçlamalar ile devre dışı bırakılmak da istenmiştir. Bu açıdan ABD, uzun yıllar Pakistan aracılığı ile desteklediği Afganistan’da konuşlanıp Orta Asya ülkelerine yönelik faaliyet eden radikal İslamcı hareketleri direk kendi kontrolünde tutabilir ve Orta Asya ülkelerine yönelik bir koz şeklinde kullanabilir. Söz konusu radikal İslamcı grupların sadece Orta Asya asıllı muhalifler olmadığı, aynı zamanda Kafkasya ve Doğu Türkistan asıllı İslamcı eğilimli muhalifler olduğu dikkate alınırsa, büyük ölçüde Rusya ve hatta Çin için de kullanılabilecek ciddi bir koz olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan Afganistan, dünyadaki uyuşturucu üretiminin nerdeyse yüzde doksanını teşkil etmektedir. Küresel bir sorun haline gelen uyuşturucu üretiminin kontrolünü elinde bulundurmak dünyayı tehdit etmek açısından her zaman bir potansiyel demektir. Diğer taraftan ABD ile sürekli sorun yaşayan İran’ı çevrelemek açısından, Irak ve Basra körfezi ile birlikte Afganistan’ı da kontrol altında bulundurmak son derece büyük bir öneme haizdir. Tüm bu faktörler kapsamında, ABD’nin Afganistan’da uzun süreli bir amacını gerçekleştirdiği söylenebilir. Bu nedenle Afganistan’dan bütünüyle çekilmesi ABD’nin tüm çabalarının boşa gitmesi anlamına gelmektedir. Dolayısı ile ABD Afganistan’da en azından kalıcı üsler kurmak ve istediği zaman yeniden asker getirmek için yeni yollar arayışına girmiş olabilir.

http://www.turksam.org/tr/a2602.html

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları