ABD – Türkiye İlişkilerinin Zayıf Halkası: PKK Sorunu – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______25 Ekim 2011_______

ABD – Türkiye İlişkilerinin Zayıf Halkası: PKK Sorunu

Milli Düşünce Merkezi
Paylaş:
Son dönemlerde çeşitli illerimizden aldığımız şehit haberleriyle tüm Türkiye terörün acımasız ve hain yüzüyle bir kez daha karşı karşıya kalmaya devam etmektedir. 12 Haziran milletvekili seçimlerinden sonra artmaya devam eden terör örgütü PKK eylemleri 24 Türk askerinin Hakkari’de şehit edilmesiyle zirveye ulaşmıştır. Amerikan medyasında saldırı sonucu PKK’nın 100 Türk askerinin öldürüldüğü ve 5 teröristin öldüğü açıklaması yer almaktadır.[1] Türkiye’nin terörle mücadele tarihinin en kanlı saldırılarından biri olan Yüksekova ve Çukurca saldırıları sonucu dünyanın çeşitli yerlerinden ve Türkiye içi resmi kanallardan birçok kınama mesajı yayınlanmıştır. Kameralar karşısında terör örgütüyle arasına tam anlamıyla bir set çekmek istemeyen bir hareketin de söz konusu saldırıyı kınaması herhalde “kınamanın” terör saldırıları sonrası durumlarda ne kadar adetten bir durum olduğu hakkında gerekli ipucunu sunacaktır.
Türkiye’de her konuda olduğu gibi terör saldırıları konusunda da gerek medyanın gerekse de siyasi kadrolar tarafından en fazla dikkat edilen açıklamaların başında ise ABD’nin (Amerika Birleşik Devletleri) yaptığı açıklama gelmektedir. Türkiye’yi en yakın ve güçlü müttefiklerinden biri olarak adlandıran ABD Başkanı Barack H. Obama, Beyaz Saray Basın Sekreteri Ofisi’nden yapılan açıklamada “Birleşik Devletler, PKK’dan gelen terörist tehdidi mağlup etmek ve Türkiye’nin güneydoğusundaki bütün insanlara barış, istikrar ve refah götürmek için çalışan Türk hükümetiyle mevcut olan kuvvetli işbirliğimizi devam ettirecektir”[2] ifadelerini dile getirmiştir. ABD Ankara Büyükelçisi de yine konuyla ilgili bir taziye mesajı yayınlamıştır. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise saldırılarla ile yaptığı açıklamada Obama’ya katıldığını belirtirken Türkiye ile ABD arasındaki “güçlü” işbirliğini sürdüreceklerini belirtmiştir.
Son yıllardaki ABD-Türkiye ilişkilerinin terör boyutu incelendiği zaman karşımıza 5 Kasım 2007 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı George W. Bush ile görüşmesinden sonra başlayan teröre karşı istihbarat paylaşımı çıkmaktadır. Bu noktada sorulması gereken soru saldırının yapılışına bakıldığında Türkiye’ye Irak’tan sızan yaklaşık 200 teröristin ağır silahlarla saldırıya giriştiği anda istihbarat paylaşımından yararlanılıp yararlanılmadığıdır.
Türkiye’nin terörle mücadele tarihinin en büyük beşinci kaybının yaşandığı saldırı sonrası olay incelenecek olursa hiçbir detaya bakmadan, bölgede ya istihbarat paylaşımının tam anlamıyla yapılmadığı ya da alınan istihbarat çerçevesinde etkin bir biçimde hareket edilmediği ortaya çıkmaktadır. Yakın günlerde Obama ve Erdoğan arasında yapılan görüşmede “istihbarat paylaşımını” aşan bir sürecin[3] altı çizilmesine rağmen meydana gelen bu saldırı, bir yerlerde düzgün gitmeyen bir olguya işaret etmektedir.
Bunlara ek olarak, dünyada büyük tartışmalara yol açan WikiLeaks belgelerinin de Türkiye’nin PKK ile mücadelesinde, ABD’nin insansız hava araçları “Predator”lere, U2 casus uçaklarına ve istihbarat kaynaklarına oldukça bağımlı olduğunu ortaya koyduğu iddia edilmektedir.[4] Normal şartlarda bölgede, ABD’nin terörle 30 yıldır mücadele eden ve bölgeyi tanıdığını iddia eden bir ülkenin tecrübelerine ihtiyaç duyması gerekirken, Türkiye’nin “kendi terörüyle” mücadelesi çerçevesinde Irak’ı işgal eden ve sadece 7 yıldır bölgede bulunan bir devlete bu denli bağımlılığı da soru işaretlerinden biridir.
Irak’ın kuzeyine yapılan her harekattan önce ABD, Türkiye’ye destek verdiğini açıklamaktadır; fakat terör sorunun çözümünde ABD’nin yapacakları hakkında hiçbir zaman net bir bilgiye sahip olunamamıştır. Açıklamalar analiz edildiğinde ise ABD’nin her zaman temkinli olmayı elden bırakmadığı da görülecektir. 2008 yılındaki Güneş Harekatı’na istinaden dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice, ülkesinin terörle mücadelede Türkiye’ye verdiği desteği vurgularken “Bu son operasyon, mümkün olan en kısa sürede bitirilmeli. Şunu akılda tutmalıyız ki, bir taraftan teröristlerin yaptıkları işin durdurulması gerekirken, diğer taraftan da bölge istikrarsızlaştırılamaz”[5] ifadeleriyle operasyonların çerçevesini de bir bakıma belirlemiştir. Benzer bir biçimde, son kara operasyonu ile ilgili olarak “Müttefikimiz Türkiye’nin bu terör saldırılarına karşı kendini savunmak için harekete geçme hakkını tam biçimde tanıyoruz”[6] ifadelerini dile getirerek bu sefer de pasif kaldığını göstermiştir. İki açıklamada da Irak’ın egemenliğine saygılı olmanın altı çizilmiştir; fakat 2003 yılında ABD’nin Irak işgalinde “egemenliğe” saygı duymak bir yana dursun egemenlik adeta ayaklar altına alınmıştır. Bu da Amerikan yetkililerin bu kavramı kendilerine göre yorumladıklarının kanıtıdır.
Türkiye ve ABD’nin Farklı “Terör” Anlayışı
İki ülkenin “terör”den anladıklarının farklı olması en başta belirtilmesi mühim noktalardan birisidir. ABD, “hegemonyasını sürdürmek” için küresel terörü kullanırken Türkiye’nin terörle mücadelesindeki temel amacı “devletin bekası” olarak şekillenmektedir. Irak’a 2002 yılında yayınlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde (National Security Document) belirtilen “ön alıcı” (“preemptively”) bir vuruş icat edip uluslararası mekanizmaları yok sayarak giren bir ülkeye göre Türkiye’nin açıkça tehdit aldığı bir coğrafyaya müdahale etmesi kuşkusuz daha normal bir durumdur.
Ayrıca Türkiye ve ABD’nin Irak’taki faaliyetlerinin karşılaştırmalı bir analizi yapıldığında iki ülkenin bölgedeki etkinliğinin teknolojik nedenlerden dolayı değişim gösterdiği kolayca fark edilecektir. ABD’de askeri alanda ise Askeri İşlerde Devrim Projesine (Revolution in Military Affairs) dayalı olan teknolojisi yüksek, pahalı ve insan kullanılmayan teknolojiyle teröre karşı mücadele hedeflenmiştir. Türkiye’deki duruma bakıldığında, uzun yıllar boyunca bölgede yaşanan modern askeri ekipman ve profesyonel asker sıkıntısı terörle mücadelede büyük problemlerden olagelmiştir. Son teknolojiyi kullanan ABD’nin bile bölgede tam anlamıyla etkinliğini sağlayamadığı anlaşıldığında Türkiye’nin PKK’nın “vur-kaç” taktiğiyle tam anlamıyla baş edemeyeceği görülecektir.
Arap Baharı’nda ABD’nin Türkiye Modeli ve Terör
Yüksekova ve Çukurca’da son derece planlı olarak düzenlenen son saldırıda bölgesel faktörler ve ABD’yi ayrı ayrı düşünmek de doğru değildir. PKK içerisinde Suriyelilerin büyük bir bölüm oluşturduğu bilinmekteyken Türkiye’nin Suriye’deki olayları kendi iç meselesi olarak deklare etmesi ve Dışişleri Bakanlığı üzerinden Suriye’deki muhalif gruplarla resmi düzeyde temas kurulması Suriye’nin de PKK’yı Türkiye’ye karşı kullandığı ihtimalini doğurmaktadır. Zamanında cetvelle çizgileri çizilen Orta Doğu coğrafyasının yeniden düzenlenmesi bağlamında, Batı tarafından gösterilen “model” rolü oynayan Türkiye, maalesef kendisini kanlı bir senaryo içerisinde bulmuştur. Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın Kenya’nın başkenti Nairobi’de yakalanmadan önce, Şam’da bulunması da örgüt ve Suriye arası ilişkilerin yeni olmadığını göstermektedir.
Bu olaylar çerçevesinde, İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın ülkesinin ilişkilerinin kötüleştiği Türkiye’ye karşı PKK’nın kullanılması gerektiğine ilişkin planı hatırlandığında PKK’nın dış güçlerin taşeron örgütü olduğuna dair durumu da gözler önüne serilmiştir.
Değerlendirme
Her iktidar döneminde dile getirilen “Bıçak kemiğe dayandı” klişesi iç politikada ne ifade ediyorsa ABD yetkililerinin Türkiye ile ilişkilerde “PKK ile mücadelede yanınızdayız” demesi dış politikada aynı kısırlığı ifade etmektedir. Gelinen noktada, Türk halkının “Facebook paylaşımlarının” bile dünyanın hegemon ülkesi ABD ve bölgenin güçlü devletlerinden olan Türkiye arasındaki “istihbarat paylaşımından” daha fazla terörle mücadele çabası taşıdığı apaçık ortadadır. ABD’nin Türkiye’deki terör olaylarına bakışı tam anlamıyla net olmadığı da burada belirtilmeden geçilmemelidir. ABD resmi olarak PKK’yı bir terör organizasyonu olarak tanımlarken, medyası PKK’dan “Kurdish rebels” (“Kürt isyancılar”) olarak bahsetmektedir.
Terörün geldiği yer belli olmasına karşın, Irak’ın toprak bütünlüğünün ihlal edildiğini belirterek Türkiye’ye ilişkin dünya kamuoyunda zaman zaman olumsuz kanılar belirmiştir. Yıllar boyunca Türkiye, bazen sadece konuşarak bazen sadece savaşarak terörü bitirmeyi denerken söylemde tam bir denge noktası yakalayamamıştır. Bazı dönemlerde Türkiye’nin demokrasi konusundaki eksiklikleri göz ardı edilmiş gelinen dönemde de PKK’nın elindeki silah hesaba katılmamıştır.
En önemli nokta, terörün finans kaynaklarını yok etmek için de elle tutulur bir politika da uygulanmamıştır. Bunların da ötesinde, Türkiye’de bazı belediyelerin PKK’nın şehir yapılanması olarak bilinen KCK’ya “devrim vergisi”[7] altında ulaştırdığı paralarla devlet adeta terörü kendisi finanse eder hale getirilmiştir.
Dolayısıyla ABD ile Türkiye birbirini “güçlü” müttefiklik bağlıyla bağlı ülkeler olarak adlandırırken Türkiye için en hayati konu, ilişkilerdeki en zayıf halka olarak çıkmaktadır. Ayrıca, Batı’nın istediği bir düzenin oluşumunda kendisini ön planda konumlandıran Türkiye’ye, terörle mücadelede kayda değer bir destek verilmemesi, örneğin NATO’nun devre dışı bırakılması Türkiye’nin dış dünyaya derdini tam açıklığıyla anlatamadığının da göstergesi olmuştur.


[1] Turkish Forces Pursue Militants Into Iraq, http://online.wsj.com/article/SB10001424052970204485304576640342908629606.html, Erişim Tarihi: 20 Ekim 2011.

[2]Türkiye’deki Saldırılara Dair Başkan Obama’nın Açıklaması, http://turkish.turkey.usembassy.gov/pr_101911o.html, Erişim Tarihi: 20 Ekim 2011.

[3] Başbakan Erdoğan: İstihbarat Paylaşımını Aşan Bir Sürecin İçinde Olduğumuz Muhakkak, http://www.haberler.com/basbakan-erdogan-istihbarat-paylasimini-asan-bir-2127090-haberi/, Erişim Tarihi: 21 Ekim 2011.

[4] U.S. Considering Ankara’s Request To Base Predators In Turkey To Fight A Kurdish Group In Northern Iraq, http://www.washingtonpost.com/world/national-security/us-considering-ankaras-request-to-base-predators-in-turkey-to-fight-a-kurdish-group-in-northern-iraq/2011/09/09/gIQA5R1fIK_story.html, Erişim Tarihi: 20 Ekim 2011.

[5] Rice: Türkiye İle Dayanışma İçindeyiz, http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/436763.asp, Erişim Tarihi: 21 Ekim 2011

[6] ABD’den Operasyon Açıklaması, http://www.hurriyet.com.tr/planet/19042740.asp, Erişim Tarihi: 21 Ekim 2011.

[7] PKK’nın Şehir Örgütlenmesi KCK Operasyonunun Mali Boyutu Ortaya Çıktı, http://www.internethaber.com/bdpli-belediyelerden-pkkya-vergi-378664h.htm#ixzz1bQYI9sBp, Erişim Tarihi: 21 Ekim 2011.

http://www.turksam.org/tr/a2506.html

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları