ABD VE ANKARA KIBRIS’TAKİ KOMUTANDAN NE İSTEDİ? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

432’inci Bilgi Şöleni: Kuşatıldık. Kıbrıs yeni Girit olamaz.

Türkiye kuşatılmış durumda. Kıbrıs'ta bu kuşatılmayı tamamlamaya doğru gidiliyor. Girit de benzer bir şekilde kaybedilmişti. 21'inci YY Türkiye Enstitüsü Başkanı Cahit Armağan Dilek, 17 Ekim Çarşamba günü saat 19:00’da yeni gelişmeler hakkında sohbet edecek.
-
_______4 Şubat 2018_______

ABD VE ANKARA KIBRIS’TAKİ KOMUTANDAN NE İSTEDİ?

Milli Düşünce Merkezi
Paylaş:

Dün Kıbrıs’ta 15 Temmuz gecesi yaşananlara dair yürütülen soruşturmadan ve dönemin Kolordu Komutanı İlyas Bozkurt ile Kurmay Başkanı Erdal Dodurga’nın tutuklanma gerekçelerinden söz etmiştik.

Erdal Dodurga’nın 1 yıl önce ifadesinin alındığına, iki hafta gözaltından tutulduktan sonra adli kontrol şartıyla bırakıldığına, 2 ay sonra adli kontrolün de kaldırıldığına dikkat çekmiştik. Geçen süre içinde dosyaya hakkında yeni bir iddia girmediği halde tutuklandı. Onunla birlikte bugüne kadar hakkında hiç soruşturma açılmamış olan ve 18 ay sonra ifadesi alınan İlyas Bozkurt da.

O yüzden Bozkurt’la ilgili iddiaları aktarmaya devam edelim.

-Kıbrıs’ta Darbe Komutana Yapılır-

“Darbeci ve FETÖ”cü mü?.. Sorgusunda, hakkındaki bu suçlamaları şöyle cevaplandırdı:

“Ben 2007’den beri bu örgütle mücadele halindeyim. Örgütün hedefindeyim. Bunu yer zaman, evrak, şahit göstererek ispatlamaya hazırım. Bana FETÖ’cü emir astsubayı tayin ettiler. Bunu almamak için tayin daire başkanı olan yanılmıyorsam Şener Topuç isimli tuğgenerali tehdit ettim. Emir subayını kendim seçeceğimi söyledim. ‘Eğer buna müsaade etmeyecekseniz yarın istifa ederim ve bunu basın açıklamasıyla bütün Türkiye kamuoyuna duyururum’ dedim. Daha sonra Balyoz süreci başladı. Karargâhımdan bir kurmay albay hapse atıldı. Bu albay tahliye olduktan sonra eski görevine başlattım. ‘Neden başlattın?’ diye beni eleştirdiler. İlerleyen dönemde bu albay ve yanı sıra bir yarbayı da daha düşük görevlere atadılar. Bunu da yine tehdit ederek değiştirdim. Askeri şahıs olarak bunları yaptığım için hedeflerindeydim. Beni Ankara’ya sokmadılar. KKTC’de darbeye gelince; KKTC Cumhurbaşkanına veya hükümetine darbe yapmak için bir sebep yoktur. Çünkü güvenlik gücü, polisi, askeri güvenlik komutanı aracılığıyla bana bağlıdır. Eğer Kıbrıs’ta bir darbe yapılacaksa, bu Barış Kuvvetleri Komutanına yapılır. Bu da darbe şeklinde olmaz, suikast şeklinde olur. Bu suikastı önlemek için de o gece önlem aldım. Kıbrıs’ın yerlisi olan polislerden oluşan korumaları mesaiye çağırıp, makamımın etrafında konuşlandırdım. Kurmay Başkanı dahil herkesin silahını çıkararak makamıma girmesi talimatını verdim. Türkiye’de yapılan darbeye destek vermedim.”

Darbe için KKTC’den Türkiye’ye yardım gönderilmesinin hayal mahsulü olduğunu belirten Bozkurt, “Ayrıca ateşkes koşulları olduğu için Kıbrıs’tan herhangi bir birlik intikali tamamen intihardır” dedikten sonra da iktidardaki DİSİ Partisinin eski milletvekili Hristos Rotsas’ın o gece sosyal medya hesabından, “Türkiye’deki darbe gecesi büyük bir fırsat kaçırıldı. Esir Kıbrıs 42 yıl eli-ayağı bağlı pasif oturmasaydı, dün gece belki de Kıbrıs’ın gecesi olacaktı” şeklinde paylaşım yaptığını hatırlattı.

-Ege’deki Adaların İşgâli İfadeye Girdi?-

Bozkurt, polisteki ifadesinin son bölümünde ise özetle şunları anlattı:

“TSK bölgesinde 2010 yılına kadar en güçlü orduydu. 2010 yılından sonra bu hain FETÖ terör örgütü çeşitli suçlar icat ederek, iftiralar atarak, kumpaslar kurarak Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin yetişmiş kalifiye subay ve general mevcudunun yarısından fazlasını Balyoz, Poyrazköy, Amirallere suikast, İzmir casusluk ve Ergenekon gibi uydurma davalarla harcamıştır. Yerine kendi adamlarını maharetle yerleştirmiştir. 2016 yılına gelindiğinde hemen hemen kalan yarısını da 15 Temmuz darbe girişiminde harcamıştır. Kara Kuvvetlerinde şu anda hemen hemen kurmay subay bir elin parmakları kadar kalmıştır. TSK’nın beyin takımı yok olmuştur. Bu durumu ABD, Almanya, İngiltere gibi Batı ülkelerinin yanısıra Yunanistan da bilmektedir. Onun içindir ki, Ege’de Türkiye’ye ait adaları fütursuzca işgâl etmektedir. Yunanistan Savunma Bakanı küstahça, ‘Sıkıysa gelin, alın’ demektedir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Yunanistan Kıbrıs adasının kuzeyindeki deniz sahasını bile parsellemeye cüret etmektedir. Hain Fetullah Gülen ABD’nin bir maşasıdır. CIA veya diğer ABD gizli servislerinin talimatı ile hareket etmektedir… Silahlı Kuvvetlerin bu hale gelmesine hiçbir düşman ülkenin gücü yetmezdi. Atatürk’ün dediği gibi, iç cephe dış cepheden daha önemli olarak meydana çıkmış ve FETÖ’cü bu hainler TSK’yı iyice zayıflatmıştır.”

-Rumları ve ABD’yi Böyle Kızdırmıştı-

Şüpheliler, “Darbeci ve FETÖ’cü” müdür? Bunu ortaya çıkaracak olan adli makamlardır. Bizi daha çok ilgilendiren, meselenin Kıbrıs politikamızla herhangi bir bağlantısı olup olmadığı.

Şimdi 2015 Kasım’ına gidelim. Kasım’ın ilk haftası Kıbrıs ve Türk basınında, “Kıbrıs’ta üniformalı resepsiyon krizi” başlıklı haberler yayınlandı. Haberler şöyleydi:

ABD’nin Rum kesimindeki Büyükelçisi Kathleen Ann Doherty bir tanışma resepsiyonu vermiş, bu resepsiyona TSK mensupları ilk kez üniforma ile katılmış ve Rum kesimi de kıyameti koparmıştı. Tepki gösteren sadece Rumlar değildi. ABD Dışişleri Sözcüsü de, “ABD, Kıbrıs’ta Türk güçlerini işgâlci olarak tanımlamaya devam ediyor. Üniforma ile katılmaları bizim onaylayabileceğimiz bir davranış değildir” demişti. Rum basını olayı, “ABD’nin KKTC’yi tanımasına yönelik bir adım” olarak yorumlayınca da ABD Büyükelçiliği, “Kıbrıs’a yönelik politikalarımızda değişiklik olmadığını güçlü bir şekilde tekrar teyit ederiz” açıklaması yapmıştı.

TSK’dan herhangi bir ses çıkmamış, ama Ankara’da, önümüzdeki dönemde yapılacak benzer bir etkinliğe Türk askerlerinin özellikle üniformasız katılımının istenebileceği konuşulamaya başlanmıştı.

“Üniforma krizinin” perde arkasını 20 Kasım 2015’te yazdık. Gerçek şuydu:

ABD Büyükelçiliği’nin her yıl düzenlediği bu resepsiyona sadece Kıbrıslı olan Türk subaylar çağrılıyor, Türk Barış Kuvvetleri yani Türk askerlerine ambargo uygulanıyormuş. Bunun üzerine 2014’te KKTC Güvenlik Komutanlığı ve Türk Barış Kuvvetleri, bundan sonra ABD resepsiyonuna hiçbir subayın katılmaması kararı almış, kararı TSK da onaylayınca o resepsiyona hiçbir asker katılmamıştı.

İşte bu tavır üzerine ABD Büyükelçiliği, 2015 resepsiyona hem KKTC Güvenlik Komutanı hem de Türk Barış Kuvvetleri Komutanını davet etmek zorunda kalmıştı. Evet, perde gerisinde “üniforma” sorunu da yaşanmıştı. ABD tarafı üniformalı katılım olmaması mesajı vermiş, ancak Türk tarafı, BM ve diğer ülkelerin askeri temsilcilerinin üniformalı katıldığına dikkat çekip, bu talebi reddetmiş ve üniformalı katılım gerçekleşmişti.

Üniformalı katılıma öncülük eden ve o “krizi” yaratan isim kim miydi; İlyas Bozkurt!..

-Darbeden 3-4 Ay Önceki Ziyaretler-

Bir başka bilgi veya söylentiye geçelim.

Malûm, Türkiye 2016’da Kıbrıs’ta “Çözüm” masasına yeniden oturdu. Rum kesiminin, “Sıfır asker, sıfır garanti” şeklindeki kesin şartına rağmen. Anlamı; Türk askeri Ada’dan çekilecek… Türkiye garantörlük hakkından vazgeçecek… ABD, AB ve Kıbrıs’ın garantör ülkelerinden İngiltere ve Yunanistan da Rumların bu şartını destekledi, destekliyor.

O müzakereler sürecinde perde gerisinde bulunan formül; Kıbrıs’ta NATO veya AB’nin garantörlüğü üstlenmesiydi.

Kıbrıs’ta böyle bir “çözüme” en başta karşı çıkan da tabii ki, TSK’ydı.

İşte iddia o ki, müzakereler sürerken Rum kesimindeki ABD Büyükelçiliği yetkilileri, Türk Barış Kuvvetleri Komutanı İlyas Bozkurt’u ziyaret edip, bu yeni “garantörlük formülü” hakkında görüşünü sorarlar. Bozkurt, Türkiye’nin garantörlük hakkından asla vazgeçmeyeceğini vurgular.

Yine iddia o ki, ABD’lilerden kısa bir süre sonra bu defa Ankara’dan bir yetkili Bozkurt’u ziyaret eder. Yetkili, ABD’liler kadar açık olmasa da üstü kapalı bir şekilde NATO veya AB garantörlüğü konusunda Bozkurt’un ağzını arar. Anlatıldığına göre, bu görüşme, kavgaya varan bir tartışmayla sonuçlanır!..

Bilindiği gibi, Kıbrıs müzakereleri Rum kesiminin, “Garantörlüğün sona ermesi, Türk askerinin Ada’dan çekilmesi” şartlarında ısrar etmesi nedeniyle sona erdi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Bunun son konferans olduğunu söylemiştik” demesine rağmen Nisan ayında müzakerelerin yeniden başlanmasının beklendiğini hatırlatıp, bir başka ayrıntıya geçelim.

-Komutanın 4 Ay Önceki Demeci-

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak’ın, “Siyasi otorite seninle çalışmak istemiyor” demesi üzerine İlyas Bozkurt’un darbeden sonra emekliliğini istediğini belirtmiştik.

Bozkurt emekli olduktan 14 ay sonra ortaya çıktı. Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Ahmet Takan’ın köşesinde.

Takan 17 ve 19 Eylül tarihlerinde, Bozkurt’un bazı açıklamalarına yer verdi. İlk bölümde, darbe gecesi KKTC’de yaşananları aktaran Bozkurt, ikinci bölümde KKTC’deki siyasi ve sosyal havayı, Türkiye karşıtlığının nasıl arttığını anlatırken, Türkiye’yi de şöyle eleştirdi:

“Hemen hiç gecikmeksizin bir acil eylem planı oluşturması lâzım Türkiye’nin. Hükümetin bu konuda bir karar vermesi lâzım. Bir siyasi irade lazım. Bir stratejik iletişim planına ihtiyaç var. Herkesin askeriyle, dışişleri bürokratı ile ekonomi bürokratları ile bu Kıbrıs yardım heyetinde görev alan herkesin ortak dilden konuşması lâzım. Birisi farklı, birisi farklı konuşmaması lâzım. Kıbrıs halkının hassasiyetlerine dikkat etmek, o konularda da hata yapmamak lâzım… Kıbrıslının hayat tarzına karışıyormuş imajını vermekten de kaçınmak lâzım. Gençlere yönelik, gençleri hedef alan Türklük bilincini Türklük duygusunu yükseltecek programlar yapması lâzım. Büyükelçi, sömürge valisi gibi demeçler vermemeli. Büyükelçi, Büyükelçiliğinin bilinci içerisinde demeçler vermeli kamuoyuna. Söyleyeceği bir şey varsa kapalı kapılar arkasında Cumhurbaşkanı, Başbakan ile konuşmalı aksi takdirde sol bunu hemen istismar eder. ‘Bizim vali yine konuştu’ gibi.”

Darbeden sonra 18 ay boyunca ifadesi dahi alınmayan İlyas Bozkurt’un şimdi tutuklanması, bu açıklamaları bağlamında da dikkat çekici değil mi?

Toparlarsak;

15 Temmuz’dan sonra Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzais, “Darbeye Kıbrıs’taki işgâl güçlerinin de katıldığını, bunun çağdışı garantörlük sisteminin kaldırılmasını istemekte ne denli haklı olduklarını gösterdiğini” söylemişti!..

Biz Yunanistan’a kaçan darbecilerin yargılanmasını ve iadesini beklerken, Kıbrıs’taki komutanlarımız tutuklandı…

İnşallah mesele sadece “Darbe ve FETÖ”dür… Kıbrıs’ta “çözüm” için yeni bir “kanal” ve TSK’ya “uyarı” değil!..

Müyesser YILDIZ

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları