‘Açılım’ın 3. dalgası derin! – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______3 Kasım 2011_______

‘Açılım’ın 3. dalgası derin!

Milli Düşünce Merkezi
Paylaş:

ABD’nin özel bir heyetle Türkiye’de günlerdir sürdürdüğü temaslara, emekli Tuğgeneral Nejat Eslen’den çarpıcı bir değerlendirme geldi: İran-Suriye bloğunu yok etmek isteyen ABD, 2003 ve 2006’nın ardından açılımın 3. dalgasına hazırlanıyor.

ABD istihbarat heyeti 3. açılım hazırlığında
Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, Amerika’nın İran-Suriye blokunu ortadan kaldırmak için bir süredir askıya aldığı PKK açılımını yeniden gündeme getirdiğini öne sürdü.
Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, ABD’nin bölgede İran’ı, Türkiye ile dengelemeyi planladığını belirterek, ileride İran ve Suriye blokunun kullanması ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla da askıya alınan PKK açılımını gönderdiği özel temsilci ve uzman heyetle yeniden başlatmış olabileceğini öne sürdü. “Demokratik açılım”ın ilk kez 2003 yılında Abdullah Gül’ün Başbakan olduğu dönemde gündeme geldiğini belirten Eslen, “Bu plan akamete uğrayınca 2006 yılında yeni bir planın yapıldığı ve görüşmelerin Norveç’in Başkenti Oslo’da sürdürüldüğü ses kayıtları ile de açığı çıktı. Bu konuşmalardan PKK ile büyük ölçüde anlaşmaya varıldığı da anlaşıldı. Habur Sınır Kapası’nda batağa saplanan ‘Demokratik açılım’ süreci ABD’nin empozesiyle yeniden başlamıştır” diye konuştu.

Anayasa ve çekilme süreci
ABD’nin askerlerini Irak’tan çektikten sonraki dönemi organize ettiğini ileri süren Eslen, “Burada ABD’nin en temel sorunu askerlerini Irak’tan çekince ne olacağı konusudur. Türkiye’nin Irak’ın Kuzey’inde yer alması bunun karşılığında da PKK’nın sılahsızlandırıllması teklif edilmiştir. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu işi 10 Mart 2009’da ‘Yakında güzel şeyler olacak’ diye duyurdu. Ama bu güzel şeyler hiç olmadı, olamadı. Müzakerelerde anlaşma sağlanamadı. Bu yeni gelen heyetle benzer bir süreç yeniden başlatılacak. PKK’nın son dönemde saldırılarını yoğunlaştırmasının altında yatan neden de budur. Yeni anayasanın yazılması süreciyle ABD’nin Irak’taki askerlerini çekmesinin aynı zamana denk gelmesi bir tesadüf müdür? Bunu düşünmek lazım” dedi. Eslen, ABD’nin Orta Doğu’da kendi çıkarlarını gerçekleştirmek için bir taraftan Türkiye’yi bu Arap Baharı’nın içine çektiğini, bir taraftan da yeni anayasa yazılmasını bir fırsat olarak kullandığını belirterek, “PKK’yı silahsızlandırmak ve Türkiye’yi Irak’ta oluşacak güç boşluğunun içine çekmek istiyorlar. Batılılar yani ABD ve Avrupa Birliği (AB) yeni anayasayı Kürt sorununun çözümü için de fırsat olarak görüyor. Onun için devletin üniter yapısının değişmesi ve PKK’nın taleplerinin anayasada yer almasını istiyorlar. Yeni anayasa ile ‘özerklik’ tanımlanacak” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin aleyhine
Eslen, İran, Suriye, Irak, PKK ve Kürt meselesinin iç içe bir konu haline geldiğini kaydederek şunları söyledi: “Burada çok ciddi bir tehlike var. Türkiye ABD’nin politikası paralelinde Suriye’deki rejimi değiştirmeye çalışıyor. PKK ve Kürtler, Suriye’deki muhalif hareketlere şimdilik müdahale etmiyor. Kürtler,  Esad iktidarda kalırsa onlara özerklik vermesini bekliyor. Zaten  Esad, Kürtlere bazı haklar vaat etti. Suriye’de rejim değiştirilirse de yani Suriye demokratikleşirken de Kürtler özerklik kazanacak. Bu nedenle Suriye’deki gelişim her halukarda Türkiye’nin aleyhine.”

ABD heyeti buharlaştı mı?
ABD Savunma Bakanlığı Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Büyükelçi Alexander Vershbow başkanlığında Pentagon ve CIA mensubu bir heyet 27 Ekim’de Türkiye’de temaslarına başladı. Sonra da sırra kadem bastı. Kamuoyu, bu uzman (!) heyetten ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Victoria Nuland’ın, 26 Ekim’de düzenlediği basın toplantısı sayesinde haberdar oldu. Nuland, ABD Başkanı Barack Obama’nın, Başbakan Tayyip Erdoğan’a telefon konuşmasında belirttiği, ABD Savunma Bakanlığı öncülüğündeki kurumlar arası heyetin, bazı ikili temaslarda bulunmak üzere Türkiye’ye gitmekte olduğunu söyledi. Nuland, bir soru üzenine de Türk ve Irak hükümetlerini, terör örgütü PKK’nın etkisini sınırlama yönünde birlikte çalışmaya çağırdıklarını kaydetti Türkiye’ye gelen CIA-Pentagon heyeti, Dışişleri ve Genelkurmay yetkilileriyle görüştü. Heyetin resmi gündemi “terörizme karşı işbirliğini güçlendirme” olarak duyuruldu. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da “Sayın Obama’nın özel temsilcisi olarak geldiler. Heyetlerimizle teknik görüşmeleri yaptıktan sonra da ben kendilerini kabul ettim. Şunu ifade etmek isterim. Özel temsilci Vershbow, Türkiye ile dayanışma içinde olduklarını bir kez daha Obama’yı temsilen ifade ettiler” şeklinde açıklama yapmıştı. Davutoğlu, önümüzdeki günlerde bu konuda kamuoyuna gerekli bilgilerin süreç tamamlandığında verilecegini söyledi. Bunun dışında heyetin kimlerden ve kaç kişiden oluştuğu, neler konuşulduğu bilinmiyor. Türkiye’den ayrılıp, ayrılmadıkları veyahut içlerinden kalanlar olup olmadığı belli değil.

Saddam’a trilyon Kaddafi’ye milyar
Arap Baharı sürecinin devam edeceğini belirten Eslen Şunları söyledi: “ABD, Saddam Hüseyin rejimini değiştirmek için Irak’ta askeri gücüyle yaptığı müdahale için 1 trilyon dolardan fazla para harcadı. Libya’da ise ABD, Kaddafi’yi devirmek için sadece 1 milyar dolar harcadı. ABD’nin uygulamaya başladığı bu yeni konsept daha ucuz ve daha etkili olduğu için bunun devamını beklemek lazım. Eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın ’Orta Doğu’daki bütün ülkelerin haritasını değiştireceğiz’ şeklindeki açıklamayla koyduğu hedef bugün Arap Baharı ile gerçekleşiyor.”

Radarın amacı İran’ı gözlemek
ABD’nin İran’daki rejimi değiştirmeyi istediğini belirterek, “Türkiye’nin yakın coğrafyasının etrafında güç kazanırken anayasa süreci ile Türkiye’nin içini daha fazla etkileyecek. Şunu da unutmamak lazım ki ABD’nin Orta Doğu’daki asıl hedefi İran’dır. İran’daki rejim değişikliği gerçekleşmeden ABD’nin bölgedeki jeopolitik çıkarları tamamlanmış olmaz. Türkiye’de konuşlandırılan anti füze radar sistemlerini de bu kapsamda değerlendirilmeli. Artık ABD kaynakları da açıkça bu radarların İran’a karşı olduğunu yazıyor” diye konuştu.

Pandora’nın kutusu açıldı
Irak’ın kuzeyinde zaten özerk bir yapının bulunduğunu belirten Eslen, “Bu Suriye’de de tesis edilirse Türkiye’deki ayrılıkçı Kürtler için örnek teşkil edecek. Bütün bunlar şunu gösteriyor. Arap Baharı ile beraber Pandora’nın kutusu açıldı. Türkiye’de bunu bir fırsat olarak görüyor. Yanlış olan bu. Orta Doğu’daki gelişmeler zaman içinde Türkiye’yi bataklığa sürükleyecek. Irak-Suriye bataklığı, PKK meselesiyle birlikte Türkiye’nin içini de daha fazla etkileyecek. Bugün Suriye’de şunu görüyoruz. Türkiye muhaliflere her türlü desteği veriyor. ABD, Türkiye’yi bir maşa gibi kullanıyor” dedi.

PKK’nın talebi anayasa hükmü
Eslen, ABD’nin ’Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Planı’nın yeni adının ’Arap Baharı’ olduğunun altını çizerek şöyle konuştu: “Bu Arap Baharı, Afrika’nın Kuzeyi’nde ve Orta Doğu’da rejimleri ve jeopolitik dengeleri değiştirirken Türkiye’yi de bir hedefe dönüştürecek. Hedefe dönüştürmenin anlamı şudur: Anayasayı devletin üniter yapısını bozacak. PKK’nın siyasal taleplerini anayasal hüküm haline dönüşecek. Bu Arap Baharı, çok hızlı gelişen ve dinamik bir süreç. Türkiye, bu konularla ilgili her adımını çok iyi hesaplayarak atmalı.”

Irak’taki silahlı güçlerin durumu
Eslen, ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesiyle birlikte bölgede olası gelişmeleri ise şöyle değerlendirdi: “ABD askeri Irak’tan çekildikten sonra Irak’ta ciddi bir güç boşluğu oluşacak. Çünkü ABD’nin kurduğu yeni Irak ordusu şu anda etkin durumda değil. Irak’ın içerisinde çok farklı silahlı güçler var. Bunlardan birisi ABD askeri gücü ki bunlar çekilecek. Benim yaptığım araştırmaya göre muhtemelen 3-5 bin kadar asker bırakılacak. ABD’de bazı çevrelerde Irak’tan askerlerin çekilmesi noktasında çok ciddi muhalefet ve tepkiler var. Bu muhalefet şundan kaynaklanıyor. ABD çekilince bu boşluğu İran’ın doldurma kaygısı var. Kuzeyde peşmergeler var.”

 

kaynak: http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=58477

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları