ADI KONAMAYAN MİLLET – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______8 Aralık 2013_______

ADI KONAMAYAN MİLLET

Osman Erenalp
Paylaş:

 

Başka konuda tarih yazdılar mı, onu kendileri bilirler ama bu konuda tarih yazıyor “memleket dâhilinde iktidara sahip olanlar”.  

“Adı belirsiz kimdir?”

 Kim için ad aranır?”

“Dünyaya gözlerini yeni açan için”.

Ya da cadde, sokak, apartman, ürün, şirket, işletme gibi yeni vücuda getirilenler için.

Ad bir defa konur. Kuralları vardır onunda. Kolay iş de değildir onu bulmak. Sözlük de yeterli gelmez. Bilgelik, ariflik, daha başka meziyetler de gerektirir. Kişi, adını kendi koyamaz. Bilmediği dünyada adları öğrenmesi icap eder önce.  

 O yüzden Hz. Âdeme önce adlar öğretilmiştir. “Allah, Âdem’e bütün varlıkların isimlerini öğretti”  (Bakara 31)

Adlar, âlemi anlamlı kılarlar. Hayatı kolaylaştırırlar. İnsan kadar, eşya kadar milletlerin de birbirini tanımaları önemlidir.

Cenab-ı Hak ayet-i kerimede buna da işaret etmiştir:

“… Ve sizi milletler ve kabileler kıldık ki, birbirinizi (soyunuzu, babalarınızı) tanıyasınız. ( Hucurat 33)

Kişinin ilk öğrendiği, kendi adıdır. Onunla irkilir. Cevap verir. Kendini ifade eder. Tanır, tanınır. Çevre edinir. Sosyalleşir. Bu bakımdan adıyla yaşıttır denilebilir kişi. 

“Adım gibi eminim” sözü vardır bir. En bilinen üzerine teminattır bu bir bakıma tüm bilinenler içinde. Ad koyucunu adların en güzelini seçmesi bu yüzdendir. Peygamberimiz de “Çocuklarınıza güzel adlar koyunuz” buyurmuştur. Bugün daha dünyaya gelmeden adlar konmaktadır. Ancak bu iş her devirde bugünkü kadar kolay olmamıştır.

Kadim Türklerde bir gelenek vardır ki “iyi ki günümüze kadar devam etmedi” dedirtecek türdendir. Çoğu adsız kalırdı maazallah diyesi gelir insanın. Boğaç Han hikâyesinden biliriz biz onu. Yiğitlik göstermesi istenirmiş dünyaya yeni gelenden. Ne zaman o yiğitliği gösterdi –Koca boğayı bir yumrukta alt etti mesela- o zaman ad almaya hak kazanırmış. Dedem Korkut adını, Allah da yaşını verirmiş o saatten sonra. Biz bunlar hikâyelerde kaldı sanırdık ki tarih tekerrür etti. Kendisinden yiğitlik istenene bu kez koca bir millet. Dünyada 250 milyon insanın konuştuğu dili (BM ye göre 5. sırada), bilinen en az beş bin yıllık geçmişi olan bir millet.

Sâbi yerine konan o.

“Milletim!” demek var ama adını demek yok. Ekran gediklileri bunun da hikmetini anlatıyor toplumu dönüştürüyorlar hummalı şekilde.

“Türk diye ırk yok”.

“Ulus devletçi erkin uydurmaları”.

“Tektipleştirme, dayatma” bütün bunlar. Uyutulmuşuz meğer “Türk Milleti” denilerek.

“Ondan arındırılınca sıra “Türkiye’ye” gelecek, oradan türkü’ye kadar da uzanacak muhtemelen, görünen o.

Madem bildiklerimiz yanlışmış. Hafızalarımız formatlanacak. Adımıza yakışır ad olsun. Katkımız bulunsun.

“Millete ad aranıyor” ilanı verilebilir. Ödül konabilir derece alacaklara. Mahir birine sipariş edilebilir. Bunların hiçbiri dikkate alınmaz iktidar erki KHK ile münasip bir ad belirleyebilir. 

Ama “dış eş başkan”lar var malum bir de. Onlara da sormak icap edebilir. O halde bir Oslo’yla, Kandil’le sınırlı kalmamalı. “Yedi düvele” sorulsun.

Eni iyi onlar bilir çükü bu milletin adını.  

Ayak izleri taze daha bu topraklara.

“Milletim de dışarıda kalmasın” deniyorsa -hikmetinden sual olunmaz- Çıkıp o da göstersin yiğitliğini. Onun için değil mi zaten bütün bunlar?     

“Dirsehan oğlu Boğaç Han” benzeri olması gerekmez illa. Devir o devir değil.

Daha muasır yollar var bu işin. Tek oyla sandığa gömsün mesela beğenmediğini. Kendi koysun öz adını. İsim babalarına bırakmasın. Bitsin bu “milletim” muamması. Dolaşalım biz de adı belli milletler içinde, adı belli bir millet gibi.

Her yüzyılda bir adımızı hatırlatmak gerekiyor zaten. Tarih tanık buna. “Hafıza-i beşer nisyan ile malul”. Unutuluyor demek ki, ne yapalım. Suç bizim değil.   

Bu da bu coğrafyanın kaderi işte.

Ama önce adını koymak lazım oyunun.

Acil konması gereken o.

Arif bir millete bir on yıl yetmiştir artık.

Daha da fazlası basiretsizlik olur.

O ad ortaya çıkmış adının da “bölücülük” olduğu anlaşılmıştır. Mesele budur.

Onu bozmak da senin elindedir.

 “Sahipsiz vatanın batması haktır.

 Sen sahip olursan batmayacaktır”

 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları