Alemde Şer, Oğuzda Er Tükenmez – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______18 Mart 2013_______

Alemde Şer, Oğuzda Er Tükenmez

Nurullah Çetin
Paylaş:
 

Millî kahraman, Türk milletinin yer altı ve yer üstü bütün zenginliklerini, maddi ve manevi bütün değerlerini, vatanını, bayrağını, devletini, kültürünü, dilini, dinini, namusunu; velhasıl bütün değerlerini canı pahasına koruyan adamdır. 

Millî kahraman, sadece Allah’a, vicdanına ve milletine hesap veren; bunların dışında hiçbir emperyalist güçten, odaktan, kişiden ve kurumdan korkmayan adamdır. 

Millî kahraman, her zaman mensup olmaktan büyük şeref duyduğu Türk milletini düşünen, koruyan, yücelten, geliştiren ve bunun için her türlü fedakârlığa katlanan adamdır. 

Millî kahraman, Türk’ün ruhunu, nefsin ve şeytanın esaretinden kurtaran gönüller, kalpler fatihi, ruh ve iman istiklalcisidir. Millî kahraman, millet mistiği bir fedaî ve serdengeçtidir. 

Türk milleti, uzun tarihi boyunca bağrından milyonlarca millî kahraman çıkarmıştır, çıkarmaktadır, çıkaracaktır inşaallah. 

Türk tarihi değişik şekillerde tekerrür ediyor. Türkiye’nin bugünkü iç karartıcı hali, eski Türklerin değişik tarihî dönemlerine çok benziyor. Bunlardan sadece ikisine yer vererek bu tecrübelerden hareketle önümüzü aydınlatıp yolumuzu ve yönümüzü bulamaya çalışacağız. 

Önce Göktürkleri hatırlayalım. Göktürk devleti çökertilmiş, Türk milleti, çil yavrusu gibi dağıtılmış, geri kalan Türkler ve vatanları Çinliler tarafından esir edilmiş. Çinliler, esir aldıkları Türkleri Çinlileştirerek eritme projesini uygulamaya başlamışlar. Türk kültürünü, inançlarını, kimliğini, kişiliğini, dilini ve âdetlerini yok ederek tamamen Çin kültürünü aşılamaya başlamışlar. Hakan ailesinden kalan tek Göktürk prensi de Çin esareti altındadır. Millî kahraman Kürşad ve 40 yiğit arkadaşı, büyük bir plan yaparlar. Buna göre Çin sarayını basıp Çin kralını esir edecekler, sonra Göktürk prensi ile takas edeceklerdir. Nihayet sayılarının azlığına bakmadan Kürşad ve arkadaşları, Çin sarayını basarlar. Fakat binlerce Çin askerini geçemezler. 41 Türk yiğidi, koskoca Çin ordusuyla sonuna kadar erkekçe savaşır, kendileri ölür; ama Çin ordusuna büyük bir zayiat verdirirler. Kendileri ölürler ama bunların cesareti sonucu Türkler, yeniden kendilerine gelip toparlanırlar ve Asya’nın en büyük devleti olan 2. Göktürk Devleti’nin kurulmasına zemin hazırlarlar. Milleti ve devleti için kendisini feda eden Kürşad ve 40 arkadaşı, asırlar geçse de Türk’ün gönlünde taht kuran serdengeçti millî kahramanlarımızdır. Yol açan öncü ufuk adamlardır. 

Bugün de, Göktürklerde olduğu gibi Türk Devleti, Türk vatanı ve Türk siyasi iradesi, Amerika ve Avrupa tarafından esir alınmıştır. Çinlilerin Göktürklere uyguladığı gibi günümüzde de Batı emperyalizmi, millî İslamî Türk kültür değerlerini yok ederek, maddi ve manevi bütün varlıklarını alarak milletimizi kendi kokuşmuş kültür yapısı içinde eritmeye, mankurtlaştırmaya, silikleştirmeye, ezmeye devam ediyor. Bu esarete son verip, bütün dünya Türklüğünün derlenip toparlanarak bu coğrafyanın en büyük Türk Devletinin kurulmasına zemin hazırlayacak yeni fedai Kürşatları ve arkadaşlarını bekliyoruz. 

Günümüz Türkiye’sinde tekrarlanan bir başka tarihî döneme bakalım. Hun Türklerinin güçlendiğini gören Çinliler, savaş için bahane ararlar. Elçi göndererek Mete Han’dan atını isterler. Mete Han Kurultayı toplar ve fikir alır. Kurultay, “millî gururumuzdur, vermemeliyiz” der. Mete Han ise kurultay kararına karşı çıkarak: “İstedikleri at bana aittir. Kendime ait bir mal için milletimi savaşa sürükleyemem. Atım milletim için feda olsun!” der ve atını verir. Çin, bununla yetinmez ve bu sefer cariyesini ister. 

Mete Han bunu da Kurultaya götürür. Kurultay yine “şerefimizdir veremeyiz” der. Mete Han yine: “Evet, bu kadın benim için çok değerlidir ama, milletim için feda etmekten çekinmem. Kendi menfaatim için savaşı göze almak milletin kaderiyle oynamaktır. Atım gibi onu da milletime feda ediyorum!” der ve verir. 

Fakat Çinliler, bunlarla tatmin olmaz, savaş için bahane üretmeye devam eder ve iki ülke arasında bulunan bir toprak parçasını da isterler. 

Mete Han yine Kurultay’ı toplar. Kurultay üyeleri bu sefer, “verimsiz bir toprak parçasını düşmana vermekten ne çıkar” kararına varırlar. Ama Mete Han buna da karşı çıkarak şöyle der: 

“Ey gün görmüş ihtiyarlar! Şimdiye kadar düşman tarafından istenen şeyler benim şahsıma aitti. Şimdi istedikleri toprak parçası ise milletimize aittir ve vatanımızın bir parçasıdır. Söyler misiniz, kimin malını kime veriyoruz? Artık savaş kaçınılmaz olmuştur. Herkes bunu böylece bilsin ve hazırlığını yapsın!” 
Mete Han, ordusunu toplayarak onlara şöyle hitap eder: “Vatanı için her an ölmeye hazır olan kahramanlarım! Artık düşmana verilecek bir şeyimiz kalmadı. Şimdi onlara oklarımızla, kargılarımızla ve kılıçlarımızla cevap vereceğiz. İl Beyleri, Boy Beyleri, askerlerim! Hedefiniz Çin ülkesidir; haydi, yürüyün!..” 

Mete Han, kurduğu bu ilk düzenli Türk ordusuyla savaşı kazanır ve bunun sonucunda atını ve kadınını da kurtarır. 

Şimdi ise Haçlı Siyon ruhlu emperyalist Batılı devletler, Türk milletinin, malını mülkünü, madenlerini, bankalarını, limanlarını, dilini, tarihini, kültürünü, kimliğini, milliyetini, siyasetini, güvenliğini, namusunu, kültürünü, dinini, vatanını; her şeyini istiyor. Maalesef o zamanın kurultayının devamı olan meclis üyeleri de Mete Han’ın makamında oturanlar da istenilen her şeyi vermekte bir tereddüt göstermiyorlar. O halde bu gidişata dur diyecek bir yiğit Mete Han çıkmalı ve Türk’ün haysiyetini, şerefini ve vatanını kurtararak bir büyük millî kahramanımız olmalıdır. 

Türk milleti ölmedi. Bağrından binlerce Kürşat, binlerce Mete Han çıkaracak bir zemine sahiptir. Ümidimizi diri tutalım. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez. 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları