“AVM”LER YABANCI TOPRAĞI MI? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______25 Haziran 2014_______

“AVM”LER YABANCI TOPRAĞI MI?

Osman Erenalp
Paylaş:

Üzerinde çiğnenirse şeref, hak.

Vatanlaşmış sayılamaz o toprak

                                   Basri GOCUL

          ***

Memlekette “mega-süper- gros” ile başlayan irili ufaklı yüzlerce alışveriş merkezinde müşteriye “yabancı müzik” dayatması devam ediyor. Kurumsallaşmış, olmazsa olmazı olmuş sanki iş yeri olmanın.

Millet de bizim gibi mi düşünüyor onu bilmiyoruz? Bekliyoruz bakalım bir Bayburtlu da çıkar da der mi ki; “Ülkeye ülke olalı böyle bir eziyet yaşatılmadı” diye.

Bilenlerimiz vardır. İlk orada görmüştüm. Burdur ve civar illerde yerleşik bir gelenek var. Semt pazarlarının açılışında en yakın cami hoparlöründen “Pazar duası” okunur. O an hayat durur. Eller havaya açılır. Alıcı, satıcı, tartı aletleri duanın bitimini beklerler. Öylece başlanır alışverişe. Bir onu gözümün önüne getiriyorum. Bir de açılıştan kapanışa kadar alışveriş merkezlerimizin dâhili ses düzeninden kulaklara uygulanan o baskıyı.

Şunu anlarız. İş yeri yabancınındır. Aynı anda hem malını, hem dilini hem müziğini pazarlamayı kim istemez? Ona sözümüz olamaz. Sözümüz onlarla yarışa giren bizimkilere. Bu konuda onların da önüne geçenlere…

Düşünelim ABD’nin bir eyaletini, eyaletlerinin çarşı pazarını. Avrupa’da, gelişmiş, gelişmemiş diğer ülkelerde, alışveriş yerlerinde Türk müziği çalındığını. Milyonlara Türk müziği dinletildiğini. Bedelsiz, kuruş harcamadan. Ne baht olurdu değil mi Türkçemiz için. Türk müziği için? Kim kime yapar bunu?

Kim yanaşır, kim razı gelir buna?

Türk’ün, Türkçenin yararına hele de… Mümkün değil. Biz yapıyoruz ama. Gönüllü bedelsiz olarak hem. Biliyoruz ki oraya gelen bizim insanımız. Orası da vatan toprağımız. Ama gene de dinlettiğimiz anlamadığı bir dilden şamata gürültü. Kusura bakılmasın ama adı aymazlık değilse ne bunun?

Şair diliyle söylersek; “Öz yurdunda garipsin öz vatanında parya”.

Başkasını bilmem ama onu dinlerken benim aklıma gelen; “Ben bıktım usandım elin dilinden oy…” türkümüz olmuştur hep. Bir de birinin çıkıp bu gibi merkezlere yönelik müzik yapması isteği. Bizim değerlerimizi yansıtan içinde türkülerin de olduğu. Bir şey almadan çıksa dahi duyduklarından mutlu olacak, onu kazanç sayacak türden. Kârlı da olur bakarsın. Kim bilir? “Helal gıdayı” akıl edenler, bunu da düşünsünler. Bizden hatırlatması. Ne dinlediğimiz önemli. Unutulmasın. Kulaklar da şahitlik edecekler hesap gününde, neler dinledik diye.

AVM’leri bir kenara bıraktık.

Hiç girmedik. Girdik, bıraktık kazandığını, moralimizi ya da attık dışarı kendimizi. Yürüdük durağa kadar. Bindik “Belediye otobüsüne” “metroya” v.s. Manzara aynı. Ellerde son model cep telefonları, kulağı küpeli, küpesiz, yeni, eski kuşak, baylar bayanlar. Gürültü kulaklıklardan dışarı taşmış etraf inlemekte. Bu kez ona katlanmak zorundasın ininceye kadar. Yürüyen AVM sanki toplu taşım değil de…

O da bitti diyelim. Ev yolunda bir hışımla yanından geçen içinde iki gencin, genç grubunun bulunduğu zahmetsiz edinildiği belli, fiyakalı otomobillerden sokağa taşana bak ne demek istediğimizi anla.

Demek isteriz ki;

Bu yabancı hayranlığı, bu gönüllü taşımacılığımız bizi hangi durağa ulaştırır? Akl-ı selim sahiplerinin oturup düşünmesi icap ediyor. Vergilendirilir mi? Kota mı konur? Nasıl olacaksa. Değilse gidişat iyi değil.

Dualı, türkülü, bereketli, alışverişler dileği ile…

(Ramazanınız mübarek olsun)

 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları