BU SİYASET DEĞİŞMELİ

İçimiz karartan haberden bıktık. Kavga-gürültü, gerilim, hakaret, iftira, yalan-dolan, vurgun-soygun, rüşvet, işsizlik, açlık-yokluk, intihar, cinayet, sönen ocaklar, iflas, haksızlık-hukuksuzluk, arsızlık, görgüsüzlük, doymazlık, gaflet, dalalet, ihanet, devlet-millet düşmanlığı, terör, şehitler-gaziler, ateş düşen yürekler; say sayabildiğin kadar; arkası gelecek gibi değil… Ne oldu bu memlekete? Huzurumuzu çalmışlar…

Dünkü gazete başlıklarına bakalım:

·         HDP, Suriye’nin kuzeyinde, PYD’nin ABD desteğiyle işgal ettiği bölgelerdeki sözde ‘yerel meclis’ seçimlerine gözlemci oldu. 11 milletvekili ve yöneticilerden oluşan HDP heyeti, bölgede Barzani’nin yolladığı grupla buluştu.

·         ABD’den PKK’ya 5 bin kalaşnikof.

  • Suriye’deki iç savaşı Esat kazandı.
  • AB, Terörle Mücadele Koordinatörü Gilles Gerchove, FETÖ’ye sahip çıktı.
  • CHP Sözcüsü Tezcan, para trafiği ile ilgili belgeleri basınla paylaştı.
  • Zarrab, 50 milyon dolar rüşvet verdiğini söyledi.
  • 175 bin esnaf kepenk indirdi.
  • Dış ticaret açığı yüzde 74 arttı.
  • Dolar ve altın yükselişe geçti.
  • Hükümetin ve ekonomi yönetiminin rasyonel ve çözüme dönük bir politikası yok.
  • ‘Yerli PISA’ ABİDE’nin ilki açıklandı: Sonuçlar vahim.

Örnekleri burada keselim; zira hepsini de yazmak mümkün değil; özellikle vahşiyane işlenen cinayetleri; borç batağındaki vatandaşların perişanlığını, intiharları…

Türk insanı her sabah kalktığında, gözünü bu tür haberlerle açıyor; asabı altüst olmuş ruh haliyle güne başlıyor.

Tablomuz, üç aşağı beş yukarı böyle. Demek ki ülkemiz yönetilemiyor. Düşmanlara fatura çıkarmanın alemi yok; herkes görevini yapacak. Dünyanın her yerinde ve bütün zamanlarda yöneticiler; kavgayı, kargaşayı, hele cinayetleri, gerilimi sevmezler; sükunet ve huzur isterler. Ki, hizmetler dayanışma içinde, verimli ve başarılı; insanlar mutlu olsun diye. Bu, herkesin bildiği bir şey; tamam da bizim ülkemiz böyle mi? Sabahtan akşama kadar TV ekranlarında kavga gürültü, öfke var; tansiyonlar olabildiğince yükselmiş vaziyette. Bıkmadan usanmadan sürüp gitmesine bakınca da, sanki her şey planlı yapılıyor; gündem bombalarını atan atana; tozdan dumandan geçilmiyor.

Gündem bombası deyince, 2003’leri hatırladık. Bir gün TV’de “AKP’nin Bir Bileni” olarak ün salan Korkut Özal, hararetle (mealen) şöyle konuşuyordu: “Abdullah ve Tayyip beylere söyledim; gündem bombası atacaksınız, tesiri bitmeden yenisini atacaksınız; siz de bu arada yolunuza devam edeceksiniz.” Türkiye buna göre yönetilmiştir diyemeyiz; ancak, gündemi hep iktidarın belirlediğini söyleyebiliriz. Böyle olunca da; iktidarı da, muhalefeti de, Türk toplumu da, sun’i gündemle uğraştı; gerçek gündemi bilmeyince de, tartışamadı. Ayrıca, gerçek gündem tasarlanarak gizlenmiştir. Nitekim, bölücü terör örgütü PKK ile yürütülen müzakerelerin 28 Şubat 2015 Dolmabahçe Mutabakatına kadar gizli tutulması gibi… TBMM’de torba kanun tasarıları ve son dakikada yapılan tekliflerle değiştirilen yasalar gibi… Binlerce yıldır var olan Türk Milletinin inkârı ile 36 etnik gruptan biri sayılarak, egemenliğin bölüşülmesine çalışılması gibi… Dış politika ve diğer önemli konular da, Türk Milletinden ve devletinden gizlenmiş; bu siyaset marifet sayılmıştır.

Açmazlarımız

Dışta da, durum pek iç açıcı değil. İşte Ege;18 ada ile bir kayalığımızın 2004’den itibaren, Yunanistan tarafından işgal edildiğine dair haberlere karşı, hiçbir açıklama yapılmıyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 16 Kasım 2017 günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyon’undaki konuşmada, “Kardak krizinden sonra adaların fiili ve hukuki statüsünde hiçbir değişim olmadığını” iddia etmiştir. Konuyu yakından takip eden Milli Savunma Bakanlığı E. Genel Sekreteri Alb. Ümit Yalım, “Çavuşoğlu gerçekleri söylemiyor.  Yunanlılar adlarımızı açıkça işgal ediyor; üzerinde tesisler kuruyor, ama bizden hiçbir ses çıkmıyor. Kendilerine yönelttiğim sorulara, Çavuşoğlu veya herhangi bir yetkili cevap vermiyor; derin bir sessizlikle geçiştiriliyor” demektedir.

***

Suriye’deki durum da böyle, çıkmazda görünüyor. Esat düşmanlığına dayanan siyasetimiz tıkanmış görünüyor. Son Soçi görüşmelerinde, PKK/PYD’yi terör örgütü olarak tanımayan Ruslar, bu konudaki hassasiyetimize katılmıyor. İran’ın, Türkiye’yi de içine alacak şekilde, Suriye hükümeti tarafında davet edilmeyen yabancı güçler ülkeyi terk etmelidir açıklaması üzerine Türkiye yalnız bırakılmıştır. Hatay sınırının doğusunda yer alan Afrin’in durumu çok önemlidir.  Burada PKK/PYD/YPG  kantonu, ABD ve  Rus güçleri bulunmaktadır. Anlamı ise; İskenderun’dan denize ulaşacak terör koridorunu, Türkiye’ye karşı korumaktan başka ne olabilir?

Yanlışta ısrar felaket getirir demişler. İktidar gerçeği görmeli ve her bakımdan çıkmaza saplanan siyasetini gözde geçirmelidir.

Tavsiye edilen kitaplar:

Aşkın Miracı HALLAC-I MANSUR, Dr. Orhan Yeniaras, Panama Yayınları

BİLGE KAĞAN, Költigin ve Bilge TONYUKUK, Prof. Dr. İlhami Durmuş, Akçağ Kitabevi

KÜRT SORUNU MU?  DEVLETLEŞME SORUNU MU? İrfan Sönmez, Bilge Oğuz Yayınları

ANA DİLLE EĞİTİM, MİLLİYETÇİLİK VE AB HUKUKU, İrfan Sönmez, Bilge Oğuz Yayınları

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*