Cumhuriyet İçin Parmağı Kangren Olan Ninenin Torunu – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______29 Ekim 2012_______

Cumhuriyet İçin Parmağı Kangren Olan Ninenin Torunu

Milli Düşünce Merkezi
Paylaş:

Bir Cumhuriyet torununa, anneannesi ve dedesini sordum.

Söze şöyle başladı:

Çocukluğumun sisli koridorlarında, asırlık çınar anneannemin yorgun zihninden dökülenler Ayşe Kulin’in Veda’sı gibi bir kitap olur. Şu farkla ki, bizim Fatih’teki kırmızı konak Osmanlı Nazırına değil, Kuva-yi Milliyeci Hasan Tahsin (Türker) Bey’e ait… Dolayısıyla Cumhuriyet’le şenlenmiştir!..”

Anneanne 93 Harbi’nde (1877-1878) çocuk, Balkan Harbi’nde annedir. Sonrası için yine toruna kulak verelim:

Anneannamin babası Sipahi Mehmet öleceğini anlayınca, kızını mektepli Zabit Hasan Tahsin Bey ile evlendirmiş… Dedem Balkan Harbi’nde Osmanlı’nın akıbetini gören İttihatçılardan. Anneannemi ve yakınlarını bir gemiye bindirip İzmir’e yollamış… ‘Gittiğiniz yerde beni bekleyin; ölmez, sağ kalırsam gelirim.’ demiş.”

Zabit Hasan Tahsin Bey Balkan Harbi bitince yakınlarını bir camide bulur. Sonra İstanbul’da satın aldığı bir konağa yerleştirir. Ama bu defa 1. Dünya Savaşı çıkar. Önce Arabistan’da savaşır. Esir düşer, kaçar. Sonra Çanakkale’de. İngiliz cephesine ricattan sonra ilk sızan o olur. Atatürk’le arkadaşlık eder.

Ödül olarak verilen “ganimet”ler: bir duvar saati, İngiliz battaniyeleri, bakır karavan ve sicimdir.

Mütarekeden sonra: “İşgâl altında yaşanmaz.” diyerek, İstanbul’daki konağı kilitleyip aileyi İzmit’e taşır. Yabancı dili kuvvetli, Rumca’sı mükemmel olan Zabit Hasan Tahsin Bey bu defa Kuva-yi Milliye’ye katılıp bölgeden Ankara’ya silah kaçıran gruplarda görev yapar.

Evden çıkışı, Kuva-yi Milliye’ye katılması, geride kalanların hali… Torundan dinleyelim:

Bir sabah eşine: ‘Burası da işgal oldu. Siz kalın ben gideyim. Soranlara, (Bir şey demeden gitti, bir daha haber alamadık) dersiniz.’ sözleriyle veda edip helalleşiyor. Evden çıkarken işgâl devriyesi yolunu kesiyor. O da Rumca kendi evini işaret edip toz oluyor. Gidiş o gidiş…”

O, artık aranan bir Kuva-yi Milliye ajanı Tahsin Bey’dir!..

Büyük Taarruz’un ardından İzmit’e dönüp aileyi toplar ve Fatih’teki kırmızı konağa geri getirir.

O artık İstiklâl Gazisi Tahsin Bey’dir.

-Draman Camii Mezarlığındaki Başparmak-

Anneanne ise “dört parmaklı”!..

Torun için anneannenin dört parmaklı “Gazi Eli“, çocukluğunun en ilginç manzarasıdır. Dört parmağın hikâyesini merak eder, anlattırır:

Ömrü cephede geçen bir zabitin cephe gerisinde yaşayan -potansiyel dul- eşi olmak kolay mı? O da, tüm kadınlar gibi, gücünün yettiğince milli mücadeleye destek vermiş. Dedemin gizlice gönderdiği kaput bezlerinden cephedekilere giyecek dikmiş. Gece gündüz dikiş makinesinin başındaymış… ‘Kaput kumaşları çok kalındı.’ derdi… Bir gün başparmak tutmaz olmuş. Askeri Doktor Akif Bey’e göstermişler: ‘Kesmek lâzım.’ demiş. Kesmişler.”

Çocukluk işte: “Şimdi parmağın nerede anneanne?” diye sorar.

Anneanne yorgun bakışlarını Draman Camii’nin mezarlık servilerine çevirir… Kuruyan göz çeşmelerinden yaş akmadan: “Oraya gömdük.” der.

Bu öykünün sahibi torun kim mi?

O torun, “Balyoz” denilen sözde darbe davasında -o tarihte Genel Müdür bile olmadığı halde- sırf isimsiz, imzasız bir Word belgesinde adı geçtiği için tutuklanan, 13 aylık tutukluluğun ardından 13 yıl hapis cezasına çarptırılan tek sivil (Tutuksuz yargılanan, ancak karar duruşmasında 16 yıl hapis cezasına çarptırılıp Hasdal’a konan ikinci sivil, bayan memur Güllü Salkaya oldu), AKP iktidarının Havelsan Genel Müdürü Ömer Faruk Ağa Yarman’dır.

Çanakkale fatihi dedesine ödül olarak İngiliz battaniyesi verildiğini anlatmıştı ya; yatılı okuldayken, 12 yıl işte o battaniye ile yatmış!..

O şimdi Silivri’de yatıyor ve “Sonuçta Kuva-yi Milliyeci Hasan Tahsin’in, Gazi elli anneannenin torunuyum; kolay mı?!.” demekle yetiniyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuranlara, bu uğurda can verip bedel ödeyenlere selâm ve rahmet olsun. Nice Cumhuriyet Bayramları’na!

Silivri, Hasdal, Hadımköy ve Maltepe’ye kucak dolusu sevgiler…

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları