DOĞU TÜRKİSTAN MESELESİNİ DOĞRU OKUMAK

07 Temmuz 2015

Bin yıllardır ayrı bir millet olan, Türk olan, kendi kadim yurtlarında yaşayagelen ve kendilerine ait bağımsız, hür bir devletleri olan Doğu Türkistan, 1949 yılında Komünist Çin tarafından haksızca, zalimce, vahşice işgal edildi. O zamandan bu zamana Doğu Türkistan toprakları, Türklerden arındırılıp Çinlilerce işgal ediliyor, Türklerin her türlü zenginliği yağmalanıyor, büyük Türk kültür ve medeniyeti yok ediliyor. Bizim derdimiz, Doğu Türkistan üzerindeki haksız ve hukuksuz işgal ve istilanın ortadan kaldırılıp Doğu Türkistan’ın eskisi gibi bağımsız, hür bir Türk devleti olarak kalmasıdır.

Bizim bu tepkimizi, Mao Komünistliğinden hâlâ kurtulamamış bazı vatandaşlar, hemen Amerika’nın Çin’i bölme, parçalama ve Doğu Türkistan’ı sömürge yapma tezgâhlarına taşeron olmakla suçluyorlar. Bir defa biz Çin’i bölüp parçalamıyoruz. Çin tarafından bölünen, Doğu ve Batı Türkistan diye ikiye ayrılan tek Türkistan’ın yeniden birleştirilmesini, gaspedilmiş hakkın iade edilmesini istiyoruz. Doğu Türkistan toprakları Çin’in kendi meşru toprakları değildir ki biz onu bölmüş olalım.

Bir başka husus, biz Doğu Türkistan’ı Çin işgalinden kurtarıp Amerika’nın sömürgesi haline getirmek gibi bir çabanın içinde değiliz. Bizim için ha Çin işgal etmiş, ha Amerika, fark etmez. Biz Çin işgaline de, Amerika işgaline karşıyız. Biz hür ve bağımsız bir Doğu Türkistan derdindeyiz. Bu bağlamda Rabia Kadir gibi istiklal başçılarının Amerika’ya sığınmak zorunda bırakılması da bizim ayıbımızdır. Rabia Kadir’in bürosunda Amerikan bayrağını bulundurmasını, CIA ile birlikte hareket etmesini hiçbir şekilde kabul etmemiz mümkün değildir.

Biz Çin, Amerika, Rusya, Avrupa her türlü emperyalizme karşıyız. Çin emperyalizmi ile Amerikan emperyalizmi arasında bizim için bir fark yoktur. Rabia Kadir’i Türkiye dâhil hiçbir ülke kabul etmediği için, sadece Amerika kabul ettiği için şimdi maalesef Amerika’dadır. Rabia Kadir’i Türkiye’ye kabul etmeyen, Türklük bilinci olmayan milliyetsiz siyasetçiler utansın. Eğer Rabia Kadir’i Türkiye kabul etseydi bugün bürosunda Amerikan bayrağı değil, Doğu Türkistan bayrağının yanında kardeşi Türk bayağı görülüyor olacaktı. Kabahat Rabia Kadir’de değil, onu kardeşlerinin yurdu olan Türkiye’ye kabul etmeyen ve bir türlü Türk olamayan, Türk milletinin idaresine musallat olmuş milliyetsiz “Türkiyeli!” siyasetçilerindir.

Meseleyi tek taraflı olarak sadece Amerikan emperyalizmine tepkiye şartlanmış, ama Çin emperyalizmini görmezden gelen bazı arkadaşlar, maalesef yanlış bir terminoloji kullanıyorlar. Yazılarında meseleyi Amerika’nın Doğu Türkistan’da etnik kalkışmayı kışkırtması olarak sunuyorlar. Önce terimleri doğru kullanalım. Doğu Türkistanlılar “etnik grup” değil, ülkesi işgal edilmiş bağımsız bir millet ve devlettir. Onların mücadelesi ”etnik kalkışma” değil, bağımsız ve hür bir milletin haklı istiklal mücadelesidir. Onların yaptığı iş, “mikro milliyetçilik” değil, son derece insani, haklı ve meşru bir milliyetçiliktir, şerefli, haysiyetli, onurlu bir milletin yapması gereken şeydir. Bu da abes değildir, son derecede normaldir.

Vatandaşlar, bu söylemleriyle Çin’in Doğu Türkistan’ı 1949’dan beri haksız yere, zalimce, saldırganca, vahşice işgalini meşru, yasal ve normal; ama Doğu Türkistan Türklüğünün haklı istiklal mücadelesini de kanun dışı, gayr-i meşru ve terörizm olarak görmüş oluyorlar.

Amerika’nın kendi emperyal amaçları için bazı kişileri ve grupları kullanıyor, hatta yardım ediyor olabilir. Bu konuyla ilgili önümüzde bir örnek var: Atatürk, Millî Mücadele’de Rusya’dan yardım aldığı halde sonra devletini Rusya’nın kölesi ve sömürgesi olan komünist bir rejime bağlamamıştır. Bağımsız, hür, millî bir Türk devleti kurmuştur. Mesele, sizin iradenizi nasıl kullandığınızdadır.

Biz, Türkiye’mizdeki var olan kendi sorunlarımızla ilgilenelim, Doğu Türkistan’la ilgilenmek bizim neyimize diyen Türk değiliz. Biz, Türkiye’de de, Doğu Türkistan’da da, Irak Türkmeneli bölgesinde de, Suriye Türkmen bölgesinde de zulme, katliama, soykırıma, aşağılanmaya, yurtlarından sürülmeye maruz kalan bütün Türklerin haklarını savunuyoruz. Uygurların da, Güney Azerbaycanlıların da haklarını savunuruz. Kendi ülkemizde ‘Türküm’ demek yasaklanırken öylece bakmayız, ona da en sert tepkiyi koyarız, koymuşuzdur. Yasalardan ‘TÜRK’ sözünün kaldırılması konuşulurken seyirci kalmayız, kalmamışızdır. Türkiye’nin bölünmesi için Anayasa hazırlanırken eli kolu bağlı kalmadık, kalmayız, sonuna kadar her türlü mücadeleyi yürütürüz.

Doğu Türkistan istiklal mücadelesini yanlış okuyan arkadaşlara sorulması gereken sorular şunlardır:

Çin, Türk’ün dilinin, kültürünün, kimliğinin büyük âlimi Kaşgarlı Mahmut’un türbesini kentsel dönüşüm dalaveresiyle neden yıkma kararı almıştır?

Doğu Türkistan’da 1940’larda %90 olan Müslüman Türk yoğunluğu, Çinli işgal ve istilasıyla bugün neden % 40’a düşmüştür?

Kaçak yollarla umreye gelen Uygur Müslüman Türkleri neden “Çin bizim burada olduğumuzu öğrenmişse dönüşte çetin bir süreç, hapis, işkence bizi bekliyor” korkusunu yaşamaktadır?

Çin ırkından gelen Müslümanlara değil de, neden Türklere her türlü zulüm yapılıyor? Demek ki mesele, Türk olmakmış. Türk oldukları için soykırıma uğruyorlar.

O bölgenin adı “Sincan Uygur Özerk Bölgesi” değil, Doğu Türkistan’dır.

Çin’de köpek yeme festivalinde köpek hakları için ayağa kalkan hümanist, komünist, liberal, o bu nice güruh, Çinliler tarafından her gün Türkleri yeme, öldürme, etnik temizlik yapma, soykırıma uğratma festivali düzenlenirken neden sesleri çıkmaz? Yoksa insan Türk olunca köpek kadar değeri yok mu? 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*