EYLÜL ON İKİDEN VURDU…

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 33 yıl geçti. Bu kadar uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen “12 Eylül”ün yeterince tartışılmadığı ve doğru anlaşılamadığı gözlemlenmektedir.

Nedir 12 Eylül?

Niçin ve kimler tarafından yapılmıştır?

Gerçekten dönemin gençliği arasında cereyan eden kavga ve kanlı çatışmanın durdurulması için mi yapılmıştır; bu çatışma darbe yapılmadan durdurulamaz mıydı?

Acaba tek amaç kavganın durdurulmasından mı ibaretti?

Gerçekten, bazılarının ağızlarına sakız yaptığı gibi aynı silahları sabah solcular, akşam ülkücüler mi kullanıyorlardı?

Ülkücüler kendilerini devlet güçlerinin yerine mi koymuşlardı?

Bu kavga niçin yapılıyordu ve bu gençler kullanılıyorlar mıydı?

Böyleyse kullananlar kimlerdi?

Bu soruları çoğaltmak mümkündür ve cevapları için doğru bir tahlilin birkaç istisna dışında şimdiye kadar yapıldığına şahit olamadık.

12 Eylül darbesinden bir yıl önce, Afganistan’da Babrak Karmal yönetiminde bir darbe yapılmış ve ülke darbecilerin daveti üzerine Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmişti. Aynı yıllarda İran’da Humeyni yönetimi devrimle iş başına gelmişti. Türkiye’de ise Sovyet yayılmacılığının iştahını artıran Marksist–Leninist ideoloji, 1965’den itibaren yayılma ve güçlenme alanı bulmuştu…

Ülkücü Hareket ise, Türk Milleti’nin yaşama ve yükselme azminin ve iradesinin temsilcisi olarak; Türk milleti’nin bağımsızlık ve bütünlüğünün savunucusu olarak ortaya çıkmış, Sovyet yayılmasına ve Komünist saldırıya karşı, polisiye bir görev ve içgüdüyle değil, ideolojik bir zeminde mücadeleye girmiştir. Nitekim fikri zeminde Marksist-Komünist hareketi yenmiştir. Bugün Türkiye artık sol fikirler tamamen marjinalleştiği halde, Ülkücü Hareket Türkiye’nin bekasının teminatı olarak varlığını güçlenerek sürdürmektedir.

12 Eylül’ün ABD tarafından desteklenerek yapıldığı veya yaptırıldığı artık hemen herkesin paylaştığı bir gerçektir. ABD’nin amacı elbette ki Türkiye’ deki çatışmayı durdurmak değildir. Çatışma ortamı, darbe için sadece bir gerekçe yapılmıştır. Emperyalizmin en çok korktuğu hareketler milliyetçi hareketlerdir. ABD Emperyalizmi 12 Eylül’e verdiği destekle Türkiye’ de yükselen Türk Milliyetçiliği hareketini de hedef almıştır. Bu sebeple bu dönemde en zalim baskı ve işkence Ülkücü Hareket mensuplarına reva görülmüştür.

12 Eylül Türkiye’nin siyasi sisteminin, ekonomik modelinin, idari yapısının ve dış politikasının tamamen değiştirilmesi ve dönüştürülmesi için yapılmıştır.

Siyasi sistem değişmiş, siyasi partiler tek kişilik müesseseler haline getirilmiştir. Mevcut seçim kanunu ile siyasi partiler kanunu Türkiye’deki demokrasinin önündeki en büyük engeller olarak 33 yıldır özenle muhafaza edilmektedir.

Ekonomik sistemimiz döviz-faiz-borsa üçgenine hapsedilmiş, üretim yerine tüketim tercih edilmiş, üretim yapan fabrika ve tesislerimiz, stratejik olup-olmadığına bakılmaksızın satılmaya bu dönemde başlanmış ve ilk defa devlet, içerden ve dışardan aşırı bir şekilde ve tüketim amaçlı olarak borçlanmaya yine bu dönemde başlamıştır.

İdari sistemimizin, Kenan Evren’in düşünüp yapamadığı, Özal’ın tartışmaya açtığı, bugünlerde Tayip Erdoğan’ın uygulamaya çalıştığı etnik bir federasyon sistemine dönüştürülmesi fikirlerinin tohumları 12 Eylül’de atılmıştır.

İsrail’e sahte kabadayılık yaparak Arap âleminde sempati toplamak, kendisini “model ülke”, “Emir-ül Mü’minin”, “Sultan veya Halife” gibi görerek ve göstererek gerçekte ise Haçlılarla işbirliği halinde ve İsrail hesabına, Arapları birbirine kırdırmak ve İslam âlemini kan deryasına çevirmek, İslam’ı sulandırarak diyalog arayışlarına girmek, Türk Milleti’ni, Emevi ırkçılığından mülhem 36 etnisiteye bölmek yine 12 Eylül’ün eseridir. Çünkü Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’nin tohumları 12 Eylül’de atılmıştır.

Anlaşılacağı üzere 12 Eylül Türk milletini tam da on ikiden vurmuştur.

12 Eylül’ün yargılanması ve 12 Eylül anayasasının değiştirilmesi gibi taleplerin, Türk Milletinin gözünü boyamaktan öte hiçbir anlamı yoktur.

Esas olan 12 Eylül sisteminden topyekûn bir dönüştür.

——————————————————————————————————–

Not: 12 Eylül mağduru Ülküdaşlarımızdan şehit olanlara rahmet, kalanlara sağlıklı ve hayırlı ömür diliyorum.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*