Garantörlük tamam da kimin için? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______23 Şubat 2018_______

Garantörlük tamam da kimin için?

Sadi Somuncuoğlu
Paylaş:

24 Şubat 2018

Sovyetlerin dağılmasıyla dünya dengeleri bozuldu. Emperyal güçler stratejik alanlarda belirdi, bölgemiz vurguna uğradı. Otoriteler yıkıldı, ülkeler bölündü; milyonlar vahşetin kurbanı oldu. Bütün bu insanlık faciaları dünyanın gözleri önünde yaşandı ve yaşanmakta. İşte size “medeni” dünyanın fotoğrafı; insanlığın gerçeği.

Evet, bu gerçekle birlikte, kısa ve orta vadede bölgemizin ve ülkemizin güvenliği ve istikrarı için düşünecek ve yazacağız.

Kısa vadede Irak: IKBY, “Bağımsızlık” referandumu sonrasında, işgal ettiği Türkmen bölgelerinden çekildi. Ülkede bir ölçüde normalleşme oldu. 12 Mayıs 2018’de yapılacak seçimlerin: “Mezhepler üstü millî egemenlik” sloganı ve “Zafer Koalisyonu” kurucusu Şii Başbakan İbadi ile İran yanlısı Şii “Haşdi Şabi”nin desteklediği “El Fetih Koalisyonu” kurucusu “Bedir Örgütü” lideri Hadi El Amiri, arasında geçeceği tahmin ediliyor. Türkiye’nin etkisindeki Türkmenlerin durumu ise net değil. Seçimleri Hadi El Amiri kazanırsa, Irak üzerindeki İran etkisi çok artacak.

Orta vadedeki gelişmeler, seçim sonuçlarına göre şekillenecektir.

Kısa vadede Suriye: Şu anda; IŞİD’den büyük çapta temizlendi. Fırat’ın batısında; İdlib, Membiç, Afrin, Azez ve Cerablus hariç, Şam’ın hakimiyetine girmiş durumda. Fırat’ın doğusunda, Deyr-i Zor, Rakka, özellikle kuzeyi (Cerablus ve El Bab’a kadar) PKK/PYD/YPG ile ABD’nin işgalinde. Türkiye; Sınır güvenliğini sağlamak üzere Cerablus ve El Bab’dan sonra kuzeyden Afrin’e girdi. PKK/PYD/YPG terör örgütünden şehri kurtarmak üzere kuşatma tamamlanacak. Afrin halledildikten sonra da sıra Membiç’e gelecekti.

Geçen hafta, ADB Dışişleri Bakanı Tillerson Türkiye’ye geldi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile görüştü. Değişik yorumlara sebep olan görüşmeler Rusları harekete geçirdi, Ruslar, “Biz çekildik, sorunu Türkiye ile Suriye görüşerek çözmelidedi. Buna cevaben Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “… olağanüstü şartlar gerektirdiğinde, belli sorunları çözmek için ilgili birimlerimiz, yani kastettiğim istihbarat birimimiz, doğrudan ya da dolaylı belli temaslar kurabilir” açıklaması geldi. Bu gelişme, “Galiba Esat takıntısı kalkıyor, sorun kolayca çözülebilir” şeklinde yorumlandı.

Tam bu sırada Suriye ordusunun Türkiye sınırına kadar Afrin’e gireceği açıklandı. Bunu Çavuşoğlu olumlu karşılarken Erdoğan sert bir üslupla, “Suriye hükümet güçleri bu yola girerse sonuçları olur” diyerek reddetti. Bu arada Suriye milis güçlerinin Halep’ten Afrin merkezine sızdığı, şehirde Suriye bayraklarıyla gösteri yapıldığı, yönetimin PKK/PYD/YPG’den devralındığı iddia edildi. Böylece, “Bu topraklar bizim. Afrin’den çıkmanız lazım” denilerek Türkiye köşeye sıkıştırılıp, görüşmeler için kapı açılacaktı. Başka bir iddiaya göre ise, PKK/PYD/YPG teröristleri, işgal ettikleri Halep’in kuzeyindeki yerleri Suriye ordusuna bırakıp Afrin’e girerek, zor durumda kalan PKK/PYD/YPG teröristlerine takviye yapıldı. Buna göre, ciddi mücadeleler devam edecek demektir. Nitekim ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, “Bizim doğuda birlikte çalıştığımız bazı güçlerin, Afrin’e doğru gittiğini görüyoruz.” sözleriyle işimizin zor olduğunu söylemek istemiştir.

Orta vadede Suriye: Bu tabloyu, uzmanlar değişik şekillerde yorumluyor. İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Tugay Uluçevik; “Suriye’yi bölüştüler. Herkes kendi hesabını yaparken. ABD ve Rusya sessizce Suriye’yi ikiye bölerek paylaştı.” Dedi. Uluçevik’in bu değerlendirmesini paylaşmak, zor görünüyor. Çünkü, 1) Büyük ve rakip güçler, bir diğerini burnunun dibinde görmeyi asla istemez. Kendini daima tehdit altında görür. 2) Tarafların hedeflerine uygun değil. Rusya’nın gücü işgale ve sürdürmeye yetmez. ABD, bu şekilde ikinci İsrail’i kuramaz, İsrail’in güvenliğini sağlayamaz, enerjiyi denetleyemez. 3) Suriye, İran, Irak ve Rusya birlikteliği karşısında, yeterli kara gücüne sahip olmayan ABD, PKK/PYD/YPG terör örgütleriyle sonuç alamaz. 4) Böyle bir bölünmeye Suriye asla razı olmaz; savaş, İran, Irak ve Rusya’nın desteği ile sonuna kadar sürer.

Son söz: Çavuşoğlu dün (23 Şubat 2018) şöyle demiş: “Biz muhalefetin, Rusya ve İran ise rejimin garantörü. Bu terör gruplarıyla mücadeleye birlikte devam edelim. Bugün BM’ye sunulan ateşkes tasarısı ve diğer önerilerin tamamı rejim ve muhalifler arasındaki ateşkestir.”

Rusya ve İran (Suriye ve Irak da dahil) BM’nin meşru saydığı Suriye rejiminin kefili, Biz ise (silahlı) Suriye muhalefetinin (egemenliğimizin ve vatanımızın değil) kefili isek vay halimize!

————-

Yaşayan Türkçülerden Prof. Dr. Necmettin Sefercioğlu’nun  “Tanıdığım Ünlü Türkçüler”  adılı eseri Altınordu yayınlarından çıktı. Kitapta, Mareşal Fevzi Çakmak, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Galip Erdem ve Dilâver Cebeci’ye kadar 72 ünlü Türkçü tanıtılmaktadır. Bunlardan bazıları şöyle; Zeki Velidi Togan, Remzi Oğuz Arık, Orhan Şaik Gökyay, Hüseyin Namık Orkun, Arif Nihat Asya, Necdet Sançar, İsmail Hakkı Yılanlıoğlu, Osman Turan, Emin Bilgiç, Adnan Ötüken, Fethi Tevetoğlu, Hikmet Tanyu, Reha Oğuz Türkkan, Ercüment Kuran, Zeki Sofuoğlu, Haluk Karamağralı, Dündar Taşer, Faruk Kadri Timurtaş, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu , Necmettin Hacıeminoğlu, Muzaffer Özdağ, Erol Güngör.

muratipekoglu@gmail.com, tel.05369812808

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları