GÜDÜL KAYARESİMLERİ VE SERVET SOMUNCUOĞLU-CEMİL SÖYLEMEZOĞLU İLE SÖYLEŞİ – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______27 Ekim 2013_______

GÜDÜL KAYARESİMLERİ VE SERVET SOMUNCUOĞLU-CEMİL SÖYLEMEZOĞLU İLE SÖYLEŞİ

Emre Sevinç
Paylaş:

 

 

 

Cemil Söylemezoğlu, Türk tarihi için oldukça önemli olan Güdül kayaresimlerini keşfetti ve Servet Somuncuoğlu’na duyurdu. Onun bu keşfi Türklerin, Anadolu’ya -yerleşmek amacıyla- ilk olarak 1071′de gelmediklerini kanıtladı. Aslında Türkler milattan binlerce yıl önce Anadoludaydılar. Ve bıraktıkları kayaresimleri ile bunu bizlere kanıtladılar.*

Cemil bey, öncelikle söyleşi teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.

1:Bize biraz ilçeniz Güdül ve köyünüz Salihlerden bahseder misiniz? Doğası, insan yapısı, geleneksel etkinlikler, ekonomik faaliyetlerden mesela.

Güdül, Ankara’ya bağlı şirin bir ilçemiz. Nüfusu azdır. Ayaş, Kızılcahamam, Beypazarı üçgeninin tam ortasında yer alır. En büyük su kaynağı Kirmir Çayıdır. Köyümüz Salihler ise 210 hanelidir. Halk tarım ve hayvancılık ile uğraşır. Ankara’ya ise sürekli gidilip gelinir.

İnsanlarımız misafirperverdir. Bu konuda bir örnek vermek istiyorum… 35-40 yıl önce köyümüze dinleri araştıran ve gayrımüslim olan bir bilim adamı gelmiş. Bir müddet köyümüzde kalmış ve Müslüman olmaya karar vermiş. Köylü ona Lokman ismini takmış. Burada halkımızın sıcakkanlılığının ve misafirperverliğinin payı oldukça çok tabi.

 

Köyümüzün geçmişine bakacak olursak, atalarımız Karkın boyundandır. Yani Bozoklardan Yıldız Han’ın soyundan.

2:Bize kendinizi de anlatır mısınız? İşiniz, aileniz, ilgilendiğiniz konular.

Ben bir memur çocuğuyum, babam rahmetli oldu. Bir üniversitede memurluk yapmaktayım. Nihal ve Hilal adlarında 2 tane kızım var.

Ben memurluğun yanı sıra hafta sonları mutlaka köyüme giderim. Gittiğim zamanda çiftçilikle uğraşmayı severim. Tarihi çok seviyorum. Tarihi yerleri Gezmeyi de oldukça severim. Hatta başka ilçelerde böyle alanlar varsa oralara araştırmaya ve bakmaya giderim. Bendeki tarih sevgisi çocukken vardı.

Ayrıca ava gitmeyi balık tutmayı da severim.

3:Güdül’deki kayaresimlerini siz keşfettiniz ve Servet Somuncuoğlu’na bildirdiniz. Bu keşif sürecinden bahseder misiniz?

Ha şimdi tam can alıcı noktaya geldik. Dedim ya tarih meraklısıyım diye. Köyümüzde araştırdım tam 6 tane eski yerleşim yeri var, hepsi de susuzluktan göç etmişler.

Rahmetli babam Ankara’dan köye geldiğinde dağa oduna giderdi. Çocukken ben de gideceğim diye ısrar ederdim. Sen küçüksün diye götürmek istemezdi. Ama götürürdü sonuçta. Odunlar hazırlandıktan sonra oğlum şöyle bir bazlamamızı yiyelim yola koyulalım derdi. Yemek yerken ben etraftaki kayalara taşlara bakıp bunların neden yapıldığını sorardım. Tabi babam bilmiyorum derdi. Ben de çocukluk ya ısrar ederdim. Meğer sorduğum yerler ya yerleşim yeri ya da kurganmış. İleriki yıllarda bu alanlara tekrar tekrar gittim. Araştırmalarım devam etti. O yerleşim yerinin sokaklarını, tarlalarını, mezarlarını buldum. Hatta bu bölgeye anagidiş yol güzergahını tesadüf keşfettim, yüzeysel araştırmalarım ile.

Her neyse bir gün işten geldim. Evde şöyle bir uzandım. Tabi ben eve gelince benim kızlar hemen tv kanalını değiştirirler. Belgesel kanalında ‘KARLI DAĞLARDAKİ SIR’ belgeselini gördüm. Şöyle baktım ki kafam tanladı. Dedim ”Haaa! Ulan bu benim gördüğüm kaya resimleri de buna benziyor.”

Sonra bu resimlerden bir kaçını çekip bizim köyün internet sitesine attım. Servet hocam oradan benim resimleri görmüş. Benimle temasa geçti. Sonra buluştuk. Bana her şeyi anlattı. Şöyle böyle derken benim heyecanım tavan yaptı tabi.

Bildiğim alanları gösterdim Servet hocaya. Sonrasında araştırmaya devam ettim. Acaba başka nerelerde olabilir diye.

Ancak bu oldukça zamanımı alıyordu. Servet hoca bana bu kayaresim alanlarının ne tür yerlerde olabileceğini anlattı. Bundan sonra daha da kolaylaştı bu alanları bulmak.

 

İlk olarak Atlas Dergisinde yayınladı bu çalışmalar. Tabi heyecanım da oldukça arttı bu konulara bundan sonra.

Ve çalışmalara devam ettim. Ben buldukça Servet hocaya telefon ediyordum. O da hiç zaman geçirmeden geliyordu Güdül’e. İstanbul Ankara arası mekik dokuyordu. Ben yeni alanlar buldukça geliyor ve binlerce fotoğraf çekiyordu.

Başka köylerde de araştırmalar yapıyordum. Ama bazen sıkıntılar oluyordu oralarda. Şikayetler oluyordu mesela. Kendi köyümde de bazı sıkıntılar olmadı değil hani. Atlas dergisi gelmişti o zamanlar bana, bu kayaresimleri ile ilgili yazı olduğu için. Aldım bu dergiyi gösterdim köy kahvehanesinde. Bunu görenler biraz sakinleşti tabi. Hatta köylü bu konularla ilgilenmeye bile başladı. Köyden arkadaşlarım benimle beraber alan araştırmaları bile yapmaya başladılar.

4:Salihler’de kayaresimlerinin ortaya çıkması, köyünüze araştırmacıların gelmesi, köyünüzde belgesel çekilmesi köylü tarafından nasıl karşılandı? Güdüllülerin bu duruma tepkileri ne durumda?

Köyümüzde kayaresimlerinin çıkması herkes gibi köylüyü de mutlu etti tabi. Köyümüzün isminin gazetelerde, dergilerde görünmesi ve özellikle de bir belgesele konu olması köylümüzün oldukça bu konuyla ilgilenmesini sağladı. Bu konuyu kabullenmeyen bazı köylüler de oldu. Ama zamanla, kazanılan başarılar sayesinde bunlar azınlıkta kaldı.

Oldukça meraklandılar da köylülerimiz. Servet hocamız akşamları köy kahvehanesine gelirdi. Köylü ona kayaresimleri ile ilgili sorular sorar, o da bu soruları cevaplamaya çalışırdı. Bazen köyde bana da sorular sorarlardı, meraklanarak. Ben de Servet hocadan dinlediğim kadarıyla cevap vermeye çalışırdım.

Belgesel çekimleri sırasında yemeklerimiz köyden geliyordu. Biz bu konuda da yardımcı olduk bu çalışmalara. Yemekler ailem tarafından hazırlanıyor ve kayınpederim Bilal Söylemezoğlu tarafından- bir eşekle beraber- çekim alanına getiriliyordu. Servet hoca bu eşeğe GAYZER adını vermişti.

 

Bölgemizdeki jandarmalar da yardım etti bize. Ama bir yanlış anlaşılmadan sonra tabi. Komşu köylerden çekim ekibini görenler jandarmaya haber vermiş. Jandarma geldi. Etrafımızı çevirdiler, silahlarla. Bu yanlış anlaşılma hemen anlaşıldı. Servet hoca çok sevindi buna. Sonunda bizi ka’le alan birileri oldu diye. Sonra kendisini tanıttı ve belgelerini gösterdi. Jandarmalar sonrasında bize çok iyi davrandılar. Herhangi bir sıkıntı yaşarsanız haber verin dediler ve ayrıldılar bölgeden.

5:Avrasya Yazarlar Birliği, Servet Somuncuoğlunu Anma Etkinliğinde yeni kayaresim alanları bulduğunuzdan bahsetmiştiniz. Bu alanların özelliklerinden bahseder misiniz?

Evet, bu etkinlikte yeni kayaresim alanları bulduğumu ilk defa söylemiştim. Böyle alanlar var ve daha da ortaya çıkacağa benziyor. Buralarda araştırmalar da yaptım. Ama tam olarak bitmedi bu araştırmalar. Yazıtlar da var üstelik bu alanlarda. Diğer alanlarla benzerlik gösteriyor bu alanlar da.

Akademisyenlerden yardım bekliyorum bu konuda. Sonuçta ben gönüllü biriyim. Ve bu alanları gezmek benim için zevkli ve gururlu olsa da işlerimi aksatıyor. Ankara’da memurluk yapıyorum ve köyde de işlerim var. Geçimimi sağlamak zorundayım. Ama bu akademisyenlerin asli görevi.

 

6:Servet hoca ile olan anılarınızdan bahseder misiniz?

Belgesel çekimleri sırasında, akşamları kamp alanına çekildiğimizde sohbetler ederdik. Ben, Orta Asya’dan gırtlak müziği yapanların, Azerbaycan lehçesi ve diğer Türk lehçelerinden insanların taklidini yapardım. Servet hoca bazen gülmekten arkasına aşardı. ”Ulan ne adamsın?”derdi.

Onu Kağan Panosu’na götürdüğümde endişeliydim. Bunu beğenmeyebilir diye. Hocam sizi bunun için çağırdım dedim. Geldik Kağan Panosu’na, şöyle bir duraksadı, baktıı baktıı. ”Bana bir müsade edin, bir sigara içeyim” dedi. Eee tabi ben de merak var. Soruyordum, ”hocam neresini beğenmedin”diye. Cemil bir dur, içeyim şu meredi” dedi. İçti sigarasını. O an açtı telefonu, birkaç kişiyi aradı. Telefondakilere şöyle nara atıyordu. ”Hocamm, hocamm Güdül’de değilim, sanki Orta Asya’dayım, Orta Asya’dayım”. Ben ferahladım tabi. Sonra ”Gel lan benim kahramanım seni bir öpeyim” dedi.

7:Güdül’de bir kağana ait olan kurgan tespit edilmişti. Bu kurganda arkeolojik bir çalışma yapıldı mı?

Evet, önemli kurganlardan 3 adet var. Kağan Kurganı da bunlardan en önemlisi. Gazi Üniversitesi Arkeoloji bölümü, ölçüm yaptı, ”Arkeolojik kazı yapacağız” dediler. Hala yapmadılar. Neden yapmadıklarını bilmiyorum tabi. ”Bazı prosedürler var, bunları aşamadık” diyorlar.

 

8:Bu kayaresimleri milletimiz ve dünya mirası için oldukça önemli. Peki bu alanlar gereğince korunuyor mu, bu açıdan yapılan çalışmalar var mı?

Bence bu en önemli sorulardan biri. Can alıcı bir noktaya değindin. Bu alanlar öylece duruyor. Bunları, köyümüzle, kendi çabalarımız ile koruyoruz. Çobanlara tembihliyoruz, ”dikkatli olun, gelene-gidene bakın” diye. Keşke devletimiz buralar için çalışmalar yapsa.

Bir firma Deliklikaya mevkiinde taş ocağı ruhsatı almıştı. Hemen başvurduk, iptal ettirdik bu ruhsatı. Yoksa Yandaklıdere ve Deliklikaya resimleri elimizden gidecekti.**

9:Servet hocanın ardından Güdül’de araştırma yapan oldu mu? Çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cengiz Saltaoğlu önemli çalışmalar yapıyor. Geliyor, resimler çekiyor, yazıtları okuma denemeleri yapıyor. Ve bunları güzel bir dergide yayımlıyor.

Hacettepe Üniversitesinden emekli hocamız Necdet  hoca ve Kazım Mirşan araştırmalar yapıyor. Nejdet hocaya alanları gezdirdim, resimler çektik. Bir kitap çıkaracaklarmış.

Bazen de değişik üniversitelerden gelen hocalar oluyor. Gezmek, yerinde tespit etmek amacıyla geliyorlar. Hafta sonları müsait olduğumda onlara yardımcı oluyorum. Sadece gezi amaçlı gelenler de var.

10:Akademisyenlere bir mesajınız var mı? Daha önce bazı akademisyenlere sitemkar sözlerinizi duymuştuk.

Akademisyenlere mesajım çok aslında. Neden köklü bir araştırma yapmıyorlar? Başka konularda açık açık yorumlarda buluyorlar. Ama konu Türk kayaresimlerine geldiğinde bir fikir bile üretemiyorlar.

Genç akademisyenler bilgiye, bilime daha aç bence. Gelen genç araştırmacılar genelde maddi imkansızlıklardan araştırma yapamadıklarından bahsediyorlar.

Burada akademisyenlere yine görev düşüyor. Bu alanlar ödevlere veya tezlere konu olabilir. Bunları yaptıracaklar ise yine akademisyenlerdir.

11:Servet Somuncuoğlu, Bilinmeyen Türk Tarihi konusunda bir çığır açtı. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Genel bir değerlendirme yapar mısınız?

Evet, Servet hoca Bilinmeyen Türk Tarihi konusunda çok önemli çalışmalar yaptı. O, bize bas bas bağıran, orada öylece duran taşları akademisyenlerin önüne serdi.

Önemli bir şey söylüyor Servet hoca. ”Taştaki Türkler bize ne anlatıyor diye sinir uçlarına şöyle bir dokunalım dedik, ortaya yüzlerce kitaba sığacak kadar tarih fışkırdı.”

Son olarak, ben dağlarda sıradan bir Türk vatandaşı olarak araştırma yaparken nasıl çocuklarımdan ve köydeki işlerimden fedakarlık yapıyorsam bilimadamları da öyle fedakarlık yapmalıdır.

*Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için tıklayınız…

**http://envanter.gov.tr/sit/index/detay/38137

-Bu söyleşi sanal ortamda, feysbuk(facebook) üzerinden yapılmıştır.

 

 

 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları