HAYVANLARI TANIDIKÇA… – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______14 Kasım 2012_______

HAYVANLARI TANIDIKÇA…

Osman Erenalp
Paylaş:

Âdem evlâdı boğarken baba bir kardeşini,

Basıyor bağrına hemcinsini, müşfik canavar.

Beşerin zıddına, hayvan soyu insanlaşıyor,

Yiğidin şefkati yok, lâkin itin şefkati var.

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

***

Ölümünün 74 yılında Atatürk’e ve aynı gün helikopter kazasında şehit verdiğimiz 17 askerimize ve tüm şehitlerimize Allahtan rahmet, yüce milletimize baş sağlığı diliyorum.

 “Hazmettire hazmettire” milleti alıştırma sürecinde eşiğin aşıldığı görülüyor. Tipik Ortadoğu ülkesi oluyoruz gitgide.  Milli refleksler azaldı. Kimsenin şehit haberlerini aldırdığı da umursadığı da yok sanki. Başka kanala geçiliyor bu tür haberler verildiğinde. Bölücü örgütün dağ ve siyasi kadrosunun her biri anayasa suçu, zehir kusuntusu demeçleri tercih ediliyor onun yerine.  17 şehit de versek, daha fazlasını da versek durum değişmiyor. Kanallar da daha çok nasıl kazanırız onun hesabındalar. Cağın en etkili silahı TV. Biz de onun bağımlısı olduğumuzdan dönüşüm görsel medya üzerinden yürütülüyor. Örgütün bir iki kanalı vardı adı bilinen. Adları anılmıyor şimdilerde. İhtiyaç da kalmadı zaten.  Ulusal kanallarımız üslendiler o rolü. Korsan kanalları yüze katlar yerli kanalların verdikleri hizmet dönüp bakıldığında. Arz talep meselesi bu işler. Görüldü ki ilgi çok. Onlar da habersiz bırakmıyorlar bu yakın destekçilerini. 365 günün her birinde bir eylem, her gün yeni bir demeç.  Günü birlik besliyorlar yurdun dört bir yanında yaptıkları çıkışla.

Can suyu oluyorlar yandaşlarına.

Onlar yakıyor, yıkıyor bunlar yayınlıyor.  Tazesini bulamazlarsa da arşivini.

Bu kadarını arz ettikten sonra TV kanallarında yer alan bir başka ayrıntıyı dikkatinize sunmak istiyorum.

İki tinerci sokak ortasında bir yaşlıyı ölümüne tekmeliyorlar. Benzeri çok olayda olduğu gibi herkes seyirci. Kimsenin kılının kıpırdadığı yok. Bir istisnası sevimli bir sokak köpeği. Sadece o havlıyor, kovalıyor önünden ardından dolanıyor engellemeye çalışıyor. İnsanlık dersi veriyor bir bakıma kayıtsız kalanlara kendi lisanınca.

 Üstat Basri GOCUL’un tasvir ettiği bu köpek olmalı;

       Sen çok nankör insandan vefakârsın köpeğim

       Her lokmamda sallanan kuyruğunu öpeyim.

Polis olay yerine geliyor. Yaşlıyı bu iki gözü dönmüşün elinden alıyor. Sokakta hayat devam ediyor kaldığı yerden.

 Toplumsal duyarlılığımızı test etmek bakımından ibretlik bir durum. Daha da vahim günlerin de habercisi bizce.  

Biz böyle değildik oysa.

Nasıl bu noktaya geldik?

Hangi dönüşüm projesi, hangi ince toplum mühendisliği ile? Oturup düşünmek lazım bunu.

Ne dini, ne milli ahlakımız buna cevaz veriyor hâlbuki buna.

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor:       

                “Tehlikeyi doğrulukta görseniz bile yine de doğruluktan ayrılmayın”

                 “Haksızlığa karşı elinizle, o mümkün değilse dilinizle karşı koyun. O da mümkün değilse kalben buğz edin”.

O kadar elsiz, o kadar da dilsiz olduk ne yazık ki son zaman. Goethe; “İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok sevmeye başladım “diyor.

Onu ispatladı bize bir köpek merhameti.

 Esasında denizde damla kalır sade bir vatandaşımızın sokakta maruz kaldığı bu muamele.

Vatan linç ediliyor o sokaklarda her Allah’ın günü.

Dağında, ovasında, parlamentosunda,  güzelim memleketin.

Ayaklar altına alınıyor mukaddeslerimiz günü birlik.

Biz yine sövene dilsiz, yine dövene elsiz… Hz. Peygamber bizi uyarıyor: “Kötü huyu adet edinme yerleşir kökleşir”  diyerek.

Şahit olduklarımız Türk milletinin karakteriyle hiç de uyuşmuyor.

Kaygımız daha da yerleşip kökleşmesine, benzeri vurdumduymazlıkların.

Allah Türk milletini bu tür kötü hasletlerden korusun.

Yaradılışının hikmetine uygun tavır ve tutumdan ayırmasın.

 Lütfunu, keremini, ihsanını, esirgemezsin üzerinden. 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları