“HEPİMİZ ERMENİ’YİZ”in ARTÇILARI – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______27 Nisan 2014_______

“HEPİMİZ ERMENİ’YİZ”in ARTÇILARI

Osman Erenalp
Paylaş:

Hatırlarsak Ermeni asıllı Türk gazeteci Hırant DİNK’in öldürülmesinin ardından bir gurup pankartla sokağa çıkıp, “hepimiz Ermeni’yiz” itirafında bulunmuşlardı. Böylelilikle diplomatlarımızı katleden eli kanlı ASALA ruhunu yaşattıklarını göstermişlerdi. Milli vicdanda yara açan bu depremin artçıları 23-24 Nisan tarihlerinde devam etti.

Bayram gelmiş neyime

Kan damlar yüreğime.

Her bayram cumhurbaşkanı, başbakan, vali, bakan, belediye başkanlarının koltuklarını miniklere bırakıp onların mesajlarını alırdık. Bu bayram büyüklerimizin “milli mücadelemiz” için Ermeni torunlarına taziye mesajlarını dinledik. Onları konuştuk miniklerin mesajları yerine. Gözler Erivan’da, New York’ta. Sarkisyan ne diyecek? Obama soykırım diyecek mi? Onunla geçti günümüz.

Havuz medya bayram etti. Yaşasın. bu yıl da “soykırım” dedirtmedik Obama’ya. “Büyük felaket” dedirttik yine” diye haberler geçtiler. Sadece bir haber havuzuna programlananlar buna itaat edip mutlu oldular. Bir sonraki yılın 24 Nisan’ını beklemek üzere kendi dünyalarına döndüler.  

Tarihçiliğimizin yüz akı Yusuf HALAÇOĞLU isyan ediyor aynı gün; 

“Soykırım olduysa bir buçuk Ermeni’yi biz nereye gömdük peki?  Dozer yok, bir şey yok. 1000lik çukur açsan 1500, 500lük açsan 3000 çukur eder. Allah aşkına bir toplu mezar da mı olmaz? Neden biri ortaya çıkmıyor?

Hür basında bunları göremedik tabi.

Yılar evvel yüksek öğretmen okulunun şimdiki Beşevler Şura Salonunda bir eğlence şöleni tertip edilmişti. Sunucu bir Temel fıkrası anlatmıştı oradakilere;

Çinliler Karadenizlilere savaş açmak istemişler. Karadenizliler bunu uzun izin görüşmüşler. Toplantı saatler sürmüş. Gazeteciler kapıda bekliyormuş.  Sonunda sözcüleri çıkıp açıklamada bulunmuş. Teklifi kabul etmedik Korktuğumuzdan değil. O kadar Çinliyi nereye gömeceğiz ona çare bulamadık.

Yusuf Hoca’nın isyanı bu fıkrayı hatırlattı.

Nisanın 22 sinde Ankara Barolar Birliğinin Balgat’taki salonunda bir şey daha oldu. Sadi SOMUNCUOĞLU başkanlığında Türkiye Sivil Toplum Birliği (24 Sivil Toplum Kuruluşu) TÜRKBİR Ermeni mezalimi konulu panel düzenledi. O panelde. “Tehcir”, “muhaceret” yok. Sevk ve iskân vardır. Ermeni soykırımı yok. “Ermeni mezalimi” vardır dendi. Oylamaya sunuldu. Oy birliği ile kabul gördü. Basınımız bunu da görmedi.,

***

Hikâye bu ya: Napolyon dirilip dünyaya dönmüş. Önce ABD ye gitmiş. Obama’yı ziyaret etmiş. Ona demiş ki;  

-Ah Obama. Sendeki şu kara gücü bende olsaydı Waterloo Savaşını kaybetmezdim.

Sonra Moskova’ya Putin’e gitmiş. Ona da şunu demiş.

-Ah Putin! Sendeki şu hava gücü bende olsa Waterloo’yu kesin kazanırdım.

 Sonra bize gelmiş demiş ki;  

-Şu sizin medya var ya. Bende olsaydı Waterloo’yu kaybettiğimden inanın kimsenin haberi bile olmazdı.

Fazla söze ne hacet.

 ***

24 Nisan günü;

Obama “bugün yirminci yüzyılın en büyük felaketini anıyoruz” dedi

İngiliz The Guardian Gazetesi “ilk kez ölenler için taziyede bulunuldu” şeklinde yazdı.

Erivan taziye mesajından tatmin olmadı.

Diaspora “Terör-Tanıma-Tazminat–Toprak” (Dört T) yol haritalarına bağlı kaldıklarını gösterdi.

İçeride “Ermeni soykırımı tanınsın” pankartları açıldı.

Sahibinin selleri “taziyenin muhatabı olan torunlara vatandaşlık hakkı tanınsın. Mülk edinmelerinin yolu açılsın” türünden yorumlar yaptılar

Elhasıl “Hepimiz Ermeni’yiz” artçıları devem etti.

Kapı aralandı ya. İstiklal Harbi için, 1071 için, 1453 için, Anadolu’yu vatan edindiğimiz için, Viyana muhasarası için, daha pek çok sabıkamız için özür sırada belli ki.

Eseriyle övünebilirler o kapıyı aralayanlar. Merak ediyor insan. Gerçekten dünün milli mücadelesini veren o ecdadın torunları mı bugünküler?

Bu taziye ecdadın ruhunu incitmiştir.

Milli mücadele şehitlerinin ruhunu muazzep etmiştir. Bununla “mili mücadelemiz”, “İstiklal Harbimiz” itibarsızlaştırılmaya teşebbüs edilmiştir.

Bu 24 Nisanda ve bundan sonrakilerde diyeceğimiz şudur.

İstiklal Harbinde bu topraklarda “Ermeni mezalimi” yaşanmıştır.  Buna mukabil bizi  arkadan vuranlar zorunlu olarak “sevk ve iskâna” tabi tutulmuşlardır. Kendi toprağımızdan yine kendi toprağımıza nakiller olmuştur.  Kimseye özür borcumuz yoktur. Bize bu zulmü işleyenlerin onun arkasındakilerin bu millete özür borçları vardır.  Suçlu “Teba-ı Sadıka”’dan “işgalciyle işbirlikçi” yaratanlardır. Onlarında kimler oldukları bellidir. Mezalimden geriye toplu mezarlar ortadadır. Vahşet ortadadır. Karabağ ortada, Hocalı ortadadır.

Vah milli egemenliğim vah!

94.yıldönümünde şu konuştuklarımıza da bir bak. 

Son Not: Fener taraftarına teşekkürler. Cismiyle Kadıköy’e Atatürk’ün imzasını yazdıkları için. Bayramdan akılda bu kadar olsun bir tat  bıraktıkları için. 

 

 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları