HOCALI SOYKIRIMI/ KARABAĞ İŞGALİ – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______27 Şubat 2016_______

HOCALI SOYKIRIMI/ KARABAĞ İŞGALİ

Sadi Somuncuoğlu
Paylaş:

27 Şubat 2016

Bundan tam 24 yıl önceydi; insanlık tarihinde eşine pek rastlanmayan, utanç verici bir vahşet yaşandı.

1992 Şubat’ının 25’ini 26’sına bağlayan gece yarısı, Rusların 366’ıncı motorize alayı ile Sarkisyan’ın komutasındaki (Katil Ermenistan Cumhurbaşkanı) Ermeni birlikleri Azerbaycan’ın Hocalı şehrine baskın yaptı. Yoğun top atışları ve ağır silahlarla yapılan bu saldırıda bir facia yaşandı.

Her türlü savunmadan mahrum, uykudaki sivil insanlar, sanki cehenneme uyandılar. Top atışlarıyla yerle bir edilen şehir alevler içinde yanıyor… canlarını kurtarmak için koşuşan Türkler; çocuk, kadın; yaşlı, genç herkes kurşun ve süngülerle öldürülüyordu. Çığlıklar içinde; ölü, canlı; demeden vuruldu, katledildi; organları kesildi, sevinç naraları atıldı!

Sonuçta, Karabağ’ın geneli hariç, sadece Hocalı’da o anda mevcut olan 2500 kişiden; 63’ü çocuk, 106’sı kadın, 70’i yaşlı; tam 613 masum Türk hunharca katledildi. 1275’i esir, 612’sı ise kayıp. Kadim Azerbaycan şehri Hocalı’da: Müzeler, kütüphaneler, okullar, mezarlıklar, mimari abideler, arkeoloji eserleri, fabrika ve işyerleri gibi bütün maddi ve manevi kültür varlıkları, hunharca yok edildi. Bu vahşete, etnik temizlik, hukuk tabiriyle “soykırım” denmezse, ne denecektir?

Bakü hükümetine bağlı olan “Özerk” statüdeki Yukarı Karabağ dahil, Azerbaycan topraklarının yüzde 25’i halen Ermeni işgali altında. Bu toprakları yurt edinmiş olan bir milyondan fazla Azerbaycan Türk’ü sürgün durumunda. Aradan 24 yıl geçti, Ermeni işgali altındaki, ne Hocalı’da, ne Yukarı Karabağ’da, ne diğer şehirlerde yaşayan bir tek Azerbaycan Türk’ü yoktur. Ama, şu anda bile, Bakü ve Azerbaycan’ın diğer şehirlerinde yaşayan çok sayıda Ermeni var. Bu gerçek, Türkiye, Ermenistan kıyaslaması için de geçerlidir.

Bu kısa bilanço; Türklerin mi, yoksa Ermenilerin mi; barbar, katliamcı, soykırımcı olduğunu, insanlıkla ilgisinin kalmadığını, şeksiz şüphesiz bir şekilde gösteriyor.

Bu böyle de, hani insan haklarının “cenneti” denilen, Avrupa Konseyine, AGİT’e, güya bu haksızlığı kaldırsın diye kurulan Minsk Grubuna, bu grubun “Eşbaşkanları”, ABD, Rusya ve Fransa’ya ne demeli?

Yine; BM, Avrupa Parlamentosu, ABD Temsilciler Meclisi, Almanya, Hollanda, Belçika, İsviçre, İsveç, Yunanistan, Polonya, Vatikan gibi 25 ülkeye ne demeli?

Evet, işgal, sürgün ve zulüm devam ediyor, zamanımızın medeniyetini, insan haklarının şampiyonları susuyor. Dünyanın gerçekleri böyle.

Bizim, fikir, sanat, bilim, kültür, siyaset ve devlet adamlarımız bu gerçekleri ne kadar biliyor? Bildiği kadarına ne kadar uyuyor? Mesele burada!

Bilinse ne olur diyenlere seslenelim: Çok şey olur… önce, bu iki yüzlülere aptalca hayranlığı bırakır, milletimize doğruları tanıtırız.… her türlü ilişkiyi gerçeklere göre kurarız… Bütün insanlığın malı olan birikimden yararlanıp, kendi dünya görüşümüze dayanırız. Geçmişte olanların gelecekte de pek ala olacağına iman ederiz… Sonra yolun açıldığını görürüz.

Bu Ermeni meselesinin aslı ne?

Çok kısaca anlatalım:

Bu 2,5 asırlık bir hikâye. Yıl 1774, Küçük Kaynarca Antlaşması, arkasından yıl 1878, Berlin Antlaşması yapılıyor. Osmanlıyı parçalamaya karar veren Rusya, Fransa, İngiltere ve Almanya, antlaşmalara; Ortodoks Ermenilerin, “hamisi” olacaklarına dair bir madde koyduruyor. Sonra size “İki deniz arasında devlet kurduracağız” diyerek aldattıkları Ermenilere, Hınçak ve Taşnak silahlı isyan komiteleri kurduruluyor. İlk isyan 1860’da Zeytun’da çıkıyor ve I. Dünya Savaşına (1914) kadar sürüyor. Savaşta Osmanlı cephede iken; şehir ve köylerde yaygın, sistematik ve büyük boyutlu katliamlar başlıyor. Ayrıca, 160 bin Ermeni, düşman saflarında savaşıyor. Kafkaslar dahil, 2,5 milyon Türk öldürülüyor.

Daha sonra; 1920 Gümrü ve Moskova, 1921 Kars, 1923 Lozan Anlaşmalarıyla, bugünkü sınırlar çizildi. Ama, 1974-84 Ermeni ASALA terörü, 1984’de PKK, 1992 Karabağ-Hocalı, katliam ve soykırımı hortlatılıyor.

SONUÇ: Günümüzde de devam eden 2,5 asırlık saldırı “1915 olayları” söylemine hapsedilemez. 1774 ve 1878’in emperyalistleri ile bugünküler, ABD ilavesiyle aynı değil mi? Gel de buna “Haçlı Seferi” deme!.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları