Irak seçimi ve Türkmenler – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______9 Kasım 2018_______

Irak seçimi ve Türkmenler

Paylaş:

 

Bu yazı, Milli Düşünce Merkezi’nin düzenlediği
Hakan Paksoy’un sunucusu olduğu
“412. Bilgi Şöleni-Irak Seçimi ve Türkmenler” başlıklı bilgi şöleninde,
Dr. Mustafa Ziyanın yaptığı konuşmanın çözümüdür.

Deşifre eden: Pakize Şekerci
Editör: Mete Korkmaz

Takdim

Bugün 412. Bilgi Şölenimiz.

Bilgi Şölenimizin konusu Irak seçimi ve Türkmenler.

Irak ve Suriye Türkmenleri bizim için çok önemli çünkü üzerlerinde çok büyük oyunlar oynanıyor. Dolayısıyla bizim mütemadiyen, belki olayların gelişimine göre aylık, bunu konuşmamız gerekiyor. Türkiye’de de bunu konuşabilecek nitelikte ciddi bilgi sahibi insanlar var. Bunlardan bir tanesi de daha önce bu salonda dinlediğimiz Dr. Mustafa Ziya Bey.

Mustafa Bey jeofizik mühendisidir. Bilim doktorluğunda jeofizik dalında ama birçoğumuz gibi mesele Türk olunca konuya fazlasıyla eğilmiş değerli bir Türk evladıdır. Önce 1995-96 yıllarında Türkmeneli Radyo-Televizyon müdürlüğü var. 1997-2003 arasında Irak-Türkmen Cephesi Türkiye temsilciliği yaptı. Ve şimdi de Türkmeneli Kültür Merkezi başkanlığı yapıyor. Türkmen’in-Türk’ün derdi ile dertleniyor. Kendisini bugün kim gelecek diye konuştuğumuzda bir dostu ‘’Görev adamıdır’’ diye tarif etmişti. Ben mikrofonu kendisine uzatıyorum, buyurun efendim.

Irak Türkleri neden Türkmen oldu?

(M.Z.) Herkese iyi akşamlar dilerim. Beni burada tekrar misafir ettiğiniz için kendim ve Türkmenler adına teşekkür ederim.

Türkmenleri sık sık dinliyoruz. Türkiye’de artık Türkmenler üzerine bir takım çalışmalar da yapılıyor. Umarım gelişerek, büyüyerek devletin tüm katmanlarını da kapsayarak devam eder. İster Irak olsun, ister Suriye Türk dünyasının neresinde olursa olsun bu çalışmaların buradan kaynaklanarak o bölgelere yayılması önemlidir diye düşünüyorum.

Irak Türkmenleri ile ilgili daha doğrusu Irak Türkleri ile ilgili çok kısa bir şey anlatmak istiyorum: Türkmen kelimesi ile ilgili. 1960’a kadar Irak’ta Türk kelimesi geçiyordu, Türkmen kelimesi geçmiyordu. Irak’taki diğerleri bize Türk diyorlardı. Mesele Araplar, Kürtler bize Türk diyorlardı. Biz kendi içimizde aşiret kavramı olarak Türkmen kelimesini kullanırdık. Resmi yazışmalarda bile Türk kelimesi geçerdi, Türkmen geçmezdi. 1960’tan daha doğrusu kraliyet yıkılıp cumhuriyet kurulunca, Türkmen kelimesi literatürde ve resmi yazışmalarda kullanılmaya başlandı. Türkiye’de ise 1990’dan beri Türkmen kelimesi kullanıldı.

Dolayısıyla baktığımızda bizim buradaki ilk kuruluşumuz Irak Türkleri Kültür Yardımlaşma Derneği adını taşıyor, Türkmen kelimesi geçmiyor. 1990’dan sonra 1991’de Türkmen kelimesi kullanılmaya başlandı. Bizim için fark etmiyor Türk-Türkmen hepsi aynı kökendir. Ancak bazen siyaseten farklı kullanılabiliyor. Irak’ta mesela ‘’Sizin Türkiye ile alakanız yok siz Türkmensiniz, başka bir milletsiniz” diyebilen bir takım tarih ile alakası olmayan insanlar çıkabiliyor. Geçen konuşmamda da anlatmıştım bu bölgeye Türkmenlerin-Türklerin şu anda yaşadıkları bölgeye Türkmeneli adını veriyoruz. Türkmeneli kelimesi 90’larda ortaya çıktı fakat ben kökenini araştırdığımda baktım ki eski yabancı -İngiliz, Fransız, Avrupalı- seyyahlar o bölgeye Turkmania demişler, haritalarında Turcomania diye geçiyor. Turcomania Türkmeneli demektir. Hatta esas 1700’lerden önce Kars ile, daha doğrusu Karabağ’dan başlayarak, Kars’ı Elazığ’ı içine alarak Hakkari’ye kadar uzanan bölgeye Turkmania demişler. Ondan sonra haritalarda yer değiştirmiş. Turkmania, şu anda Irak dediğimiz devletteki Türkmen bölgelerine ad olarak verilmiş. Tarih ve şarkiyatçılıkla ilgilenen arkadaşlar bunu araştırabilirler, ilginç bir şeydir. Bizim mesela orada Terekemeler var Kars Iğdır tarafında.

(Katılımcı)-Azerbaycan’da da var hocam.

(M.Z.) Evet var büyük ihtimalle Turkmania zamanından kalmış Türkmenlerdir.

Konuya geldiğimizde, Irak  1917’de İngiliz işgaliyle,1918’de mütarekelerle uydurulan bir devlettir. Irak kelimesinin kökeni esas olarak Sümerceden gelmektedir. Irak bildiğimiz ırak uzakça anlamına gelmektedir. Sümerliler o bölgeye Irak dermiş. Sümerlilerin ilk yerleşimi Kerkük civarında oluyor. Subarto, Sümerce dağlık demektir. Düzlük araziye de ırak derlermiş, uzakmış onlara. Yaklaşık o bölgede bin yıl yaşıyorlar, Kerkük ve civarında. Şu anda orada höyükler var. Sümerlerin ilk medeniyet kalıntıları; köyler, şehirler…

Ondan sonra güneye göçüyorlar ve büyük Sümer medeniyetini kuruyorlar. En büyük şehirleri Ur’dur. Ur zaten Türkçe şehir demektir. Ondan sonra ondan daha küçük bir kent kuruyorlar Uruk adını veriyorlar.

Sümerlerden sonra Irak’a ilk yerleşen Akadlardır. Ama onlar da Sümer Uygarlığından etkileniyor. Onlardan sonra, doğu tarafından şu an ki İran tarafından Elamlılar geliyor. Elamlılar da Sümerlerden etkileniyorlar ve o kültürü devam ettiriyorlar. Onların çivi yazısını kullanıyorlar. Ondan sonra karışıyor.

İşte Babiller bölgeyi kontrol etmeye çalışıyor. Sonra İslam fetihleri ile bölge şekilleniyor ve Osmanlı’da Musul, Basra ve Bağdat eyaletleri olarak Irak’ı teşkil eden eyaletler oluşturuluyor.

Ancak tabi ki bugün ki sınırlar değil. Musul eyaleti bazen Nusaybin’e kadar içine almış. Bazen Cezire eyaleti demişler Mardin’den başlayıp Musul’u içine almış. Arada böyle idari değişiklikler yapılmıştır.

Türkmenlerin tarihleri ile ilgili konuşmayacağım çünkü konumuz seçim olduğu için. Tabi en az bin yıllık bir geçmiş vardır diyoruz. Osmanlı’dan sonra tabi ki İngilizler, Irak devletini iki özellik üzerine kurmuştur. Biri Sünnicilik, ikincisi ise Türklüğün reddi ve inkarı. Çünkü 1930’lara kadar yazışmalar hala Türkçedir. Bizi Araplaştırmaya çalışıyorlar ve bunu büyük ölçüde başarıyorlar. Irak’ta keza Suriye’de ve eski Osmanlı topraklarında Türkmenler-Türkler direniyor ve bu şekilde devam ediyor.

Bizim tahminlerimize göre üç milyonun üzerinde bir nüfusa sahibiz. Ancak Türkmenler siyasette Irak’ta %2’lik bir etkiye sahiptir. 2003’te Saddam yıkıldıktan sonra Amerikalılar demokratik bir sistem getirdiler ve demokratik kurumlar kuruldu, parlamento kuruldu, seçim sistemi kuruldu. Özerk hatta adem-i merkeziyet sistemi ile illere yetki verdiler.

Seçimlere geldiğimizde genel seçimler var birde il seçimleri vardır-yani mahalli seçimler dediğimiz. Orada da ilin parlamentosu seçiliyor. Önümüzdeki 12 Mayıs’ta Irak’ta parlamento seçimleri yapılacak. Bu dördüncü seçim olacak.

Seçimlerde sonuç ne olursa olsun hala Irak’ta bir taraftan Amerika, İngiltere bir taraftan da İran etkisini unutmamamız lazım. Sonuçlar bu etkilere göre şekilleniyor. Bir takım rakamlar vereyim ardından yorumlara geçeceğim. Bu seçimlere 275 parti katılıyor. Bunların büyük bir kısmı koalisyonlar halinde, 17 koalisyon var. Irak seçim yasasında koalisyonlar yasak değildir. Seçime katılmak için koalisyon kurabiliyorsunuz. Ayrıca Irak seçim yasasında daha ilginç bir şey var. Seçildikten sonra parlamento içinde de ittifaklar kurabiliyorsunuz.

Bir önceki seçimde en yüksek oy alan parti hükümeti kuramadı çünkü parlamento içinde farklı ittifaklar kuruldu. Ondan daha fazla oya sahip oldular ve hükümeti kurdular. İttifaklara baktığımızda genelde 3 temel üzerinedir. 1921’de Irak hükümeti ilk kurulduğunda üç temel noktası vardı: Şii, Sünni, Kürt. Şimdi de yüz yıl sonra aynı şey devam ediyor. Koalisyonlar bu şekilde şekilleniyor.

Genelde Şiiler on parti, otuz parti olsun hiç önemi yoktur –İran’ın da baskısıyla- bir koalisyon teşkil ediyorlar. Sünniler keza bir koalisyon teşkil ediyorlar. Kürt grupları da bir koalisyon teşkil ediyorlar. Dolayısıyla Irak’taki seçimlerde sonuç fazla değişmiyor. %50’nin üzerinde Şii olduğu için iktidar Şiilerde oluyor, muhalefet ise Sünniler oluyor. Kürtlerde iki taraf arasında ne kadar kazanabilirlerse ona göre hareket ediyorlar. Seçimlerin genel manzarası bu.

Bu seçimlerde farklı olan şudur; DAİŞ’ten sonraki ilk seçimdir. Hepimiz biliyoruz ki DAİŞ-IŞİD diyoruz,  İslamcı bir örgüttür. Amerika’nın desteğiyle Irak’ta ve Suriye’de kendi devletlerini kurdular. Şu anda bir karış toprakları ve hakimiyetleri yok. Fakat DAİŞ sonrası politikalar ve stratejiler hazırlanırken biz yakından takip etiğimiz için uyarılarda da bulunduk.

Amerika ve Rusya gibi büyük güçler, İran gibi bölgesel güçler DAİŞ sonrası için bir takım planlar hazırlıyorlardı. Bunlar bölgeyi şekillendirme senaryolarıydı. Biz DAİŞ geçicidir, dedik. Bugün vardır yarın yoktur ancak kalıcı bir şeyler için zemin hazırlıyordu.

DAİŞ Irak’ta ne yaptı? Türkmen bölgelerini işgal etti, dağıttı, parçaladı, yıktı. Ondan sonra Türkmen nüfusunu göçe zorladı. Son bir yıldır Musul ve Telafer kurtarılmış ancak nüfusun %20’si geri dönememiştir. Çünkü o kadar çok tahribat yapıldı ki nereye dönsün? Evi yok, yeri yok, iş yok, güç yok, altyapı yok hiçbir şey kalmamış.

3 milyon nüfusu olan Musul ilinde ki, Telafer’de bunun içerisinde bir ilçedir bir milyona yakın nüfus yaşıyor. 2 milyon hala göçmen durumdadır. Bir kısmı Türkiye’dedir bir kısmı Irak’ın içinde dağılmış durumdadır, bir kısmı başka taraflara göç etmiştir. DAİŞ’in asıl amacı etnik-demografik değişim gerçekleştirmekti. Bugün itibariyle sadece Irak’ta değil Suriye’ye de baktığımızda bu demografik değişikliğin yapıldığını görüyoruz.

Örnek veriyoruz mesela Tel Abyad diyoruz. Tel Abyad şu anda PYD’dir, YPG’dir her ne ise onların kontrolündedir. Oysa ki Tel Abyad’da bir tane Kürt yaşamıyor oranın nüfusu Türkmen ve Araptır. Bunun gibi çok bölge var. Kobani dediğimiz bölge var onlar şimdi oraya kanton sistemi kurmuşlar. Üç tane kanton; bir Cezire kantonu var, bir Kobani bir de Afrin kantonu diyorlar. Bunlar için kimlik yapmışlar, nüfus işlemleri yapmışlar 2014’ten itibaren her türlü belgesini hazırlamışlar.

Bu topraklara baktığınızda büyük bir kısmı Türkmenlerin yaşadığı topraktır. DAİŞ burayı işgal ettikten sonra YPG’ye, PYD’ye hiçbir çatışma olmadan teslim ediyor. DAİŞ’in başkenti dedikleri Rakka’nın nüfusunun yarısına yakını Türkmendir. Ama orayı kim kurtarıyor DAİŞ’ten PYD kurtarıyor, PKK kurtarıyor dolayısıyla hakimiyetini orada kurmuş.

Keza Telafer, Musul… Seçimlere geçmeden önce esas planı açıklamak isterim. 2014 yılında Amerikalıların  Telafer saldırıları başladığında bazı arkadaşlarımız onu gördüler ve biz gazeteler üzerinden televizyon üzerinden uyardık. Çok derin bir plan ve stratejidir. Bunların amacı Kürt koridorunu kurmaktır.

O zamanlarda ben Cumhuriyet Gazetesi’ne demeç verdim, Habertürk’te çıktım yarım saat konuştum dedim ki bir Kürt koridoru oluşturuyorlar. Kürt koridoruna engel ise Telafer’dir bir de Türkmen bölgeleridir. Kandil’den Akdeniz’e kadar o koridorun devamlı olabilmesi için Türkmen bölgelerini ortadan kaldırmanız lazım. Nasıl kaldıracaksınız? Nüfusu azaltacaksınız değişim yapacaksınız. Bunu direk yapamadıkları için DAİŞ yoluyla büyük ölçüde gerçekleştirdiler.

Türkiye 2014’ten sonra durumun farkına vardı. Ondan sonra özellikle Suriye’de koridoru kesmeye çalıştı. Afrin Operasyonu da bunun bir parçasıdır. Kürt koridoru konusunun ne kadar önemli olduğunu Amerikan araştırma enstitüleri 12 yıl önceden yazıyordu ama biz farkına varmamışız. Önemi nedir? Petrolün, enerjinin güvenlik koridoru ve bunu açık açık konuşuyorlar. Bu petrolün, enerjinin Bağdat üzerinden dünyaya açılımını ve güvenliğini sağlayamıyoruz. Bu güvenliği Türkiye üzerinden sağlamak çok zordur. Bugüne kadar 270 kusur saldırıya uğramış, sabote edilmiş. Onun için en güvenlisi Kürtler için bir devlet kurmak ve bunun üzerinden Akdeniz’e akıtmak, petrol sevkiyatını devam ettirmek. Referandum öncesi Mayıs ayında Erbil’de büyük çaplı bir toplantı oldu. Bu toplantıya büyük petrol şirketleri katıldı, Ruslar da katıldı. Ruslara da %5’lik pay verdiler.

(Katılımcı)-Sus payı olarak.

(M.Z.) Evet sus payı olarak çünkü Rusya orada kıyameti koparırdı. İki tane de petrol yatağının işletmesini verdiler. Tamam dediler artık bu iş bitmiştir, başka yolu yoktur, bunu devam ettirelim. O zamanda PYD ile Barzani’yi birleştireceklerdi, mutabakat sağlanacaktı. Şirketler hazırdı her şey hazırdı. Ama bu İran’ın Rusya’nın işine gelmedi. Türkiye’nin hiç işine gelmedi. Bu sebeple referandum yapılamadı. Irak ordusunun Kerkük’e girişiyle Amerika kaybetti, İran kazandı. Çünkü Kerkük’e giren Irak ordusu İran destekli bir orduydu. Bu olaylar tabi ki seçime yansıyacaktır.

Buradan seçime bağlamak istiyorum.İran ordusunun kontrolü sınıra kadar gelmiştir. Telafer, Musul, Kekük’e kadar gelmiştir. Kerkük, Irak ordusunun kontrolündedir. Talabani grubu zaten İran ile işbirliği içerisindedir. Bazı noktalarda PYD ile de bir takım ittifaklar vardır. Dolayısıyla İran buraya kadar çıkabilmiştir. Iraktaki seçimler niçin bizi bu kadar ilgilendiriyor?

Bu olaylar Irak seçimine nasıl yansıyacak?

Şöyle yansıyacaktır:

DAİŞ’in tahrip edip bıraktığı bölgelerden milyonlarca insan göç etmiştir. Göçmeni seçime götürmek kolay değildir. Dolayısıyla sınır bölgelerinde Türkmen bölgelerinde Ramadi’de Musul’da kaç tane seçim sandığı kuracaksın, kaç tane insanı seçime götürebileceksin? Diğer bölgelerde bu sıkıntı yoktur hepsi seçime katılabilir. Dolaysıyla Mayıs ayında olacak seçimlerde büyük ihtimalle İran’ın desteklediği Şii taraflar büyük bir kazanımla ortaya çıkacaktır ve Irak iktidarı daha fazla İran’a bağımlı bir iktidar haline gelecektir. Her ne kadar Amerika ben Irak’a gözlemci gönderirim dese bile bir gerçeklik var. Büyük bir ihtimalle bu İran tarafı için bir galibiyet olacak.

Seçimin genel manzarasına baktığımızda dediğim gibi 17 koalisyon seçime katılacak. Diğer partilerden bahsetmiyorum çünkü onların kazanma şansı yoktur. İran’ın desteklediği 3 tane büyük koalisyon var. Aşama aşama gitmek istedi. Önce ılımlısıyla başladı-Caferiler. Ondan sonra Malikiler şimdi ise en serti olan Devrim Muhafızlarının yetiştirmiş olduğu bir gruba destek veriyorlar, Bedir Gücü. Zaten Haşdi Şabi dediklerinin asıl temeli budur. Hadi al-Amiri dediğimiz Bedir Gücü’nün komutanı seçimlere katılmıştır. Muhtemelen o kazanacaktır. Malikiler ayrı bir koalisyon olarak katılmışlardır. Ama Malikilere denmiştir ki sen başbakanlık peşinde olmayacaksın. Parlamentoda desteğini Hadi al-Hamiri’ye vereceksin. Bundan sonra Irak’ta devrim muhafızları hep büyük bir güç olarak ortaya çıkacaktır. Bu Türkiye’ye Türkmenlere nasıl yansıyacaktır? Tabi Irak daha büyük nüfuzla bir güç olarak ortaya çıkacaktır. Şimdi Kerkük, Musul, Telafer Haşdi Şabi’nin kontrolündedir. Dolayısıyla ister istemez bunların büyük bir etkinliği olacaktır. Genel olarak Irak seçimlerinde Türkmenlerin iki tür katılımı oluyor. Birincisi milli kanat dediğimiz yani Türk milliyetçilerinin oluşturduğu gruptur. Bunlar Irak Türkmen Cephesi ya da Kerkük Türkmen cephesi adını kullanıyorlar ve koalisyon olarak katılıyorlar, Türkiye destekli. Bir de İran destekli Türkmenler var. Ama onların kendi partileri yok diğer partilerin içinden katılım sağlıyorlar. Mesela Bedir Gücü’nün içinde Muhammed Mehdi Bayat var  Bayatlı Türkmen’dir, o da bir komutandır. O bu seçimde Kerkük’te Bedir Gücünden aday oldu.Farklı grupların içinden Türkmen adaylar var böyle bir dağılım oluyor. Yarısı Irak Türkmen cephesinin adayları öbür yarısı da diğer partilerden -Türk adı Türkmen adı taşımayan partiler – Türkmen vekil olarak meclise giriyor. Yani genelde 10 Türkmen milletvekili meclise girmiş oluyor.

(Katılımcı)-Şii partiler mi?

(M.Z.) Şii partiler de olabiliyor Sünni partiler de.

-Türkmen cephesinde Şiiler var mı?

Tabi ki var. Türkmen cephesinde Sünni Şii ayrımı olmaz. Şu anki listede 7 tane Şii var geri kalanı Sünni ama milliyetçi kesimden oldukları için mezheplerine bakılmıyor. Demek istediğim şu esas sıkıntı Irak Anayasası’nda Türkmenlerin temsil hakkı yoktur. Nasıl temsil hakkı yoktur? Yani bir Arap partisinden bir Türkmen aday olarak çıkıp ben Türkmenleri temsil ediyorum diyebilir. Ama mesela Kürtler için böyle bir hak yoktur. Bir Arap partisinden bir Kürt çıkıp ben Kürtleri temsil ediyorum diyemez. Sadece kendi partileri kendilerini temsil eder. Ama hangi partiden olursa olun Türkmenleri herkes temsil edebilir. Esas sıkıntı budur. 2003’ten sonra Irak’taki Türkmen politikası bu sıkıntıyı yaşamaktadır. Ne yazık ki Anayasa’da Türkmenleri sadece kendi siyasi kuruluşları temsil eder diye bir hak verilmedi ama diğerlerine verildi. Kerkük ve Musul bizim için seçimlerde önem taşımaktadır. Musul’da ne yazık ki geniş çaplı bir aday gösterme şansımızı kaybettik. Musul’da Irak Türkmen cephesi olarak zaten seçimlere katılamıyoruz. Dolayısıyla başka bir grubun içinde birkaç tane aday verdik. Büyük ihtimalle bir veya iki adayın milletvekili olma ihtimali var. Orada büyük bir kaybımız var. Kerkük’e geldiğimizde orada öyle büyük bir oyun oynandı ki…7 milli parti koalisyon kurarak Kerkük Türkmen Cephesi koalisyonuyla seçime katıldı. Toplamda 18 tane adayı var. Fakat bunun karşısında diğer partilerde Kerkük’te Türkmen aday gösterdiler. Şu anda Kerkük’te 78 tane Türkmen aday var? Kerkük’ün toplam milletvekili sayısı 12’dir. 12’nin içerisinde kaç tane Türkmen vekil olacaktır? İki mi,üç mü,dört mü? 78 tane aday 3-4 koltuk için yarışıyor. Dolayısıyla ister istemez oylar dağılıyor, parçalanıyor. Bu geçen seçimlerde de görülmüştür. Türkmen toplumunun oylarının yarısı Irak Türkmen Cephesine gitmiştir. Geri kalan yarısı başka gruplara dağılmıştır. Hiçbir Türkmen gidip Arap bir adaya oy vermemiştir fakat Arap partisinin içindeki Türkmen adaya oy vermiştir. O kazanamayınca o oylar gitmiştir. Buna bir türlü çözüm üretemedik. Çünkü bu sosyal bir meseledir ve çözüm için farklı politikalar uygulanması gerekiyor. Karşımızdaki esas tehlike şudur; Kerkük ihtilaflı bölge olduğu için, herkes hak talep ettiği içim özellikle Kerkük için bir takım formüller dile getiriliyor. Eşit sayıda grupların yönetimi dile getiriliyor. %32 formülü diyorlar. %32 Türkmen, %32 Arap, %32 Kürt olsun %2-3’lük bir dilim ise Hıristiyanlar için verilsin. Şimdi 12 milletvekili içinde 1 tane Türkmen çıkarsa o zaman %32’yi hak etmiyorsun diyebilirler. Türkmen nüfusunda bugüne kadar yürütülen politikalara karşı genel bir kırgınlık ve küskünlük vardır. Açık ve net olarak söyleyeyim devletimiz uzun yıllar boyunca Barzani’ye destek verdi. Belki strateji olarak doğrudur kendi işbirlikçisine destek veriyor. Ama bu bizim topluma çok kötü şekilde yansıdı. Çünkü esas bizim kavgalı olduğumuz bölgede Barzani’ye, Talabani’ye destek verirsen toplum sana küser. 2014 seçimlerinde Irak’ın genelinde seçime katılım oranı %68’di.Ama Türkmenlerin katılım oranı %36’ydı. Geriye kalanı hiçbir tarafa oy vermedi. Küstüler ve seçime katılmadılar. Bu seçimlerde de buna benzer bir manzara yaşanabilir. Irak’ta ne yapılmalı? Irak’ta toplumu az süre kalsa bile seçime katılımı teşvik etmek lazım. Seçim bugün Musul’da Kerkük’te kimlik seçimidir, şahıs seçimi değil. Ahmet-Mehmet veya Ali-Veli milletvekili olsun diye değil Türkmenlerin kimliğini göstermek içindir. Onun için kırgınlık, küskünlük bir tarafa koyulup seçime katılmak lazım ki o kimliği gösterelim. Bir gerçek var ki biz tüm politikalarımızı seçim üzerine kurmamalıyız. Irak’ta seçim olur, bugün Ahmet olur öbür gün Mehmet olur. Bugün katılımla kazancın %2’dir yarın %5’tir. Irak parlamentosunda 325 milletvekili var. Tüm Türkmenler katılsa kaç tane milletvekili çıkarabilirler? Toplam 15-20 tane çıkarabilirler. Orada yine çoğunluk değilsin. Onun için Türkiye devlet olarak farklı politikalar üretmeli, her şeyi seçime endekslememeli. Nedir? Uzun vadeli sosyal politikalar. İktidarlar gelip geçicidir, bugün bu iktidar vardır yarın bu olmayabilir. Ama komşuluk ve toplum kalıcıdır. Artık 20 yıllık mı 100 yıllık mı sosyal politikalar üretirsin, bilemiyorum. Irak’ta Suriye’de komşuların seni sevecek. Komşuların seni sevince uzun vadede eğitim politikaları olur, başka sosyal politikalar olur hangi iktidar gelirse gelsin seni sevecektir. Düşman olmayınca senin oradaki insanında mağdur olmayacaktır. Sadece hastalık olduğunda değil hastalık olmadan önce onların tedavisine bakmamız lazım. Benim fikrime göre en az 20 yıllık bir öngörümüzün olması lazım. Çünkü Amerika bundan 20 yıl öncesinde B.O.P.’u çizdi. Bu fikri ortaya attıklarında 20 yıl sonra uygulanır diye planladılar. B.O.P’un 1991’de hazırlığı yapılıyor. Ama ne zaman uygulanmaya başlanıyor, 2000 yılından sonra. Oradaki Türkmen bugün siyasette %2 etkindir yarın %4 etkindir. Bunları bir kenara bırakarak oradaki insanımı, soydaşımı, kardeşimi beni seveni niye küstürdüm, niye ben kendimden uzaklaştırdım, diye düşünmelidir. Bizim orada nüfusumuzun bir kısmı Bektaşidir. E Bektaşiler zaten bu tarafa bakıyorlar. Benim o Bektaşi’yi Şiisin diye elimin tersiyle uzaklaştırmamam gerekiyor. Tam tersine ona destek olmam lazım. Diğerine de destek olmam lazım sadece onun için söylemiyorum. Ama bana yakın olan taraflar vardır. Bunların üzerinden bir takım (40:00) sosyal politikalar üretmeniz gerekiyor. Sonuç itibariyle Türkiye Irak ve Suriye Türkleri için, sadece ikisi için söylemiyorum bütün Türk dünyası için söylüyorum, bunu milli bir mesele haline getirmelidir. Konjektürel, geçici, taktiksel değil bir milli mesele olmalıdır. Çok basit bir karşılaştırma yapıyoruz. Kıbrıs Harekatı’nda iktidarda rahmetli  Bülent Ecevit vardı. Ecevit solcuydu.

Kıbrıs’ta darbeyi yapanlar kimlerdi?

Komünistlerdi.

Ama Kıbrıs Türkiye’nin milli meselesi olduğu için Ecevit’’Ben solcuyum, o komünisttir, bana daha yakındır’’ diyemedi ve harekat yapıldı doğrusu da budur. Özellikle Irak ve Suriye için söylüyorum çünkü direkt tehdit algılıyoruz. Algıladığımız bu tehdide içimizde direk çanak tutanlar da vardır. Yani destek verenler de oluyor. Oradakileri kendinize dost yapmanız lazım. Kimleri dost yaparsınız? Sizi orada sevenler vardır, sevmeyenler vardır, siyasi taraflar vardır… Siyasi taraflarla işbirliği yaparsın o taktikseldir. Yıllar boyu destek verilen Barzani birden ortadan kayboldu çünkü Amerika kimseyle yıllar boyu oynamıyor. Amerika baktı ki bunun operasyonel gücü kalmadı. Ben bizzat Kerkük’teydim olaylar çıktığında, dinliyordum. Bir gün önce destek veriyordu. Irak ordusu Kerkük’e girdiğinde Amerikan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü dedi ki ‘‘Bu bir iç meseledir, karışmıyoruz’’. Düne kadar karışıyordu Kerkük’te çatışmaya izin vermem, diyordu bitti. Şimdi onun başka bir alternatifini bulacaktır. Başka politikalar üretecektir. Ama taktiksel olarak size hiç yakınlaşmayan bir grubunuz var orada; Türkler. Oradaki kardeşleriniz var. Onlara her zaman destek vereceksiniz, siyaseten zayıf olsalar dahi hiçbir etkinlikleri olmasa dahi soydaşın olduğu için destek vereceksin. Gün gelir mutlaka senin çıkarını korur. En azından ona güvenebilirsin. Diğerlerine yaklaşımların hepsi taktiksel olabilir. Ama herkesle çalışacaksın. İran öyle bir dış politika uyguluyor ki yeri geldiğinde düşman ilan ettiği gruplara bile destek veriyor. El-Kaide’ye bile destek verdi. Çünkü işine geliyor, politika uyguluyor. El-Kaide Irak’a nasıl girdi? İran üzerinden girdi. Afganistan’da Zakkavi yaralandı. Nasıl girdi? İran’da tedavi oldu ve İran üzerinde Irak’a girdi. İran sınırında kamp kurdu, ona bile destek veriyor. Sonuç itibariyle bu seçimlerin maalesef lehimize geçeceğini tahmin etmiyorum. Yine koalisyonlar kurulacaktır, İran Şii grupları tek çatı altına toplamaya çalışacaktır ve gördüğümüz kadarıyla en az iki büyük koalisyonu bir araya getirecektir. Büyük ihtimalle de daha ılımlı olan şu an ki başbakan Haydar El-İbadi değil daha sert olan devrim muhafızlarının yetiştirdiği adam başbakan olur. Anketler onu gösteriyor. Onun karşısında yine Sünni bloğu olacaktır. Üçüncü blok dediğimiz Kürtler için bir sıkıntı yoktur. Çünkü Kürt bölgeleri zaten kapalı bölge olduğu için 10 kişi bile seçime gitse aynı sayıyı çıkarıyor. Bu yüzden otomatik olarak 40-50 arası milletvekili var. Büyük ihtimalle en çok Türkmenler mağdur olacaktır. İnşallah tahminim doğru olmaz, olmaması içinde çalışacağım. Ama tahminimce 3-4 milletvekilinden  fazla  vekil çıkarma şansımız olmayacaktır.

Soru – cevap:

(Sunucu)Teşekkür ediyoruz Mustafa Bey sağ olun. Meselenin tam da ortasında olan değerli bir fikir, siyaset adamından değerlendirmeler aldık. Evet arkadaşlar sorunuz varsa alalım. Şahan Hocam buyurun.

(1.Soru)Şimdi Irak Türkmenlerinde son gelişen olaylardan dolayı beklenti oluştu. Ne zaman geri dönecekler? Kovma anlamında değil. Türkiye’nin dışındaki Türkler bizim oralardaki elçilerimiz ve şu anda dönemeyecek durumdalar. Özellikle Telafer konusunda yakın zamanda yaptığım görüşmelerde IŞİD gitti Haşdi geldi diyorlar, Haşdi Şabi IŞİD’den daha beter diyorlar .Hocam siz de bahsettiniz bu mezhepsel konular orada hayli can yakıcı bir halde. Haşdi Şabi tanıdığım kişinin sağlam kapılarını söküp gitmiş. Gidenler Musul’da bekliyor Telafer’e geçemiyorlar. Orada çalışıp işe başlayanlar var maaşlarını alamıyorlar Irak Merkezi Hükümeti’nden. En azından işimizi kaybetmeyelim diye çalışmaya devam ediyorlar. Türkiye’de mülteci olarak yaşayan Türkmenlerin Irak’a dönüşünün önünün kapatılması yakın zamanda yapılacak seçimlerle alakalı olabilir mi? Onların oy kullanmasına engel olmak için sokulmuyor olabilir mi?

(M.Z.) Sadece Telafer için değil genelde tüm göçmenlerin dönüşü şu an Irak Hükümeti tarafından durduruldu. Yarın seçim olacak bunların kayıtlarını kontrol edemeyiz bahanesi kulllanıldı. Ama diğer gruplarda özellikle göçmen olan tarafların şikayeti şudur ki bunlar kampta yaşıyorlar. Diyorlar ki; kampta baskı var üzerimizde. Kampı yönetenler baskı yapıp istediği adama oy verdirecek. Onun için seçim manzarasına baktığımda Sünni grup çok zayıf durumdadır. 1,5 milyon insan sadece Irak’ın içerisinde dağılmış. Yurt dışına çıkanlardan bahsetmiyorum bile… Bunların büyük bir kısmı Türkmen. Burada şu anda 70 binin üzerinde Telaferli var. Bu 70 bin insanı nasıl toplayıp seçime götüreceksiniz? Kolay değil. Ama diğer bölgeler yani yerinden edilmeyen bölgeler sisteme oturmuş bir şekilde seçime gidecek.

-Doğru söylüyorsunuz hocam.

(Sunucu) -Eşref Bey buyurun.

(2. Soru) Hocam çok teşekkür ediyoruz. Benim sorum Suriye ve Irak Türkmenleri Türkiye’ye karşı güvenlerini büyük ölçüde kaybetmişler. Türkiye’nin uyguladığı politikalar nedeniyle her konuştuğumuz Türkmen ‘’Bize Suriyeliler kadar yardım etmiyorlar’’ diyor. Bu doğru Suriye’den gelenlere yardım yapılıyor maaş veriliyor ama Irak’tan veya Suriye’den gelen Türkmen kardeşlerimize maalesef yeteri kadar yardım yapmıyor ve sahiplenmiyor.

(Katılımcı)-Hastanelere bile kabul etmiyorlar.

Şimdi size soruyorum. Siz Türkiye’de yetkili biri olsanız diyelim başbakan veya cumhurbaşkanı olsanız bu güveni kazanmak için işe nereden başlarsınız? Buradaki yetkililerin ne yapması lazım sizce? Böyle bir beyin fırtınası yapsak. Kaybolan güveni yeniden kazanmak için ne yapmak lazım? Teşekkür ederim.

(M.Z.) Tabi ki devletlerin kendilerine göre bir takım göçmen politikaları olur. Suriyeli göçmenler konusunda bir takım hatalar oldu sonradan toplamaya çalıştılar. Bunlar sınırdan girdiler hiçbir kayıt yok ülke içine bir dağıldılar adım Ahmet diyor yazıyorlardı. Hiçbir kimlik ve belge gösterme durumu yok. Sonradan bunları kayıt altına almaya çalıştılar. Demek istediğim şu; bir kere bunların kaydı sağlam olmalı. Belki durumu çok kötüdür, sağlığı bozuktur, eğitim alamayacaktır ama ne yapsın burada kalacaktır. Af edersiniz destek vermediğiniz için sana küfredecektir. Destek verirsen en azından nazın geçecek ona. Ben olsam önce sağlıklı bir şekilde kayıtlarını tutarım. İlle öyle olsun diye söylemiyorum ama burada 1 milyona yakın boş TOKİ evi var. Çünkü kalktılar Allah’ın çölünde 10 tane apartman yaptılar kimse tutmuyor oraları. Buradan gidin Temelli’ye yolda göreceksiniz. Bilmem kaç bin tane TOKİ evi yapılmış. Ben gittim orada dedim ki kimse gelmez buraya ne otobüs var ne başka bir şey… İnsan burada yaşayıp ne yapsın? Yani bizim buralara iskanımız mümkündür çok fazla maliyeti de olmaz. Bunları iaşesini zaten sağlamak zorundayız, bu görevimiz. Ülkene giren herhangi bir insanın sağlığına bakmak zorundasın başka şansın yok. Bu uluslararası bir kural. Kendi insanındır bunu yerleştirirsin, gözünün önünde olur, milli değerlerle eğitirsin o dönse bile çoluğu çocuğu senin insanın olur. Geri dönmesin demiyorum o topraklar bizim topraklarımızdır orası boş kalmamalı amadönmese bile bu ülkeye sadık biri olarak yetişir. Yani her halükarda sen bu insanlara bakmakla kârlı çıkarsın. Şimdi diyorlar ki biz bunları rahata alıştırırsak dönmezler. Siz ona rahat koşullar sunmadığınızda o dönmüyor ki Avrupa’ya kaçıyor. Niye Avrupa’ya kaçsın ki? Sen bunu yaşat sonra bundan iste. Şimdi benim oraya Telaferli (55:00) gençler geldiler. Liseyi bitirmişler diyorlar ki üniversiteye gitmek istiyoruz paramız pulumuz yok. Bizden Tömer istiyorlar. En ucuz Tömer Gazi’de. Belki bizim için bir indirim yaparlar diye gittim, konuştum. Sağ olsun indirim yaptılar. Ama o parayı da ödeyemezler,2 bin doları nereden ödesinler? Biz bunlar için Gazi ile anlaşıp Tömer açtık. Siz bize öğretmen verin bizim yerimiz var biz bunlara aynı müfredatla eğitim verelim, dedik. Şu an sadece öğretmen ücreti ödüyoruz. Demek istediğim şu insanların parası yok ki eğitim görsünler. Bir gence eğitim vermediğin takdirde terörist de olabilir, hırsız da olabilir, her şey olabilir. Ama eğitim görse en azından insana sadık olur. Bunun başka bir yolu yok. Her Türk için; Suriye’den, Irak’tan gelen için. Türkiye bunlara göz bebeği gibi bakacak ki o toprağa sahip çıksınlar. Her zaman fireler vardır. Adamın gözü Avrupa’dadır. Gördük biz bunları daha önce. 1998’deYunanistan kapıları açtı. Ben o zaman Irak Türkmen cephesi temsilcisiydim. Bizim 5 bine yakın pasaportsuz insanımız yaşıyordu İstanbul’da, kaçak çalışıyorlardı. O kadar uğraştık bunlara bir kimlik verin diye vermediler. Bir gecede bu insanlar Yunanistan’a kaçtı. Oradan da Avrupa’ya geçtiler.Bir gün içinde fabrikalar durdu. Kaçak çalıştırıyorlardı bunları. Kimlik çıksaydı o insanlar Türkiye’de kalırdı en azından Avrupa’ya gitmezlerdi. Daha önce de oldu bu. Burada yıllarca yaşayıp işi gücü olan insanlar bile geri döndüler. İnsanlarda toprak sevgisi var. Hele ki Musul, Telafer için… Ama bunlar için şartları sağlayacaksınız. Burada da iyi bakacaksınız. Musul, Telafer, Ramadi’nin imarı Irak’ın kontrolünde olan bir olay değildir biliyorsunuz bağış yapan ülkelerin toplantısıyla gerçekleşiyor. Türkiye’de katıldı hatta en çok yardımı onlar toplamış. 20 küsur milyar doların 5,5 milyar dolarını Türkiye vermiş. Şimdi orada altyapı olsun diğer faaliyetler olsun yatırım yapılacak, iş sahası açılacak adam böyle bir durumda geri döner. Ben öğrencilerimden biliyorum orada iş olduğu takdirde geri dönüyorlar. Kerkük Üniversitesi’nde buradan mezun olan öğrencilerimizden 52 tane öğretim görevlimiz var şimdi. Çünkü Kerkük Üniversitesi iyi maaş veriyor. Burada kaçak çalışmak, tercümanlık yapmak yerine gidip orada 2 bin dolar maaş alıyor.

(Katılımcı)-Irak Devleti nasıl yardım yapıyor oradaki insanlara?

(M.Z.)Yapmıyor hocam. Şu an Musul ve Telafer’in temizliğini, yani temizlik dediğim her taraf harabe olmuş bunların temizliği, 350 tane işçi yapıyor. O işçilerin parasını TİKA ödüyor. Irak benim param yok, diyor. Savaştan çıkmış bir şehrin yarısı tamamen harabe

(Katılımcı) Maaşları bile ödeyemiyorlar şu anda.

(M.Z.) Evet. Geçen bana geldi Telaferli arkadaşlar çöp arabamız yok bir tane var onu da Türkiye verdi, dediler. 500 bin kapasiteli bir şehirde bir tane çöp arabası yetmiyor. Bir tane daha verebilirler mi, dediler. Tamam dedim belediyelerle bir konuşuruz mutlaka bir belediye yardımcı olur. Yani Irak’ta her şeye ihtiyaç var. Şimdi Musul’da okullar açıldı. Öğretmenlerin büyük bir kısmının ücretini kültür merkezi olarak biz ödüyoruz, çocuklar sokakta kalmasın diye. Irak diyor ki param yok atamayı biz yapıyoruz ücretini biz ödüyoruz yeter ki çocuklar sokakta kalmasın, alfabe öğrensinler. Daha dün 84 öğretmenin daha yazısını yazdım. Bu bizim emeklerimizle oluyor. Zaten bölge Türkmen bölgesi olunca hiç umurlarında değil. Bugün hala Kerkük’te suikastlar devam ediyor. Şimdiye kadar bir tane fâil yakalanmadı. Yüzlerce Türkmen ister Kerkük’te ister diğer bölgelerde suikasta uğradı, öldürüldü. Umurlarında değil. Sen kendini madem farklı görüyorsun ben karışmıyorum diyorlar. Eğitimde de öyle. Bütün Türkmen okullarının desteğini kültür merkezi olarak biz sağlıyoruz. Öğretmen maaşı, kitap dahil…Türkçe okumak mı istiyorsun? Git oku,nasıl yaparsan yap, işte böyle bir mantık. Diyor ki gücümüz yetmez, uzmanımız yok. Yani böyle bahaneler sunuyor. Ya açmayacaksın okulu ya da açtığın takdirde sen karşılayacaksın. Ve yıllardır bu işleri bizim kurumumuz düzenliyor. 350 okulumuz var ve 500 öğretmenin ücretini veriyoruz.

(Katılımcı)-Eğitim Türkçe mi?

(M.Z.)Türkçe tabi. Müfredatı burada biz hazırlıyoruz, Ankara’da. Baskısını bile biz kendi matbaamızda yapıyoruz. Irak kitap parasını bile vermiyor.

(Katılımcı)-Yani Irakta Türk’ün adı yok.

(Sunucu)Teşekkür ederiz hocam.

(3. soru) Geçen hafta Amerika bir açıklama yaptı. Suudi Arabistan öncülüğünde körfez ülkeleri de dahil Irak’a 100 milyar dolar maddi yardımda bulunulacak, Irak’ta İran’ın etkisini kırmak için. Yani İran’ı kuşatmak için. Bunda Amerika başarılı olabilir mi? Bu konuda düşüncelerinizi rica edeceğim.

İkinci bir sorum, biliyorsunuz Irak anayasası Amerikan yapımı. Bu seçimlerde İran’ın desteklediği gruplar kazanırsa Irak’ta yeni bir anayasa değişikliği gündeme gelebilir mi?

Teşekkür ederim.

(M.Z.)100 milyar Irak’ın talep ettiği rakamdır. Irak dedi ki bu bölgelerin DAİŞ’ten sonra imarı için 100 milyar dolara ihtiyaç vardır. Bağış veren ülkeler yaklaşık bir aydır Kuveyt’te toplanıyor.Bugüne kadar 20 milyar dolar toplandı,olay bu.Amerika zaten para vermez.Onun parayla bağış biçimi yoktur.Silah için verir ama bu gibi durumlar için vermez.Bugüne kadar Irak’a da diğer bölgelere de imar için para vermedi.Şirketlerini çalıştırdı o ayrı bir olay,şahsi bağışlar var onlar olabilir.Ama devlet olarak öyle bir sistemi yoktur.Bugüne kadar 20 milyar toplandı 21 milyar değil ve bunun 5,5 milyarını Türkiye verdi.Bu bağış planını kısa, orta, uzun vade olarak böldüler.Acilen 20 milyara ihtiyaç vardı o toplandı.Şimdi orta vadeli plana geçiş yapacaklar.İran zaten para vermiyor ona zaten parası yok dersin.Başkalarının parasıyla iş yapıyor.Daha doğrusu Irak’ın parasıyla iş yapıyor.Ama İran’ın oradaki hakimiyeti Amerika’nın vereceği 100 milyar dolarla yıkılmaz, sosyal bir meseledir.O sosyal meseleyi aşması lazım.

(Katılımcı)Peki Irak Anayasası?

(M.Z.)Irak Anayasası değişmez.Anayasada bir madde var.Herhangi bir değişiklik için parlamentonun %10’nun değişikliği teklif etmesi gerekiyor.Parlamento’nun 2/3’sinin kabul etmesi gerekiyor, ondan sonra referanduma sunuluyor.Onun için imkansız gibi bir durumdur.Şöyle olur teknokrat hükümet kurulur Amerika yeniden işgal güçlerini oraya yerleştirir, yeni bir anayasa ve yeni bir devlet kurulur.

(Sunucu)Amerika Kürt koridoruyla petrolü Akdeniz üzerinden elde edecek dediniz.2002 yılından beri Saddam rejiminden bu yana yapmış olduğu masraflar, dökmüş olduğu kanlar sadece  petrol için mi?Yani açıklamayı biraz eksik buldu Çağatay, tamamlanmasını istiyor.

(M.Z.)Tabi sadece petrol için değil.Araştırmalara göre Irak petrol rezervi dünyanın en büyük rezervidir.Tespit edilemeyen rakamlar var, sabit olan rakamlar var. Sabit olan rakamlara göre dünyada ikincidir.Ama tespit edilmeyen rakamlarda dünyada birincidir.Bu Amerika için önemlidir.Şöyle önemlidir; mesele sadece petrol değil petrolün ne tarafa aktığı da önemlidir.Mesela o petrolün Çin’e gitmemesi önemlidir.Sadece o değil,bundan sonra doğalgazın önemi var.Biliyorsunuz Suriye olayının başlamasının sebeplerinden biri Katar doğalgazıydı.Suriye Rusya’nın baskısıyla Katar doğalgazının üzerinden geçmesini reddetti.O güzergah iptal edildiği için Suriye’nin başına gelmeyen kalmadı.Avrupa Rusya üzerinden giden doğalgazın alternatifini yaratmak istiyor.Avrupa özellikle Almanya-Amerika üzerinde baskı uyguluyor.Rusya ile ilişkileri neden hala iyidir? Çünkü mahkumlar buna.Almanya’yla İngiltere Rusya’yla ilişkisini çok fazla bozmak istemiyor, Amerika’ya baskı yaptırıyor.Bize bir alternatif yarat, diyorlar.Alternatif bir Katar’dan gelecek olan doğalgaz hattı, ikincisi Irak üzerinden çıkacak boru hattı.Bir petrol bir doğalgaz boru hattı.Trump’ın seçimlerden önce konuşmaları var.Net olarak söylüyor seçim propagandalarında’’I will take that oil- O  petrolü alacağım’’.Irak’ta hükümet var diyorlar.Trump o bölgeye gidip petrol bölgelerine el koyacağım, o hükümetlerin hepsi sahtekar, hırsız,dolandırıcı diyor.E doğru söylüyor çünkü Irak’ın  gelirinin yarısından fazlasını 2003’ten bu yana gelen iktidarlar yemiştir.

(Katılımcı)-Ne kadar?

500 milyar dolar.Çünkü Irak’ın geliri diğer devletler gibi değil.Irak yaptırımlara bağlı olduğu için geliri Paris bankasına yatar.Orada denetimden geçtikten sonra Irak tarafına geçer.Hazineye girmeden para kayboluyor ortadan.Irak’ın son on yıl içinde 1 trilyonluk geliri var.Sadece 500 milyarı hazineye girmiş.Trump onun için diyor bunların hepsi sahtekar, hırsız.Ben gideceğim oraya, kontrol edeceğim orayı, o petrolü istiyorum, diyor.Harcadığı para tabi ki o petrolden fazladır.Ama petrolün ve doğalgazın başkasına gitmemesini istiyorlar.Yani hepimiz biliyoruz ki Amerika Afrika’da kaybetti.Afrika petrollerini şu an Çin kontrol etmektedir.Çinin çok fazla parası var.Bu parayı nasıl harcayacak? Gitti orada baktı petrol var.Dedi ki ben bunu çıkaracağım, işleyeceğim.Sanırım 1,5 trilyon dolar rezervi var.

Yani kısaca bu sadece petrol olayı değil strateji meselesidir.

(Katılımcı)Mustafa Bey sanırım dünyada en ucuz petrol çıkarılan yer Kerkük.

Kerkük’te petrol çıkarma maliyeti 1,70 cent’tir yani 2 dolar değil.Oysa Basra’daki maliyeti 10 dolardır çünkü daha derindedir.Bazı yerlerde bir varil petrolün maliyeti 30 doları buluyor.O yüzden petrolün varili 50 dolar olduğunda para kazanamadılar.Mesela Suudi Arabistan. Çünkü zaten maliyeti 30 dolar. Kerkük’te ise kar çok yüksek çünkü maliyeti çok düşük.

(Katılımcı)-Arkadaşın sorusuna ilaveten şunu arz etmek istiyorum.Şimdi Amerika Kudüs’e büyükelçiliğini taşıyor.Benim naçizane görüşüm sadece petrol değil İsrail’in yayılması ve güvenliği ile alakalı bölgede bazı şeyler yapmak istiyor.Ne dersiniz?

(M.Z.)Amerika’da ki bir takım fraksiyonlar için İsrail’in güvenliği önceliklidir bütün Amerikalılar için değil.Özellikle Evangelistler için, onlar tarikatçı.Evangelist tarikatına göre İsrail büyüyecek ki Hz.İsa tekrar insin,kurtarsın dünyayı.Felsefeleri budur.İslamda da benzer inanışlar var mesela Mehdi gibi, o da gelir dünyayı kurtarır.Köken olarak hepsi aynı yerden gelir aslında dinlerle de bir alakası yok.Burada sadece İsrail güvenliğine bakmamak lazım.Aynı zamanda kuzeyi güneyden ayırmak.Burada sıkıntı nedir?İsrail farklı bir dinden olduğu için bu bölge ile entegrasyon sağlayamıyor.Onun için aynı dinden olan bir grubu teşkil etmek istiyorlar, koridordan bahsediyoruz.Onlar da Müslüman, Kürt devleti de Müslüman dolayısıyla entegrasyon sağlanacaktır.İsrail’in yaptığının aynısını yapacak.Bizim için tehlike nedir? Tamamen güneyden koparacak.Bu jeostratejik mevki sıkıntısıdır bizde.Sınırımızda öyle bir durum olduğu takdirde, Allah korusun, o taraftan kopardılar bu taraftan da koparacaklar Türkiye batıya mecbur kalacak. Başka şansı kalmayacak.

(Katılımcı)-Türk Cumhuriyetlerinden kopardıkları gibi…

(Katılımcı)-Sayın hocam hafızamdaki bir bilgiyi paylaşmak isterim. Merhum Prof. Dr. Faruk Sümer hocanın Oğuzlar adlı eserinde  İslamiyeti ilk kabul eden Türklere Türki-iman dendiğini kabul ediyor.Sizlerle paylaşmak istedim.

(M.Z.)Bu görüşlerden bir tanesidir.Şunu da yazmıştır; abartma eki olarak -men, -man kullanılmıştır.

(Sunucu)Ben Mustafa Bey’in 1960’tan itibaren Türkmen kelimesi kullanılıyor demesinden şunu çıkardım.1924 anayasasına göre din, dil, ırk, mezhep ayırmaksızın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına Türk denir.Büyük Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan ahaliye Türk denir ibaresiyle beraber orada yaşayan Türklerle bağımızı koparmak için yapılan bir atraksiyon olarak algıladım.Elbette Türkmen kelimesinin köküne dair tezler vardır.Ama ben bu cümleden derhal oradaki Türklerle ilişkilerin koparılmasını algıladım.Bitiş cümlelerinde söyleyecektim ama şimdi yeri geldi sanırım.IŞİD’in zulmünden kaçan veya farklı saiklerle Türkiye’ye gelen Türkmenler, Türkler bu toprakların asli sahibidirler.Bu devlete bağlılık adına şunları yapalım diye söylenen ifadeler yüreğimi acıttı.O tarafta kalanlar da bu tarafta kalanlar kadar burada hakkı olan insanlar.Ama bir şekilde o tarafta kalmışlar.Yani bu Türk coğrafyasının bir parçasıdır.Siyasi olarak belki dışarıda kalmış olabilirler ama bu onları Türk milletinden koparamaz.Dolayısıyla onlara fazladan vereceğim şeyler onların zaten hakları.Onlara bir ulufe değil, sadaka değil hiçbir şey değil.Haklarını almak durumundalar.Benim kanaatim budur.Dolayısıyla ben Türk ve Türkmen ayrımına inanmıyorum.

(M.Z.)Tabi siyasi olarak kullanılıyor.

(Katılımcı)Yalnız bu yerel seçimlerin sonuçları genel seçimlere de yansıyacak.Bunun sonucunda yeni bir anayasa kurmayı düşünüyor musunuz? Bir İkincisi Türkmeneli vakıf ve dernekleri oralara ait toprakları kayıt altına almışlar mıdır? Tapu kayıtları ve nüfus idaresindeki kayıtlar.Üçüncüsü seçilecek milletvekillerinin merkezi idarenin nüfus düzenlemesi hakkında bir etkisi olacak mı?Bir de Helsinki Nihai Sözleşmesi’ne göre her ulusun bağımsızlık hakkı vardır.Bu hakları kullanmayı düşünüyor musunuz?Yani kendi ordunuzu kendi devletinizi kurmak istiyor musunuz?Bağımsız olmayı düşünüyor musunuz?

(M.Z.)Yerel seçimler dün Irak parlamentosunun kararıyla aralık ayına ertelendi.İkisi aynı anda olacaktı.Yani mayısta değil aralık ayında olacaktır.Dolayısıyla birbirinden biraz kopuk olacak.Genel seçimin birebir etkisi yerel seçimde görülmeyebilir.Mesela Kerkük’ün il meclisi var.Bunlar adeta küçük parlamento gibidir.Amerika böyle bir sistem kurmuştur.Kendi kendini yöneten bir sistem kurmuştur.İşte bu il meclis üyelerinin seçimi aralık ayındadır.Ancak ne yerel seçimin ne genel seçimin anayasayı değiştirme şansı yok.Demin anlattığım gibi anayasayı değiştirme maddesi o kadar zor ki imkansız gibi.Bir insan olmasın dese olmuyor.Bir maddenin değiştirilmesi için çoğunluk gerekiyor.

(Katılımcı)-Peki bu seçimlerde yabancı ülkelerde bulunan vatandaşlar oy kullanabilecek mi?

(M.Z.)Tabi ki kullanacak.Tapu kayıtlarını da bir kurumumuz var o topluyor.Büyük bir kısmı davalıktır.Önceden Saddam zamanında el koyulan araziler var.O gitti bu sefer Kürtler el koymaya başladı.Bağdat’ta bir Mülkiyet Davaları Komisyonu var.Şu an 40 bin dava var.Bugüne kadar 9 bini sonuçlanmış kalanı 14 yıldır hala sonuçlanmamıştır.Bağımsızlık içinde tabi ki içimizde yatan odur hatta ondan daha ötesidir.Bu bir ülküdür ama ona daha zaman var.Çünkü önce insanları toparlamak lazım.Dağınık arazide olmuyor.Coğrafyan ve sınırın belli olacak.Bizim silahlı gücümüz az miktarda var.Çünkü Irak’ta herkesin silahlı gücü var.Bize yetecek ve bizi savunacak kadar değil.Sadece binaları ve siyasileri koruyor.Bazen silahlı gruplar emrivakiler yapıyor ama maalesef bizim toplum emrivaki pek yapmıyor.Daha çok hukuka bağlılar.

(Katılımcı)-Birkaç soru soracağım.Birincisi petrol boru hattına sabotajları kim yapıyor? Türkmenlere yönelik suikastları çeşitli Türkmen fraksiyonları birbirine karşı mı tertipliyor yoksa İran mı yapıyor, Kürtler mi yapıyor, İsrail mi?Kürtler Kerkük’e girdiler,tapu dairesini yaktılar, onların fazladan yığdıkları nüfus ne oldu?Son sorum Körfez Harekatı sırasında biz Amerikan ordusunu Türkiye’den geçirmemiştik.Bağdat düştükten sonra bize karşı Saddam’ın tuttuğu kuzey ordusu güneye doğru hareket etti.Açığa çıkınca da bombalandı.O sırada Türkiye Türkmen coğrafyasına girseydi veya Saddam’ın kuzey ordusuyla anlaşma yapsaydı sizce şansı olur muydu?

(M.Z.)Sabotaj eylemlerinin bir kısmını El-Kaide yaptı.Yukarıdaki hatta gerçekleşen eylemlerin çoğunu PKK ve peşmerge işbirliği içerisinde yaptı.Çünkü zaten o hattın çalışmamasını istiyorlardı.Suikast konusunda Türkmen’in Türkmen’e bir suikastı yok, bugüne kadar hiç görülmedi.Şükür ki bir tane bile örnek olmadı.Suikastların büyük bir kısmını Arap aşiretleri, Kürt parasıyla yaptılar.Yani daha net olarak Barzani ve Talabani oradaki bir takım çetelere suikastları yaptırıyor.Bu işin mezhepsel tarafı yok.İki hafta önce de oldu mesela.Bir üniversite hocası Kerkük’teki Kürt iktidarına yönelik tehdit oluşturuyordu.En son Irak ordusunun Kerkük’e girmesinden sonra bir örgüt oluşturuldu.Şu anda Irak ordusu onunla mücadele ediyor.Dört gruplu bir örgüt kurdular.Beyaz sancaklılar.Amblemi beyaz zemin üzerine aslan kafası.Bunların tek işi Türkmen bölgelerinden intikam almaktı, bunu açıkça söylüyorlardı.Bunun içinde PKK var, Ensarü’l İslam var eski bir El-Kaide grubu, IŞİD var bir de Barzani peşmergelerinin bir grubu var, Fedailer.Şu anda Hemrin dağlarında konuşlanmış durumdalar orası erişilmesi zor bir bölgedir.

(Katılımcı)-Merkezi hükümet müdahale etmiyor mu?

(M.Z.)Ediyor ama o dağlarda büyük operasyonlar yapmak lazım.

(Katılımcı)Niye intikam alacaklarmış, ne yapmış onlara Türkmenler?

(M.Z.)Bunlara göre Türkmenler Kürtlerin Kerkük’ten dışarı çıkmasına sebep oldu.Bunlar bağımsızlık hayaliyle referandum yaptılar ve bağımsızlıklarıı ilan edeceklerdi.Başkentte Kerkük olacaktı.Bu olmayınca Türkmenleri suçladılar.Giren ordu Türkmen ordusu değil içinde Türkmenler var ama komutan başka.Ama yine de Türkmenleri suçladılar. Çünkü en çok Türkmenler şikayet ettiler.Mesela oradaki Sünni Araplar pek fazla ses çıkarmadılar.Onun için bunlar hem intikam alıp hem petrol bölgelerini ele geçirmeye çalışıyorlar.

(Katılımcı)-İntikam bahane yani…

(M.Z.)İkisi de önemlidir.Tapu nüfus kayıtları yağmalandı.Ama Saddam zamanında hepsi dijital kayda geçmişti onun için hepsi Bağdat’ta var.

(Katılımcı)-Türkiye’de var mı?

(M.Z.)Var.Kayıtları yapan arkadaşımız Türkmendi.Buraya bir nüsha getirmişti.

(Katılımcı)-Eski kayıtlar var mı?Mesela Osmanlı eyaleti olduğu dönemden kalma Türkiye’de tapu kayıtlarının olduğundan bahsediliyor.

(M.Z.)Vardır tabi.Irak’ta tapu kayıt sistemi Türkiye ile aynıdır çünkü Osmanlı sisteminden devam etmiştir.

(Katılımcı)-Hocam kuzeyden girilseydi…

(M.Z.)Ha o tezkere eğer geçseydi…

(Katılımcı)-O değil hocam Bağdat’ı aldıkları gün bir boşluk vardı

(M.Z.)Ama o bir gündü.Bağdat 9 Nisan’da düştü.Kerkük 10 Nisan’da düştü.Benim o zaman siyasi konumum vardı biz bağırdık, çağırdık televizyonlarda ama fayda etmedi.Çünkü o zaman anlaşma şuydu; Kerkük’e kimse girmeyecek,sadece Amerikalılar girecek.En azından peşmerge girmesin diye güvence gibiydi.Ama Kerkük’e peşmerge girdi.O zaman dediğim gibi resmi temsilciydim çıktım televizyonda anlattım.Dışişleri bakanımızla o sıra çok sık görüştüm.O bunu sordu dediler ki sadece rehberlik yapıyor.Amerikan askerleriyle 10 bin peşmerge girdi.Şimdi bunlar rehberlik mi yapıyordu?

Yani Türkiye’nin girme gibi bir düşüncesi yoktu.

(Katılımcı)-Girseydi ne olurdu?

(M.Z.)Çok iyi olurdu.Çünkü Ortadoğu emrivakilerle yönetiliyor.Tabi ki devletlerin gücü farklıdır ama sadece hissiyatla konuşuyorum.Belki bir günlüğüne girer çıkardı ama en azından arazide olmak önemli arazide olmayan masada olmaz.Arazideysen masada pazarlık hakkın vardır.Yoksan sadece temennilerle bir şey yapamıyorsunuz.Bunlar tabi benim şahsi görüşümdür.

(Katılımcı)Herhalde Türk milletinin iki zayıf yönü var.Birincisi çok çabuk unutması.İkincisi de birlik olmaması.

Hani Azerbaycanlı bir şair var (Rüstem Behrudi) diyor ki;

O hansı millettir, talihi sirdir?

Min adla bölündü… yine de birdir.

Meni huzuruna bu derd getirdi,diye.

Bizi bu hale birlik olmamamız getirdi zaten.Dinlediğimize göre dünyadaki diğer Türkler gibi Irak Türklerinin de birlik olmadığı ortadadır.

Mehmet Akif;

Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

“Tarih”i  “tekerrür”  diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? diyor.

Yine Akif ‘’Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.’’diyor. Keza Atatürk ‘’Kimse tek başına büyük değildir, birlikte büyük olunur’’ diyor.Hacı Bektaşi Veli ‘’Bir olalım,iri olalım, diri olalım’’ diyor bütün sır burada.Peygamber efendimiz ‘’Üç kişi yola çıksa biri önde olacak, iki kişi ata binse biri öne oturacak’’diyor.Bu birliği dirliği sağlamanın yolunu aramamız lazım yoksa bu Türk dünyasının derdini daha çok konuşacağız.Ben herkese teşekkür ederim.

(Sunucu)Şimdi Mustafa hocam Kıbrıs meselesindeki Barış Harekatımızı örnek verdi. Hakikaten de Türk milleti Kıbrıs Barış Harekatı’nda çok büyük bir sınav verdi.Bir tek fire bile vermedi.Siyasi muarızlığa rağmen hatta husumete rağmen Kıbrıs Barış Harekatı’nın yapılmasıyla ilgili Bülent Ecevit’e Türkiye’den tek bir ses veya itiraz gelmedi.Yürekler toplu vurmuştu.Çünkü mahşeri vicdan Türk milletinin milli meselesinde yüreklerin birlikte çarpmasını sağlıyor idi.Peki şimdi neden böyle değil?Onunda cevabı Mustafa Bey’in sözlerinde bulunuyor.1960’dan sonra Türk değil Türkmen’e çevriliyor 2003’ten sonra Türkmen’in adı bile yok. O zaman dönüp Türkiye Türk’ü kendine bakıyor e Türkiye’de de Türk’ün adı yok edilmeye çalışılıyor.Birliktelikten önce kimliğe sahip çıkmak lazım.Türk milleti yine kimliğine sahip çıkıyor 15 yıldır bu kimlikle mücadele edenler geri adım atmak zorunda kalıyor.Bu geri adımı çok büyük çoğunlukla attırmak gerekiyor.Ve bu kimliğe bütün gücümüzle sahip çıkmamız gerekiyor.İşte o zaman birliği, iriliği, diriliği sağlarız.O zaman Kerkük’ün,Musul’un; Suriye, Irak Türklerinin bir problemi kalmaz birisi de gelip oralara yan gözle bakamaz.Yeter ki Türkiye kendine gelsin.Kurtuluş Savaşı’ndaki kadro gibi bir kadro gelsin otursun Türkiye’nin başına, o zaman bu coğrafyada bütün şartlar değişir.Herkes oturur siyasetini, stratejisini, durumunu, konuşlanmasını gözden geçirir, Türk’e göre oluşturur. İnşallah o günlerde gelecek hocam. Çok teşekkür ediyorum.

(M.Z.)Ben teşekkür ederim.

(Alkışlar ve bitiş)

Paylaş: