IRAK VE SURİYE DERKEN, İSRAİL NEREDE? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______29 Aralık 2017_______

IRAK VE SURİYE DERKEN, İSRAİL NEREDE?

Sadi Somuncuoğlu
Paylaş:

Bölgemiz; 11 Eylül 2001’de İkiz Kuleler saldırısından sonra karışmaya başladı. Hem de nasıl? Yangın; Afganistan ve Irak’ın işgali; arkasından Arap baharı (!) ile Kuzey Afrika’dan dolaştı; Suriye’de karar kıldı; etrafı ateşe verdi. Önde ABD ve İngiltere, arkada İsrail ve Avrupa’nın yer aldığı felâket, üçüncü dünya savaşı çıkmış gibi her şeyi mahvetti; insanlık sükût etti. Güçlünün sınır tanımayan gaddarlığı ve istismarı, dur durak bilmedi.

Çok can ve kan verildikten, ağır bedeller ödendikten sonra, akıl devreye girdi; uyanış başladı. Referandumla bağımsız devlet kurma sevdası; bunun Suriye, Türkiye ve İran da yankılanacağı ham ve boş hayali, hayırlı sonuçlar doğurdu. Sömürgecilerin işbirlikçisi, bölgenin hainleri, fırsatçılar iyot gibi açığa çıktı. Hani, “Bin nasihatten, bir musibet yeğdir” ya… Bölgenin sorumluluğu bize düşer diyen ülkeler, ilk defa omuz omuza verdi. Bu duygu ve şuurla, Irak, İran ve Türkiye birlikte tavır koyunca, yangını söndürmeye, taşlar yerine oturmaya başladı. Ülke IŞİD’den  temizlendi; Türkmen’i, Arap’ı, Kürt’ü; hasılı herkes biraz rahatladı. Ancak, Türkmeneli şehirlerinde ITC binalarına saldırılar, Türkmenlere yönelik tehditler huzursuzluk konusu olmaya devam ediyor. Bağdat yönetiminin, toplum ileri gelenleri ile yaptığı (Sünni ve Şii Araplar ile  Kürt temsilcileri) toplantılara, Türkmenlerin davet edilmemesi tepkiyle karşılandı. ITC Başkanı Erşad Salihi’nin de desteklediği bu tepkiyi Ankara’nın görmesi beklenmektedir. Anayasaya göre IKBY’ne ait olmayan, Barzani peşmergelerinin fiilen el koyduğu; Kerkük, Telafer, Tuzhurmatı, Tavuk (Dakuk) gibi Türkmen kentleri dahil, her yer Bağdat’a bağlandı.

Buna rağmen, ülkede belli bir güvenlik var. Bundan rahatsız olanlar, IŞİD’i bile aratacak vahşetle, vur-kaç saldırıları yapıyor. Zaman zaman Tuzhurmatı’da bombalar patlıyor.  Kırsalda PKK ile de işbirliği yapan 4-5 kişiden oluşan teröristle mücadelenin, zaman alacağı anlaşılıyor.

Bölgesel yönetimde, Erbil ve Süleymaniye’de, kargaşa, anarşi ve ekonomik bunalım had safhada. Memur maaşları ödenemiyor; yolsuzluk ve yönetim zafiyetine karşı yapılan nümayişlerde bütün parti binaları ateşe veriliyor.

Başbakan İbadi’nin, anayasa değişikliği ile IKBY’nin ismindeki “Kürt” sözcüğünün çıkarılıp; etnik federasyonun, millî federasyona dönüşmesi için yaptığı çağrı önemlidir.

Irak’ın manzarası, daha yapılacak çok iş olmasına rağmen böyle görünüyor.

Suriye’de neler oluyor?

Suriye’nin genel görünüşü de Irak’a paralel gidiyor; ama önemli farklılıklar da var. Ülkede IŞİD belası, hemen hemen yok edilmiştir. PYD/PKK belası, olduğu yerde duruyor. ABD’nin silahlandırma çalışmalarının devam ettiği söylense de, bir tıkanma ve bekleme yaşanıyor. Ne yapabileceği de pek belli değil; çünkü bölücü terör koridorunun önü kesilmiş vaziyette. Türkiye Afrin’i kuzeyden ve Fırat kalkanı ile doğudan, Suriye güneyden, İdlib’de Nusra ve diğer terör örgütleri ile batıdan kuşatmıştır.

Gündemin ön maddesi terör koridoru ve İdlip sorunu, böylece çözüm bekliyor. İdlib, malum; Nusra ve benzeri diğer terör örgütlerinin işgali altındadır. Türkiye, Astana mutabakatı çerçevesinde güvenliği sağlamak üzere burada sadece üç karakol kurmuştur. Mevcudu 40-50 bin olarak hesaplanan bu terör unsurlarına karşı ne yapılacağı belli değil. Bunun yanında; Fırat’ın batısında PKK/PYD teröristleri ile ABD’nin elinde bulunan Membic, Rakka, Deyrizor ve Halep’e  kadar uzanan bölgenin akıbeti ne olacak? Bu sorun da önemli. Fırat’ın doğusundaki YPG/PKK kantonlarının durumu, şimdilik dillendirilmiyor.

Ancak bu tabloya rağmen Suriye; İran, Hizbullah ve Rusya’nın desteğiyle, bu unsurlara karşı mücadele edebilecek güce sahip olduğu değerlendiriliyor. Bu sebeple olacak ki; PYD veya başkalarıyla, etnik federasyon kabul etmiyor.

SONUÇ: 2003’den günümüze kadar yaşananlar, bütün olayların birinci sebebi İsrail için ne ifade ediyor? En önemli soru budur. İsrail, en büyük tehdidi ve zararı; İran, Irak (Saddam dönemi),  Suriye, Hizbullah ve Libya’dan görüyordu; zor durumdaydı, son derece endişeliydi. Şimdi; Irak çökmüş, Suriye derdine düşmüş, İran ve Hizbullah Suriye’de meşgul, Libya buharlaşmış iç savaş içinde…

Türkiye ne nerede denilirse; 2003’de ortaya çıktı, terör başta birçok sorunla başı belada; gürlüyor, ama yağmıyor. Yağması da mümkün mü, doğru mu,?  Oda ayrı bir soru.

Anlaşılan o ki; Arap baharı, şuna, buna değil İsrail’e yaramış. İkinci İsrail denilen Kürt unsurlar ise taşeronluğa devam sevdasında. On dört yıldır bölge ülkeleri birbirine düşmüş; düşman saydıkları İsrail’e ve emperyalistlere hizmetle meşgul.

Düşünelim, zira düşünmek sevaptır.

———–

Yeni yılınızı kutlar, sağlık, başarı ve mutluluk dilerim

CUMHURİYET  DÖNEMİNİN ÖNDE GELEN DESTAN YAZARLARINDAN NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU’NUN ÜÇ ESERİ

Millî mefahirimizin destanları

1.Bozkurtların Destanı: (Nihal Atsız’ın ölümsüz eseri Bozkurtlar romanının manzum yazımı)

2.Alperenler Destanı: ( Boğaç Han Destanı – Salur Kazan Destanı – Bozkurtların Ruhu – Genç Osman Destanı)

3- Destanlar Burcu: (Destanlarda Uyanmak – Kopuzdan Ezgiler – Malazgirt Destanı)

Panama Yayıncılık’tan değerli bir hizmet.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları