KUŞATILMIŞ TÜRKİYE – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______21 Ocak 2016_______

KUŞATILMIŞ TÜRKİYE

Talat Şalk
Paylaş:

21 Ocak 2016

Türkiye, içerden ve dışardan kuşatılmış, tehdit edilmektedir. Tehdit, PKK’dan gelmektedir ve müttefikimiz ABD arkasındadır. Türkiye’mizi güneyden kuşatan PYD için, bizim kara ordumuz demekte, PYD teröristlerini hem eğitmekte, hem silahlandırmaktadır. PYD’ye verdiği silahların bir kısmının PKK teröristleri için verildiği muhakkaktır. İsrail’in istihbarat örgütü Mossad da PKK lehine Türkiye’de terörist eylemler düzenleyebilir, belki de düzenlemişlerdir.

Ama, Türkiye’nin şu anda silahlı çatışmaya girdiği ABD ve İsrail değildir. Nereden beslenirlerse beslensinler, Türkiye’yi PKK tehdit etmektedir. Askerimiz ve polisimiz PKK teröristleri ile çarpışmaktadır.

PKK son derece hain ve tehlikelidir, iyi tanımak gerekmektedir. ABD, PKK’yı kendi menfaatleri için kullanmaktadır. PKK da ABD’nin yardımına muhtaçtır ancak, onlardan müstakil de hareket edebilmektedir. Nitekim ABD’nin aldıkları yardımı kafi görmemişler, uçağının düşürülmesi sebebiyle ilişkilerimiz bozulunca, Selahaddin Demirtaş hemen Rusya’ya gitmiş, onlardan yardım istemiştir. Kandil elebaşlarından, Cemil Bayık’ın da Rusya’ya gittiği duyulmuştur…

Selahaddin Demirtaş Rusya’da iyi karşılanmış, Rusya Dış İşleri Bakanı Lavrov, Demirtaş’ın ziyaretinden sonra Türkiye’ye, PKK ile anlaşmaları tavsiyesinde bulunmuştur.

Askerimiz ve polisimiz, Diyarbakır Sur’da, Şırnak’ta, Cizre’de, Nusaybin’de PKK teröristleri ile savaşmakta, açtığı hendekleri kapatmaya çalışmaktadır. Askerimiz ve polisimiz başarılıdır. Bölücü teröristleri mutlaka şehirlerden atacaktır. Ancak PKK, sadece ellerinde silahla çarpışanlardan ibaret değildir.

PKK, TBMM’ne girmiş, Devletimize meydan okumaktadır. Türkiye’mizin bütün üniversitelerinde, bütün kurumlarında örgütlenmiştir. PKK ile mücadele, yalnız askere, yalnız polise bırakılamaz, topyekûn mücadele edilmelidir. Devletin bütün kurumları mücadeleye katılmalı, silahlı kuvvetlerimizin arkasında olmalıdır.

“Bu ülkenin akademisyenleri ve araştırmacıları olarak bu suça ortak olmayacağız.” Başlığı altında bir bildiri yayınlandı. Bildirinin altında, Türkiye’mizin hemen her üniversitesinden akademisyenlerin imzaları vardır.

Bildiride, Devletimizin “vatandaşlarını Sur’da, Nusaybin’de, Silvan’da, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde haftalarca süren sokağa çıkma yasakları altında fiilen açlığa ve susuzluğa mahkûm etmekte. Ağır silahlarla saldırarak yaşam hakkı özgürlük ve güvenlik hakkı işkence ve kötü muamele yasağı başta olmak üzere, anayasa ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış olan hemen tüm hak ve özgürlükleri ihlal etmektedir.” İddiaları yer almaktadır.

Bildiri; “Hükümetin, Kürt Siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritası oluşturmasını, müzakerelere başlamasını, müzakerelerde geniş katılımlı gözlemciler bulundurulmasını” talep etmektedir.

Akademisyenlerin imzaladığı bu bildirinin PKK’nın görüşlerini yansıttığı açıktır. “Kürt iradesinin talepleri” dediği, PKK’nın talepleridir. Güneydoğuda yaşayan vatandaşlarımızın PKK’nın yanında olmadığı, terör örgütünün de halkımızı temsil etmediği; Silopi’den, Cizre’den, Diyarbakır Sur’dan, Nusaybin’den televizyonlarda verilen görüntülerle açıkça anlaşılmıştır.

Bildiriyi, 1128 akademisyen imzalamıştır. Bu açıklamayı demokratik bir eylem olarak hoş görmek mümkün değildir. Bildiriciler, PKK’nın silahlı kalkışmasının arkasında durmuş ama halkın çektiği sıkıntıları, askerimizin ve polisimizin terörist kurşunları ile şehit edilmesini görmezden gelmişlerdir.

Bildiriciler suç işlemişlerdir. Haklarında mutlaka cezai kovuşturma yapılmalıdır.

Geçenlerde okuduğum bir yazıda Boğaziçi Üniversitesi Folklor Gurubu’nun bir kaset hazırladığı, kasette PKK propagandası yapıldığı, bazı tutuklu PKK’lıların, bu arada Ege Üniversitesi’nde Fırat Çakıroğlu’nu öldüren PKK’lı teröristlerin serbest bırakılmasının istendiği yazmaktadır. Olay vahimdir. Bu, araştırılmalı, haberin gerçekliği varsa üzerine gidilmeli, suçlular cezalandırılmalıdır.

Yine okuduğum başka bir yazıda, Ege Üniversitesi’nde öldürülen Fırat Çakıroğlu’nun, yapılan ilk duruşmasında önemli bir tanık, bildiklerini anlatmaya başlar. Sanıklar aleyhinde, delil olacak şeyler söylemektedir. Tam o sırada duruşmaya on dakika ara verilir. On dakika aradan sonra tanık tekrar dinlendiğinde, bu defa ağız değiştirir, sanıklar aleyhinde tek kelime söylemez. Bu da önemlidir. Yetkililerin bu iddiayı da araştırmaları gerekir.

***

Türkiye dışardan ve içerden ablukaya alınmıştır. Şimdi yeni anayasa yapmaktan bahsediliyor. Mevcut anayasa, ısrarla söyledikleri gibi Türkiye’nin ilerlemesinin önünde engel değildir. Yeni anayasa ile Anayasa’nın başlangıç hükümlerini kaldırmak, ilk dört maddesi ile 66. maddesini yani; ”T.C. Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” hükmünü Anayasa’dan çıkarmak istemektedirler.

Anayasa’dan Türk kimliğinin çıkartılmasını isteyen PKK’dır.

Abdullah Öcalan’ı İmralı’da ilk defa sorguladıktan bir ay kadar sonra bize bir dilekçe gönderdi. Dilekçesinde, sorgusunda bazı önemli konuları açıklayamadığını, tekrar dinlenirse bu önemli konuları da açıklayacağını söylüyordu.

Tekrar İmralı’ya gittik ve Abdullah Öcalan’ı dinledik.

Abdullah Öcalan işlediği suçla ilgili bize yeni hiçbir şey anlatmadı. Tutuklanmış olmasının şokunu üzerinden atmıştı. O şartlarda bize ideolojisini anlatmaya, kabul ettirmeye çalışıyordu.

Bölücübaşı, “Türklerle Kürtler bin yıldır birlikte yaşıyor, yine birlikte yaşayabiliriz. Cumhuriyetin iki kurucu halkı vardır; Türkler ve Kürtler. Ancak cumhuriyetin demokratikleşmesi gerekir. Cumhuriyet demokratikleşirse, Türklerle Kürtler bir arada yaşarlar.” Demişti.

Öcalan’ın, iki milletli, iki dilli bir T.C. Devleti istediği açıktı. Tabii buna göre anayasa değişikliği yapılması gerekirdi.

Dolmabahçe Mutabakatında, Öcalan’ın bu isteği göz önünde tutulmuş ve Türk kimliği bu sebeple Anayasadan çıkarılmak istenmiş ve halen de çıkarılmak istenmektedir.

Ben, idarecilerimizi anlayamıyorum. PKK ırkçı bir örgüttür, amacını da saklamıyor, açıkça amacının ne olduğunu söylüyor. “Ben, Büyük Kürdistanı kuracağım” diyor. Büyük Kürdistan nerede kurulacak? Türkiye, Irak, İran ve Suriye toprakları üzerinde kurulacak. Suriye’nin kuzeyinde PYD, ABD’nin desteği ile kantonlar kurdu. Cizre, Silopi, Sur ve Nusaybin’de hendekler kazması, buralara silah yığması, topraklarımızda hâkimiyet kurmak içindir.

Siyasi iktidarın; PKK’nın amacının Büyük Kürdistan’ı kurmak olduğunu görmeleri, Türkiye’nin birliğini bozacak eylemlerden sakınmaları gerekirdi. Oysa tam tersini yapıyorlar. Anayasa’dan milli bütünlüğümüzü, vatan bütünlüğümüzü koruyan hükümleri, Türk kimliğini Anayasa’dan çıkarmak istiyorlar. Birlik olmamız, PKK’dan ve destekleyenlerden gelen tehlikeleri, milletçe birlikte karşılamamız gerekirken, milli birliğimizi bozacak yeni anayasa yapmaya hazırlanıyorlar. Bu yeni anayasa, PKK’nın işini kolaylaştıracaktır.

Hükümetin iyi düşünmesi ve bu yanlıştan mutlaka vazgeçmesi gerekir.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları