KUTLU DOĞUM SİYASETİNİ “GÖRMEZ”den GELMEK – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______16 Nisan 2014_______

KUTLU DOĞUM SİYASETİNİ “GÖRMEZ”den GELMEK

Osman Erenalp
Paylaş:

Müjdecim kurtarıcım

Efendim peygamberim

Sana uymayan ölçü

Hayat olsa teperim

N.Fazıl KISAKÜREK

***

Kutlu Doğum Haftası ve onun Nisan ayına sabitlenmesi fikri Ayvaz GÖKDEMİR’in Devlet Bakanlığı dönemine rastlar.

Niyet halisti. Güzellik olsun istendi. Böyle bir düzenleme yapıldı. Bir müddet o güzellikler yaşandı. Diyanete hareket geldi. Camiler havaya büründü. Hafta, mana önemine uygun idrak edildi. Genel kabul gördü. İlgi büyüdü. Derken camiden çıktı. Salonlara, daha büyük salonlara stadyumlara taşındı. Kalabalıklar siyasilerin iştahını kabarttı. İlgisiz olan da ilgi duymaya başladı. Devlet ricali programlara davet edildi. İktidar, muhalefet liderleri de duygularını dile getirdiler. Önceleri günün mana önemine uygun konuşmalar olurken zamanla Hz Peygamberin huzurunda olunduğu unutuldu. Atışmalara kapılar aralandı. Kutlu doğum siyaseti hâkim oldu haftaya. Gövde gösterisine dönüşüverdi… Haftadan çok siyasiler konuşulur oldu. Böyle giderse de ikinci balkon konuşmalarının adresi olacak.

Geç olmadan birinin demesi lazım;

“İnsanlar siyasi nutuk duymak için burada değiller” diye. “Bu kürsüden siyasi mesaj verilemez”. Onu diyecek olan bellidir. Diyanet İşleri Başkanı kabine üyesi değildir. O paralelde hareket etmemelidir. Görevinin gereğini yapmalıdır.

Asker için, kamu görevlisi için “Üniformanı çıkart siyaset yap o zaman” dendiği gibi siyasiler için de aynı uyarı yapılmalıdır.

“Cüppeni giy, vaaz kürsüsüne çık o zaman” denmelidir bu durumdakilere de.

Siyasetçi işine dini, dine hizmet ediyorum diyen işine siyaseti karıştırırsa gün kurtarılır belki ama her ikisi de bundan zarar görür. En önemli sosyal bünye derin yara alır.

O yüzden Hz peygamberi, onun doğumunu siyasetine malzeme yapanları buna tevessül edenleri açıkça kınıyorum.   

Kimse “Hz peygamber benim siyasetimdendi” diyemez. O bir siyasete malzeme olmaktan çok ötedir. Tenzih ederiz.

Buna kanan varsa, ne Kuran’dan haberi var onun. Ne Hz. Peygamber’den ne de Müslümanlıktan.

Bindirilmiş kıta, kurşun asker rolü oynatılıyor da haberi yok.

Öyle olmak hoşuna gidiyorsa da devam etsin.

Bu ağır istismarın vebali Cumhuriyetle yaşıt Diyanet İşleri Başkanlığınıdır.

Bu güzide kurumumuza “görmezden başkan”, “duymazdan müftü”, “bilmezden imam” tayin edilemez. Edilmemelidir.

Edilirse üzerinden gölge eksik olmaz.  

Oyuncağı olur siyasetin.

Her denileni din diye onaylarsa da ne din kalır ortada ne diyanet.

İsterdik hafta yüzü suyu hürmetine;

Yeni Süleyman Çelebiler çıksın.

Yeni Itriler keşfedilsin.

Yeni ilahiler bestelensin.

Nat-ı şerifler yazılsın.

Tarım Bakanlığı haftayı sahiplensin.

Güller ekilsin, dikilsin dört bir yana.

Gülden ağır söz edilmesin. 

Siyasi kokulardan arınsın. Gülden artık koku kalmasın haftadan geriye.

Efendimizin mübarek hayatından sayfalar tetkik edilsin.

O örnek hayat sadece yılın bir haftasında değil, kalan elli bir haftasında da ümmeti Muhammed’e rehber olsun.

Siyasi İslam’ın bir proje olarak köpürtüldüğü böyle bir dönemde bu ne kadar mümkün olur onu da bilmiyoruz.

Sonuç olarak:

Şemsi takvime göre yılın bir ayının bir haftasına sabitlendiğinde böyle olacaksa kameri takvime göre varsın devam etsin.

Bir ayın bir haftası değil her ayın her haftası şereflensin bu kutlu doğumla.

Eskiden olduğu gibi.

Bundan iyi.

Haftanız mübarek olsun.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları