LİBYA’DA TÜRK VARLIĞI

 

İki buçuk ay öncesine kadar Libya’nın Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı görevinde bulunan ve bugün kendi isteğiyle görevinden ayrılan Ali Hammuda, Libyalı bir Türk. Ankara’da Millî Düşünce Merkezinde verdiği bir konferansta Libya’da Türk varlığını anlattı.

Kısaca tarihî gelişim şöyle: 1510’da Trablusgarb İspanyolların işgaline uğrar, 1532’de bir Haçlı teşkilatı olan Malta Şövalyelerine teslim ederler. Yapılan zulümlere dayanamayan Trabluslular, İstanbul’a Abdullah Almurabıt’ın başkanlığında bir heyet gönderirler ve Türklerden yardım isterler. Kanuni Sultan Süleyman, yardım için Murat Ağayı gönderir. Murat Ağa Tacura’ya gelip gönüllüleri eğitir, savaşçıları donatır. Sinan Paşa liderliğinde bir filo harekete geçer. 9 Ağustos 1551’de savaş başlar. 16 Ağustos 1551’de Trablus bağımsızlığına kavuşur. Sonra Libya’nın diğer bölgelerinde Osmanlı hâkimiyeti başlar. 1556’da Mısrata bir Osmanlı şehri olur. 1711-1835 arasında Karamanlı Hanedanı gelir. 1911’de kadar bu bölgede Osmanlı yönetimi hâkimdir. 1911’de Trablusgarp Harbinde Berkaa, Bingazi, Derne, Tobruk, Trablus, Mısrata, Humus, Zaviye cephelerinde Mustafa Kemal, Enver ve Nuri Paşalar İtalyanlara karşı fedakârca savaşırlar.

Osmanlı bölgeyi Malta şövalyelerinden kurtarmak üzere Kuzey Afrika’ya, Libya’ya bol miktarda Türk askeri göndermiş. Libyalılar gelen Türkleri din kardeşi ve kurtarıcı olarak görmüşler. Türk subay ve askerleri yerli kadınlarla evlenmişler ve çoğalmışlar. Bu aşirete Kuloğlu veya Köroğlu diyorlarmış. Kuloğulları, Kuzey Afrika’da halkın önemli ve büyük bir parçasını oluşturuyormuş. Libya’da Kuloğullarının yani Türklerin oranı %15 imiş. Libya’daki Türk kabilelerinin isimleri şunlar: Çerkezler, Fırtasiler, Mukavibeler, Karara, Yidir, Dradfa, Raas Ali, Dırata, Aabad, Cihanlar, Zavabiler, Şavahideler, Almoksba, Alblabila, Alramla.

Osmanlı, 16. yüzyılda Kızıldeniz’e ve İslam mukaddes mekânlarına yönelik hazırlanan sömürgeci, acımasız, zalim Portekiz Haçlı ordularına geçit vermediler. Hint Okyanusu ve Arap Körfez bölgelerindeki Portekiz sömürgecilerinin Hicaz’a girmelerine engel oldular. Portekizliler, Kızıldeniz’e girip Cidde limanını ele geçirecek, Hicaz bölgesini işgal edecek, arkasından Mekke’ye yürüyecekler, Mescid-i Haram’a girecekler, Kâbe’yi yıkacaklar, sonra Medine’ye yürüyüp Hz. Muhammed’in (sav) kabrini yok edecekler, sonra Tebük üzerine yürüyüp Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı ele geçireceklerdi. Haçlı Portekizlilerin bu şeytanî planlarını akamete uğratan Osmanlı oldu.

Haçlı orduları, Kuzey Afrika’yı ele geçirip bura müslümanlarının dinini ve kültürünü yok edip sömürgeleştireceklerdi. Osmanlı, bu bölgeye işte bu Haçlı planlarını boşa çıkarmak, kutsal beldeleri korumak, barış ve güvenliği desteklemek, bölge Müslümanlarının dinini, kültürünü ve varlığını korumak için oraya gittiler.

Ali Hammuda şöyle devam ediyor: “Eğer Allah Türkleri, Osman hanedanını ve sultanlarını uyandırmasaydı, hem karada hem denizlerde filolarla savaşmasaydılar ve devlet olarak ortaya çıkmasaydılar İspanyollar ve Portekizliler, Kuzey Afrika, Kızıldeniz, Hicaz ve Körfeze hâkim olurlardı ve bu bölgenin durumu bugünden çok farklı olurdu.”

Bugün Libya’nın Mısrata şehri, Türklerin bütünüyle blok halinde yaşadıkları bir yer. Libya’nın tam ortasında bulunan Akdeniz’in iki sahilinin üzerinde duran Mısrata, yüzölçümü ve nüfusuna göre Libya’nın 3. büyük şehridir. Bu şehirde Kuloğlu / Köroğlu Türk aşireti hâkim. Daha önce Kaddafi bu şehri ve burada yaşayan Türkleri yok etmek için çok uğraşmış. Bugün de eski rejim kalıntıları, Arap ırkçıları, Batı yanlıları Mısrata’yı sırf Türk oldukları için yok etmeye uğraşıyorlarmış.

Ali Hammuda diyor ki: “Biz hiçbir zaman soyumuzu inkâr etmedik ve etmeyeceğiz. Onunla veya onun sebebi ile hiçbir zaman utanmayacağız. Ondan bize zarar verecek, rahatsız edecek veya mahcup edecek bir şey yok. Ayrıca aziz Allah’ın iradesini temsil ediyor.”

Kaddafi, korktuğu ve güvenmediği için Mısratalıları askerî okullara almamış, askerî güvenlik kurumlarında yöneticilik yapmalarını yasaklamış. Ayrıca kendisini destekleyen bedevileri yoğun olarak Mısrata’ya yerleştirip onlara güvenlik yöneticiliği vererek Türk nüfusu etkisiz hale getirmeye çalışmış.

Bugün de Libya Türkleri, Irak ve Suriye Türkleri gibi büyük bir özgürlük mücadelesi vermeye devam ediyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*