ŞİMDİ “NUTUK” ZAMANI – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______30 Kasım 2013_______

ŞİMDİ “NUTUK” ZAMANI

Osman Erenalp
Paylaş:

Şair Orhan Veli demiş ya;

“Bu vatan için, az şey mi yaptık?

Kimimiz öldük, kimimiz nutuk attık,”  diye.

Türk Milletiyiz ne de olsa? Bahtiyar Vahapzade de aynı konuda dert yanmış, Karabağ’ın o zor günlerinde.

 “Vatan gitti şiir dedik,

 Yüce yüce kürsülerden

 Vatan gitti, nutuk dedik;

 Sen menimsen anavatan!”

Herkes de “Vatansa söz konusu olan gerisi teferruat” demiyor. Öleni oluyor, nutuk atanı oluyor o uğurda…

Ancak kastımız o değil. Anlatmak istediğimiz; içinde “Türk” geçiyor diye, soyadının bile telaffuz edilmediği Gazi Mustafa Kemal’in, bu ülkenin uçurumun kenarından nasıl alındığını anlattığı, yakın tarihimize ışık tutan, edebi yönüyle bir belagat örneği olan “Nutuk” adlı o tarihi vesika.

En yüksek tarih şuuruna sahip o Atatürk diyor ki: “Tarih ihtiyatsızlara karşı merhametsizdir”

Nutuk’ta bunun örnekleri var sayfa sayfa. Bir büyük milletin var oluş, yok oluş mücadelesi. İstiklal uğruna verilen o emsalsiz destan dile getiriliyor orada.

Atalar “Ot kökünün üstünde biter” demişler. Bugünü anlamak, dünün uzantılarını, kurumlarını, şahısları, dış güçleri, işbirlikçileri görmek isteyen açsın okusun. Hepsinin karşılığını bulmak mümkün orada.

Bu emsalsiz ibret vesikasını kaleme alan Atatürk’ün bir sözü daha var;

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır” (1931.TTK Belleten cilt 3,sayı 10, 1939.s.272)

Herkesi bir tarih merakı sardı son dönem.

Özellikle de yakın tarihimizi.

Tarihe not düşmek adına hakikati yazan da var, hakikate kuyu kazan da…

“Tarihçilik” diyerek “tahrikçilik” yapan da var. Durduğu, baktığı yere göre değişiyor kişinin.

Bir dönem “Atatürk bezirgânları” vardı.

“Atatürk bizden sorulur” diyenler.

Gardırop Atatürkçüleri. “Atatürksüz Atatürkçüler” diyor onlar için Yavuz Bülent Bakiler.

Hakikati saptırdıkları için mumları yatsıya kadar yanabildi. Sonra maskeler düştü. Ortadan kayboldular. Yalnız bıraktılar yıllarca nemalandıkları o değeri. Nöbeti “din bezirgânları” aldılar bu kez.

“Din bizden sorulur”  diyenler.

“Şekil dincileri” Onlar görev başındalar.    

İstismarın diğer bir ucu yani.

Kırk türkü hepsi de armut üstüne.

Atatürk ismi öyle önemli ki, taraftarlığı da pirim yapıyor, karşıtlığı da…

Yirminci asrın başında böylesini bu millete bahşetse de yaratan ona olan hazımsızlık devam ediyor ne yazık ki.

İşte yakın tarihimize dair çarpıtılmaya çalışılan konu başlıklarından birkaçı;

-İlk meclis sözüne sadık kalmadı.

-Kürtler, Müslümanlar rejimin mağdurudurlar.

-Şapka yüzünden din adamlarımız asıldı.

-Yeni alfabe ile millet bir gecede cahil duruma düşürüldü.

-İngilizler “geldikleri gibi gittiler”. Bir gizli anlaşma oldu muhtemelen.

-Atatürk’ü Anadolu’ya Vahdettin gönderdi.

-Ortada “milli mücadele”, “İstiklal Harbi”, “Zafer” diye bir şey yok. Hepsi aldatmaca. Hepsi  “resmi tarih dayatması”

-İstiklal mahkemeleri, takriri sükûn v.s.  

Bunlarla bulandırılmakta zihinler.

“Tarih, istismarcısının insafına bırakılmayacak kadar önemli.

Bu başlıkların ele alınıp anlatılması gerekiyor.

Tarihçilerimiz arşivlere inmeli, fazla mesai yapmalılar. Hakikati gözler önüne sermeliler bu konularda. Milletimizin kendilerinden beklentisi bu yöndedir…

Tarihi yapana saygı, ona sadık kalmak “kul hakkına” girer aynı zamanda.

“Tarihin er meydanı” da olsa, boş kalan meydanda at oynatan olur. Birlileri doldurur oraları illa. İnternet aracılığıyla “bilgi kirliliği”, “kavram kargaşası”, “çarpıtma”, “saptırmaların” had safhaya ulaştığı bu zamanda bu görüldü, ihtiyaç hissedildi. Bir faydalı adım atıldı bunun için. Temennimiz başlangıç olsun. Emsal teşkil etsin benzerlerine de.

Tarihi “net” okumak isteyenler için  http://www.tarihgazetesi.net/ hazırlandı.

“Rakibin silahından daha güçlüsüyle ona mukabelede bulunmak” Hz Peygamberin buyruğudur bize. “Dünün güneşi ile bugünün çamaşırı kurutulamıyor” ancak çağın icaplarından yararlanmak, onu sonuna kadar kullanmak şart olsa da bunların hiçbiri bizi temel kaynaklarımızı başucu kitapları yapmaktan alıkoyamaz, koymamalı.

“Nutuk” onun için herkesin okuması gereken bir eser. Her evde her kitaplıkta bulunmalı, İstiklal uğruna destan yazan bir büyük milletin hatıralarına saygı bakımından. İbret almak, hisse kapmak için. En zor zamanda umutsuzluğa düşmemek için.

En başta Atatürk karşıtlarının okumaları gerekiyor. İlim ahlakı onu gerektirir. “Milli mücadele olmadı” diyen “Nutuk” okumadan bu karara varmamalı. Kul hakkı yemiş olurlar öyle yaparlarsa

 “Nutuk’u” okumayanın, yakın tarihimiz hakkında da, Atatürk hakkında da attığı nutuklara itibar edilemez?

O yüzden şimdi “nutuk” zamanı. 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları