MEHMETÇİK CERABLUS’TA – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

Bahattin Karakoç vefat etti

Büyük şair, değerli insan Bahattin Karakoç vefat etti.
-
_______29 Ağustos 2016_______

MEHMETÇİK CERABLUS’TA

Talat Şalk
Paylaş:

FETÖ darbe teşebbüsü önlendi. Amerikan tertibi olduğu açıkça belli olan darbe teşebbüsü milletimizi birleştirdi. İktidar birlik mesajları veriyor. İktidarın verdiği mesajların samimiyeti icraatlarıyla anlaşılır.

İktidarın ilk icraatı yangından mal kaçırırcasına Askeriyeyi yeniden yapılandıran kanun hükmündeki kararnameleri çıkarmak oldu. Genel Kurmay Başkanlığı Cumhurbaşkanına, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı İç İşleri Bakanlığına, Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri Komutanlıkları Milli Savunma Bakanlığına bağlandı. Harbiye ve Askeri okullar kapatıldı. Genel Kurmay Başkanı işlevsiz hale getirildi.

YAŞ’ın oluşumu yeniden düzenlendi. YAŞ’a başbakan yardımcıları, iç işleri, milli savunma ve adalet bakanları da katılacak.

Bir bakan bu düzenlemeyi, olası darbeleri önlemek için yaptıkarını söyledi. İktidar kendi ordusundan korkuyor. Ordumuz Cumhuriyete, Milletimize, Cumhuriyetin kuruluş esaslarına bağlıdır ve demokrasiye inanmıştır.

FETÖ darbe teşebbüsünün önlenmesinde en büyük pay silhalı kuvvetlerimizindir. Silahlı kuvvetlerimiz FETÖ darbe teşebbüsünün önüne göğüslerini siper etmeseydi bu melum darbe teşebbüsü önlenemezdi. Ama silahlı kuvvetlerimiz sanki darbeye teşebbüs etmişçesine cezalandırıldı.

FETÖ darbe teşebbüsü en büyük zararı silahlı kuvvetlerimize vermiştir.

Türkiyemiz bugün resmen savaştadır. Koalisyon güçleriyle birlikte IŞID’in elinde bulunan Cerablus’u almak için Suriye’ye girdi. Silahlı Kuvvetlerimiz yine göğsümüzü kabarttı. Çok iyi hazırlanan ve uygulanan bir planla tek şehit vermeden Cerablus’a girdi. Silahlı Kuvvetlerimiz Ergenekon, Balyoz, Casusluk davaları gibi kumpas davalarla içinin boşaltılmasına, FETÖ darbe teşebbüsüne büyük sarsıntı getirmesine, çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle moralmen çökertilmiş olmasına rağmen verilen görevi büyük başarı ile yerine getirmiştir.

Askerimizin Suriye’ye girmesi haklı sebeplere dayanmaktadır.

Suriye topraklarına yerleşen IŞİD, Kilis, Karkamış gibi şehirlerimizi Suriye’den bombalamaktadır.  IŞİD, elemanı bir canlı bomba Gaziantep’te insanların düğün şenlikleri yaptığı sırada kendini patlatmış 55 insanımız şehit olmuştur. Ama bence askerimizin Suriye’ye girişinin en önemli sebebi PKK’nın Suriye kolu PYD’nin güney sınırımızdan Türkiyemizi kuşatmış olmasıdır. Bu Türkiyemizin geleceğini tehdit etmektedir. Türkiye buna seyirci kalamaz. Türkiye’nin Suriye’ye girişinin asıl sebebi bu olmalıdır.

Atatürk sadece deha sahibi bir asker değildi. Büyük bir devlet adamı, ileriyi gören ve ona göre tedbir alan müstesna bir siyasetçiydi.

İran, Irak ve Suriye ile Sadabat Paktı’nı yapmıştı. Daha o günlerde Batılıların ortadoğuda büyük menfaatleri olduğunu görmüş, bu bölgelerin Batılılarca karıştırılabileceğini düşünmüştü. İngiltere, ABD gibi küresel güçlerin ortadoğuyu karıştırmaya yönelik hamleleri ancak Türkiye, Irak, İran ve Suriye’nin müşterek gayretleriyle önlenebilirdi.

Türkiye bugün küresel bir saldırı ile karşı karşıyadır. IŞİD, PKK, PYD yalnız değildir. Küresel güçler PKK’nın ve PYD’nin arkasındadır. ABD PYD için ‘kara gücümüz’ diyebilmektedir. ABD, IŞID’le savaşır görünmekle beraber IŞİD’in oluşumunda en büyük rolü ABD oynamıştır. Zaman zaman PYD’yi piyon gibi kullanmaktadır.

Türkiye kendisine yönelik küresel saldırıyı etkisiz hale getirebilmek için Atatürk’ün siyasetine dönmek mecburiyetindedir. İran, Irak, Suriye ile iş birliği yapmalı Rusya’nın da desteğini almalıdır.

Fırat Kalkanı harekâtına başlanırken muhakkak Suriye’ye haber verilmiştir. Ama bu Suriye ile işbirliği anlamına gelmiyor. Ayrıca Fırat Kalkanı harekâtında Özgür Suriye Ordusu ile işbirliği yapmıştır. Özgür Suriye Ordusu Suriye Devlet Başkanı Esad’a muhaliftir. Belki bugün için Özgür Suriye Ordusu ile işbirliği yapılması doğru gibi görünüyor. Ancak başka bir şey daha var ki o da beni endişelendiriyor. Cumhurbaşkanı da, Başbakan da ‘geçiş döneminde Esat’la olabilir. Ama sonrası olmaz’ diyorlar. Bu konuşmalar yanlış. Esat’ın Suriye’nin başında kalıp kalmayacığına biz değil, Suriye halkı karar verir. Bize Suriye halkının kararına saygı göstermek düşer.

Yine IŞID’den alınan bölgelerin Özgür Suriye Ordusuna da bırakılması yanlış olur. Bunu ne Suriye, ne İran ne de Irak kabul eder. Rusya da kabul etmez. Bunu çok iyi düşünmeliyiz. Aksi takdirde Suriye’de yalnız kalırız.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları