MHP YER ALMAZSA!.. – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______15 Ekim 2016_______

MHP YER ALMAZSA!..

Sadi Somuncuoğlu
Paylaş:

Başkanlık sistemi; 15 Temmuz darbe sarsıntısı, 3’lü terör kıskacı, Musul sorunu, Suriye operasyonu ve imdat diyen iktisadi durum gibi çok önemli meseleler sebebiyle gündemden düşmüştü. Ama Bahçeli’nin beklenmedik bir sırada, “Ya Cumhurbaşkanı anayasal sınırlara çekilmeli, ya da başkanlık sistemi konusunda anayasa hazırlığı varsa Meclise getirmelidir” demesi üzerine, Başkanlık Türkiye’nin en önemli meselesi oldu ve  gündemin başına oturdu. AKP bu mesaja teşekkür etti ve konuyu hemen Meclise getireceğini açıkladı.  Ancak  AKP’nin  tek başına anayasayı değiştirmesi mümkün olmadığından Başbakan, teklif sahibi MHP’nin desteğini öğrenmek, karşı çıkmış olsa da CHP’nin görüşünü almak üzere Genel Başkanlarla görüşeceğini açıkladı. Sonucun ne olacağını bekleyip göreceğiz.

Başkanlık sistemi nedir, bunu bilen yok! Ancak elimizde AKP’nin  Anayasa Komisyonuna verdiği Başkanlık Sistemi önergesi, yetkililerin bazı açıklamaları ile Cumhurbaşkanının “anayasa bana uysun” dediği fiili durum var. Buna göre; Başkan, devletin başıdır. Yürütme yetkisi başkana aittir. Başkan, Meclisi feshederek seçimleri yenileyebilir. Başkanlık kararnamesi çıkarabilir. 1982 Anayasasının değiştirilemez dediği ilk 3 maddesi kısmen, Başlangıç kısmı ise tamamen değişiyor. 6’ıncı maddesi Türk Milleti egemenliğini yetkili organlar eliyle kullanır hükmü şöyle değişiyor; egemenliği “Türk Milletinin seçtiği temsilcileri kullanır.” Burada iki temel sapma var. Birincisi, “Milletin seçtiği temsilciler” demek, pratikte  AKP’ye oy veren 24 milyon seçmen ve temsilcisi 316 milletvekili, Türk Milletinin egemenliğini kullanacak anlamına geliyor. Yürütmenin başı da Başkan olacağına göre, Türk Milletinin egemenliğini tek başına Başkan kullanacak demektir.  İkincisi ise, devletin temel yapısını ifade eden kuvvetler ayrılığı ortadan kalkıyor,  bunun yerine egemenliği kullanan yürütme geliyor. Yürütmenin başı da Başkan olduğuna göre, yargı da kendine bağlanıyor. Bir de partili başkanlık kabul edilirse,  partinin de başı oluyor. Özetle Başkan; devletin başı, yürütmenin başı, yargının başı ve partinin başı oluyor.

Yoksa yeni bir devlet mi inşa ediliyor? Bunu anlamak için biraz gerilere gidelim. Erdoğan’ın 1991’de Erbakan’a verdiği “Kürt” raporunda bunun cevabı şöyle veriliyor: “’Kürt Sorunu’ gerçekte ulusal bir sorundur… Türkiye’de Kürt kimliğinin tanınması için engelleyici tüm yasalar kaldırılmalıdır… ana dilde eğitim haklarını verelim… vs…” Bir de 1993’de ne demiş ona da bakalım:  “Şu anda Türkiye Cumhuriyetinde 27 etnik grup yaşamakta. Bu 27 etnik, grubun da varlıklarının tanınması gerekmektedir. ‘Türkiye Türklerindir’ gibi tezler yanlıştır. Türkiye, Türkiye’de yaşayan herkesindir .”

Bu iki belgede iddia edildiği gibi karşımızda “ulusal” bir sorun varsa (Bu bir devlet talebidir); yine “Türkiye Türklerin” değil de 27 etnik grubun ise,  o zaman bu etnisiteler ya devlete ortak yapılacak, ya da vatan 27’ye bölünerek pay edilecek  demektir. Böyle bir çılgınlığın dünyada benzeri yoktur.     Her millet ve devletin etnisiteleri vardır, ama bunlar milleti oluştururlar ve bütünden ayrılmazlar.  Dünya gerçeği böyledir. Çok sevdiklerini söyledikleri Osmanlı ve Selçukluyu bilselerdi, samimi iseler, devlet kimliğinin bugünkü gibi olduğunu görür böyle konuşmazlardı.

Ülkemizin 14 yıldır hep etnik kökenleri kaşınmış ve “yeni” anayasa denilince karşımıza bunlar çıkarılmıştır.  Bölücübaşı ile yeni anayasa ve özerklik anlaşması yapılmasından tutun da devleti iki dilli ve iki kimlikli hale getiren anayasamıza aykırı yasal ve idari düzenlemelere kadar ne gerekiyorsa hepsi yapıldı. Bu nedenle 2002’de kökü kazınan bölücü terör azgınlaşarak bugünlere gelinde; bu yüzden her gün bir çok insanımız katledilmektedir.

Konuyla ilgili olarak 64. AKP Hükümeti programında şöyle denilmektedir: “Yeni anayasa, herhangi bir etnik veya dini kimliğe referans yapmayan bir vatandaşlık tanımını esas alacaktır… toplumsal farklılıkların siyasal temsilinin sağlandığı, ademi merkeziyetçi bir idare sisteminin güçlendirildiği, yeni bir siyasal sisteme geçebiliriz.”

1982 Anayasası, etnik veya dini kimliğe referans yapıyor mu, hayır. O halde programda  “etnik kimliğe referanstan yapmayan bir vatandaşlık tanımından” kasıt ne olabilir? Açıktır ki, “etnik kimlik” dedikleri “Türk Milleti”, vatandaşlık tarifinden çıkarılmak istenmektedir. Böylece, ademi merkeziyetle  üniter sistem, farklılıkların siyasi temsiliyle milli devlet yapısı sone ermektedir. “Allah’ın bir lütfu” dedikleri darbe sayesinde ise, Türk ordusunun emir komuta birliğinin bozulduğu, askeri okulların kapatıldığı, GATA ve askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığına bağlandığı, askeri birliklerin Suriye ve Irakta bulunduğu, terörün üç koldan saldırıya geçtiği, komşular ve müttefik devletlerle zıtlaşmanın arttığı bir sırada Başkanlık Sistemi peşinde koşmanın anlamı ne olabilir?

Anayasa Komisyonu Başkanı Şentop, “Başkanlık sisteminin yolunu Bahçeli açtı” derken, acaba bir zamanlar “MHP’nin içinde yer almadığı bir durumda Türkiye bölünemez” iddiasını hatırlatmak mı istemiştir?

Kitap ve İmza günü. İspanya Fatihi Tarık B. Ziyad’ın  muhteşem hayatı ve Gırnata’nın  hazin sonunu konu alan TARIK romanı, yazarı Emrullah Özdemir tarafından 15.10.2016 tarihinde  saat 14.00’de Merkezimizde imzalanacaktır.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları