İmralı “Mutabakatı” ve Azan Terör Nasıl Anlaşılmalı? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______11 Ağustos 2011_______

İmralı “Mutabakatı” ve Azan Terör Nasıl Anlaşılmalı?

Sadi Somuncuoğlu
Paylaş:

 
19.07.2011 
 
İmralı’da ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını çeken PKK’nın elebaşısı Abdullah Öcalan, yetkililerle yaptığı görüşmelerden sonra Anayasa Konseyi’ ve Barış Konseyi adıyla 2 kuruluşun tesisi konusunda mutabakata varıldığını açıkladı.

Terörist başı, “Anayasa Konseyi” yeni anayasa için,  Barış Konseyi barışın gerçekleşmesi ve çözüm için çalışacak diyor. Bu “mutabakat”tan sonra,  15 Temmuz tarihi (eylemsizlik süresi)’ nin kendisi için bir hükmünün kalmadığını söylüyor. (08.07.2011)

Her yönüyle çok önemli olduğuna inandığımız bu 2 mutabakat üzerinde, medyada yeterince durulmamıştır. Belki de artık, deprem etkisi yapacak konular bile sıradanlaştı. Bu mesele üzerinde daha sonra duracağız. Şimdi terör saldırıları ve mutabakatın ne demek olduğuna ve devletin tepesindeki görevlilerin izah ve üslubuna temas etmek istiyoruz.

Tekzip edilmeyen İmralı mutabakatından bir hafta sonra (14.07.2011) Silvan’da meydana gelen PKK saldırısı sonucunda 13 asker şehit oldu, 7 asker yaralandı. Bir gün sonra da bir komiserimiz şehit edildi. Her yerde, milli hassasiyeti yüksek halk ayağa kalktı.

Ama bu acı olay üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’nin gelişmesi, demokrasimizin olgunlaşması ve sorunların aşılması konusunda gösterilen iyi niyetli gayretler, terör örgütünü rahatsız etmektedir. Ancak, kan dökerek, insanlara acı yaşatarak amacına ulaşacağını düşünenler, büyük bir gafletin içine düştüklerini mutlaka anlayacaklardır.” 

Allah, Allah… Demek ki bütün bildiklerimiz yanlışmış… Meğer örgüt ülkemizi bölmek için 46 bin vatandaşın kanına girmemiş, bölgede fiilen özerkliği ilan etmemiş, TBMM’den başlayarak ülkenin her yerinde bölücülük ve terör yapmıyormuş. Meğer “demokrasimizin olgunlaşması (ne demekse)…ve iyi niyetli gayretler terör örgütünü rahatsız ediyormuş” da terör ondan oluyormuş. PKK kan dökerek devleti pazarlık masasına oturtmuş, Çankaya’ya dayanmış da, hala bir yere varılmaz deniyor. Hayret.

Erdoğan ise “Terör örgütü PKK’nın ne kadar samimiyetsiz, bugüne kadar ne kadar kötü niyetlerle donanımlı olduğunun bilindiğini”… “Türkiye, demokrasiden, hukuktan ve kardeşlikten asla taviz vermeden, terörün de, onun gerisindeki güçlerin de üstesinden gelmeyi başaracaktır” diyor.

Terör örgütü “samimiyetsiz” ve “Kötü niyetli” demenin bir anlamı olabilir mi?  Bu üslup kibarlığın ve nezaketin gereği denebilir mi? Yoksa daha derin bir anlamı mı var? Biraz düşünelim…

***

Gelelim terörist başı ile varılan mutabakata.

Terörist başının mutabakat sağladık, iki konsey kurulmasında anlaştık, artık benim için 15 Temmuzun anlamı kalmadı derken, acaba sürdürülen bu kanlı saldırıları nasıl izah edeceğiz?

Acaba işin içinde bir oyun mu var? Görüşme, mutabakat vesaire yok da, bir yandan kendisini meşrulaştırıp terör örgütüne moral kazandırırken, öbür yandan kamuoyunu beklentiye sokarak, kanlı eylemlerle bıkkınlık, bezginlik ve yenilmişlik psikolojisi yaratmak için mi böyle konuşuyor?

Durum böyleyse yetkililerin acilen açıklama yapması gerekmiyor mu? Çünkü bu ihmale gelecek bir konu değildir.  Açıklama yapılmadığına göre demek ki terörist başının söyledikleri doğru mu diyeceğiz?

Bu durumda PKK hem teröre devam ederek kan döküyor,  hem de devlet yetkililerinin cezaevindeki terörist başıyla “egemenliği paylaşma” konusunda müzakereye oturmasını sağlıyor demektir.

Yahut müzakere masasına oturulduğuna göre, terörü devam ettirmenin anlamı ne olabilir? Anlaşıldığı kadarıyla, bütün terör örgütlerinde olduğu gibi, toplumu iyice sindirmeye, devleti yendiğine (!) inandırarak müzakerelerde ortaya çıkacak sonuçların kabulüne şimdiden ortam hazırlandığını düşünebiliriz.

Daha da önemlisi, milletten gizli olarak yürütülen bu müzakerelerde nelerin konuşulduğunu bilmiyoruz, ama bir gün “mutabakat” veya “anlaşma” adına dehşet verici bir sonuç çıktığında, terörün durdurulamamış olması, bunun gerekçesi yapılabilir. Yetkililerin başka çaremiz kalmadı diyerek, “daha fazla kan akmaması, kardeşçe ve demokratik bir çözüm”ün herkes için yararlı olduğuna toplumu ikna etmesinde,  işe yarayabilir. 

Hâsılı bin yıllık egemenliğimiz tehlikede.  DTP “özerk yönetim” kararı aldığını ilan ediyor. PKK eylemde. Ama Türk milleti hiçbir şey bilmiyor. Bilgi veren yok.

İşte size “gelişen, olgunlaşan demokrasi”, “demokrasiden, hukuktan ve kardeşlikten asla taviz vermeyen” Türkiye.
 
 

 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları