Nasıl Bir Milliyetçilik? Ahmet B. Ercilasun – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______18 Ağustos 2018_______

Nasıl Bir Milliyetçilik? Ahmet B. Ercilasun

Ahmet Bican Ercilasun
Paylaş:

Nasıl bir milliyetçilik

19 Ağustos 2018

Elbette Türk milliyetçiliği. Türk adını anmadan, Türk’e uzak durarak Türk milliyetçiliği olur mu? Devamlı “bu millet, milletimiz, İbrahim milleti” diyerek Türk milliyetçiliği olur mu? Sürekli “Türk Kürt, Boşnak, Çerkez…” diye sayarak, yani Türk’ü de etnik unsurlardan biri kabul ederek Türk milliyetçiliği yapılır mı? Anayasa’nın “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür.” maddesi ortada dururken Türk’ü etnik gruplardan biri kabul eden, böylece Türk milletini parçalayan bir anlayışla Türk milliyetçiliği yapılabilir mi?

Türkiye’deki milliyetçilik, Türk milleti kavramı üzerine kurulu olan bir milliyetçiliktir. Anayasaya göre de bütün vatandaşlar Türk’tür. Aslında sosyolojik olarak da böyledir. Hepimizi birleştiren ortaklıklar bizi Türk yapmaya yeter. Türk milletini oluşturan unsurlardan bir veya ikisinin eksik olması, bir kişiyi Türklükten çıkarmaz. Çünkü o bir iki farklı unsura karşı birçok ortak unsur vardır.

Tarih, dil, soy, kültür, coğrafya, ortak çıkarlar, ortak bir gelecek ülküsü… Bunlar bizi Türk yapar. Din, kültürün içinde olmakla birlikte onu da ortak unsurlar arasında ayrıca sayabiliriz. Bunlardan birinin veya ikisinin eksikliği, mesela dilin, mesela dinin eksikliği, bizi neden Türklükten çıkarsın? Diğer ortaklıklarla biz Türk’üz.

Elbette bir insan bu unsurlardan birinin veya ikisinin eksikliği sebebiyle kendisini Türk kabul etmeyebilir. Ama eğer o insan bu devletin vatandaşı ise kendisini mensup saydığı milletin milliyetçiliğini yapamaz, ayrılıkçılık güdemez.

Bugünkü sıkıntılarımızdan biri, bazı kişilerin kendilerini Türk saymamalarından kaynaklanmaktadır. Fakat bundan da önemlisi, Türk Devletini yönetenlerin de onları ayrı milletlermiş gibi kabul etmeleri ve “Türk, Kürt, Laz, Çerkez…” diye konuşmalarıdır.

Geçenlerde görmüş geçirmiş bir iş adamımızla sohbet ediyorduk. Bir ara “Biz” dedi, “her sabah, Türk’üm, doğruyum, çalışkanım…” diyerek Türk olduğumuzu öğrendik.” Şimdi ise çocuklarımız andımızı okumuyorlar. Daha doğrusu, yöneticiler tarafından andımız kaldırıldı. Şimdi bu yöneticilere milliyetçi diyebilir miyiz? Veya onlar kendilerine milliyetçi derlerse biz buna inanabilir miyiz? Andımızı okullardan kaldıran, “Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözünü sildiren ve bu sözden rahatsızlıklarını dile getiren, milliyetçiliği ayaklar altına almaktan bahseden insanlara milliyetçi denebilir mi? Bunları destekleyen, kişi, grup, dernek ve partiler eğer gerçekten bunların ve kendilerinin Türk milliyetçisi olduğuna inanıyorlarsa, inanmaya devam ediyorlarsa ya milliyetçilik anlayışlarını gözden geçirmelidirler, ya da akıl sağlıklarını kontrol ettirmelidirler.

Yanılıyor muyum? Milliyetçiliği ayaklar altına almaktan bahseden bir insana milliyetçi diyorsak zihnimizde bir bulanıklık var mı diye düşünmeli değil miyiz? “Türk’üm, doğruyum…” diye başlayan andımızdan rahatsız olanları Türk milliyetçisi sayıyorsak aklımızı kontrol etmeli değil miyiz?

Bazılarında bir 15 Temmuz miladı var. 15 Temmuz’da dinî bir cemaat darbe yapmaya kalkıştı. Tabii ki hain, tabii ki birilerinin maşası. Ve fakat?… Binlerce subayın fiilen katıldığı darbeden haberi olmayan bir istihbarat ve bir yönetim kadrosu. Yoksa bizzat kendilerinin ifade ettiği gibi onlarla iş birliği yapan mı desem? FETÖ’de aldananlar, PKK’da aldananlar…

Şimdi bir de herkese hain demek modası çıktı ya; aldananlar ve aldananlara aldananlar milliyetçi oldu; aldanmayanlar, FETÖ’ye ve PKK’ya her zaman karşı olanlar hainlikle suçlanır oldu.

Türk milliyetçiliğinin en büyük sloganı şimdi nedir, biliyor musunuz? Hiç aklınıza gelmeyecek olan cevabı vereyim: Rabia. Evet, Arap meydanlarından devşirilmiş bu slogan şimdi milliyetçiliği ifade etmek için kullanılıyor. Birileri de “beka” diyerek onlara destek oluyor, onları kutluyor.

Yine akıl sağlığımızı koruyarak düşünelim. Türk devletinin bir beka sorunu varsa bunun sorumlusu kim? Neredeyse yirmi yıldır yönetimde bulunanlar mı, yoksa yıllardır yönetim yüzü görmeyen partiler ve dernekler mi? Mesela Kanarya Sevenler Derneği, ülkede bir beka sorunu yaratmış olabilir mi?

Ağızlarını hain diye açan parti liderleri ve soğukkanlı kutlamalarda bulunan dernekler bir de bu soruları sorarak milliyetçiliklerini sınamalıdırlar.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları