Necdet Sevinç’e Veda – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______12 Ağustos 2011_______

Necdet Sevinç’e Veda

Milli Düşünce Merkezi
Paylaş:

Haberi veren hemşerisi, kadim dostu Zekeriya Hoca ağlamaklıydı. Hoca elbette haklıydı. Necdet gibi bir dost, nerede, nasıl bulunabilirdi.

1959 yılında Necdet Sevinç herhalde lise iki veya son sınıfta olmalıydı. Zekeriya Hoca İmam olduğu camide vaazlar veriyor, Türklüğün yeniden şahlanacağı müjdeleriyle herkesin gönlünü kazanıyordu.

Bir Cuma günü vaazda “faizin haram olduğunu” anlatıyor.

O tarihte pek çok ilde olduğu gibi Antep’te de iki banka var. Ziraat Bankası ve İş Bankası.

İş Bankası Müdürü camiye girerken konuya muttali oluyor ve geri dönüp, Cumhuriyet Savcılığına müracaat ederek,”Hocanın laiklik aleyhine konuştuğunu, örnek olarak da devlete ait bankanın verdiği faizin haram olduğunu anlatıyor”, diyor.

C. Savcısı kolluk kuvvetlerine derhal alıp getirmelerini emrediyor ve cuma namazı çıkışında Zekeriya Hoca polislerce alınıp götürülüyor.

Tutuklanıyor.

O tarihlerde Antep’te gençlik lideri olan Necdet Sevinç ve arkadaşları, “bunlar hocamızı haksız şikayet ettiler, Allah’ın dediği, dini hükümlerle laikliğin ne alakası var” deyip harekete geçiyorlar ve bir kaç gün içinde bir plan geliştiriyorlar.

Bu şikâyeti yapan İş Bankası’nda parası olan esnafı tespit ediyorlar ve ikişer, üçer kişilik guruplarla esnafı ziyaret ediyorlar.

Gittikleri dükkânlarda, “biliyorsunuz Hocamızı falan adam şikayet etti. Sizden para pul istemeye gelmedik. Allah için bir ricamız var. Lütfen paranızı bu bankadan çekin ve yanındaki diğer bankaya yatırın”. Sebebi sorulduğunda da, “Bizim Hocamızı şikayet eden adamın bankasında paramız olsun istemedik” deyin diyorlar.

Şahin Beyin akrabaları o günün ertesi günü, sabah erkenden İş Bankası önünde kuyruk oluşturuyor. Banka esnafa para bulmakta zorlanıyor, Ziraat Bankası’ndan borç alarak, mûdilerin parasını ödüyor. Öğleden sonra da olan oluyor ve İş Bankası Müdürü yıldırım telgrafla görevden alınıyor.

Müdür soluğu C. Savcılığında alıp, yanlış anladığını, hoca başka şeyleri anlatmış diye, şikayetinden vaz geçiyor.

Bu defa C. Savcısını bir panik alıyor. Bunu yapan Antepli gece cezaevini basar, Zekeriya Hocayı kaçırırsa?…

Ankara ile irtibat kurarak, Zekeriya Hocanın Ankara Kapalı Cezaevine nakline karar veriyor, ortalık kararırken nakil gerçekleşiyor.

Zekeriya Hoca bir ay kadar da Ankara Ulucanlar Cezaevinde kalıyor. Mahkeme yattığı günleri de hesap ederek, bir yıl mahkûmiyetine, görülen iyi hali v.s ile mahkûmiyet kararı veriyor ve cezayı tecil ediyor.

Zekeriya Hoca’nın o tarihte ilkokul mezunu olup olmadığından da emin değilim. Dışarı çıkınca “Beratettiğini zannediyor ve o işi unutuyor.

Ben ise, yüksek lisans tezi için gazeteleri karıştırırken haberlerle karşılaşıyorum ve meseleden böylelikle haberdar oluyorum.

1959 da bu organizasyonu yaparak, Hocası’nı kurtaran, Allah’a hakaret eden yazı yazan Öğretmene karşı geldiği için de lise son sınıfta okuldan atılan Necdet SEVİNÇ Hakk’a yürüdü.

Hocası elbette ağlayacaktı…

Her şeyin menfaate, paraya bağlandığı liberal kapitalizmin zirvede olduğu günümüzde böyle dost bulunabilir miydi?

Hak Taala kendisine saygısızlık edene, geleceği pahasına karşı çıkan, Allahın emirlerini anlattığı için tutuklanan insanların kurtuluşu için, zamana göre bir deha eseri organizasyongerçekleştirmiş ve ömrünü, “iyiliği emrden ve kötülüğü engelleyenTürk Milletinin düşmanlarıyla mücadeleye adamış Necdet Kulunu, –inşallah– Cenneti ve güler yüzlü melekleriyle karşılamıştır.

Sevgili Necdet Ağabeyim, varsa hakkım helal olsun. Lütfen sen de helal et.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları