NEDEN BU KÜÇÜK DÜŞÜRÜLMELER İSLAM ÜLKELERİNİN BAŞINA GELİR. – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

Bahattin Karakoç vefat etti

Büyük şair, değerli insan Bahattin Karakoç vefat etti.
-
_______3 Ağustos 2012_______

NEDEN BU KÜÇÜK DÜŞÜRÜLMELER İSLAM ÜLKELERİNİN BAŞINA GELİR.

Fuat Yılmazer
Paylaş:

 

Arap Baharı adı altında Emperyalist devletler tarafından Arap devletlerinin hatta İslam ülkelerinin düzenlenmesi adına yapılan ve son noktalarına yaklaşılan BOP planı Türkiye’yi de sıkıntıya koydu. Böyle olacağı dünden belliydi.  Olacaklar çok kimse tarafından yazıldığı söylendiği halde kulak tıkanmış duyulmamış veya duymak istenmemiştir.

Üzülerek belirtmeliyim ki üzerinde oynanma, düzenlenebilecek bir meta gibi görülme durumu sadece İslam ülkeleri için geçerli olmaktadır. İslam ülkeleri dışında başka topraklarda böyle düzenleme görülmemektedir. Etrafımıza bakalım son zamanlarda hangi İslam ülkesinin varlığı ile oynanmamıştır. Mısır, Tunus, Libya, Suriye, Pakistan, Afganistan coğrafyası bu Hıristiyan güçler tarafında şekilden şekile sokulmak istenmekte bunda da başarılı olunmaktadır.

Buda göstermektedir ki İslam ülkeleri,  Osmanlı İmparatorluğunun koruyuculuğunu kaybettiğinden bu tarafa hala kişilik ve kimliklerini bulamamıştır. Bulmak içinde bir çabaları gözükmemektedir.  Çok uzun süre daha Hıristiyanların kurguladığı oyunları oynamak durumundadırlar.

Demografik yapısının yüzde doksandan fazlası Müslüman olan Türkiye bile Hıristiyan ve Yahudi birlikteliğinin tesirindedir. Atatürk’ten sonra gelen bütün yönetimler şöyle veya böyle batının ekonomik,sosyal,siyasi ve kültürel dezenformasyonu altındadır.  AKP iktidarı ilede girft bir görüntüdedirler.

BOP (Büyük Orta doğu Projesi)un uygulama zamanının geldiğine kani olan Emperyalistler başta Türkiye’nin siyasi sahasına fazlasıyla girmeyi başarmışlardır.

Daha kuruluşunun üzerinden altı ay bile geçmeden AKP nin iktidara taşınması manidardır. Lideri Başbakan olmadan Amerika’da en üst seviyede kabul görmüş ve ağırlanmıştır. İktidara geldikten sonrada BOP’ un eş başkanlık görevinin kendisine verildiğini meclisteki bir konuşmasında Başbakan Erdoğan açıklamıştır.

Söylem ve eylemle uygulamaya konan BOP,Türkiye’nin açık desteği ile Mısır, Tunus, Libya yönetimi kanlı devrilmiş, bu ülkelerde kardeş kanı akmıştır.Şimdi istikrar arar durumdadırlar.Bu durum uzun bir süre daha devam edecek gibidir. Şimdi sırada Suriye var. Bu kanlı uygulama orada da başlatılmış kardeş kardeşi katleder duruma gelmiştir. Suriye’de de yönetim gitmek ve ülkede bölünmek üzeredir.

Suriye’nin emperyalistler tarafından bölünmesi işlemine Türkiye hükümeti de destek vermektedir.  Hem de yarınlarda karşımıza çıkacağı kesin olan bir yöntemle destek vermekte iç işlerine direk karışmaktadır.

ABD’ye Irakta destek olduk yanlış yaptık, hala yapılan yanlışın faturası can ve mal kaybıyla ödenmektedir. Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti komşumuz olmuştur. Bizim varlığımıza bugün de,yarın da sorun teşkil edecek Kürt devletinin yaşaması ,semirmesi içinde elimizden geleni her türlü desteği verdik. Irak Devletinin başına yine bir Kürt’ü Celal Talabani’nin gelmesi içinde yardımcı olduk. Şimdi belli bir seviyeye gelen Barzani hem kendi devletini yönetenlere rest çekebilmekte hem de bize sıkıntı olacak her türlü davranışlarda bulunabilme cesaretini göstermektedir.

Halep’i, Kamışlı’sı, Laskiye’si ile Türk damgasını taşıyan Suriye yanmaktadır. Suriye devlet başkanı Esat’ın bize zarar verme adına sınırlarımız çevresindeki topraklardan Kürtler lehine çekilmesi yeni bir sıkıntıyı beraberinde getirmiştir. Şimdi Kuzey Suriye’de PKK nın yan kuruluşu olan Suriye Kürtlerinin meydana getirdiği PYD adlı terör örgütü kontrolü ele almaktadır. Şu an ,itibarıyla kara sınırı olarak en uzun sınırımız Kürtlerledir. Başbakana sunulan bir istihbarat raporunda da bu durumun doğruluğu belirtilmektedir.

Buradaki oluşuma Barzani’de destek vermektedir. Suriye’li Kürt gençlerini Kuzey Irak’a getirterek onlara askeri eğitim verdirmiş,hazır hale getirmiştir. Ayrıca Suriye Kürtlerinin ileri gelenleri Barzani’nin yanında değerlendirmeyi beraber yapmaktadırlar.

Barzani öyle bir noktaya geldi ki hem kendi hükümetine hem de Türkiye’ye kafa tutabilmektedir. Merkezi Irak hükümetine “İstediklerimizi alamazsak bağımsızlık arayışlarına girebiliriz” tehdidini savurabilmektedir.

Türkiye hükümeti de bu gelişmeleri görmüyormuşçasına hareket etmektedir. Irak Merkezi hükümetini muhatap alması gerekirken Kuzeydeki terör yapılanması olan Peşmergeleri muhatap almakta,onlarla anlaşmalar yapmaktadır.

Sıfır sorun politikası diye propaganda yaptıkları dış işlerinde komşularımızın hepsiyle sorunlu hale gelmişiz bu paralelde Irak hükümeti ile de aramız açıktır.

İçerde de açılım adı altındaki ülkenin parçalanmasını getirecek politikası nedeniyle bölücülerin zapt edilmesi zor noktaya gelmiştir.

Hakkari’nin  Şemdinli İlçesinde bir haftadır çarpışmalar devam etmektedir. Suriye’deki durumdan faydalanıp Türkiye’yi boşa düşürmek isteyen PKK 150 kişilik kuvvetle Şemdinli’ye gelmiş bunun farkına varan güvenlik güçleriyle çarpışmaktadır. Önceleri vur kaç taktiği güden PKK lılar bu sefer Şemdinli’de cephe savaşı yapmaktadır. Allahtan ki şu ana kadar başaramadılar. Eğer başarsalardı,Şemdinli’ye halkın arasına evlere girebilselerdi,askerin onları söküp atması için göstereceği eylem içinde yapacakları hatalar dünyaya duyurulacak ve dolayısıyla Suriye’nin bir benzeri de burada yaşanmaktadır diye vaveyla kopartacaklardı.

Dağda yaşayan PKK bunları yaparken düzdeki PKK’lılarda haddini çoktan aşan konuşmalar yapmaktadırlar. En son olarak Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir özerklik talep etti ve Diyarbakır’ı Kürdistan’ın başkenti ilan etti. Bununla da kalmadı ” Irak’ta olduğu gibi İran’da,Türkiye’de ve Suriye’de de özerk Kürdistan’ın olacağını” ve daha da ileri giderek Türkiye,İran,Irak,Suriye sınırlarının ortadan kalkması gerektiğini”  söyledi.

Bu kadar ciddi olaylar olurken hala İktidar sahiplerinden karmaşık açıklamalar geliyor. Biri Kuzey Suriye’deki terör yapılanmasının kabul edilemeyeceğini söylerken bir başka sorumlu çok ciddi olaylar olmadığını ufak çapta bayrak çekme hareketleri olduğunu bununda ciddiye alınmayacak kadar düşük düzeyde olduğundan bahsediyor.

Bu partinin iktidara geldiğinden bu tarafa uyguladığı bir taktik olduğu hemen göze çarpıyor. Olumsuz işleri yapıp sonra kendisi yapmamış da yapılanları tenkit ediyormuş gibi bağırmaları insanların dikkati içindedir.

Ord.Prof.Dr. Ali Fuad Başgil’in ” İlmin Işığında Günün Meseleleri” adlı kitabında bir hikaye anlatır. Ben Hocanın tespitlerine çok itibar ettiğim gibi anlattığı hikayelere de çok önem veririm. Sizde okuyun hak vereceğinizi düşünüyorum. sadeleştirerek anlatıyorum “Okulu  asmaya ve günlerini,şehrin ırmağı kenarındaki sandallar içinde geçirmeye alışan afacan çocuk, bir gün, fazlaca gecikmiş; akşam karanlığının bastığını görünce,evde yiyeceği paparayı hatırlayarak yola koyulmuş.Hızlı ve telaşlı yürüyüşü esnasında,suçunu bastıracak bir yalanda düşünmeden,nefes nefese eve gelmiş. Bir iki saattir kendisini endişeli bir hiddetle bekleyen annesi,,kapıyı açar açmaz: “Nereden geliyorsun bakalım?” diye bağırınca afacan heyecanla koyu Katolik kadıncağıza şu cevabı vermiş:

-Anne haberin var mı Papa ölmüş!…

Yıldırım çarpmışa dönen dindar kadın sesini kesmiş ve istavroz çıkarmaya başlamış.Kara haber evi yasa bürümüş Sofrada hep ölen  Papa dan konuşulmuş.  Afacan da, üzüntülü görünmekle birlikte içten içten gülerek yemeğini afiyetle yemiş. Ertesi gün Papanın ölümünün gerçek olmadığını öğrendiklerinde evi bir neşe kaplamış ama bu arada da afacanın  yaptıkları unutulup gitmiş”

Çevremize dikkatli bakmak ve hiç bir şeyi unutmamak dileği ile….

 

 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları