ÖLÜMÜ GÖSTERİP SITMAYA RAZI ETMEK

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Antalya’da, AKP İl Danışma toplantısında Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelttiği suçlama çok tartışıldı. Erdoğan’ın sözleri şöyle:

                “Bunların derdi, ülkeyi karıştırmak. Ana muhalefetin başındaki zat, hâlen ülkesinin aleyhine işlediği bir suçtan dolayı cezaevinde bulunan milletvekiliyle ilgili konunun, kendisine kadar ulaşmasından endişe ettiği için şimdiden ön almaya, suyu bulandırmaya çalışıyor. Eğer yakında bu içeride olan zatla alakalı Kılıçdaroğlu’nun bağlantısı çıkarsa şaşmayın haa! İçeriden değişik haberler alıyorum. ‘Buradan çıktım, çıktım; çıkmadığım takdirde açıklamalarda bulunacağım’ diyor içerideki zat.”

Kendinden geçercesine bir hırsla söylenen, içeriği kadar vurgu ve tonlaması da insanları ürküten bu sözler siyaset çevrelerinde ve basında haklı olarak bir kaygı, bir şüphe uyandırdı: Acaba Ana Muhalefet Partisinin lideri Kemal Kılıçdaroğlu da tutuklanır mı?

Aynı zamanda iktidar partisinin genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugüne kadarki tutumunu dikkate alanlar bu tür kaygılarını dile getiriyorlar. “Ondan her şey beklenir, yapar mı yapar” anlamına gelecek yorumlar yapıyorlar. Bazıları da bu kadar ileri gidilemeyeceğini düşünüyorlar. İşin yargıya ait olduğunu ileri sürüp yargının bağımsızlığından dem vuranlar da var.

Olağanüstü hâl uygulamalarının nasıl yürütüldüğü ortada. Hiç kimse yarınından emin değil. Suçunuzun ne olduğunu öğrenmeden kendinizi hapishanede bulabilirsiniz. Henüz deliller tamamlanmadı, gerekçesiyle aylarca, hatta yıllarca tutuklu kalabilirsiniz. İnsanlar endişe içinde. Kamuoyu araştırmalarına göre yargıya güven çok düşük. Yıllarını FETÖ ile mücadeleye vermiş yazarlar, gazeteler dahi töhmet altında.

Peki, AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın bu sözleri başka nasıl yorumlanabilir?

Haydi aklıma geleni söyleyeyim: Yeni kurulacak partinin, Meral Akşener’in, Ümit Özdağ’ın başına bir takım işler açmak. Onları suçlamak ve tutuklatmak. Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden korku yaratıp yeni kurulacak partinin önderlerinin tutuklanmasına toplumu razı etmek. Hiç olmazsa ana muhalefetin lideri tutuklanmadı, hissini uyandırmak.

Paranoya mı? Bu soruyu sormadan önce uygulamalara ve konuşulanlara bakar mısınız? Hepimize, hepinize “Bu kadarı da olmaz!” dedirten ne kadar çok uygulama, ne kadar çok konuşma ve suçlama var! Bütün bunlar ortada iken insanları paranoyak olmakla suçlamanın artık bir kıymet-i harbiyesi kaldı mı? Her şey söylenebilir, her şey olabilir. Bir takım insanlardan her şey beklenebilir. Siyaset şirazesinden çıkmıştır, çıkarılmıştır.

Yeni partinin önünün kesilme ihtimaline dair bir takım tahminler zaten ortalıkta dolaşmaktadır. Basın yayın organlarında bunu dile getirenler de vardır. Siyaset şirazesinden çıkmıştır ve işte, tam da bu sebepten ok da yaydan çıkmıştır. Hedefine hızla gitmekte olan oku kimse durduramayacaktır. Ok hedefine ulaşacak ve siyaseti rayına sokacaktır.

Toplumda hangi algıları oluşturursanız oluşturun, toplum sonunda yolunu bulacak ve üzerindeki korkuyu da atacaktır. Siz zorladıkça, siz adaletsizliği ve zulmü arttırdıkça, siz insanları ötekileştirdikçe insanlar bilenecek, bilgilenecek; olaylara ilgisiz gibi duranlar üzerlerindeki ölü toprağını silkecek, silkinecek, kendine gelecek; “Biz Türk’üz ve buradayız!” diyeceklerdir.

İnsanlar, “Korkunun ecele faydası yoktur” noktasına gelmiştir. Milyonlarca taraftarı olan bir hareketi, evet mahkemeler kanalıyla, fakat herkes biliyor ki hukuk dışı yollarla önlediniz. Ancak hukuksuzluğun da bir sınırı vardır ve bugün bu sınır, ülküsüne inananların yürekleridir. O yürekler hem yolu açacak, hem de zulmü ortadan kaldıracaktır.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*