OSMANLI TÜRK’TÜR, OSMANLICA TÜRKÇEDİR. – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______10 Aralık 2014_______

OSMANLI TÜRK’TÜR, OSMANLICA TÜRKÇEDİR.

Osman Erenalp
Paylaş:

“Şûra’da kararı alındı. Ardındaki irade çıkıp dedi; “İsteseler de, istemeseler de bu ülkede Osmanlıca da öğrenilecek, öğretilecek…” Tartışma sürüyor. Üç grup oluştu. Savunanlar. Maksatlı bulanlar. Gereksiz bulanlar. Tanımlamalar var bir de ki, oradan başlayalım biz.

Osmanlıca tabiri yanlış. Hanedan adı dil adı olamaz. Osmanlıca, Türkçenin Arap harfleriyle yazılış şeklidir. Yani Türkçedir.

Savunanlar, taraftar olanlar; Osmanlıca eskimez Türkçedir. Dil devrimi cinayettir. Cumhuriyeti kuran nesil o kültürle yetiştiler. Atatürk de öyleydi. Bir Osmanlı zabitiydi. Yeni nesil Atatürk’ün Ulustaki heykelinin etrafındaki yazıyı okuyamıyor. Soldan yazılıyordu, sağdan sola da yazılsın.  Her Türk çocuğu geçmişini de okuyabilmeli. Çünkü orası kültürümüzün kozmik odasıdır. Yeniden kültürlenme hamlesi lazım. Kendi dilini bilmeyen yabacı dil de öğrenemez. Arap harfi Latinceden daha Türkçedir. Yeni Alfabe tek adam dayatmasıdır. İnönü’ye atfedilen bir cümle; “Harf Devrimi’nin amacı… dinin toplum üzerindeki etkisini azalmaktı… v.s.”

Gereksiz bulanlar: Madem eski kültür öğreteceğiz. Göktürkçeye kadar gidelim. Onu da öğretelim o zaman.  Türkçeyi öğretmek alfabeyle, harfle olmaz. Mezar taşında neyi okuyacağı belli. Atasının adı. Fatiha okusun okuyacaksa. Çin, Rus, Japon eski dilini çok mu biliyor? Uzmanına soruyor onlar da. Her dilde bu böyle. Maksat Arap harfleriyle Türkçe okutmak mı? Yoksa Osmanlıca metinleri çözmek mi? Maksat bu ikincisi ise o iş gramersiz olmaz. Kiminle öğreteceksin hem? Osmanlıca arkaik dil. Yeniden canlandırmanın imkânı yok. Hangi Osmanlı? Fatih’in Uygur alfabesiyle Türkçe fermanları da var. Dilde devrimin gerekçeleri vardı. Osmanlıca yaşatılırken Türkçe dışlandı. Saray dışında anlayan kalmadı. Sadeleştirme kaçınılmazdı. Şemsettin Sami’nin “Kamus-i Türki’sinde” Türkçe sözcük oranı sadece yüzde yirmi üç.

Karşı olan maksatlı bulanlar; Bu gündem saptırmadır. 17-25 Aralık yolsuzluklarının üzerine örtme çabasıdır. Eğitimin önceliği bu değildir. Niteliğe bakmak lazımdır. Şûra kararı bağlayıcı değil. 4+4+4 kararı da orada alınmıştı. 19. şurada alınan karaların bütüne bakıldığında eğitim niteliğini geriye götüren kararlardır. Şûraya katılan altı yüz ismin beş yüzünü malum sendika belirlemiştir. Bu harf devrimine karşı tavırdır. Surda gedik açmaktır. Laiklikle hesaplaşmadır. Eğitim çatışma alanı olmaktan çıkartılmalıdır. Latin harflerine dönüş çalışmaları Osmanlıdan itibaren başlatılmıştır. Medrese dili Arapçaydı. Okuryazarlık Anadolu’da yüzde beşlerdeydi. Türkçe kayboluyordu. Osmanlının son yıllarında ABD, İngiliz, Fransız’ın açtığı okul sayısı 1244’e ulaşmıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında kadınlarda okuma yazma oranı yüzde iki. Bütünde yüzde sekiz idi… daha birçok yorumlar, analizler…  

Bizim düşüncemiz; Kırk milyon insanımız ömründe bir kitap bile okumadan dünyasını değiştiriyor. Ülkemizde altı kişiye bir yılda düşen kitap sayısı bir. Okuyan da altı yılda bir kitap okuyor sadece. Suçlu Osmanlıcadan uzaklaşmış olmak mı şimdi? Bununla seçim öncesi “Kuran yazısına karşı çıkıyorlar” görüntüsü verilerek siyaseten bir getiri sağlanabilir. Böyle bir algı yaratılabilir. Bunu geçelim. Mesele şudur; “Selçukluca” “Osmanlıca” diye dil olmaz. Aynı milletin evlatlarının kurduğu her devlet için ayrı dil adı olmaz. dil milletten alır adını. Osmanlı, Selçuklu birer Türk Devleti idiler. Yayıldıkları coğrafyada başka diller de vardı. Başta Arapça- Kuran lisanı diye-Farsça ve diğer dillerken çok sayıda sözcük aldı. Ama kurucu irade Türk’tü. Son noktada kalıp itibariyle Türkçeydi. Ama oran olarak azınlığa düşmüştü. Bir hamle gerekiyordu. O hamle Cumhuriyetle birlikte geldi.  

Var her işte bir hayır. Bir hakkın teslimine vesile oldu bu Osmanlıca tartışmaları. Osmanlı Türk Cihan Devletinin adıdır. Edebiyatı da ona göredir. “Osmanlı Türk’tür. Osmanlıca da Türkçedir”. Bize göre tartışmanın ulaştığı sonuç da burasıdır.  Bunun dışında Osmanlıcılık dayatırsanız Enver Paşanın hayalleri sizinkinin yanında masum kalır. Hıristiyan mebus Yorgi Başo’nun; “Ben Osmanlı bankası kadar Osmanlıyım” noktasına varırsınız. Ki söz Osmanlının çözülmesinin simgesi olmuştur. Osmanlı çözülmüştür. Geri dönüşü muhaldir.

Bu kültürü öğrenmek isteyene en iyi şartlar hazırlanmalı o imkân verilmelidir.

İstemeyene de hiç dokunulmalıdır. 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları