POSTMODERN NAVARİN BASKINI – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

Bahattin Karakoç vefat etti

Büyük şair, değerli insan Bahattin Karakoç vefat etti.
-
_______20 Mayıs 2013_______

POSTMODERN NAVARİN BASKINI

Hüseyin Özbek
Paylaş:

19. yüzyıl Avrupa’sının 3 büyükleri olan İngiliz, Fransız, Rus koalisyonu Yunanistan’ın bağımsızlığı ile sonuçlanacak Mora isyanının arkasındadırlar. İsyancılarla Osmanlı arasında sözüm ona arabuluculuğa soyunurlar. Bunun Yunan özerkliği demek olduğunu bilen Osmanlı teklifi reddeder. Bunun üzerine Mora, Çanakkale ve Navarin’de bulunan Osmanlı donanması ablukaya alınır. Savaş halinde olunmamasına rağmen 20 Ekim 1827’de Navarin limanına demirli Türk donanmasına koalisyon güçlerince baskın yapılır. Osmanlı Devleti 57 parça savaş gemisinin yanında 8000 denizcisini kaybeder.

Reisülküttap Pertev Efendi 3 devletten tarziye, tazminat ve Yunan işlerine karışılmamasını ister. Buna yanaşmayan baskıncılar arabuluculuklarının kabulünde ısrar ederler. Reddedilince de büyükelçiler İstanbul’u terk ederler. Üstelik Rusya Osmanlıya savaş açar. 1826’da Yeniçeri Ocağını ortadan kaldırarak kara ordusunu, Navarin’de donanmasını kaybeden Osmanlı Rusya ile yenilginin kaçınılmaz olduğu bir savaşa girmektedir. Doğuda Ahıska, Kars, Erzurum elden çıkar. Batıda Balkan dağlarını aşan Rus ordusu Silistre’den kısa bir süre sonra Edirne’yi alır. Osmanlı Edirne Barış Antlaşmasını imzalamak zorunda kalır ( 14.09.1829 ). Bu antlaşma ile Yunan özerkliği konusunda 3 devletin 22 Mart 1829 tarihli protokolü Osmanlı tarafından kabul edilmektedir. Rusya Balkanlarda ve doğuda büyük toprak kazanımlarının yanında Osmanlıdan ağır bir savaş tazminatı almaktadır.

Mayıs 1832’de 3 devletin Bavyera ile yaptığı anlaşma ile özerkliği az bulunup bağımsız krallığa dönüştürülen Yunanistan’a Bavyera kralının oğlu Prens Frederik Otto kral olarak tayin edilecektir!

Geçmişin kısa hikâyesinden bu gün için de alınacak dersler vardır. Ne kadar haklı olunursa olunsun ordusuz, donanmasız diplomasi ile tarziye müsameresinden ileri gidilememektedir. Kara ordusunun bel kemiği Yeniçeri Ocağı’nın lağvından sonra yenisini oluşturamayan Osmanlı, Mısır Valisinin, ayanların karşısında aciz kalmakta, hükmü İstanbul surlarının dışında geçmemektedir! Navarin, Çeşme, Sinop baskınları, düşman donanmasının fırsatını bulduğunda Osmanlı’yı Akdeniz’e, Karadeniz’e çıkamaz hale getirip, Marmara’ya hapsetmesinin tarihteki acı örnekleridir. Böylece karada sancak, denizde bandıra gösteremez hale gelen Hasta Adam’dan isteyen istediğini kolayca alabilmişti.

Cumhuriyet’in kurucu önderlerinin milli ekonomi, milli bürokrasi, milli ordu temelli devlet ısrarı yakın tarihin acı derslerinin sonucuydu. Devletin kuruluş denkleminin ve siyasi coğrafyasının teminatı olarak milli orduyu görmüşlerdi. Buraya kadar anlatılanlar Osmanlının çöküşünün ve Cumhuriyetin kuruluşunun kısa kronolojisidir. Bu girizgâhtan sonra sözü, kurucu iradenin, kuruluş felsefesinin, 29 Ekim 1923 heyecanının bir linç histerisiyle tasfiyesine getirip, Cumhuriyet’in çarmıha gerilmesinden bahsetmenin zamanıdır. Doku uyuşmazlığı içinde oldukları Cumhuriyetle hesaplaşmak için bekledikleri tarihi fırsatı yakalayıp, erki ele geçirenlerin postmodern Navarın baskınına gelebiliriz artık.

Emperyal güçler Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyayı ekonomik ve siyasi çıkarlarına göre yeniden şekillendirmek istemektedirler. Hormonal biçimde büyütülüp iktidara oturtulan siyasal güç bu projenin ürünüdür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş denkleminin bozulması konusunda dış dinamiklerle içerdekilerin çıkarları örtüşmektedir. Proje açısından sorun yaratan Türkiye’nin ulus devlet yapısı, üniter özelliğinin tasfiyesi konusunda mutabakat halindedirler. Türkiye’ye hâkim olan siyasi anlayışın, bürokrasinin ve yargının tasfiyesinden sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal imhasına yönelmesi bahsettiğimiz mutabakat sonucudur. Ayrıca İktidarlarını güvenceye almak için Cumhuriyetin kuruluş kodlarına bağlılıkta ısrarlı ordunun tasfiyesini zorunlu görmektedirler.

Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerinin savaşma azmini, özgüvenini, itibarını yerle yeksan edecek tezgâhın master planları dışarıda yapılmakta, gereği için içerdeki uygulayıcılara aktarılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerini topyekun bir cürüm örgütü olarak algılatıp, ortaçağın vebalıları gibi toplum dışına itmeye yönelik postmodern  Navarin baskını silaha dönüştürülen yargı üzerinden yürütülmektedir. Türk Deniz Kuvvetlerinin Ege’de, Akdeniz’de caydırıcılığını ortadan kaldırmaya, Kara Kuvvetlerini eli kulağındaki etnik kalkışmayı bastıramayacak ölçüde sindirmeye yönelik postmodern Navarin baskınları son hızla sürdürülmektedir.

1827’deki Navarin baskını Yunanistan’ın bağımsızlığının yolunu açmıştı. Döşeme altlarından, tavan arasından, bilgisayarlardan, kozmik odalardan çıkıveren dijital belgeler, ıpıslak imzalı vesikalar üzerinden yapılan baskınlarla ordusu, donanması, hava kuvvetleri karargahta, kışlada imha edilmek istenen  Türkiye’den kopartılacak   yeni etnik coğrafyaların haritası oluşturulmaktadır!

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları