PROPAGANDA VE GERÇEKLER – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______5 Mayıs 2017_______

PROPAGANDA VE GERÇEKLER

Sadi Somuncuoğlu
Paylaş:

Cumhurbaşkanı Erdoğan; “15 yılda Türkiye’nin görmediği yatırımlar yaptık” demiş!. Zaman  zaman da “Türkiye’yi üçe katladık” diyor. Acaba böyle mi? Resmi istatistiklere bakalım: (Kaynak, İlhan Kesici)

Gayri Safi Millî Hasıla (GSMH)’ya göre yatırım: 2002 Kamu yatırımı; yüzde 6,3; 2016 yüzde 4,7. Görüldüğü gibi 14 yılda kamu yatırımları artmamış, aksine azalmıştır. Satılan KİT’lere, aşırı borçlanmaya ve toplanan eşi görülmemiş vergilere rağmen.

Nüfusumuza göre: İşsizlik oranları; 2002 yılı yüzde 10; 2016 yılı yüzde 12,1; Gençlerde: 2002 yılı yüzde 19,2; 2016 yılı 20,7. Buna göre 14 yılda genelde de, gençlerde de, işsizlik oranları artmış.

Türkiye’nin Borç Durumu: iç-dış kamu borç toplamı; 2002, 154 milyar dolar; 2016, 291 milyar dolar; Kamu/özel dış borç; 2002, 107 milyar dolar; 2016, 421 milyar dolar; İç-dış/kamu özel borçluluk durumu; 2002, 201 milyar dolar; 2016, 733 milyar dolar. Bu duruma göre Türkiye, Cumhuriyet tarihinde benzeri görülmeyen bir şekilde borç batağına düşmüştür.

Kişi başına düşen millî gelir: 2002 yılı 4,241 dolar; 2016 yılı 6,600 dolar. Büyümeyi gösteren bu temel ölçüye göre, Türkiye üçe katlanmamıştır. Yani yüzde 300 büyümemiş, 14 yılda ancak yüzde 56 büyümüştür.

Millî Gelir (GSMH) artışı: 2002 yılı, 280 milyar dolar; 2016 yılı, 520 milyar dolar. Millî gelir üçe katlasaydı 840 milyar dolar olacaktı. Ama 240 milyar dolar artarak yüzde 80’e yakın bir orana ulaşabilmiştir.

Ortalama yıllık büyüme hızı: 1923-1938 yüzde 7,3; 1923-1950 yüzde 4,2; 1946 – 20012 yüzde 5,1; 2003 – 2016 yüzde 4,6; 2007 – 2016 yüzde 3,3. Görüldüğü gibi,  cumhuriyet tarihi boyunca en düşük büyüme son 14 yılda gerçekleşmiştir. Her ne kadar 1923-1950 dönemi yüzde 4,2 ile daha düşük görünse de, burada I. Dünya savaşı ve Osmanlının tasfiyesinin sonuçları, II. Dünya savaşı ve küresel krizlere rağmen büyüme elde edilmiştir.

Özetle; işsizlik, enflasyon, borçlanma artıyor; ekonomide küçülme, üretimde düşüş, yargıda ve devlette partileşme, sığınmacılara milyar dolarlar harcayıp vatandaş yaparak, milli güvenlik sorunu yaratma, devlet yapısında dağılma ve millette çözülme almış başını gidiyor.

Kerkük Barzani’ye hediye mi?

Erdoğan’ın yegane dostu Barzani, Türkmen şehri Kerkük’e el komaya hazırlanıyor. “Mağdurlara kapımız açık” diyenler, Türkmenleri mazlum saymıyorlar. Referandumdan önce Kerkük kalesine ve resmi binalara çekilen Barzanistan bayrağı için Erdoğan “O bayrak inecek” demişti. Ama Kerkük valisinden “Sen  o bayrağı Ankara’da çekmedin mi” cevabını alınca susmuştu; hala da susuyor. Aynen, Yunanistan’ın  Ege’deki  18 adamıza el koymasında olduğu gibi. Parti propagandası için AB’ye gidemediğinde yeri göğü inleten Erdoğan, bekamızla ilgili konularla neden ilgilenmiyor? Trump’la görüşmek üzere ABD’ye gidince “Orada soracağım” demiş. İyi de ABD, PKK ve PYD’yi alenen dost tutmuş, her gün ağır silahlarla donatıyor. Kime karşı dersiniz?

Bu işlerde de bir bit yeniği yok mu?

Yüz akımız Yeniçağ

Yeniçağ, henüz 15 yaşında. 2002’deki Yeniçağ ile günümüz Yeniçağ’ını karşılaştırınca, çok mesafe alındığı görülür. Gelişerek olgunlaşmış, çizgisindeki sağlam duruşuyla basın camiasında dikkate alınan, seçkin bir yere sahiptir.  Bir gazetenin asli görevi, okuyucusuna haber vermek, ama doğru haber… Bu, Türk Milletinin, gerçek aydını ve ferdiyle doğru düşünmesinin ve dünyayı doğru okumasının ilk şartıdır. Bunun yanında olayları ve gelişmeleri verirken, Türklüğün ihtiyacı ve ilgisi ölçüsünde bir yayım önceliğinin de olması gerekir. Bu özelliğe sahip basın, kamu görevi yapan millî ve demokratik hayatın vazgeçilmezidir. İşte Yeniçağ bu tarife uyan kimliği ile önde gelen bir gazetedir.  Bu anlamda, manevi sahibi de toplumdur.

Yeniçağ; sahibi, yöneticileri, habercileri,  yazarları ve okuyucularıyla millî ölçülere sahip, şuurlu yayım yapan bir akademi gibidir. Aldatmanın meslek yapıldığı; zehrin ilaç, yanlışın doğru, zalimin kahraman, zulmün adalet, ihanetin vatanseverlik, cehennemin cennet gibi sunulduğu bir ortamda, millî ve manevi değerlere bağlı, doğru habercilik yapmanın zorlukları ortadadır.

2004’den beri fahri olarak Yeniçağ yazarlığını yapanlardan biriyim. Zaman içinde kadrosu zenginleşti. Gazetede şu anda her biri iftihar edilecek değerde ustalaşmış genç kalemler vardır. Habercilikte; Türk Milletinin birliği, Vatanımızın bütünlüğü ve Devletimizin egemenliği; kültür ve medeniyetimizin zenginliği çerçevesinde yayım yapmaktadır. Türk Dünyası başta olmak üzere, Türk Milletinin bilmesi gereken her haberi, sürekli ve tutarlı bir şekilde Yeniçağ’dan takip edebiliyoruz.

Yeniçağ’ın tirajı, malum 50 binin üzerinde seyretmektedir. Tarihimizde hiçbir gazetemiz bu tiraja ulaşmadı. Bu bakından da başarılı olunduğu kesindir. Ancak ortada bir beka meselesi varsa, tiraj 100 – 150 bini aşmalıdır. Bu mümkün mü? Evet, istenirse mümkündür. Her okuyucu, birini yakınlarına vermek üzere iki gazete almalı. Tabii bu hiç yetmez; 75 kuruş olan fiyat 100, hatta emsal gazeteler gibi 150 kuruş olmalıdır. Böylece sağlanan kaynakla sayfa sayısı artırılarak; geniş röportajlar yapılmalı; kültür, sanat, edebiyat ve spor gibi konulara geniş yer verilmelidir.

Bu bir vatan, millet ve egemenlik meselesi ise, başka yol yoktur.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları