“Kıbrıs Girit Olmasın”

 

 

 

 

Türk Milleti’ne Çağrı 2
“Kıbrıs Girit Olmasın” HASSAS BİR DÖNEMEÇTE BAŞLATILAN 9. GÖRÜŞMELERDE,
KKTC’NİN EGEMENLİĞİ KONUSUNDA
TÜRK MİLLETİNİN AKLISELİMİNE SESLENİYOR,
TÜRK MİLLETİ ADINA HAREKET EDENLERİ UYARIYORUZ! 

 

Kıbrıs’ta 352 yıl Türkler, 37 yıl İngilizler ve 3 yıl 4 ay Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Türk ve Rumlar ortak egemen olmuştur. Rum-Yunan ikilisi kanlı bir darbeyle ortak devleti yıkmış, Türklere karşı etnik temizliğe girişerek, Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasına teşebbüs etmiş ve Türkiye’nin katliamı engellemesiyle bugünkü durum oluşmuştur.

  1. Eğer, Kıbrıs’ın Rumlara teslim edilerek katliamcıların ödüllendirilmesi istenmiyorsa;
  2. Eğer, Kıbrıs’ta iki ayrı halkın, iki ayrı devletin, iki ayrı demokrasinin, iki ayrı siyasi coğrafyanın, iki ayrı kimlik ve kültürün varlığı dikkate alınacaksa;
  3. Eğer, çekilen acıların, vahşet ve katliamın mecbur ettiği gerçek çözümle; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Devleti’nin, huzur, demokrasi ve barış içinde 40 yıldır (1974-2014) yaşamakta olduğu inkâr edilmeyecekse;

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter’inin “iyi niyet” görevi çerçevesinde yeniden başlayan müzakereler şu ilkelere göre sürdürülmelidir:

  1. Çözüm, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Devleti’nin varlığı üzerine kurulmalıdır.
  2. Ada’da iki liderin 11 Şubat 2014 günü yayımladığı “Ortak Bildiri”nin aradığı çözüme; Kıbrıs Türk Halkı’nın, Rum “Kıbrıs Cumhuriyeti’ne “ ilhakıyla” ulaşılması mümkün değildir. Çözüme ancak iki eşit egemen varlığın yeni bir “ortaklık devleti” kurmasıyla ulaşılabilir.
  3. Ortak Bildiri’nin “Federasyon” şeklinde öngördüğü yeni Devlet’te, “federe birimler”in “oluşturucu-mütemmim cüz” (constituent) şeklinde nitelendirilmesi kabul edilemez. İki halkın egemenliği; “kurucu” (founding) nitelikte olmak zorundadır. Bu ilke federe devletin kurumları için de vazgeçilmez sayılmalıdır. (“Constituent” kelimesinin “kurucu” şeklinde tercümesi yanıltıcıdır.)
  4. Ortak Bildiri’nin egemenliğin kaynağını, “Kıbrıslı Türkler” ve “Kıbrıslı Rumlar” ifadeleriyle “bireylere” indirgemesi gerçeklerle bağdaşmaz. 1960 düzeninde dahi her iki tarafa “toplum hakkı” ve “statüsü” verildiği dikkate alınmalı, ifadeler “Kıbrıs Türk Halkı” ve “Kıbrıs Rum Halkı” şeklinde düzeltilmelidir.
  5. “İki kesimlilik” sürekli olmalı, KKTC vatandaşlarının hiç biri, ada’dan ayrılmaya mecbur edilmemelidir.
  6. Çözümün yaşayabilir olması için, 1960 Antlaşmalarıyla Türkiye’ye tanınan garantörlük statüsüne bağlı fiilî ve etkin yetkiler korunmalıdır.
  7. AB müktesebatına istisnalar (derogasyonlar) getirilerek anlaşma hükümlerinin idamesi sağlanmalı ve bunlar AB birincil hukuku sayılmalıdır.
  8. Görüşmeler sırasında güven yaratma kisvesi altında, KKTC’nin hudutları dâhilindeki herhangi bir toprak parçası, ön taviz olarak verilemez. Güven yaratacak taraf, katliama maruz kalan Türk halkı değil, 1960 Anayasa düzenini yıkanlar ve Türklere “etnik temizlik” uygulayanlardır. Bunun için öncelikle, KKTC ve Türklere uygulanan insanlık dışı ambargolar kaldırılmalıdır.
  9. Görüşmelerde bir çözüme ulaşıldığında, KKTC’nin AB’ye katılması Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine kadar ertelenmelidir. Bu hususun, Kıbrıs Türkü’nün egemenliğinin bekası kadar, Türkiye ile Yunanistan arasında kurulan “Lozan dengesi” bakımından da hayati önemde olduğu dikkate alınmalıdır.
  10. Görüşmelerde adil bir çözüme ulaşılamadığında, derhal KKTC’nin tanınması faaliyetine başlanacağı kayda geçirilmelidir.

Çağrıyı İmzalamak İçin Lütfen Aşağıdaki Linke Tıklayınız:

http://vatan.severiz.com/imza.aspx 

 

 

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*