“SELAM”A DAİR

Şive tanıdık gelmişti.

Babamı dayımı hatırlatmıştı.

Bizim yöredendi.

Şevklealıp kabuletmiştim..

Aleyna ve aleykümüsselam ve rahmetullahi ve berakatühü”

Eklemiştim bir de,

”Ne güzel, şehiryerinde böylesi selamları duyabilmek.

Allah razı olsun senden”.

Durup bastonun ucuyla arkadaki dükkânın önünü göstererek anlatmıştı;

Birine şurada “Selemunaleyküm ve rahmtullah” demiştim 

Dönüp demişti ki bana;

“Sen tanıdın,  kim olduğumu bildin de mi selam veriyorsun bana”.

Ben de dedim ki ona:

Kusura bakma. Seni ben Allah’ın kulu, hazreti Peygamberin ümmeti, caminin cemaatindendir sanmıştım.

Özür dilerim senden.

Geri aldım selamımı. (*)

***

Lezzet vardı anlatışta.

Tekrarlattım kayda aldım.

Adı Abdullah’mış.

Mardin, Kızıltepe’denmiş.

Çocukken gelip yerleşmişler.

Teyzem beş yıl önce onu yalnız bırakmış.

Yaşını tahmin etmemi istiyor.

75 diyorum, yanılıyorum.

On yıl üstüne koymalıymışım.

Sizinle yeniden karşılaşmak isterdim  diyor,  el sıkışıyoruz.

Memnun ayrılıyoruz bu karşılaşmadan bir 24 Kasım arifesi,Düzce şehir meydanında yolu kesişen. iki Güneydoğulu…

biri Diyarbakır’dan, diğeri Mardin’den

Değil mi ki memleket bizim?

Her yeri herkesin..

Allah ömürlerini uzun  etsin.

Onların dualarına ihtiyacımız var.

Şehirde, köyde, her yerde.

Allah sayılarını arttırsın.

Selamları ortada bırakılacak kimseler değiller onlar.

Bu vesileyle bir daha Allah’ın selamı üzerine olsun.

Ülkem insanının ve ümmet-i Muhammedin.

            (*)Yıllar öncesi benzer durumla karşılaşmıştım.

Aynı okuldan öğretmen arkadaşı evinden aramıştım

 “Selamaleyküm” der demez

 “Selamla işim yok benim” diyerek telefonu kapatmıştı.

(Başkası demiş olsaydı buna inanmayabilirdim)

Ertesi gün neden bunu yaptığını sormuştum?

“Dinciler işletiyorlar da” diyerek cevaplamıştı.

Tabi ki inandırıcı değildi.

Cemil Meriç’in  o sözünü hatırlatalım siz anlayın gerisini.

 “İdeolojiler beyinlerimize giydirilmiş deli gömlekleri”

Kaç kişi çıkar ki böylesi?

Çok çıkmasalar da var öyleleri.

Olmaya da devam edecekler.

Birlikte paylaşmak durumundayız o gibilerle aynı semti, şehri ülkeyi.

“Goz(ceviz) çürüksüz olmaz”

Cahilliklerine vereceğiz.

Bilemediklerine sayacağız.

Devam diyeceğiz biz yine

Yunus diliyle;

“Bilmeyen ne bilsin bizi,

 Bilenlere selam olsun…”

 

 

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*