Siyaset üzerine sohbet – 2 – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______24 Kasım 2018_______

Siyaset üzerine sohbet – 2

Sadi Somuncuoğlu
Paylaş:

 

Geçen yazımızda, “çok partili demokratik ülkelerde iktidar ve muhalefet seçimlerle belirlenir” demiştik. Siyasetin stratejisinin de buna göre planlanacağını; iktidarın/icranın bir tarafta, muhalefetin/denetlemenin öbür tarafta yer alacağından bahsetmiştik. Muhalefet, [egemenliğe, devlet ve millete düşman parti, muhalefet sayılmaz, planlama dışında tutulur) birden çok partiden oluştuğunda denetleme görevi ayrı ayrı, fakat aynı tarafta olmanın gereği birlikte yapılacak demektir. Bu bakımdan muhalefet partileri birbirlerine muhalefet yapamazlar. Yaparlarsa, başarısızlığa mahkûm olurlar.

Konuya devam edelim. Siyasi strateji açısından, durum muhakemesine hasımdan başlanmayacağı için partilerin yapısı ve yönetimi çok önemlidir. Partilerde mahremiyet ve güvenilir olmak, içeride ve dışarıda esastır. Partiler devleti yönetmeye talip temel kurumlar olmaları hasebiyle, aynen devlet gibi hareket etmek durumundadırlar. Organların çalışmaları, parti içi tartışmalar ve konuşmalar dışarıya yansıtılamaz. Aynı zamanda başta yöneticiler olmak üzere üyeler, “demokrasi vardır, şahsi görüşümdür” gibi gerekçelerle kamuoyuna tüzük, program ve yetkili organların kararlarına aykırı düşecek açıklama yapamazlar. Demokrasi birey açısından yapılıyorsa bireyi bağlar. Ama, rejimin gereği belli bir düşüncenin teşkilatı olan parti açısından yapılıyorsa partiyi bağlar. O halde partilerde kararlar, organlar tarafından, demokratik usullere göre verilir. Böylece partiyi ve herkesi bağlar.

Bu bakımdan, önceki yazıda da belirttik, yetkisi ne olursa olsun, kişiler parti adına karar alamazlar. Kararları yetkili organlar alır, uygulamayı hiyerarşik bir şekilde parti yetkilileri yapar. Uygulama çok daha da önemlidir.

Yine önemli bir konu da parti içi disiplindir. Kaynağı ise yukarıda izaha çalışılan demokratik yapıdır.

Partiler gündemi çok yakından takip etmek, hatta ön almak durumundadırlar. Doğru bilgiye dayalı denetim ve kamuoyunu aydınlatma hayati derece önemlidir. Bunun için parti kadroları, mutfakta ciddi bir işbölümü halinde çalışmalı, kişilere görev dağıtımı ve denetimi mutlaka yapılmalıdır. Kurum ve kişi başarısının kaynağının bu düzenlemeye dayandığı bilinmelidir.

Böyle bir yapılanmaya sahip partilerin başarılı olmaması mümkün mü?

Rahim Cavatbeyli’ye, yargısız infaz mı?

Ülkemizde anlaşılmaz işler oluyor. Tebriz Türk’ü Rahim Cavatbeyli BM koruması altında mülteci statüsü ile 4 yıldır Türkiye’de kalan tarihçi bir bilim adamı ve düşünürdür. Ankara’da uluslararası alanında yüksek lisans yapmaktadır. 2 Ağustos’ta sorgusuz sualsiz, kendine hiçbir bilgi verilmeden gözaltına alınıp “Van Göç İdaresi Koruma ve Geri Gönderme Kampına” konulmuştur. Ziyaretçilerden, cezaevinden daha ağır şartlarda bekletildiğini öğrendik. Geçenlerde burada yemekten 6 kişinin zehirlendiği, iki kişinin intihar ettiği bilgisini aldık.

İran’a iade edilmek üzere bekletildiği söylenmektedir. Yetkililer, Cavatbeyli’nin, BM Mülteciler statüsü ve buna dayalı Anayasa Mahkemesinin 13.9.2018 tarihli kararına göre İran’a iadesinin mümkün olmadığını bilmektedirler. Yine, geçmişte bir kişinin İran’a usulsüz olarak iadesi üzerine AİHM’sinin (JABARİ/Türkiye davası, 40035/98) kararı ile Türkiye cezalandırmıştır. Cavatbeyli hakkında tutuklanmasına dair bir mahkeme kararı da bulunmadığına göre neden bu kampta tutulmaktadır, beklenen nedir bilinmemektedir.

Yedi düvele kapısını açan, bununla da övünenler, açlıktan ve işsizlikten can veren kendi vatandaşlarının haklarını, coğrafyada yeri bilinmeyen ülkelere dağıttığını söyleyenler bir Azerbaycan Türk’üne yer bulamadı mı? Bu hal, insan hakları ihlali değilse nedir?

Ülkemizde yaşanan gerçekleri bilmeliyiz. Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesini cevaplandıran İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Ülkemizde; 11.10. 2018 tarihi itibarıyla Suriye uyruklu 84.278, Irak uyruklu 82.216, Azerbaycan uyruklu 57. 743, Türkmenistan uyruklu 50.085, Afgan uyruklu 35.398, Rusya Federasyonu uyruklu 35.122, Özbekistan uyruklu 34.455, Kırgızistan uyruklu 30.573, İran uyruklu 30.217, Ukrayna uyruklu 22.177 ve diğer uyruklulardan 272.606 olmak üzere toplam 734.870 ikamet izni sahibi yabancı bulunmaktadır” açıklamasını yapmış.

Bakan Soylu, Ülkemizde 11.10.2018 tarihi itibarıyla okul çağında bulunan Suriye uyruklu yabancıların sayısının da 1.040.021 olduğunu açıklamış.

Her insanı isyan ettirecek bu tabloda Azerbaycan Türk’ü, Rahim Cavatbeyli’ye neden yer vermiyor?

Bu can yakıcı manzara karşısında partilerimiz neden susuyor? Korktukları nedir? Anlamak mümkün değil. İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Tebriz Türklerinin Rahim Cavatbeyli’ye destek için yaptıkları yürüyüşte haykırdıkları “Azerbaycan var olsun, Rahim Bey azad olsun” sloganına TBMM’de İYİ Parti Grup toplantısında aynı sloganı tekrarlaması yüreklere su serpti.

Bu insani görevi Genel Başkan Akşener gibi üstlenen İyi Parti İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlu ve Antalya Milletvekili Feridun Bahşi’nin TBMM’de, yaptığı anlamlı konuşmalar övülmeyi hak ediyor. Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen de konuyu ayrıntılarıyla ele alan bir demeç vererek hatadan dönülmesini istemiştir.

Kendilerine Türk Milliyetçisi diyenlerin, insan haklarından bahsedenlerin vicdanları titrer mi bilmiyoruz.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları