SİZİNKİ LİDER Mİ SADE SUYA GENEL BAŞKAN MI? – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______14 Haziran 2016_______

SİZİNKİ LİDER Mİ SADE SUYA GENEL BAŞKAN MI?

İskender Öksüz
Paylaş:

14 Haziran 2016

Ekonomiden güvene, eğitimden yolsuzluğa dünya sıralamalarında niçin diplerdeyiz?

– Efendim insan sermayesi, sosyal sermaye, fırsat eşitliği; kurumların kalitesi…

– Bizim parti niçin “çukura düştü çıkamaz, pır pır eder uçamaz”?

– Siyaset stratejisi, siyaset bilgisi, kapsayıcılık… İnsana saygı, parti içi demokrasi…

Sıkıcı ve yorucu cevaplar…
– Bir üst akıl bizi geri bıraktırıyor. Düşmanlar bize oyun üstüne oyun oynuyor.

“Açık ve net” ve rahatlatıcı değil mi?

Hain düşmanlarımız, kusursuz liderlerimiz

Peki, bizi yönetenlerin kabahati? Estağfurullah! Tam tersi, onlar olmasa bitmiştik. Biz onların yüzü suyu hürmetine hâlâ ayaktayız: Onlar oyuna gelmeyip o üst akıllarla, hainler ve komplocularla mücadele ettikleri için…

Kendimizde kusur aramaktansa düşmanlarımızı hedef alıp düşmanlarımıza sövmenin sayısız avantajı vardır. Büyük liderler şöyle düşünür:

“Sebep ne olursa olsun bana şüphe ile bakılması hoş değildir. Hâlbuki düşmanlarla fedakârca mücadele eden kahraman ve büyük lider konumu pek hoştur. Birincide sıkıntı, ikincide şan ve şeref vardır.
“Kusurumu kabul edersem neden yanlış hareket ettiğimi izah zorunda kalırım. İnsanlar her türlü izaha şüpheyle yaklaşır, her izahın çürük bir tarafını bulurlar. Hâlbuki bütün kötülüklerin düşmanlardan kaynaklandığına inanırlarsa izah gerekmez. Ben saldırırım, onlar alkışlar.

“Düşman yoksa projeler, tezler geliştirmem gerekir. Hedeflerime varmak için bir planım olması gerekir. Daha beteri, bir hedefim olması gerekir. Sonra hedefi ve bu hedefe varmak için kurduğum stratejiyi izah gerekir. Dediğim gibi, insanlar izahların eksiğini bulur, tenkit ederler. Açıkça hedef koyarsam, varamadığım anlaşılır. Düşman varsa bu zahmetlerin hiç birine gerek yoktur, saldırmam kâfidir.

“Kendimizde kusur aramaktansa düşmanlarımızı hedef alıp sövmenin sayısız avantajı vardır. Büyük liderler şöyle düşünür: Ne olursa olsun bana şüphe ile bakılması hoş değildir.”

“Düşman yokluğunda taraftarlarımı bir şeye duydukları sevgiyle, idealleriyle, ülküleriyle heyecanlandırmam gerekir. Bu zordur. Düşman varsa insanlar ona kızmaya, ona saldırdığım için heyecanlanmaya hazırdırlar. Bu yüzden devamlı sert beyanatlar veririm. Basında “sert beyanat”, “çok sert çıkış”, “sert konuştu” şeklinde yer alırım. Bunlar taraftarlarımda heyecan ve takdir yaratır. Etrafımda kilitlenirler. Kitleleri harekete geçirmekte nefret, sevgiden çok üstündür.

BAŞARI BENİM, YENİLGİ SİZİN

“Partim iyi oy alırsa, bu benim başarımdır. Beni tebrik edersiniz. Partim kötü sonuç alırsa, açıktır ki bu düşmanlarım ve partimdeki hainler yüzündendir. Demek ki ben mazlumum ve siz bana destek olmak zorundasınız. Siyasette mazlum konumu nefistir. Yeterince mazlumsam parti içindeki muhalifler kendiliğinden siner. Tek tük lâf eden olursa “şimdi sırası mı” denildiğinde, susarlar. Susmayanları ihraç ederim. Düşmanlarla mücadele eden, hele gizli düşmanlarla ve üst akılla mücadele eden mazlum bir lidere muhalefet edenlerin tasfiyesine kimse ses çıkaramaz.”
Sizinki lider mi?

Ülkenin veya partinizin başındakilerin liderliklerinden şüpheniz var mı? Liderlik testleri vardır:

Şüphelendiğiniz adam veya kadın, konuşmalarının çoğunda ülkenin önündeki fırsatlardan, ülkenin eksikliklerden, eksikleri giderip fırsatları kullanarak varılacak noktalardan mı bahsediyor? O noktalara varmanın yollarını mı anlatıyor? Fikirlerini, projelerini mi açıklıyor? Bunları yapıyorsa maalesef bu zat alelade bir genel başkandır; lider değildir.

“Partim iyi oy alırsa, benim başarımdır. Partim kötü sonuç alırsa, açıktır ki bu düşmanlarım ve partimdeki hainler yüzündendir. Demek ki mazlumum ve bana destek olmak zorundasınız.”

Düşmanların hainliklerini, geçmişte ve bugün bize ve kendisine nasıl eziyet ettiklerini, kendisinin bunlarla mücadele ederken ne acılar çektiğini, zulme uğradığını, mazlum ve mağdur olduğunu mu anlatıyor? Öyleyse muhtemelen kuvvetli ve kudretli bir liderle karşı karşıyasınız. Ayağa kalkmaya hazırlanın.
Onda alçakgönüllülük hissediyor musunuz? Acaba hata mı yaptım diye kendini muhasebeye çekecek, hata yapsa hata yaptığını anlayacak, hatasından dönecek, hatası için özür dileyecek birine benziyor mu? Tenkitleri dinleyip yararlanacak, tenkit edilmekten mutlu olacak gibi mi? Geçmişler olsun! Tereddüt eden düşer. Ardından gittiğiniz adam sizin benim gibi alelade bir fanidir ve asla lider olamaz. Olsa olsa genel başkan olur.

MUHATAP OLAMAZSINIZ

En küçük tenkitte kızıveriyor, tenkidi yapanın hain ve gizli düşmanların işbirlikçisi olduğunu derhal anlıyor ve kükreyerek, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Zaten sen benim muhatabım değilsin? Seni tanımıyorum! Seni ezerim! Yok hükmündesin!” gibi demokratik tepkiler mi gösteriyor? Eğer böyleyse önünüzü ilikleyin. Gerçek liderin damarlarında kan değil lav dolaşır ve imansızları böyle ezer geçer.

Görüldüğü gibi, liderle başkan arasında birinci lehine büyük farklar var. Şükürler olsun ki bizim ülkemize lider boldur. Dünyada bu ayrıcalığa sahip pek az ülke vardır: Kuzey Kore, Türkmenistan, Suriye falan… Halbuki zavallı ABD, AB ülkeleri, Japonya ve benzerlerinin on yıl önceki başlarının isimlerini bile hatırlamakta güçlük çekersiniz.

KURT VAR DİYE BAĞIRMAK

Düşmanlarla savaşan kahraman liderlerce yönetilmenin bir tehlikesi var: Her gün “Kurt var!” diye bağıran yalancı çobanın hikâyesini hatırlıyor musunuz? Bir gün kurt gerçekten gelir ama kimse inanmaz. Her televizyona çıktığında gizli ve açık düşmanlara karşı nutuk atanların liderliğindeki ülkeler, gerçek bir düşman ve tehlike ile karşılaştıklarında hassasiyet gösteremezler.

Piyasaya aşırı miktarda tehlike ve düşman sürüldüğünden bunların enflasyonu oluşmuştur. Düşman ve tehlike ucuzlamıştır. Bunlara duyarlılık kalmamıştır. Üstelik insanlar ülke veya partiden kendilerinin sorumlu olmadığının şuurundadır. Ne yapılacaksa lider yapar. Geri kalanlar muhatap bile değildir.

Fatih Kerimi, Balkan bozgunu ile öz vatanımızın yarısı elden çıkarken İstanbul halkının kahve ve eğlence yerlerinde gününü gün ettiğini anlatır. Bugün egemenliğimiz ve sınırlarımız tartışılırken, şehitler her gün beşer, onar gelirken de düğün dernekteyiz. Lider var, gam yok.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları