İslam’ı önce kendiniz için öğrenin

Toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde yürüyebilmesi için, en az siyasi, sosyal, ekonomik ve hukuksal yapılanma kadar ahlaki yapılanma da büyük önem taşımaktadır. Ahlak, çoğu zaman dinin, yasaların, hukukun biraz daha üstünde, daha evrensel bir boyut taşır. Ahlakın açıktan zorlayıcı olmamakla birlikte, ciddi bir yaptırım gücü vardır. Ahlaki zaafların doğurduğu birtakım sonuçlar, cezadan da, günahtan da daha ağır olabilir. Çünkü ceza ve günah, yapılan kötü işin insanın içine işlemesine kısmen de olsa engel olabilir. Ancak, ahlaki açıdan hiçbir şekilde onaylanamayacak bazı davranışlar, gittikçe çoğalan kanserli hücre gibi, insanın kişilik yapısında ciddi hasarlara yol açabilir. Aslında toplumsal hayatın insanlara mutluluk ve başarı getirebilmesi, dinin, hukukun ve ahlakın birlikte etkin olmasına bağlıdır.
KİMSE KİMSEDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR
Hucurat Suresi, toplumsal hayatın doğal akışı içerisinde sıklıkla ihmal edilen, ancak çok önemli olan bazı hususları, kolay anlaşılabilir bir hususla gözler önüne sermektedir. Surenin, üç ana konusu vardır: Birincisi, yeterince olgunlaşmamış bazı insan davranışlarının, hem Hz. Peygamber’i, hem de toplumu nasıl rahatsız ettiği ile ilgilidir. Hucurat suresinin ilk ayetleri, birtakım kaba saba insanların rahatsız edici davranışlarından Hz. Peygamber’i korumak gibi bir amaç taşımaktadır. Yüce Yaratıcı iman edenlerin söz ve davranışları ile Allah’ın ve Hz. Peygamber’in önüne geçmemelerini (49/1), seslerini Hz. Peygamber’in sesini bastıracak şekilde yükseltmemelerini (49/2), kendi aralarında konuştukları gibi onunla, bağırıp çağırarak konuşmamalarını (49/2) istemektedir. Bu ayetler, bize ciddi evrensel ilkeler de kazandırmaktadır. Eğer din söz konusu ise, Kur’an’ı ve Hz. Muhammed’i gözardı etmek asla mümkün değildir. Aksi taktirde amellerin değer kaybetmesi/boşa gitmesi (49/2) gibi bir olumsuzlukla karşılaşabiliriz. Üstelik bu tür davranışlar, yeterince düşünemeyen/cahil insanların işidir. (49/4)
ARAŞTIRMADAN İNANMAYIN
Hucurat Suresi’nin üzerinde durduğu ikinci önemli konu, toplumsal ilişkilerin, iletişimin mutlaka ‘doğru’/ güvenilir/sağlam bilgi ile gerçekleştirilmesi gerektiği haakkındadır. Yüce Yaratıcı, özellikle başkalarını ilgilendiren konularda duyulan her habere inanılmaması gerektiği konusunda bizi şöyle uyarmaktadır

 

yazının devamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz

http://www.aksam.com.tr/islami-once-kendiniz-icin-ogrenin-3409y.html

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*