Slogana Karşı Omuz Omuza – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______5 Mayıs 2013_______

Slogana Karşı Omuz Omuza

Milli Düşünce Merkezi
Paylaş:

 

Bizde birçok ruhu, heyecanla saran bazı sloganlar vardır. Bunlar, kim söylerse söylesin, kim dinlerse dinlesin her zaman ikilik yaratırlar ve genellikle insanları, ululaştırılan veya yerin dibine sokulan kavramların taraftarı veya muarızı yaparlar. Meselâ, “Türkiye laiktir, laik kalacak!” sloganı…

Bu slogan, kendisini sosyal demokrat, cumhuriyetçi olarak tanımlayan, ancak demokrasi ve cumhuriyete dair hiçbir esaslı bilgisi ve fikri olmayan, en büyük marifeti ev partilerinden miting alanlarına kadar toplanılan her yerde “Cumhuriyet elden gidiyor, şeriat geliyor, Türkiye’yi İran yapacaklar.” nârâları atmak olan, sosyal demokratlık yahut cumhuriyetçilik iddiasına rağmen halkın fikirlerine, tercihlerine saygısı, hattâ tahammülü olmayan ve ağzına geldikçe millete hakaretler, küfürler eden fötr şapkalı beyefendilerle kokoş hanımefendilerin ağzında milletin değerlerine küfür hâline gelir. Bu beyefendilerle hanımefendilerin laiklik üzerine de, “Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.” ezberinden başka hiçbir bilgileri, fikirleri ve söylemleri yoktur.

Gerçi artık bu amca ve teyzeler yaşlandıkları ve kendilerini sahil başı emekliliklerinin en büyük aktivitesi olan konkene iyice verdikleri, gençlerin de öncelikleri değiştiği için bu slogan artık pek duyulmaz. Yalnızca kışları, mevzubahis amca ve teyzeler konkenden sıkılıp azıcık da sokağa inmeye karar verdiklerinde, güzel ve özlemli bir geriye dönüş olarak yükselir ve en yukarıda biraz kaldıktan sonra sahipleriyle birlikte onların huzurlu evlerine döner. Bugünün genç ve aydın(!) solcuları, ondan çok daha edebî(!), insanı çeken, saran ve daha çok tanımlanabilir ve tanımlanamaz düşmanı bir ânda kapsayabilen bir slogan atıyorlar: Faşizme karşı omuz omuza!

Bu sloganı her duyduğumda, gözümün önüne sayısı, silahları, eğitimi, teknolojik imkânları meçhul bir düşmana karşı omuz omuza vermiş kahramanlar gelirler, hayâlimde bir etten duvar örerler. Ne yazık ki bunları her seferinde, hem hayâlimde hem de gerçekte, biber gazı-tazyikli su terkibi, dağıtmaya muvaffak olur. Ellerinde her dâim fırlatılmaya hazır bir soda şişesi bulundurdukları için bir türlü oturup konuşmak fırsatı bulamadığım bu kahraman “arkadaş”lara hep sormak istediğim bir soru vardır: Hepinizin canınızı dişinize takarak karşı koyduğunuz, iki taneniz bir araya geldiğinizde gıyaben küfürler savurduğunuz, ömrünüzü hiçbir zaman cismini görmeden savaşmaya adadığınız faşizm; nedir? Ama ben de sizin gibi maddeci(!) bir “arkadaş”ınızım. Elle tutulur, gözle görülür delil isterim. Yok, bana, işkembe-i kübrânızdan konuşacaksanız o zaman “Allah sizi faşizmden korusun.” derim.

Gevezelik bir yana, bu faşizm, komünist için komünizme karşı olan her şeydir. Bunun gerçek mânâsını yalnız milliyetçiler, onlar da birazcık bilirler. Biz, milliyetçiler de faşizmi entelektüel bir merakla değil, savunmada öğrendik. Önce, bize “faşist” dedikleri için “Yahu biz neymişiz?” dedik, araştırdık; sonra da bu ithama reddiyeler düzdük.

Kendisinden olmayan herkese, hattâ ona karşı çıkmıyorsa bile “faşist” demek bir “komünist, Moskofçu ağız alışkanlığı”dır. Komünist Moskova tarihin gayya çukurlarına gömülmüş, fakat bu ezber edebiyâtı, bir kaldırım fahişesi gibi hayatını devam ettirmiştir. Ve bu ağzı, sosyalist olduğunu söyleyen ve “Selâmun aleyküm yoldaşlar!” formülüyle 1 Mayıs 2012’de Taksim’e giren bazı İslâmcı gruplar da kullanırlar.

Marksizmin her şeyi çöktü, geriye yalnızca bütün işçileri lâfta birleştiren sloganları kaldı. İnsanları saran ve heyecanlandıran başka hiçbir şeyi, herhangi bir toplumsal temeli yoktu. Ben burada, çuvaldızı başkasına batırmakla elimdeki iğneyi de bir uçsuz bucaksız samanlığa atıp ömrünüzü onu aramakla hebâ etmenize neden olacak değilim. İğne benim elimdedir ve der ki: “Sadece slogan atarak ilerleyen hareketlerin slogandan başka hiçbir şeyleri yoktur.” Oysa milliyetçilik, bu millete her bakımdan uyan, milletin her tür derdine makul çareler bulabilecek bir his ve-Türkiye’de eksik olmakla beraber-fikir sistemidir. Yalnızca felâketleri müteakip, sokağa inmeden biraz önce veya sokağa inerken hatırladığımız milliyetçiliğimiz, içine hapsolduğu sloganlardan kurtulmak mecburiyetinde. Büyük plânda, milliyetçilerin de bu konuda diğerlerinden pek farkı yoktur. Slogan atmayan ve sürekli çalışan tek bir grup var, o da iktidardadır.

Fikir münakaşalarımızı slogan cephesinden ve sığlığından kurtaralım ve bundan sonra daha akıllı ve namuslu tartışmalar yapalım. Kurtarmadığımız ve yapmadığımız takdirde biz de millet nezdinde asla itibar görmeyecek komünizm gibi, kahvehanelerde dahi makara konusu ve maskara olan fikirler mesabesine düşecek ve “iktidarsız milliyetçiler” olmaya mahkûm olacağız.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları