SON 10 YILI ve CUMHURİYETİMİZ – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______28 Ekim 2014_______

SON 10 YILI ve CUMHURİYETİMİZ

Osman Erenalp
Paylaş:

Erdi Cumhuriyet’im 91 şeref yaşına…

Kutlu olsun…

***

Kimine göre son on yılını al, gerisini at. –Şimdilik ilk onbeş yılına fazla dokunma yok- Gerisi boşa geçmiş yıllarmış. Ne devlet adamı çıkmış? Ne milletin yüzü gülmüş. Dayatmayla, retle, inkârla, vesayetle geçmişmiş. “Lütfü ilahi” birisi Mehdi gibi çıkmış da yetişmiş imdadımıza. Kurtarmış bizi o çıkmazdan. Ayak bağımız çözülmüş. Almışız yürümüşüz. Kimse tutamıyormuş bizi şimdilerde.

Peki, bu ne kadar vicdana sığıyor?

O ilk yıllara gidelim bunun için.

Cumhuriyet ilan olunduğunda babam sekiz yaşındaymış. Gençlik çağında Diyarbakır Adana arasını -12 gün gidiş 12 gün dönüş- üç kez, yaya kat ettiğini anlatırdı. Çarıklı ayaklarla, hanlarda yatarak, su toplamış ayaklarını tuzlu sularda bekleterek, o vaziyette. Hepsi bereketli Çukurova toprağında bir iş bulmak, evine üç kuruş götürebilmek için. Daha sonra kazma kürekle aynı yolların ameleliğini yapmış, inşasında çalışmış. Köprüler, tüneller, demiryolları ortaya çıkmış. Arabalar, trenler işlemiş. Zaman gelmiş, yetmemiş, genişletilmiş, geliştirilmiş. Vızır vızır işler hale getirilmiş. Bugün o yolu yaya kat eden yok. Arabayla en fazla beş saat. Çekip çıkartalım. Yok, farz edelim o yılları. Yok farz edelim yapılanları. Biz yapmak zorunda kalmaz mıydık yeniden? Tabii ki en gelişmiş teknoloji en sona kalacak. Bu yüzyıl öncekilerden önde olacak. Bir öncekini sabıkalı saymaya kimin hakkı var? Zamanın hangi dilimini çıkarsan -gün, ay, yıl, yüzyıl- o kadar geriye gidersin. Bunda bilinmeyecek ne var?

Yenilerden misal verelim, anlaşılır olsun. Gözbebeğimiz İstanbul’umuzun siluetini bozan o gökdelenlerden. “Tıraşlanacak” dendi. Duyan olmadı. Bekliyoruz bakalım. Denesinler görsünler. Tıraşladığın kadar kısalacak, o kadar aşağı inecektir.

Türk İslam mimarisinin “zirve eseri” Selimiye’nin her minaresinde üçer şerefe, her birine ayrı yoldan çıkılmakta. Basamak adedi 203. Birini eksilt, bir basamak boyu kısalır. O kadar basit. O yüzden;

“Gelenin keyfi için kalkıp da geçmişe sövemem”

Hak mukaddestir. Teslim etmezsen “kul hakkına” girer. “Millet adına” dersen, millet aklıyla alay edersin.

İstiklal Harbini diğer unsurlarla beraber telgrafçıların da üstün gayretleriyle kazandık. Savaş sonrası yabancı muhabir Atatürk’e soruyor;

“Zaferi nasıl kazandınız?”

“Telgrafın telleriyle…” diyor.

O olmasa bugün Cumhuriyetimizin 91. yılını göremeyecektik belki de. Onların cep telefonları da internetleri de yoktu. Bizim var kullanıyoruz. Ayıplayalım mı onları?

Hz peygamber de 21. yüzyıl teknolojinden uzaktı. Deveye bindi. Kılıçla savaştı. Değersiz işler miydi yaptıkları?

Duran saat bile günde iki kez doğruyu gösteriyor. Cumhuriyet Bayramlarında olsun siyasilerimiz de o erdemi göstersinler. Yanlışlar, doğrular dün de vardı, bugün de var. Hep olacak. Bugünün dünü, yarının bugünü önemsiz sayma değersiz görme hakkı yok.

“Hep ben, sadece ben” diyenin, benlik davası güdenlerin akıbetlerini hatırlatmaya gerek yok. En basitinden dile düşürür elin oğlu. Konu eder şarkılara. O bile yeter;

Her şeyden sen anlarsın

Her şeyi sen bilirsin

En güzel sen bakarsın

İlk önce sen başlattın

En önce sen yavaşlattın

En uzağa sen gittin

En çabuk da sen döndün

En güzel sen söversin

Peki, peki anladık

Sen neymişsin be abi!

***

Olma keser gibi hep bana hep bana.

Ol testere gibi bir sana bir bana.

***

“Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir”.(Gazi Mustafa Kemal ATAÜRK)

***

Biz de onun neticesiyiz.

İnancımız odur.

***

Armağan edenleri rahmetle anıyoruz.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları