TARİHTE “10 NİSAN” – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______12 Nisan 2015_______

TARİHTE “10 NİSAN”

Osman Erenalp
Paylaş:

12 Nisan 2015

 

Takvim yapraklarında “10 Nisan’a tekabül eden olaylar şöyle yer almakta.

1845:Türk Polis Teşkilatının kuruluşu.

1926: Türk uyruğunda bulunan her türlü şirket ve müesseselerde işlemlerin ve kayıtların Türkçe tutulması zorunluluğunu getiren yasanın çıkarılması.

1927: Binaların numaralandırılması ve sokakların adlandırılmasına ilişkin yasanın kabul edilişi.

1928: “Türkiye devletinin dini İslam’dır” cümlesinin anayasa metninden çıkarılması.

1931:Türk Ocakları’nın feshi ve mallarının CHP’ye devredilmesi.

1972: İran’da, 7 şiddetinde deprem meydana geldi. Yaklaşık 5.000 kişinin öldüğü depremde Firuzabat ve Cehrum kentlerinde binalar yerle bir oldu.

2010: Türkçe dışındaki dillerde propagandaya hapis cezasını kaldıran yasa değişikliğinin kabul edilmesi..v,b,

***

Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey’in idam edilişine ise yer verilmemiş.

Kendi takvimini yazmaz ele bırakırsan el elin takvimini böyle tutar.

Boğazlayan kaymakamı Kemal Bey kimdir? Kısa biyografi verelim evvela.

Kemal Bey 1884’te Beyrut’ta doğdu. Mülkiyeyi pekiyi derece ile bitirdi. 1909 da Cezair-i Bahri Sefid (12 Adalar Valiliği) maiyet memurluğunda staj yaptı. Sırasıyla Doyran, Gebze, Karamürsel, Boğazlıyan da Kaymakamlık yaptı. Tehcir sırasında ihmali olduğu gerekçesiyle Konya’da yargılandı, berat etti. Tarım Müfettişi iken Damat Ferit Hükümeti’nin kararı ile 7 Ocak 1919 da gözaltına alındı. 30 Ocak 1919’da İstanbul’a getirildi. İşbirlikçi Hürriyet ve İtilaf Partisi, Ermenilere ve Batılı devletlere yaranmak için, Nemrut Mustafa Paşa’nın başkanlığındaki Harp Divanında yargılandı. Düzmece bir kararla 10 Nisan 1919 günü saat: 17.20’de Beyazıt Meydanı’nda, 35 yaşında idam edildi.

Mahkeme kararına karşı savunması kayıtlarda şu şekilde yer aldı;

“Düne kadar hâkimler heyeti halinde olan sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi sıfatını almış bulunuyorsunuz. Ermeniler tarafından öldürülen dindaşlarının ve soydaşlarının matemi Müslümanların yüreklerini sızlattığı ve her gün gelen kara haberlerin halkı tahrik etmekten geri kalmadığı malumdur. Ermeniler ise, Rus Ordularının kah önüne geçerek, kah arakasında kalarak, ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasına güvenerek facialar meydana getirmekten çekinmiyorlardı. Yozgat Vilayeti dâhilinde sevk edilen bazı Ermeni-Muhacir kafilelerine, Ermenilerin Müslümanlara reva gördükleri facialara şahit olmuş, bazı asker kaçaklarının tecavüzü ihtimal dâhilindedir. Ancak, savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyanı durdurmak maksadıyla iddia makamının da isteği üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabı sayılıyorsa, bu kurban, ben olamam. Siz kurban seçmekte değil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin tertipçisi ve idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak değildir.”

İdam sehpası önündeki son sözleri:

“Hepsi yalandır, uydurmadır. Reis Paşa, ben ne bunların söyledikleri Keller Köyüne gittim, ne de oradan geçtim. Burada vuku bulduğunu iddia ettikleri cinayetlerden de haberim yok. Hele parmaktan çıkmayan yüzüğü almak için kol kesmek; rica ederim. Bu vahşeti kim yapar? Bu derece şem’i bir işi yapacak bir insan tasavvur edemiyorum. Esasen, birini ispat edemezler. Çünkü hepsi iftiradan ibarettir. Benim haberim olmadan bir şey olmuşsa bilemem. Fakat bu ana kadar bu mevzuda hiç bir şikâyetçi gelmemiştir. İlk defa burada mahkeme huzurunda bu şikâyetlerle karşılaşıyorum.

Sevgili vatandaşlarım!

Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarında budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet!

Merhum sevgili oğlum Adnan’ın metfun bulunduğu Kadıköy Kuşdilli Çayır’ındaki kabristanda yavrumun yanına gömülmemi diliyorum. Teyzem ve kardeşim Kadıköy’ünde sakindirler. Teyzemin adresi Mühürdar Caddesinde 67 numaralı hanedir. Adı İsmet Hanım’dır. Defin masrafı teyzeme tevdi buyrulmalıdır. Kabir taşım, hamiyetli Türk ve Müslüman kardeşim tarafından dikilmeli ve üstüne şöyle yazılmalıdır:

‘Millet ve Memleket uğruna şehit olan Boğazlıyan Kaymakamı Kemal’in ruhuna fatiha.’ 

Perişan zevcem Hatice’ye, yavrularım Müzehher ve Müşerref’e muavenet edilmesini, yavrularımın tahsil ve terbiyesine ihtimam buyrulmasını vatandaşlarımdan beklerim.

Babam, Karamürsel Aşar Memur-u Sabıkı Arif Bey de acizdir. Kardeşim Münir de kimsesizdir. Bunlara da muavenet olunursa, memnun olurum.

Türk Milleti ebediyen yaşayacak, Müslümanlık asla zeval bulmayacaktır.

Allah, millet ve memlekete zeval vermesin.

Fertler ölür, millet yaşar.

İnşallah Türk Milleti ebediyete kadar yaşayacaktır.

Benim sevgili kardeşlerim,

Çocuklarımı Asil Türk Milletine emanet ediyorum. Bu kahraman millet elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Âmin. Borcum var, servetim yok. Üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet…

(30 Mart 1335,  Boğazlıyan Kaymakam – Sabıkı Kemal)

Bunun üzerine Adalet Bakanlığı Müsteşarı (aynı zamanda İngiliz Muhipleri Cemiyetinin Başkanı) Sait Molla “asın bu haini, söyletmeyin, sallandırın” diye bağırmıştır.

Cenazenin toprağa verileceği gün (11 Nisan 1919) Tıbbiyeli bir genç şöyle feryat etmektedir;

“Kemal, sen ölmedin. Sen şu anda toprağa verdiğimiz bir çiçeksin. Orada büyüyecek dalların o kadar dikenli olacak ki, seni bu akıbete layık görenlerin hepsini paramparça edecektir. İntikamın behemehal alınacaktır”

Atatürk’ün girişimiyle TBMM 19 Ekim 1922’de Kemal Bey,i Urfa mutasarrıfı Nusret Bey’i ve Diyarbakır Valisi Reşit Bey’i “milli şehit” ilân etmiştir. Dede Arif Bey bunun üzerine Atatürk’ü makamında ziyaret eder. Orada “vatanın babası” iltifatlarıyla karşılanır. Atatürk, torunlarını evlat edinmek istediğini söyler. Arif Bey ise, “Onlar bana oğlumun vediasıdır. Müsaade edin, bende kalsınlar. Nafakalarını karşılamanız yeterlidir” der. Bu görüşmenin sonucu TBMM’de kanun çıkarılır ve Beşiktaş’ta dört daireli bir apartman, Beyoğlu’nda bir ev ve kayd-ı hayat şartıyla tüm çocuklarına maaş bağlanır. Aile, 1923’ten itibaren Beşiktaş’taki apartmana taşınır.

Millet ve memleket uğruna şehit Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Beyin adı Boğazlıyan’da bir mahalleye ve ilköğretim okuluna verilmiştir. Kabri Mülkiyeliler Birliği tarafından anıt mezar olarak düzenlenmiş, 15 Aralık 1973 günü ziyarete açılmıştır.

***

Türk gençliği, Türk milleti tarihini bilmeli ecdadını tanımalıdır. Ayırt edebilmelidir, sahibinin sesi olanla kâğıttan kahraman yapılanını. Kökünün üstünde bitenini. 24 Nisana iki hafta var. Obama “soykırım“ diyecek mi demeyecek mi? Geriye sayımının başladığı bu günden bu satırların sahibinin doğum günü olan bu 10 Nisan gününde;

Boğazlayan Kaymakamı Milli şehit Kemal Bey’i,

Aynı gerekçe ile idam edilen Urfa Mutasarrıfı Nusret Beyi,

Diyarbakır Valisi Reşit Bey’i.

Tüm şehitlerimizi rahmetle minnetle anıyoruz. 

 

 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları