Türk-İslam Medeniyetinin Bir Yapı taşı: Davranış Ahengi – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______15 Eylül 2013_______

Türk-İslam Medeniyetinin Bir Yapı taşı: Davranış Ahengi

Nurullah Çetin
Paylaş:

Davranış, kişinin hem bireysel olarak kendi kendine, hem de diğer insanlar karşısındaki tavır alış biçimleri toplamıdır. İnsan, diğer varlıklardan farklı olarak hemcinsleriyle iradî yani serbest tercihe bağlı olarak ortaklaşa iş yapma ve yaşama özelliğine sahip olan bir varlıktır. Hayvanların da toplumsal hayat şekilleri vardır. Ama onlar, iradî olarak değil, karıncalarda olduğu gibi içgüdüsel olarak Allah’ın bünyelerine koyduğu otomatik program gereği bir toplumsal hayat yaşarlar.

Dolayısıyla kendi aralarındaki ilişki biçimlerini nizama sokacak ilke, kural ve değerleri kendileri belirlemezler. İnsanlar ise iradelerine, isteklerine, tercihlerine bağlı olarak başka insanlarla birlikte, ortaklaşa işbirliği, iş bölümü halinde bir toplumsal hayat inşa ederler. Bu durum da, insanlararası ilişkilerin anlaşılabilir, herkes tarafından kabul edilebilir, benimsenebilir, ahenkli bir toplumsal yapıya büründürülmesiyle mümkündür.

Ticari alışverişler, sosyal, kültürel, siyasi ilişkiler, arkadaşlık, dostluk, akrabalık ilişkileri, vatandaşlık münasebetleri bütün bunların en doğru, en iyi, en faydalı ve en güzel kurallarla, değerlerle inşa edilmesiyle davranış ahengi ortaya çıkabilir. İslam’ın Müslümanlardan istediği şey, güzel yaratılışlarına uygun güzel davranma biçimleridir. Bu da hak, hukuk, adalet, insanlık, merhamet, şefkat, saygı, sevgi değerlerine bağlı insan ilişkileriyle olur. İslam bir boyutuyla insanlara bu değerleri telkin eder.

Davranış, ahlaktır. İslâm, ahlâk dinidir. Ama bugün maalesef Müslümanlar, İslâm ahlâkıyla ahlâklanmak bir tarafa, cinsel ahlâktan siyasî ahlâka, ticarî ahlâktan bilimsel ahlâka kadar hemen her alanda çok kötü bir sınav vermekteler. Bugün başka ülkelerde, özellikle Batı ülkelerinde Müslüman olan insanların yaygın sözlerinden biri şudur: “İyi ki Müslümanları tanımadan sadece Kur’an okuyarak Müslüman olmuşuz.
Müslümanların yaşantısını, ahlâkını görseydik, İslam bu mu? diye burun kıvırırdık”. Bu tabii biz Müslümanlar için utanç verici bir durumdur.

Türk-“İslam kültür ve medeniyet geleneğinde davranış ahenginin en veciz ifadesi: “Edeb yâ Hû”dur. Yani “edepli ol Allah var, Allah gizli saklı her yaptığınızı görür.”

Peygamberimiz (sav) de bir hadisinde: “Ben ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim” diyerek İslâm’da davranış ahenginin önemine vurgu yapmaktadır. İslam öncesi cahiliye dönemi Arap dünyasının en bariz vasıflarından biri ahlâksızlığın ayyuka çıkmasıydı. İşte İslâm, bu zirveye çıkan ahlâksızlığı yok etmek için geldi.

Salt bilgi, teknik bir malzemedir. Eğer bilgi içselleştirilmez, hayata geçmez, davranışlara yansıtılmazsa bir ağırlıktan, fazladan bir eklentiden başka bir işe yaramaz. Türk-“İslam kültür ve medeniyetinde bilgi, daima davranışları belli bir ahenge kavuşturan, davranış çıkıntılarını, budaklarını törpüleyen, ahenkli bir nizama sokan temel bir unsurdur. Bilgiyi hayatına, davranışlarına geçirmemiş kişi, Türk-“İslam kültür ve medeniyetinde kitap yüklü eşeğe benzetilir.

İlmini ruhuna, kafasına ve hayatına yansıtmış kişi, nasıl oturulacağını, kalkılacağını, insanlara nasıl davranılacağını, nerede, kime, nasıl söz söyleneceğini bilir. Nitekim bu meseleyi en iyi şekilde yaşantısına ve ifadesine dönüştürmüş ulu Türk bilgesi, şuuru şiir haline getirmiş Türkmen kocası Yunus Emre şöyle söylemiştir:

“İlim meclislerinde aradım, kıldım talep,
İlim geride kaldı, illâ edeb, illâ edeb.”


Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde medrese ve tekkelerin temel işlevi, öğrenci ve mensuplarına ilimle beraber edebi, davranış değerlerini birlikte öğretiyordu. Yani hem eğitim hem öğretim kurumlarıydı. Bu kurumların temel hedefleri, insan-“ı kâmil, yani her bakımdan özellikle de ahlâk bakımından mükemmel insan yetiştirmekti. Kamil insan da davranış ahengini yakalayabilmiş kişi demekti.

İslâm’ın toplumsal hayata önerdiği estetik değer, insanların birbirleri arasında ortaya çıkan ve adına ahlâk denilen davranış ahengidir.

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları