TÜRKSAM Başkanı Dr. Sinan OĞAN’ın 7 Şubat 2012 Tarihinde TV 8’de Konuk Olduğu Erkan TAN ile Başkentten Programının Yazılı Metni

Erkan TAN: Erkan Tan ile Başkentten programı devam ediyor. Stüdyomuzda Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili Sinan Oğan Bey bulunuyor. Konuşacağız kendisiyle… Sizi, bizi, vatanı, milleti memleketi… Günaydın efendim, hoş geldiniz.
Sinan OĞAN*: Günaydın, iyi yayınlar.
Erkan TAN: Sağ olun. Şimdi, gündemde çok önemli konular var. İsterseniz tabletlerden başlayalım hani, dış politika sizin asıl uzmanlık alanınız ama; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tablet bilgisayar dağıttı dün. E güzel, bunun nesi kötü ki efendim?
Sinan OĞAN: Şimdi, tabi ki yani eğitimin çağdaşlaşması güzeldir. Eğitimin bilgisayar sistemlerine geçmesi güzeldir. Ancak bunu yaparken şöyle bir düşünmek lazım. Örneğin; Iğdır’ın Tuzluca ilçesinin Kamışlı köyünde benim okulumun çatısı yoksa bakınız, okulumun çatısı yoksa eğer, benim oradaki okulum 1955 senesinde yapılmışsa ve derme çatma kapılarla öğrenciler orada zor şartlarda eğitim yapıyorsa şimdi benim önceliğim bu manada okullara bilgisayar dağıtmak mı olmalıdır yoksa çocuklarımızın oturacağı sıraları yapmak, girdiği binanın depreme dayanıklı olmasını sağlamak, o okulun çatısını yapmak mıdır?
Erkan TAN: “Canım, bir tane böyle okul bulmuşsunuz işte” diyorlardır.
Sinan OĞAN: Ben eminim şimdi, binlerce vatandaşımız size mesaj gönderecektir. Ben lütfen vatandaşlarımızdan rica ediyorum bu manada, vatandaşlarımız kendi bölgelerindeki okullarımızın sorunlarını yazsınlar. Benim eğer öğretmenlerime verilen söz yerine getirilemiyorsa, binlerce öğretmenimiz bugün eğer öğrencisiyle kavuşturulamıyorsa öncelik meselesini iyi sıraya koymak lazım ve bir de dünyadaki uygulamalara bakmak lazım. Tablet bilgisayar sistemi, dünyada hızla geçilen bir sistem değil. Bazı ülkelerin uygulayıp, çok iyi netice alamadığı ve sonradan tablet ve kara tahta karışımı sistemlere yeniden dönüş yaptığı bir dünyadan bahsediyoruz. Dolayısıyla, düşünün siz Anadolu’da evine ekmek götüremeyen bir babayı düşünün, onun çocuğunun eline bir tane tablet verdiniz; o tablette o kadar hassas bir şeydir ki, çocuktur düşürdü kırdı. Ne yapacaksınız? O babaya, “1.500 TL ver bir tablet daha alalım” diyeceksiniz? Yoksa devlet olarak bir tane daha mı vereceksiniz? Dolayısıyla kademeli geçmek lazım bu sisteme, bir. İkincisi, büyük bir proje, büyük maliyeti olan bir proje, bu projeden birilerini zengin etmek gibi bir düşünceyi bir tarafa bırakıp bir taraftan bilgisayar sistemine, akıllı tahta sistemine geçerken, öte taraftan karma bir sistem yapmak lazım. Öte taraftan okulun ihtiyaçlarını, öğrencinin ihtiyaçlarını, velinin ihtiyaçlarını ve öğretmenin ihtiyaçlarını, kaynak dağılımı anlamında ifade ediyorum, çok daha planlı bir şekilde yapmak mümkün. Ama bizde maalesef o plan yok. Yani, çocuk oturacağı sıra bulamıyor, çocuk bu karda kışta emin olun ısınmak için kaç kat palto giyiyor, sizin onun eline bir tane tablet vereceksiniz bununda adı olacak; “eğitimde çağdaşlaşma”…
Erkan TAN: Siz bir daha kendi memleketinizden örnek verin istersiniz. Yani bölerek, isteyerek, planlayarak böyle arayıp da mı buldunuz efendim bu örneği. “Okulun çatısı yok” dediniz yani bir tane buldunuz böyle. Ne yapalım yani, bazı okulların fiziki şartları yetersiz diye eğitimde yapmamız gereken hamleleri yapmayalım mı efendim?
Sinan OĞAN: Ben şimdi buraya gelmeden önce Kahramanmaraş’tan insanlarımız aradı. Oradaki, Kahramanmaraş’ın sorunlarını da ifade ettiler. Bir burası değil ki, bir Iğdır değil ki. Yani ben Iğdır milletvekiliyim, Iğdır’daki sorunları tabi ki daha yakından biliyorum; ama aynı zamanda Türkiye’nin 81 vilayeti bizim hizmet etmeye çalıştığımız vilayet ve tabi ki 81 vilayetten ben benzer sorunları alıyorum.
Erkan TAN: Peki, “Yine füzeciyi bulmuşsun. İran Malatya’yı vuracakmış, Suriye İstanbul’u vuracakmış; ne kadarda kolaymış bu yahu.” Mustafa Aydınlı bu mesajı göndermiş.
Sinan OĞAN: Mustafa Aydınlı beyefendi daha…
Erkan TAN: Daha söylemediniz de herhalde başka yerlerde söylediniz…
Sinan OĞAN: Daha durun daha Bismillah.
Erkan TAN: Peki, nedir Suriye politikası ile ilgili temel eleştirileriniz efendim?
Sinan Oğan: Şimdi, öncelikle bir yanlış anlaşılmayı düzeltmekte fayda var. Ben, hiçbir yerde İran Malatya’yı vuracak, Suriye İstanbul’u vuracak falan demedim. Yani, dolayısıyla o vatandaşımızda mübalağa yapmıştır, genel olarak bir şeyler ifade etmiştir; ama ben dış politika uzmanıyım. Benim eğitimim, yıllardır çalışmalarım bu alan üzerinedir. Dolayısıyla biz konuştuğumuz hiçbir şeyi ezbere konuşmayız veya biz konuştuğumuz hiçbir şeyi prompter’dan okuyup konuşmayız. Birisi bizim elimize yazıp prompter’a verdiğinde biz oradan okumuyoruz. Biz dersimizi çalışıp geliyoruz. Biz dersimize iyi çalışıyoruz. Dış politika konusunda yıllardır söylediğimiz şeylerin neredeyse tamamına yakını doğru çıktı. Dış politikada ben, sıfır sorununu eleştiriyordum. “Böyle bir şey olmaz, uluslararası ilişkilerin temel yapısına aykırıdır, mantığına aykırıdır” diyorduk. Buyurunuz, bana bir tane sıfır sorunlu komşu söyleyin Allah aşkına. Aldığınız yerden, getirdiğiniz yere şöyle bir bakın hangi ülkeyle…
Erkan TAN: Yani, sıfır sorunlu ilişkiler oluşturacağız derken, başlanan noktanın da mı gerisine düşüyoruz?
Sinan OĞAN: Çok daha gerisine düştük. Çünkü dış politika “stratejik derinlik” veya “stratejik çukur” tabir-i caizse yazılarıyla, kitaplarıyla öyle yapılacak iş değil. Dış politikanın içinde yaşamak lazım, pratiğini öğrenmek lazım, kitap yazmayla dış politika öğrenilmiyor maalesef. O sebeple, sıfır sorun diye bir dünyada eşi benzeri olmayan bir siyasetle yola çıktınız, bizi bütün komşularımızla düşman eder hale geldiniz. Hep şunu ifade ediyordum yine ifade ediyorum, eğer siz Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Yurtta sulh, cihanda sulh” siyasetini anlar ve onu uygulamaya kalkarsanız, tamam. Bu mantıklı. Bu düşünülmüş, taşınılmış, hesaplanmış bir politikadır. “Yurtta da sulh, cihanda da sulh.” Türkiye kendi içerisinde vatandaşın huzurunu barışını sağlayacak, Türkiye aynı zamanda huzurun, barışın sağlanması için elinden gelen çabayı gösterecek. Türkiye, şimdi bırakınız kendi içerisinde barışı sağlamaya, dünya barışı içinde zaman zaman neredeyse tehdit eder hale geliyor. Orta Doğu’da “devrimcilik” oynuyor. Bizim neyimize Allah aşkına?
Erkan TAN: Büyük konuştunuz, “Orta Doğu’da devrimcilik oynuyor” dediniz.
Sinan OĞAN: Evet, bu ekip Orta Doğu’da devrimcilik oynuyor. Şunu anlarım ben, eğer Suriye’deki çatışmaları önlemekse amacımız çağırırız, bölgenin büyük ülkesiyiz, Suriye’nin büyük komşusuyuz. Bütün taraflar Türkiye’yi çağırılır veya başka bir yere çağırılır, eğer bir sorun varsa ki, sorun olduğu çok aşikâr. Bir tarafta Esad rejimini yıkmaya çalışan bir ekip var. Amerika’yı, Batı’yı arkasına almış öte tarafta bu ekibe yönelik, halkına yönelik gaddarca tutum içinde olan bir Esad rejimi var.
Erkan TAN: Evet, “Ne yapalım biz Esad rejimin tarafını mı tutalım yani?” diyorlar.
Sinan OĞAN: Biz niye taraf tutalım! Vatandaşına zulmeden Esad’ın da tarafını tutmayacağız, açık söylüyorum. Ama aynı şekilde Esad rejimini devirmeye çalışan, oradaki insanlarında tarafını tutmayacağız. Biz barışın tarafını tutacağız.
Erkan TAN: Türkiye taraf mı tutuyor şu an?
Sinan OĞAN: Türkiye çok açık taraf tutuyor.
Erkan TAN: Kimin? Onlar da sizin gibi konuşuyor da onun için söylüyorum Sinan Bey.
Sinan OĞAN: Türkiye kendi içerisinde, Türkiye kendi topraklarında muhaliflerin askeri yönetimlerini, konseyini topluyor. Türkiye Libya liderini adeta linç eden muhaliflere para göndermedi mi? Onlara askeri eğitim vermedi mi? Onlara askeri destek sağlamadı mı? Şimdi, o muhaliflerle beraber Türkiye’de toplantılar yapılıyor ve Suriye’de rejim değiştirilmeye çalışılıyor. Bırakınız onu, işin artık orası da geçmiş durumda; Türk askeri Suriye’ye sokulmaya çalışılıyor. Türk askerinin Suriye’ye sokulması demek Türkiye’nin bölgede, sonu nereye varılacağı belli olmayan bir savaşın içine sokulması demektir. Biz buna karşıyız. Biz diyoruz ki; “Elbette bölgemizde barış olsun, elbette ki Suriye içerisinde akan kan dursun, hiçbir rejim vatandaşına zulüm etmesin. Ama hiçbir vatandaşta bu anlamda eline silah alıp hukukun dışında, anayasanın, kanunların dışında ‘devrimcilik’ oynamaya kalkışmasın.”
Erkan TAN: Şimdi, bunlarda öyle diyor; ama hükümetin de söyledikleri öyle. Yaptıkları öyle değil de mi eleştiriyorsunuz?
Sinan OĞAN: Hükümet çok şey söylüyor… “Sıfır sorun olacak, dünyada barış olacak” diyordu, “Komşularımızla bütün ilişkilerimiz düzelecek” diyordu. Bütün komşularımızla sıkıntı yaşıyoruz! Bakınız, daha büyük tehlikeyi söyleyeyim, bugünden Suriye’nin başka bir mücadelesi başladı; PKK’yla Barzani taraftarları Suriye’de savaşıyor şu anda. Neyin savaşını veriyorlar? Irak gibi, Irak’ta Amerika girdikten sonra, Saddam devrildikten sonra orada bir yapı oluşturuldu, bağımsız bir devlet kuruluyor neredeyse. Bugün benzer bir yapı Esad rejiminden sonra Suriye’de kurulacak. Yani, Suriye o anlamda bölünmeye doğru gidiliyor. Suriye’de sizin değiştireceğiniz rejim, yeni gelecek rejim Suriye’de birliği, bütünlüğü sağlayabilecek mi? Orada da Irak’ın kuzeyindeki gibi bir PKK kontrolü altında yapı oluştuğunda ne olacak? Sıra İran’a gelecek. İran’da da benzer bir yapı oluştuğunda ne olacak? KCK’nın üç parçası tamamlanacak. KCK ne diyordu, “Dört parçalı bir Kürt devleti” diyordu. Dördüncü parça nerede Amerika’da mı? Değil, Türkiye’de. Türkiye’de olduğu iddia ediliyor ve o dördüncü parça Türkiye’den koparıldığında, denize çıkışı da olan bir devlet kurulacak. Bu devletin bölgede ki gayesi nedir bir dönüp bakmak lazım. Bu devletin bölgedeki gayesi, kurulacak bu devletin bölgedeki gayesi Türkiye’nin önünü kesmektir. Bir tarafta Ermenistan’la Türk dünyası, Türkiye arasındaki ilişkiler kesilecek, bir tarafta kurulacak olan bir Kürdistan’la, Türkiye ile İslam dünyasının arası kesilecek ve bunların hamiliği de İsrail’e verilecek. Şimdi, böyle bir dünya kurulmaya çalışılıyor, bizim hemen yanı başımızda. Maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti buna gönüllü olarak taşeronluk yapıyor.
Erkan TAN: Demiş ki bir seyircimiz, “Yani, iki zalimden tarafta olmayalım. Erkan Tan neyin kafasını yaşıyorsan bize de söyle” demiş bir seyircimiz. Başka bir seyircimiz, “Arap Baharının etkisiyle yıkılanların yerine gelenler, Adalet ve Kalkınma Partisinin modelini benimseyeceklerini dile getirmişti zaten” Erkin Tufan bu mesajı göndermiş. “Doğru söylüyor, Adalet ve Kalkınma Partisi geldi önce bir buçuk milyon Iraklı ve Libyalı öldü. Allah onlardan bunun hesabını soracaktır” demiş Mustafa Temiz. Ne diyorsunuz bu işe?
Sinan OĞAN: Çok doğru demiş Sayın Temiz. Bir buçuk milyon Iraklı öldü. Öldürüldü, tecavüz edildi, ırzına geçildi, katledildi ve o bir buçuk milyon Iraklı asker değildi hepsi vatandaştı! Pazardaki kadındı, çocuktu, evinde oturup yemek yapan kızdı, babaydı, kardeşti! Bunlar öldürüldü ve bunların öldürülmesine Adalet ve Kalkınma Partisi ses çıkartmadı, gıkını bile çıkartmadı. Şimdi, benzer bir durum Suriye’de yaşanmaya çalışılıyor. Irak’ta bir buçuk milyon insan öldü, Libya’da az insan mı öldü? Libya’da hala öldürülmeye devam ediyor. Mısır’da az insan mı öldü? Mısır’da hala öldürülmeye devam ediliyor. Bir futbol karşılaşmasında yüz bilmem kaç kişi öldü. Şimdi, benzer bir kader Suriye’den çok uzakta değil. Bizim itirazımız, biz bölgeye barış götürmek için çalışmalıyız. Biz bölgede yıllarca barışın temsilcisi olmuşuz. Devrimciliğin orada, diktanın veyahut da ayaklanmanın tarafı olmamışız. Biz diyoruz ki, “Biz orada Türkiye’nin ağırlığını hissettirelim. Orada Türkiye var olsun. Ama orada Türkiye devrimcilikle oynayan bir yapıda değil. Türkiye orada birilerinin kuklası olacak rejimleri kuran bir yapıda değil veyahut da orada diktatörlerin arkasında bir yapıda değil. Türkiye orada huzuru, barışı sağlayan bir yapıda olsun.”
Erkan TAN: Kırımlı Metin diyor ki, “Sinan Oğan Bey, geçmiş, pasif, dış siyasi anlayışı temsil ediyor. O günler geçti” demiş bir seyircimiz. Ne diyorsunuz? Yani, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne yakın bir görüş olduğu düşünülebilir.
Sinan OĞAN: Şimdi, ben bütün görüşlere saygı duyuyorum. Bu da vatandaşımızın görüşüdür, Kırımlı Metin beyefendinin de görüşlerine saygı duyuyorum; ama bu konunun uzmanı olarak ifade ediyorum, bir siyasi partinin milletvekili olarak ifade etmiyorum, bu konunun uzmanı birisi olarak ifade ediyorum. Geçmişte Türkiye’nin, bir ağırlıklı yapısı vardı. Geçmişte Türkiye, sözü dinlenilir bir ülkeydi, Geçmişte Türkiye, birçok alanda belki pasif kalmıştır geçmiş iktidarlar döneminde; ama bütün bunlara rağmen Türkiye komşularıyla iyi ilişkileri olan bir ülkeydi. Geçmişte hiçbir zaman Türkiye, altı ay önce “kardeş” dediği birine, altı ay sonra “kalleş” dememiştir. Şimdi olmuştur bu. Geçmişte Türkiye hiçbir zaman, ‘’NATO’nun Libya’da ne işi var canım?’’ dedikten iki gün sonra NATO Deniz Kuvvetleri’ne destek vermemiştir. Geçmişte Türkiye’nin sözüne güvenilirdi. Şimdi, Allah aşkına iki gün önce diyeceksiniz ki, “Biz NATO’nun Irak’a girmesine karşıyız, NATO’nun Libya’da ne işi var”, iki gün sonra birileri bir şey yapacak size herhalde ondan sonra koşar adım askerinizle, tankınızla, savaş geminizle, deniz altınızla gideceksiniz NATO’nun emrine gireceksiniz orada. Şimdi, geçmişte böyle şeyler yoktu. Geçmişte ciddi, kişilikli siyasetçiler vardı. Ha, geçmişte yanlış varsa biz diyoruz ki, “Biz geleceğiz ve o yanlışı düzelteceğiz.” Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Adalet ve Kalkınma ve Partisi, Türkiye’yi dış politikada hiç olmadığı kadar sıkıntıya sokmuştur ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin dış politikadaki bu hatasını kimsenin şüphesi olmasın Milliyetçi Hareket Partisi gelecek ve iktidarında düzeltecek. Nasıl kişilikli bir dış politika izlendiğini, dışarıda PKK’yla kucaklaşan, PKK’yla sarmaş dolaş olan bir dış politika anlayışı değil, terörle mücadele anlayışı değil; PKK’nın dışarıda başını ezen, PKK’nın dışarıda yakasına yapışıp getirip adalete teslim eden bir iktidarı bu vatandaşlarımız görecekler.
Erkan TAN: Efendim siz dediniz ya, “Tablet bilgisayar dağıtmakla olmuyor. Okulların çatısı yok, ben sadece kendi seçim bölgem için söylemiyorum her yer böyle gönderin bakalım mesaj gelsin.” “Doğru söylüyor, Kayseri Merkez Sümer ilköğretim Okulu. Kızımın okulu rezalet, tablet olsa ne olur olmasa ne olur” demiş.
Sinan OĞAN: Kayseri ki Türkiye’nin sayılı vilayetlerindendir.
Erkan TAN: Demiş ki, “Önce çocukları yarış atı gibi yarıştırdıkları sınavları kaldırsınlar. Çocuklar, çocukluklarından vazgeçirildiler” demiş. Bir başka seyircimiz, “Eğitim sistemini düzeltmedikçe istediğiniz kadar tablet dağıtın hiç bir şey olmaz” demiş. Bir başka seyircimiz, “Aman, aman hiç yenilikleri kabul etmeyin emi. Siz hala kara tahtalı sistemde okuyun. Bu son on yılda ne kadar okul yapıldı haberin var mı” demiş. “Öncekiler ne tavan onarıyordu ne tablet bilgisayar dağıtıyordu. Tenkit ederken ölçüyü kaçırmayın kardeşim” demiş. Ne diyorsunuz?
Sinan OĞAN: Yani bir önce dediğim gibi, bizim ifadelerimize, fikirlerimize destek veren vatandaşlarımızda saygı duyuyorum, eleştirenlere de saygı duyuyorum. Her birisinin kendisine göre haklı gerekçeleri muhakkak vardır.
Erkan TAN:“Hem çatı onarsınlar, okul yapsınlar hem de tablet bilgisayar dağıtsınlar bir sakıncası var mı kardeşim” demiş.
Sinan OĞAN: Evet, bizde onu ifade ediyoruz. Diyoruz ki, “Bu işi planlı götürmek lazım”, birden ‘on dört milyon tablet dağıtacağım, hurra tablet dağıtalım’la olmaz. Kaynakların tamamını bir anda tabletlere harcamakla olmaz bizim ifade ettiğimizde bu. Çatılarımızı da onaralım, eğitim sistemimizi de düzeltelim, atanamayan öğretmenlerimize söz verildiği halde atanamayan öğretmenlerimizi de öğrencisiyle kavuşturalım; ama öte taraftan da planlı bir şekilde de eğitimde çağdaşlaşmaya da devam edelim.
Sunucu: Alper Çizmeci demiş ki, hani demiştiniz ya “Ben öyle bir şey demedim” diye. “Olur, mu canım senin programında söyledi, ‘Bu radarları Malatya’ya kurarsanız İran mecburen bunları vuracak yoksa kendi elindeki silahlar bir işe yaramaz’ dedi’’ demiş sizin için.
Sinan OĞAN: İran Malatya’yı vuracak şeklinde ki bir iddianın önce bir altını doldurmak lazım. Eğer bunu sadece bu şekilde söylerseniz bu yanlıştır. Ama siz eğer İran’la İsrail arasındaki bir savaşta kendi radar sisteminizi kullanırsanız, ben aynen şunu ifade etmiştim; “Bu radar sistemi sadece savunma sistemi değildir, saldırı sistemidir aynı zamanda.”
Erkan TAN: “Canım, onlar son lafınızı ezberliyor sadece efendim, bir şey yok bunda.”
Sinan OĞAN: Şimdi, vatandaşlara ifade etmek lazım, eğer izin verirseniz çok kısa bir şekilde açıklayayım, bunu tekrar hatırlatmakta fayda var çünkü İsrail’i koruyan Malatya’daki radar üssünün vatandaşlarımız tarafından iyi bilinmesi lazım.
Erkan TAN: Çok ağır konuşuyorsunuz. “İsrail’i koruyan…”
Sinan OĞAN: İsrail’i koruyan… İddia ediyorum, lütfen çağırın buraya AKP’nin bu anlamdaki istediğiniz uzmanını, istediğiniz milletvekilini çağırın gelin bu radar sistemini konuşalım burada. İsrail’i nasıl koruduklarını burada, vatandaşın önünde konuşalım. İddia ediyorum, İsrail’i koruyan radar sistemidir. Aynı zamanda şunu da ifade edeyim; vatandaşlarımızın bunu görmesi lazım. İsrail’le bunlar tiyatro oynuyor. Niye tiyatro oynuyor? İsrail’le bizim ihracatımız…
Sunucu: ‘’Hükümet, İsrail’le tiyatro oynuyor’’ dediniz.
Sinan OĞAN: Aynen öyle! Vatandaşı kandırıyor. Vatandaşımızın temiz inancını kullanıyor. Nasıl şimdi “dindar nesil yetiştireceğiz” tartışmasıyla vatandaşımızın inancını kullanıyorlarsa, İsrail üzerinden bu hükümet vatandaşımızın dini duygularını, milli duygularını sömürüyor. Sömürüyor bakınız. İsrail’le biz hükümete bakarsanız düşmanız. Düşman da olmamız lazım bakın. Çünkü benim dokuz tane vatandaşımı İsrail katletmiştir! İsrail Gazze’de zulüm yapıyor. Doğrudur; ama bir taraftan “one minute” diyeceksiniz öte taraftan 2011 yılında ithalatınız ve ihracatınız İsrail’le yüzde otuz beş, yüzde kırk düzeyinde artacak. Bu nasıl oluyor? Erkan Bey nasıl oluyor bu? Bunun bir mantığı yok! Bir Allah’ın kulu gelsin burada açıklasın.
Erkan TAN: Düşmanlıkla oluyor işte. Demek düşmanlık yaparsak ihracat artıyor. Dış ticaret hacmi artıyor.
Sinan Oğan: O zaman şu ortaya çıkıyor, AKP’nin sıfır sorun dediği herhalde bu. Bütün komşularımızla şimdi düşman olduk ya, ithalatımız ve ihracatımız acayip artacak bu mantıkla giderse.
Erkan TAN: “Hükümet tiyatro oynuyor” dediniz, iddianızın kanıtı bu.
Sinan OĞAN: Hükümet tiyatro oynuyor. Hükümet Suriye’de devrimcilik oynayarak İsrail’in güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Hükümet Malatya Kürecik’e radar sistemini kurarak İsrail’in güvenliğini sağlıyor, iddia ediyorum. Bakınız, Malatya Kürecik’teki sistem sadece ve sadece İsrail’i korumak içindir. Ama o sadece bir savunma aracı değil bir saldırı aracına dönüşebilmektedir. Neden? Çünkü İran’dan ateşlenecek bir füzenin o bulunduğu yerde vurulması lazım. Bunun içinde Malatya Kürecik’teki sisteme ihtiyaç var. Peki, İran bu durumda eğer İran içerisindeki bir saldırıyı Malatya Kürecik’teki radar üzerinden organize edecekseniz ve bunun komutası da sizde değil Almanya’da olacaksa İran orayı vurur. Bu defa hedef haline de gelirsiniz. Açın arşivleri bakın, hani Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; “Komutası bizde olacak canım, öyle şey olur mu?” aynen böyle demişti.
Erkan TAN: Evet.
Sinan OĞAN: Komuta kimde şimdi? Nerede komuta? Almanya’da. Almanya’da komutası olan ve başında da Amerikalı…
Erkan TAN: “Siz öyle diyorsunuz efendim” iktidardakiler öyle demiyor oraya oturdukları zaman Sinan Bey.
Sinan OĞAN: Gazeteler yazıyor efendim. İnternet var. Sağ olsun, Google’a bir sorun hemen size söylesin.
Erkan TAN:Şimdi, sevk ve idare yeri orası…
Sinan OĞAN: Almanya olacak ve başında da…
Erkan TAN: E biz burada sadece kule mi dikeceğiz yani?
Sinan OĞAN: Biz burada sadece kule dikeceğiz.
Erkan TAN: Kule dikip, tepesine bir elektronik koyacağız öyle mi?
Sinan OĞAN: Evet, komutası bizde olmayacak, yönlendirmesi bizde olmayacak, on beş yirmi dakika içerisinde Amerikalı komutan ki İsrail’le doğrudan bağlantısı olacaktır bunun, her türlü veri değişim yapılacaktır. Ha, bu arada şunu da ifade edeyim, NATO Savunma Koleji açıkladı dedi ki, “Biz Malatya Kürecik’ten alacağımız bilgileri, verileri İsrail ile paylaşacağız.”
Erkan TAN: Yani, Sinan Oğan’ın vehimleri değil bunlar.
Sinan OĞAN: Eğer merak eden vatandaşımız varsa bana doğrudan mail atsın o vatandaşlarımız, ben de bu bilgileri kendisine aktarayım. AKP istiyorsa onlara da vereyim bu bilgileri.
Erkan TAN: Ne dedi?
Sinan OĞAN: NATO Savunma Koleji, ben şimdi bununla ilgili mecliste bir soru önergesi de hazırlıyorum, vereceğim. NATO Savunma Koleji açıkladı dedi ki, “Biz bu bilgileri İsrail ile paylaşacağız” dedi. Bu ne demektir? Hani İsrail NATO ülkesi değildi? Hani İsrail’le paylaşamayacaktınız? Şimdi, vatandaşı kandırmayacaksınız. Vatandaşın dini duygularını, milli duygularını istismar etmeyeceksiniz. AKP’nin yaptığı budur, vatandaşımızı istismar ede ede, benim Anadolu insanım da bunlar “Bismillah” dediği için, “din” dediği için, “kitap” dediği için bunlara inanıyor ve bunların İsrail’e o sahte çakışlarının hakikat olduğunu zannediyor. Hâlbuki bunlar İsrail’le kucak kucağadır. Bunlar İsrail’le ticareti arttırma derdindedir. Bunların derdi, İsrail’e baskı yapmak değildir. Devlet istatistik verileri ortadadır. İsrail’in verileri de ortadadır. Buyurun bakın.
Erkan TAN: Peki, “Efendim ne yapalım yani bu adam memleketine zulüm yapıyor. Bu Esad rejimini destekleyelim mi, öyle sadece beyanat verip burada oturalım mı?” diyorlar Adalet ve Kalkınma Partisi dış politikasını destekleyenler de diyorlar, sadece Adalet ve Kalkınma Partililer değil.
Sinan OĞAN Biz, devrimcilik oynayacak bir ülke değiliz. Biz, bölgede İsrail’in güvenliğini sağlamak için Mehmetçiği Suriye’ye sokacak kadar gafil değiliz.
Erkan TAN: “Canım, onu kim söylüyor. Biz böyle bir gaflet içerisinde olmayız” diyorlar.
Sinan OĞAN: Hükümet her gün, “Sabrımız taştı, artık gereği yapacağız, sınırı açtık, orada koridor oluşturacağız” diyor. Bunlar bizim uydurmalarımız değil.
Erkan TAN: “Ne var koridor oluştursun, insani yardım koridorudur belki” bilmeyen böyle düşünebilir.
Sinan OĞAN: Koridor dediğiniz okul, hastane koridoru değil ki bu. Bu, o ülkede hava sahasını trafiğe kapatacaksınız, belli bir tampon bölge oluşturacaksınız e bunlarda “one minute” diyerek olmuyor. Asker göndereceksiniz, Mehmetçiği göndereceksiniz oraya. Benim Mehmetçiğim niye gitsin orada…
Erkan TAN: “Koridor nasıl oluşacak? Böyle oluşacak” diyorsunuz.
Sinan OĞAN: Elbette, o koridoru koruyacaksınız. Orada bir hava koridoru oluşturacaksın, orada bir kara koridoru oluşturacaksınız, tampon bölge oluşturacaksınız, Suriye ordusunun önünü keseceksiniz. Orada şimdi özgür Suriye ordusu dedikleri şeylerin provokatif eylemlerin veya saldırılarının önünde duracaksınız. Bütün bunlar oraya üç tane Kızılay görevlisi göndermekle olmaz, asker göndereceksiniz bunun için. Şimdi, oradaki bir iktidar mücadelesinde Suriye’deki İsrail’i koruma projesinde Suriye’de Amerikan çıkarlarına hizmet etme projesinde benim Mehmetçiğim niye can versin Allah aşkına niye şehit olsun benim Mehmetçiğim? Benim Mehmetçiğimin görevi vatanını korumaktır, terörün başını ezmektir benim Mehmetçiğimin görevi. Ama siz Kandil’e girmesine izin vermiyorsunuz Mehmetçiğin, Suriye’ye yönlendiriyorsunuz…
Erkan TAN: Demiş ki bir seyircimiz, “Konuşturma bunları Erkan Tan. MHP zaten vehim partisidir. Ne koridoru, ne askeri, ne Suriye’yle savaşı, kim bunu istiyor, hangi beyanatla yola çıkmış konuşuyor sayın konuğun” demiş bir seyircimiz.
Sinan OĞAN: Efendim, ben beyefendiyi yine Google Beye havale ediyorum. Bir ufak bir araştırma yapsın. Hükümetin beyanları var orada, yabancı diplomatların açıklamaları var…
Erkan TAN: Biden geldi, “Bu görevi üstlenmelisiniz” dedi açıkça.
Sinan Oğan: Tabi ki canım. Amerika’nın beyanatları var, gizli görüşmeleri var. Yani burada oturalım saatlerce konuşalım, hükümetin bu işe nasıl hevesli olduğunu burada konuşalım. Biz diyoruz ki ve bunu bugün demiyoruz. Ben altı ay öncede benzer ifadelerde bulundum, “Türkiye’yi savaşa sokmak istiyor bunlar” dedim. Şimdi, Suriye’de rejimi nasıl değiştireceksiniz? “Esad, git artık” dediğinizde Esad da “Eyvallah, olur giderim” mi diyecek size? Hayır. Libya’da nasıl değiştirdiniz rejimi? Orada Türkiye asker gönderdi Libya’ya. Türkiye, “NATO’nun ne işi var?” dedi, iki gün sonra asker gönderdi Libya’ya. Fransa saldırdı, İtalya saldırdı değil mi? Amerikan Özel Birlikleri gitti Kaddafi’yi yakaladı orada imha etti. Bunları kim yaptı? Amerika yaptı, Fransa yaptı, İtalya yaptı, deniz sahilinde de Türkiye yaptı. Şimdi, arkasında İran ve Hizbullah olan Esad rejimini nasıl yıkacaksınız? Buyurun nasıl yıkacaksınız? “Esad git” diyorsunuz o da, “Gitmem” diyor. Ney yapacaksınız şimdi? Asker göndereceksiniz. Ya siz göndereceksiniz, ya Amerika gönderecek, ya Fransa…
Gitmiyor. Yani Esad şu anda isteseniz de gidemiyor. Öylesine batmış ki e tabi ki Esad’ın orada tutulmasında İran’ında ciddi etkisi var, onu da ifade edeyim. Çünkü İran biliyor ki Esad yıkıldığı zaman sıra İran’a gelecek. O yüzden Esad’ın orada kalması için elinden geleni yapıyor. Bizim bunların dışında kalmamız lazım. Bizim bu savaşın dışında kalmamız lazım. Orada iktidar mücadelesinin biz bir tarafı olamayız. Orada İsrail’i koruma, Amerika’nın bölgedeki açılımlarının biz bir hedefi, biz bir tarafı, bir taşeronu olamayız, olmamalıyız. Biz eğer orada bir şey yapacaksak, biz orada bütün tarafları bir araya getiren ve sorunların barış yoluyla çözülmesine katkı sağlayacak bir konumda olmalıyız. Oraya asker gönderecek konumda değil. Oraya asker gidecek. Peki, Amerikan askeri mi gidecek? Amerika seçime gidecek.
Erkan TAN: Çok büyük konuşuyorsunuz yahu Sinan Bey. Gidilmezse mahcup olmaz mısınız efendim?
Sinan OĞAN: Efendim, ben buradayım, siz buradasınız…
Erkan TAN: Bizi şimdi farz edelim yetmiş milyon izlemiyor da en azından sizin seçmenler izliyordur Sinan Bey.
Sinan OĞAN: Yok, sizin programınız izlenen bir program. Yetmiş beş milyon izlemese bile birkaç milyon insan izliyor ben aldığımız duyumlardan, tepkilerden bunu görüyoruz.
Erkan TAN: Eksik olmayın. Yani mahcup olmaz mısınız? “Türk askeri gidecek” diyorsunuz.
Sinan OĞAN: Şimdi bakınız, oraya asker gidecek diyorum. Oraya asker gidecek, onu izah etmeye çalışıyorum. Şimdi, Amerikan askerinin oraya girme ihtimali var mı? Amerika’da seçim var. Amerika seçimleri öncesi, Amerika’nın yeni bir savaşa girmesi Obama’yı sıkıntıya sokar o yüzden Amerikan askeri giremez. Fransa’da seçim var. İtalya ekonomik krizle boğuşuyor. Avrupa’da ciddi bir ekonomik kriz var. Oraya Türk askeri sokulmak isteniyor, en başından beri benim ifade etmek istediğim budur. Altı ay öncede sizinle biz bunları konuşmuştuk.
Erkan TAN: Evet
Sinan OĞAN: Hatta şunu ifade etmiştim, Amerikalı bir dergi röportaj talebinde bulundu, o zamanda aynen bunları ifade etmiştim. Bana sorduğu soru şuydu, “Türkiye ne zaman girecek Suriye’ye?” Daha altı ay önce…
Erkan TAN:: Yani, “Girecek mi” değil, “Ne zaman girecek?”
Sinan Oğan: Tabi canım. Yani girme ihtimali var mı?
Erkan TAN: “Sizce ne zaman girer…”
Sinan OĞAN: Tabi, “Ne zaman girecek?” dedim, bir dakika! Böyle bir kanıya nereden vardınız? Yani, bütün o detaylar bitmiş. Mesele ne zaman gireceğe ve hangi formül altında gireceğe kalmış. Batı’daki yargı budur. Batı, Türkiye’nin oraya gireceğine programlanmıştır. Ha inşallah…
Erkan TAN: “Hocam belki iyi olur. Girelim bizde biraz etkin rol alalım, hani belirleyici biz olalım, edilgen olmayalım” diyorlar.
Sinan OĞAN: Biz bütün imkanlarımızla Türkiye’nin ne Suriye’ye, ne Irak’a, ne Afganistan’a, ne Libya’ya, ne başka bir ülkeye rejim tartışmalarında savaşan asker göndermesinin karşısındayız ve karşısında olacağız. İnşallah, biz bunun önünde engelde olacağız. Ama olurda Amerika’nın baskısıyla asker sokarsa, bunun Türkiye açısından ciddi sıkıntıları olacağını şimdiden ifade etmiş olayım. Şimdiden uyarma görevimizi, muhalefetin en önemli görevlerinden birisi denetimdir, önceden uyarıdır; bu görevimizi de şimdiden yapmış olalım.
Erkan TAN: “Her şeyi kötülüyorsunuz; dış politika böyle, radar böyle” demiş bir seyircimiz. “Milliyetçi Hareket Partisi olarak zihniyetinizi, düşüncelerinizi geliştirin kardeşim. On senedir biz boşuna mı seçtik bu iktidarı” Karaman’dan Akif Aşağıdere.
Sinan OĞAN: Sayın Aşağıdere, bana yazsın desin ki “Dış politikada, şu politikası çok güzeldir” desin, bizde makul insanlarız. Biz aka ak, karaya kara demesini biliyoruz. Biz her şeye kara diyen bir anlayışın ürünü değiliz. Dolayısıyla da benim memleketim gelişsin, benim memleketim ileri noktalara gitsin, dış politikada büyük başarılar elde etsin; hiç merak etmeyin, biz başarıyı alkışlamasını bilen bir partiyiz, bilen bir nesiliz. Bizim siyaset anlayışımız Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği, “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve biz” diyen bir anlayışın biz temsilcisiyiz. Adalet ve Kalkınma Partisi gibi değiliz; “Biz oy alalımda isterse dini sömürelim. Biz oy alalımda vatandaşın milli duygusunu sömürelim. Biz oy alalımda vatandaşın açlığını sömürelim.” Kömür dağıtarak, buzdolabı dağıtarak valilerin sırtında, vatandaşın sırtından o manada sömürerek bir yerlere gelmeye çalışan bir parti değiliz. Örnek versinler. Ben her zaman ifade ediyorum; doğruya doğru söylüyoruz. Alkışlamaya da hazırız bu anlamda eleştirmeye de hazırız.
Erkan TAN: Amerika ve İngiltere büyükelçilerini geri çekti. Acaba bu bir şeye mi işaret…
Sinan OĞAN: Amerika ve İngiltere durduk yerde büyükelçilerini çekmezler yani bu hayra alamet değil. Suriye’de zaten hükümetin açıklamalarına, milletvekillerinin, genel başkan yardımcılarının açıklamalarına baktığımızda zaten Suriye’yle ipler kopmuştu, bu defa Suriye’yle başka bir mecraya sürükleniyoruz. Amerika çekiyor, İngiltere çekiyor, yarın bunu başka ülkeler izleyecek. Öyle anlaşılıyor ki, Birleşmiş Milletler’den bu karar çıkmadı; saldırı kararı veyahut da yaptırımların ağırlaştırılması kararı çıkmadı. Öyle anlaşılıyor ki, bir inisiyatif grubu oluşturulacak Suriye’de ve bu inisiyatif grubuyla Suriye’de rejim değiştirilecek. Şimdi, birçok ülkede şu iddialar var; Katar’ın veyahut da diğer emirliklerin Türkiye’ye ciddi para önerisi var. Bakınız…
Erkan TAN:: Ne diye?
Sinan OĞAN: “Siz Suriye’ye girin, rejimi değiştirin, bütün masraflarını biz karşılayacağız, cebinize de biraz harçlık koyacağız.”
Erkan TAN: Çok ağır ve aşağılık bir teklif ama…
Sinan OĞSN: Aşağılık bir teklif! Katar gibi bir ülke, Türkiye’yi hangi pozisyona sokmaya çalışıyor.
Erkan TAN: Ama bu doğru mu? Şimdi bu söylediğinizi doğru edip bu yorumları yapıyoruz sayın milletvekilim.
Sinan OĞAN: Şimdi bakınız, bilmem neyin belgesi mi olur diye bir tabir var.
Erkan TAN: Rüşvetin belgesi mi olur?
Sinan OĞAN: Şimdi bakınız, dış politikada birçok duyum alırsınız, birçok hadiseyi önünüze koyarsınız, analiz edersiniz, bir neticeye varırsınız. Dedikodularla değil, ciddi istihbaratlarla, ciddi duyumlarla bunu yaparsınız. Biz de elbette ki ezbere konuşmuyoruz.
Erkan TAN: Nedir aşağılık teklif?
Sinan OĞAN: Aşağılık teklif aynen şudur, Türkiye Suriye’ye girsin, Türkiye orada Esad rejimini değiştirsin, Katar ve birkaç Arap ülkesi bunun masrafını karşılayacak ve Türkiye’nin cebine de biraz harçlık koyacak.
Erkan TAN: Niye bunu istiyorlar?
Sinan Oğan: Alsınlar başlarına çalsınlar. Türkiye bu kadar aciz mi! Niye bunu istiyorlar, çünkü oradaki rejimi kendileri de tehdit görüyor. Katar deyip geçmeyin bakınız. Katar, bölgedeki bütün bu rejimlerin değiştirilmesi oyununda kilit ülkedir, Amerika’nın da bölgedeki ana üssüdür. Dolayısıyla da bu iktidar Türkiye’yi böyle pozisyonlara soktu biz onu eleştiriyoruz. Türkiye büyük bir ülkedir, Türkiye lider bir ülkedir. Daha düne kadar oralar bizim, Türkiye’nin kontrolü altında, egemenliği altındaydı bugün onlar kalkmış küstahça bize diyor ki, “Efendim, siz girin, Türk askeri girsin, biz de sizin cebinize harçlık koyalım masrafınızı karşılayalım” böyle utanmaz bir teklifi Türkiye’nin kabul etmesine Milliyetçi Hareket Partisi müsaade etmeyecektir. AKP eğer buna hevesleniyorsa, hevesi kursağında kalacaktır. Hiç kimse Türkiye’yi bu pozisyona sokamaz.
Erkan TAN: ‘’Erkan Bey, Türkiye dış güçlerin oyununa gelerek jandarmalık yapmasın. Irak’ta binlerce kadına tecavüz edilmedi mi? Bu mu demokrasi, bu mu insan hakları? Büyük Birlik Partisi Manavgat İlçe Başkanı Ali İhsan Kılınç” demiş bir seyircimiz. Başka bir seyircimiz, “Sizin siyasetiniz zaten hep böyle, savaş çığırtkanlığı yapıyorsunuz. Bu sayede savaş ve şehit kanlarından nemalanıyorsunuz biraz barışçıl düşünün” demiş.
Sinan OĞAN: Libya’ya Türk ordusunu biz mi gönderdik Allah aşkına! Biraz akıl, biraz izan olur. Libya’ya Türk ordusunu kim gönderdi? Buradan vatandaşlarımıza sesleniyoruz, savaş çığırtkanlığı yapmak mıdır bu? Libya’da NATO’nun ne işi var dedikten sonra Libya’ya denizaltılarımızı, deniz gücümüzü göndermedik mi Erkan Bey? Siz gazete okuyan, okuyan, yazan, televizyon programı yapan birisiniz gönderdik mi Allah aşkına?
Erkan TAN: Gönderdik, tamam.
Sinan OĞAN: Bu savaş çığırtkanlığı mı şimdi? Şimdi diyoruz ki, Libya’ya asker gönderdiler, bizim için fark etmez Suriye’de, Libya’da bunların hepsi Müslüman ülkelerdir. Bunlar bizim tarihsel ilişkilerimiz olan ülkelerdir. Biz, orada yarın Irak’ın durumuna düşmesini istemiyoruz oraların. Oralarda kardeş kavgası olsun istemiyoruz. Suriye’nin parçalanmasını ve Suriye’nin yarın parçalanarak orada büyük bir Kürdistan diye Türkiye’ye düşman bir devletin kurulmasını istemiyoruz. Bizim bütün endişemiz, bütün derdimiz budur. Orada Mehmetçiğimiz şehit olmasın istiyoruz. Bu mesajı yazan arkadaşlar ne istiyor? Mehmetçik gitsin oralarda şehit mi olsun? Oralarda Amerika’nın, İsrail’in, Katar’ın taşeronu mu olsun Allah aşkına?
Erkan TAN: Soru, bu mudur?
Sinan OĞAN: Evet, bu mu isteniyor? Savaş olmasın diyoruz. Biz oralarda Katar’ın, “Bilmem masrafınızı karşılarız, cebinize bilmem harçlık koyarız” tekliflerini kabul mü edelim? Allah aşkına bunu mu kabul edelim? Gidip kendi elimizle Suriye’yi parçalayıp, kendi elimizle Irak’ta AKP’nin yaptığı gibi PKK’nın üssünü mü kuralım Allah aşkına! Bu mu isteniyor? Biz diyoruz ki, “Barış olsun bölgede. Biz orada savaşan taraftan birisinin yanında olmayalım. Biz, orada büyün tarafları bir araya getirip, biz orada barışın tesisçisi olalım istiyoruz.”
Erkan TAN: Çok teşekkür ederiz efendim. Almanya’dan veya Avrupa’dan veya Türkiye’de bilemiyorum Nuran Volf birkaç soruyu birden tweet’te size göndermiş. Birçoğunu yanıtladığınız için, kendisinden özür diliyorum tabi bütün tweet takipçilerimizden de özür diliyoruz tamamını soramıyoruz, gruplandırıp soruyoruz. Çok teşekkür ederiz katıldığınız için programımıza Sinan Bey.
Sinan OĞAN: Ben teşekkür ediyorum.
Erkan TAN: Kolaylıklar ve başarılar diliyorum. Söyledikleriniz retweet yapılıyor ortamda, sanal alemde. Haberiniz olsun. Biz onu söyledik; ama hani bu, “Bazı ülkeler Suriye’ye girin parasını biz vereceğiz, cebinize de parayı biz koyacağız, diyorlar”
Sinan OĞAN: Biz hiçbir şeyi ezbere konuşmuyoruz. Altı ay önce bu konuları Erkan Bey sizinle konuşuyorduk. Bugün geldiğimiz noktada yanılmadığımız, geldiğimiz noktada dediklerimizin haklılığı büyük oranda ortaya çıkmıştır. İnşallah, Allah ömür verirse önümüzdeki süreçte geleceğiz bunları yine konuşacağız. İnşallah ben yanılırım, bunu ifade ediyorum. İnşallah ben yanılırım Türkiye oraya asker sokmaz; ama Türkiye’yi oraya sokmaya çalışıyorlar. Vatandaşlarımız bunun bilincinde olsunlar. Bunun için seslerini yükseltsinler. Değil Suriye’ye, biz hiçbir yere o anlamda bir iktidar mücadelesinin tarafı olacak asker sokmayalım. Ha şunu yapalım, dünyanın neresinde olursa olsun Türkiye’ye yönelik bir tehdit varsa, bir terör eylemi varsa Türkiye’ye yönelik, bir terör yuvası varsa biz gidip o terör yuvasını dağıtalım. Biz onunda yanındayız, onu ifade edeyim.
Erkan TAN: Çok teşekkür ediyorum. Kolaylıklar ve başarılar dileriz.
* Sinan OĞAN: Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi – TÜRKSAM Başkanı ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Iğdır Milletvekilidir.

http://www.turksam.org/tr/a2599.html

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*