TÜRK SİYASETİ VE İYİ PARTİ – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______4 Kasım 2017_______

TÜRK SİYASETİ VE İYİ PARTİ

Sadi Somuncuoğlu
Paylaş:

TÜRK SİYASETİ VE İYİ PARTİ

Türk siyaseti, tam anlamıyla tıkanmıştı; sebepleri ise 12 Eylül 1980 ihtilaline dayanmaktadır. İhtilalciler (MGK) emirle Türk siyasetine düzen vermek istiyorlardı; bu maksatla belirleyici üç karar aldılar. Buna göre;

1) Bütün siyasi partiler kapatıldı.

2) Siyasi partilerin genel merkez yöneticileri dahil il ve ilçe yöneticilerinin tamamına siyaset yasağı getirildi.

3) 1983’de kurulan partilerden hangilerinin seçimlere katılacağına ve listelerinde kimleri milletvekili adayı gösterileceğine MGK’da karar verildi. Böylece “vizeli ve vetolu” adı verilen usulle demokratik hayata girildi. Bütün partiler kapatılınca, Birinci Meşrutiyetten (1876) günümüze kadar kazanılan kurumsal birikimler ve bu birikimleri temsil eden karizmatik kişiler de dahil bütün kadrolar, siyaset dışında kaldı; ülke yönetiminde büyük bir boşluk hasıl oldu. Adeta demokratik hayata sıfırdan başlanıyormuş gibi bir durum doğdu. Rejim tahribatı burada da bitmedi; yeni dönemde sağda ve solda birden fazla parti kuruldu; bunlar arasında temsil çekişmesi başlayınca, hiçbiri güçlenemedi. Güçlenenler de dahil tamamı kapandı; yenileri kuruldu. Demokratik rejimimiz köksüz çınara döndü.

Özetlersek; 12 Eylül’de bozulan siyasi dengeler hâlâ kurulamadı. Yabancılardan icazet, 1980 öncesinde ihanete denk sayılırken, şimdi muteber referans oldu; dış entrikalara açık hale gelen demokratik hayatımız ruhsuzlaştı ve tıkandı. Türk seçmeni çaresiz; oyunu kerhen ve inanmadan kullanmaya başladı.

İYİ PARTİ

İYİ Parti, bu ortamda siyasi hayata katıldı; 87’inci parti olduğu açıklandı. Demek ki depoda, varlık gösteremeyen çok partimiz var; ama hiçbiri İYİ Parti gibi kitlelerde büyük bir ilgi ve coşkuyla karşılanmadı. Acaba neden? Bunun anlamını ve gerçek sebeplerini ileride göreceğiz. Ancak Genel Başkan Meral Akşener ve birlikte olduğu, tanıdığımız yakın bazı arkadaşlarımızın payının yüksek olduğunu söylemeliyiz. Parti kurulmadan başlayan bu ilgi, şahsi müşahedelerin ötesinde, araştırmalarda da karşımıza çıkıyor.

Meselâ: Gezici Araştırma şirketinin, 15-25 Ekim günlerinde (İYİ Parti henüz kurulmamıştı) 4.638 katılımcıyla yüz yüze görüşme usulü ile yaptığı araştırmanın sonuçları buna bir örnek teşkil edebilir. Araştırmaya göre; İYİ partinin seçime girmesi durumunda AKP yüzde 43.8, CHP yüzde 18. 5, MHP yüzde 8.8, HDP yüzde 7 oy alıyor. İYİ partinin katılmadığı bir seçimde oyların dağılımı: AKP yüzde 47.I, CHP 26.8, MHP 13.5, HDP 9.8.

Şirketin sahibi Murat Gezici, araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 60’ının Akşener’in siyasi duruşunu olumlu, yüzde 32’sinin ise olumsuz bulduğunu ifade etmiş. Araştırmaya katılanların yüzde 44.6’sının Türkiye’de yeni bir partiye ihtiyaç olduğunu vurguladığını da söyleyen Gezici; “Merkez sağ seçmen oranı yüzde 70 olarak görülüyor. Olası bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde Akşener’in Erdoğan’la birlikte aday olması durumunda ciddi anlamda bir seçim yarışının olacağı şimdiden öngörülmektedir. Anket sonuçları 2002 yılından bu yana ilk defa merkez sağ seçmeni milli duygularla konsolide edecek söylemleri Akşener’in kuracağı partide görebilme durumunu ortaya koyuyor.” değerlendirmesini yaptı.

 Bu araştırma sonuçları İYİ Partinin şimdiden Türk siyasetinde önemli bir yer tuttuğunu ve tutacağını göstermektedir. Sahaya yeni giren bu Partinin bundan sonra takip edeceği siyaset, şüphe yok ki gelişme seyrini de belirleyecektir. Elbette hatasızlık mümkün değildir; ancak siyasetin temel ilkelerinde, çarpım tablosu dediğimiz kurallarında hata yapılmaması gerekir. Bu da, yeterince titizlik gösterilmesine bağlıdır. Ayrıntı diyebileceğimiz, -bu da çok önemlidir-  konulardaki yanlışların düzeltilmesi mümkündür; hasar da bırakmaz.

 Devlet yönetimi dediğimiz yüksek siyaset, dünyanın en zor işidir; özellikle Türkiye’de. Fitnenin kol gezdiği, ihtilafların kanser gibi bünyeyi sardığı ve emperyal güdümün etkili olduğu ülkelerde çok daha zordur. Bu bakımdan Türk Milleti gerçeğini, egemenliğimizi, vatanımızın bütünlüğünü ve devletimizin bağımsızlığını esas alan siyasetleri, her bilinçli vatandaşımızın desteklemesi şarttır. Her parti ve ülkede militan tabiatlı kişiler veya gruplar vardır; önemlidir, ancak siyasetin planlanmasında makul çoğunluk esas alınmalıdır; belirleyici olmalıdır.

İYİ Parti’den rahatsız olanlar, bir hayli çokmuş; doğrusu bu kadarını düşünemezdik. Bunların İYİ Parti’ye bir şans tanımaları beklenirdi. Ancak fırsat tanımadan bir merkezden düğmeye basılmış gibi panik halinde saldırıya geçmeleri masum olarak görülemez. Beynelmilelci ideolojilerin gayretine düşenler de az değilmiş, devirleri kapandı sanıyorduk; meğer, bizde can çekişerek de olsa devam ediyormuş. Hedef seçtiklerine, hakaretamiz suçlamaları rahatça yapmakta; saldırı kervanına bir şekilde katılmaktadırlar.

Türk Milleti bütün bu telaşların anlamını bilmektedir. Bu sebeple, İYİ Parti Türk siyasetine yeni bir soluk, tıkanıklığın giderilmesine de yeni bir fırsat olabilir.

——

Bu yazıyı hazırlamakta olduğumuz sırada, acı bir haber geldi. Ömrünü millî davamıza hizmetle geçirmiş olan E. MEB Müsteşar Yardımcısı Necdet Özkaya hocamız, 3.11.2017 Cuma günü Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Ailesine, Türk Milletine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Allah, mekanını cennet eylesin.

 

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları