TÜRK – TÜRKİYE – TÜRKİYELİ (!)… Sadi Somuncuoğlu yazdı – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

-
_______8 Haziran 2018_______

TÜRK – TÜRKİYE – TÜRKİYELİ (!)… Sadi Somuncuoğlu yazdı

Sadi Somuncuoğlu
Paylaş:

9 Haziran 2018

Türk ve Türkiye, birbirinden ayrılmayan iki kavram. Tarihçilerimize göre; Türk ismi ilk defa, M.Ö. 1328 yılında Çin kaynaklarında, [Çincede R sesi olmadığı için] “Tu- kue” olarak geçiyor. Türkiye kelimesi ise, Prof. Dr. Abdulhâluk Çay’a göre,  M.S. 6. yüzyılda Bizans’ta “Turkhia” şeklinde; daha sonra 9. ve 10. yüzyıllarda İdil/Volga Nehri’nden Orta Avrupa’ya kadar uzanan sahada kullanılıyor. Prof. İlber Ortaylı da, “Türkiye” kelimesinin 12. yüzyılda Venedikli ve Cenovalı tüccarlar tarafından kullanıldığını söylüyor.

Türkiyeli ismi ise, son zamanlarda ortaya çıkan, Türk ülkesinde (coğrafyasında) yaşayan kişi anlamında kullanılıyor. Bireyin kendisini, tarih boyunca birlikte yaşadığı milletten ve devletten saymadığını ifadeye müsait bir sözcük. Batı ülkelerinde olduğu gibi, Türk sözlüklerinde de olmayan bir kelime.

Türkiyeli kelimesi piyasaya, ayrılıkçı hareketlerle ve terörle eşzamanlı sürüldü. Arkasında, ayrılıkçılığın ideolojisini yazan ve güdümünü yapan emperyalist güçler var. Bunlar aralarında ittifaklar kurarken, oltaya takılan teröristler bu gerçeği göremez, “ayrı devlet” olma tuzağında kendi ülkelerini bölmeye çalışırlar. Komşu ülkelerde su gibi akan kanda ve kaybedilen canda, akıbetlerini göremezler.

Terörist ve bölücü biri gösterilemez ki, kendine Türk desin. Her yerde ağızlarından düşürmedikleri Türkiyeli sözü, onların Türklük düşmanlığının da açığa vurulmasıdır. Buna göre de, siyasetçilerin, yöneticilerin, aydınların, bilim adamlarının ve bilinçli vatandaşlarımızın bu sözcükten uzak durmaları gerekir.

ABD ve İsrail ikilisinin planı

Afrin’in bölücü teröristlerden temizlenmesinden sonra uzun bir sessizlik oldu. Bunu seçimlere yoranlar, yanıldığını gördü. Suriye konusunda plan hazırlayan ABD’nin harekete geçmesiyle trafik yoğunlaştı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile bir dizi görüşmeler oldu; oluyor. Yol haritasında anlaşma sağlandığını açıklayan Çavuşoğlu’nun açıklamaları oldukça olumlu. Ancak, ABD tarafı bunu diplomatik üslupla tekzip ediyor. Membiç’de PYD/YPG’li teröristlerden silahların toplanacağı, Fırat’ın doğusuna geçecekleri, Fırat’ın doğusundaki PKK/PYD/YPG silahlı varlığı ve yapılanmasına dair ABD açıklamaları oldukça farklı.

Bu özetlerden sonra meselenin esasına bakalım. Dış politika konusunu, ilgili devletlerin siyasi hedeflerinin ne olduğu gerçeğinden bir milim ayrılmadan değerlendirmek şarttır. Aksi halde günlük çalkantılara kapılır, her defasında yanılırız. Bu bakımdan sahada ve güncelde atılan adımlar, aktörlerin siyasi hedeflerine göre yorumlanmak zorundadır.

ABD ve İsrail’in siyasi hedefi ne olabilir?

Bize göre, İsrail’in güvenliği ve yayılması birinci derecede önemlidir ve stratejik hedeftir. Buna göre federasyon adı altında Suriye de, Irak gibi parçalanmalı. İran ve sonra Türkiye bölünmeli. İsrail, engelleri aşarak Dicle, Fırat bölgesine ulaşmalı.

Hedefleri böyle; bir de yaşananlara bakalım. İsrail’i tehdit eden Saddam rejimi yok edildi. Ama İran’ın önü açılıp Irak, Suriye ve Lübnan’da (Hizbullah) konumu daha da güçlendi. Bu bir. İki, IŞİD temizlendi, Suriye toparlandı. Rusya, Suriye’nin Tartus limanında kalıcı bir deniz üssü kurdu; Rusya’nın desteği ile Suriye ilerliyor. Son olarak İDLİB’i bombaladı. Türkiye, PKK’nın, ideolojisi ve amacıyla değil, sadece terör ayağıyla mücadele ediyor. Afrin’i PKK/PYD/YPG’den temizledi. Membiç de ABD ile uzlaşma görüşmelerinde.

İsrail 2003’de, Irak’ın işgali ile rahatlamıştı, ama bu tespitlere göre durum değişti.

Suriye, Rusya, İran, hatta Irak’ın siyasi hedefi ne olabilir?

Suriye’nin gerçekten toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine kavuşması için birlikte mücadele; bölgede istikrarın sağlanması, İsrail’in durdurulması. Gelişmeler yukarıda anlatıldığı gibi.

Türkiye’nin siyasi hedefi nedir?  

2013 İmralı “Çözüm süreci” ile PKK’nın ülkemizin Güneydoğu bölgesinde “Özerk Yönetim” çalışmalarında olduğu gibi, Irak ve Suriye’de de federasyon kurulmalı. Bunun için, Cerablus ve Afrin de “özerk yönetim” kuruluyor. Membiç ve Rakka’da Suriye’ye teslim edilmeden, ABD ile birlikte “özerk yönetim” kurulmalı. Bu tespitimizin delili olarak, Cerablus ve Afrin’deki çalışmalara ek olarak aşağıdaki bilgiyi sunabiliriz.    

Daha önce de yazmıştık, önemli olduğu için tekrarlamalıyız. Erdoğan 5 Haziran 2017’de, Trump’a aynen şu teklifi yapıyor:

“Ankara YPG ile ilgili isteklerini üç başlıkta sıralamış:

– YPG, Türkiye’ye yönelik herhangi bir eylem gerçekleştirirse, ya da sınır güvenliğimize halel gelirse vururuz.

– YPG’ye verilen silahların tam listesini verin ki Rakka operasyonu sonrasında takip edebilelim.

– Rakka IŞİD’den temizlendikten sonra kentte bölgesel bir yönetim oluşsun ve Rakkalı muhalifler de o yönetimde yer alsın. (Erdoğan, Turump’tan üç şey istemiş, Deniz Zeyrek, Hürriyet)

Bu tablodan hareketle bir soru: İran, Irak, Suriye ve Türkiye federasyon adı altında, “özerk yönetim”lere bölünürse, adı geçen ülkelerle, ABD ve İsrail için ne ifade edebilir?

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları