Vatanın Altındakinin Üstündekine Mesajı – Milli Düşünce Merkezi Millî Düşünce Merkezi - Dünyaya Türkçü Bakış
Millî Düşünce Merkezi
MİSAK logo

_______13 Mart 2013_______

Vatanın Altındakinin Üstündekine Mesajı

Nurullah Çetin
Paylaş:

Son zamanlarda Avrupa Birlikçi ve Amerikancı olmayı uluslararası siyaset itikatlarının temel rüknü haline getiren ve kendilerine “İslamcı” denilen, ama aslında İslamcılıkla hiç alakası olmayan; bilakis Haçlı-Siyon ordularının muhafazakâr bölüğünü oluşturan bir yığın ortaya çıkıverdi. Bunlar, gerçek kimlik ve zihniyetlerini ustaca gizleyerek samimi Müslüman Türk ahaliyi kopkoyu bir büyü tabakası altında bloke etiler. Bu samimi Müslüman Türk kitlenin ferasetini ve basiretini körelterek emperyalizmin bu coğrafyadaki emellerine hizmet eder hale getirdiler. 

Bugün maalesef “muhafazakâr kesim” adı altındaki bu büyük kitle, celladının bıçağını yalayan bir mankurt teslimiyetiyle kendi millî ve manevî değerleriyle örülü bağımsız Türk devletini ve Türk milliyetini yok etmeye memur edildi. Bu bağlamda bütün millî değerlerine düşman edildi ve bu ruhla Müslüman Türk ahalinin büyük bir kesimi, kendi kendisini yok etmek üzere canhıraş bir savaşın içine sokuldu. 
Gâvurun talimatıyla kendi kendisini, kendi millî varlığını, kendi kimliğini yok etmek üzere bir savaşın içine sokulan insanın dramından daha büyük bir trajedi olabilir mi? 

Bunun akılla, mantıkla bir izahı yok. Tek bir izahı var, o da çıldırmış olmak. Müslüman Türk ahali, büyük bir kesimiyle kitlesel bir cinnet içinde, Amerika’nın, Avrupa’nın, İsrail’in ve yerli işbirlikçileri PKK’’nın talimatıyla intihar ediyor. Bu saydığım dış ve iç unsurlardan oluşan gâvur bloğu da tek kurşun atmadan Türk’ün kendi kendisini tarihten silmesi gayretini keyifle izliyor. Müslüman Türk’’ün kendi varlığını ortadan kaldırıncaya kadar devam edeceği anlaşılan bu savaşın bir cephesi de vatan hassasiyetinin yok edilmesidir. Emperyalist odaklar, yerli muhafazakâr memurları marifetiyle Müslüman Türk ahalinin ruhundan vatan sevgisini çekip almıştır. 

Gâvur güdümlü liberal, muhafazakâr demokrat ve İslamcı siyasetle efsunlanan ve ruhundan vatan sevgisi yok edilen ahali, artık vatan topraklarının yabancılara parayla satılmasını, vatan topraklarının barındırdığı doğal kaynakların emperyalist yabancılara peşkeş çekilmesini, kutsal vatan topraklarına Haçlı ordu birliklerinin yerleştirilmesini normal ve olağan görmeye başlayacak, hatta bunu çok başarılı ve büyük bir dünya siyaseti olarak algılayacaktır. 

Ancak şunu hemen vurgulayalım ki İslamcılık adına vatan sevgisi düşmanlığının kendileri açısından tarihsel bir temeli yoktur. Zira hem Hz. Muhammed: “Vatan sevgisi imandandır.” diyor hem de Mehmet Akif: 

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı 
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı 
Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı 
Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı” 


diyerek vatan topraklarının değil barışta parayla satılarak; savaşta bile verilemeyeceğini ısrarla vurguluyor. Çünkü vatan kutsaldır, çünkü vatan toprakları sıradan bir toprak parçası değildir, çünkü bu vatan topraklarının altında binlerce kefensiz yatan şehit atalarımız vardır. Çünkü atalarımız, yapılabilecek en büyük fedakârlık olan canlarını vererek bu vatanı bize emanet bırakmıştır. Şehit atalarımızın kanları ve canları pahasına bize emanet ettikleri bu vatanı gâvura satarsak, şu yolla, bu yola teslim edersek, askerlerini getirip işgal ettirirsek hiç şüphesiz onların aziz ruhlarını incitmiş oluruz. 

Yine büyük Akif: 

“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda 
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda” 


diyerek vatanın kutsallığına bir kez daha vurgu yapıyor. Vatan topraklarının neresi kazılırsa kazılsın, her yerinden şehit olmuş atalarımızın cesetleri fışkıracaktır. Dolayısıyla böylesine kutsal olan bu cennet vatan için bizlerin de en büyük fedakârlığı göstermemiz, temel borcumuzdur. 

Bizden beklenen fedakârlık da, madenlerimizi ve diğer kaynaklarımızı yağmalamak için kutsal vatan topraklarına çöreklenmiş olan yabancı şirketleri ve onların kârlarını, menfaatlerini korumak için yine kutsal vatan toprakları üzerinde 40 civarında üs kurmuş olan Haçlı ordu birliklerini evlerine geri göndermektir. Bir Müslüman olarak harim-i ismetimiz, yatak odamız demek olan vatanımızı kendi ellerimizle gâvura işgal ettirmişizdir. 

Ne yazık ki, “Türkiye toprakları aynı zamanda NATO toprağıdır” denilerek şehit atalarımızın yattığı vatan toprağının üstünün gâvur askerlerinin postalları altında çiğnenmesine, Haçlı ordu birliklerinin hora tepmesine müsaade etmişiz. Bu siyaseti de ahaliye muhafazakâr İslamcı siyaset diye yutturmuşlar, yutturmaktadırlar.    

Vatanın bizim için hem dinî, hem millî, hem maddi hem de kültürel değeri oldukça büyüktür ve her bakımdan değerli ve kutsaldır. Vatanı sevmek demek, bu vatan coğrafyasında İslam kültürü adına üretilmiş, yaşatılmış, korunmuş bütün kurumları, değerleri sevmek demektir. Zira biz, yüzyıllar boyunca bizim bağımsız siyasi irademizin hâkim olduğu bu vatanda özgürce Türk-İslam kültür ve medeniyetini kurduk, geliştirdik, yaşattık ve kıyamete kadar da torunlarımızın yaşatması mücadelesini vereceğiz. 

Şehit atalarımızın ruhları, yattıkları yerden üstlerinde şarap içip dans eden Haçlı ordu birliklerini ve onları buraya davet edenleri gözetliyor. Zira Al-i İmran suresinin 169. ayetine göre Allah yolunda öldürülen şehitlerimiz ölü değillerdir. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de yani bize de hiçbir korku olmayacağına ve üzülmeyeceğimize sevinirler. 

Biz ecdadına, vatanına, milliyetine, dinine ihanet etmemiş Müslüman Türk evlatları, şehit atalarımızın diri olan ruhlarıyla her an istişare ve irtibat halindeyiz. Bize diyorlar ki, “size tertemiz teslim ettiğimiz kutsal vatan topraklarını Haçlı şirketlerine ve Haçlı ordularına işgal ettirdiniz. Üstümüzde onların sarhoş naralarını dinleyerek her saniye kahroluyoruz, ruhlarımız azap içindedir. Esir olmamak için şehit olduk, ama şimdi esiriz. Bu işgali sona erdirip tekrar millî Türk istiklâlini sağlayıncaya kadar size hakkımızı helal etmeyeceğiz.” 

Şehit atalarının mesajını ve serzenişini alan helal süt emmiş Türkoğlu Türk evlatları, ruhlarını, vatanlarını, dinlerini, siyasetlerini, kültürlerini gâvur esaretinden kurtarıp tam istiklâle kavuşuncaya kadar gece uyumayıp gündüz oturmayarak mücadeleye devam edecektir. Şerefini, haysiyetini ancak böyle kurtarabilir. Yoksa zillet ki ne zillet!…

Paylaş:

Yazarın millidusunce.com'daki yazıları