VEFA

Öğrencilik yıllarımda değişik kültürlerden bir yığın arkadaşım oldu. Bu arkadaşlıkların bir bölümü dostluğa dönüştü. Yıllar içinde birçoğu ile değişik ortamlarda yine yollarımız kesişti. Ve her birini yeniden değerlendirme fırsatı buldum. Kurulan arkadaşlıkların, hatta dostlukların temelinde yatan menfaatlerin farkına vardım. Önce ürperdim. Sonra kendimle dalga geçtim. Saflığıma ve salaklığıma yandım. Kullanılmanın verdiği derin pişmanlığı yaşadım. Ama zaman içinde o insanlarla yine arkadaşmışçasına ilişkilere devam ettim. Mesafeli de olsa hala devam ediyorum.

 

Onlarla sohbet ederken sadece dinliyorum. Dostluklara, arkadaşlıklara, vatan ve millete dair düşüncelerini süslü kelimelerle anlatırlarken geçmişte yaptıkları aklıma geliyor. İçin için gülüyorum. Basit yaşamlarında küçücük çıkarlar için arkadaşlarını nasıl ezip geçtikleri aklıma geliyor. Geçmişte tanıdıkları bir arkadaşının verdikleri mücadeleyi sanki kendileri vermiş gibi etrafındakilere anlatırken yüzlerindeki o sahte yaşanmışlık duygusunu görünce içimden önce tokatlamak geliyor, ama sonra sadece acıyorum. En çokta bu sahtekâr zavallıların anlattıklarına hiç düşünmeden inanıp, onlara prim veren zavallılara acıyorum. Ve şimdiler de anlıyorum ki meğer unutmak; vefasızların, kendi çıkarları doğrultusunda yaşayanların, başkalarını zerre kadar düşünmeyenlerin karakteriymiş.

 

Günümüzde vefanın hiçbir anlamı kalmamış. Dostluk adına edilmiş muhabbetlerin tadı, önemini yitirmiş. Küçük menfaatler uğruna arkada kalanlar terk edilmiş. Güvene, dostluğa dair tüm vefa sözleri, vefa üstüne edilen yeminler hep unutulup gidilmiş. Beraber kurulan hayaller, birlikte başarılan işler kişiselleştirilmiş ve bir ihanet olarak sırtlarımıza yüklenmiş.

 

Bu durum hep böyle değil elbette. Dostluğun anlamını kavrayabilmiş, vefa sahibi olan arkadaşlar da var etrafımızda. Vefa zaten gerçek dostların taşıdığı bir meziyettir. Bu yüzden hayatlarında sevgiyle kalanları unutmazlar. Vefanın önemini bilenler, sizi asla yarı yolda bırakmazlar. Yaşamanın tadına varabilmek,  ancak onlar varken mümkündür.

 

Yine de tüm bu vefasızlıkların, hayal kırıklarımızın, olumsuzlukların bugün ayağımıza dolaşmasına izin vermemeliyiz. Yaşadıklarımız için değil, yaşamadıklarımız için üzülmeliyiz.

 

Geçmişe vurduğumuz halatları çözmeliyiz.  Bugüne ve yarına bakmalıyız. Geçmişte koyduğumuz yarım kalmış hedefler için yeniden bir şeyler yapmalıyız. Tüm bunları yapabiliriz. Yeter ki dün inandığımız ama bugün vefa duygusunu tamamen unutmuşlarda bir ışık görebilelim.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*