YEMEK DESTANI

 

 

YEMEK DESTANI

Aydil Erol

 

Ömrüm uzun eyle ey Ulu Tanrım

Gece gündüz şükür etmek isterim

Çalışıp didinip nefis yemekler

Dişlerim keserken yemek isterim

 

Toygayı içmeli hep sıcak sıcak

Kırk keklik kâfidir, fazlayı bırak

Onlar da yetmezse yumurta kırak

Can boğazdan gelir demek isterim

 

Kuştüyünden yatak, ipekten döşek

Mersedes isterim, sanma ki eşek

Taşdelen suyunu kafaya dikek

Her gün yüz bir koyun kesmek isterim

 

Bir güzel isterim ferişte, melek

Boyu fidan olsun, dili de ipek

Aşkın şarabını beraber içek

Sarılıp her gece yatmak isterim

 

Çorbayı versinler hep altın tasta

Ekmek bulamazsak çilekli pasta

Her gün yemez isem olurum hasta

Havyarı okkayla yutmak isterim

 

Kalender meşrebim istemem fazla

Günlerim dolmalı neşeyle, sazla

Ömrümü geçirip baharla yazla

Ada’da, Moda’da gezmek isterim

 

Süleymaniye’ye şöyle uzanıp

Dârüzziyâfe’de yemeği yiyip

Leziz demirhindi, kuşburnu içip

Kanatlanıp hemen uçmak isterim

 

Tarhana çorbası kuvvetli gıda

İçmeli her zaman bay ile geda

Onun için neler edilmez feda

Aklımı başıma almak isterim

 

Baklava dediğin fıstıklı, ballı

Elmalar olmalı yapraklı, dallı

Kadayıf gelirse çifte kaymaklı

Öylece tadına bakmak isterim

 

Ne hoş olur hoşaf, pilâv, erişte

Üşüşür yeğenler, amca, enişte

Yemekler bitmeden çabuk yetiş de

Sana da bir tabak koymak isterim

 

 

Pehli’yi küldöken yakmadan önce

Külbastı’yı kedi kapmadan önce

Hiç kimse elini atmadan önce

Elbet tıka basa doymak isterim

 

Haberi var mıdır tokların açtan

Vazgeçmek olamaz asla güllâçtan

On beş kâse yiyip ben de sütlâçtan

Bu zevkle gönülden gülmek isterim

 

Kebabı yapmalı uygun yerinden

Üstüne yemeli şekerpâreden

Oh demeli insan içten, derinden

Öylece kendimden geçmek isterim

 

 

Bülbülün yuvası, sarığı burma

Üstüne bir tepsi olgunca hurma

Aç iken sakın hiç hâlimi sorma

Doyunca bıyığım burmak isterim

 

Bükme’yi sorarsan Safranbolu’da

Etli ekmek dersen Kastamonu’da 1

Saray’ın helvası, o da Bolu’da

Hepsinin adını anmak isterim

 

Nerede sandöviç, nerede kete?..

Bankalar soyuyor her gün bir çete

Çoluk çoluk hasret kalınca ete

Ağzımı poyraza açmak isterim

 

Ne yapayım ABD’nin Buş’unu?..

Geliniz yiyelim hamsi kuşu’nu;

Severim yazısını, yokuşunu

Vatanıma bin can vermek isterim

 

Arasta Kahvesi 2 geliyor başta

Ayrı bir lezzet var yaptığı aşta

Çabuk ol, yanıma hemen yanaş da

Nefis köy böreği yemek isterim

 

 

Domates, patates almalı derim

Salçayı yemeğe salmalı derim

Tandırın başında kalmalı derim

Turnayı gözünden vurmak isterim

 

Bir yarar beklenmez asla sertlikten

Ne zarar görülmüş bilmem mertlikten?

Perde pilâv’ Türkistan’dan, Kerkük’ten

Gelince kaşığı çalmak isterim

 

Mantıyı, çılbırı bulmak mı gerek

Hindiyi, tavuğu ütmek mi gerek

Üstüne bir kahve içmek mi gerek

Karnımı doyurup yatmak isterim

 

 

İkide bir ne vuruyon döşüme

Turacın kebabı gider hoşuma

Otuzunu birden kendi başıma

Kızartıp kızartıp tatmak isterim

 

“Evimi yaptırdım döşedemedim”

Hellim’i yedim de doyabilmedim

Cengiz Topel’i  unutabilmedim

Beşparmak dağından aşmak isterim

 

Balığa gelince olmalı torik

Üzümler dalında şimdilik koruk

Ağzının tadını biliyor moruk

Ona da helvadan sunmak isterim

 

Sofrayı bahçeye kurmalı derim

Yoksulun hatırın sormalı derim

Düşleri hayıra yormalı derim

Her aşın tadına bakmak isterim

 

Bulunca içmeli ekşili paça

Bir kâsesi acep kaçadır, kaça

Söyle dokuz yorgan yeter mi aça

Doyunca gözümü yummak isterim

 

Kayıkçılar sıkı çeker küreği

“Çatal olur efelerin yüreği”

Unuttum sanmayın sakın böreği

Tepsiyle fırına sürmek isterim

 

Vezirin parmağı yarasın işe

Lezzet dediğin şey dokunsun dişe

Pekmez, şerbet, ayran hep şişe şişe

Kana kana içip gitmek isterim

 

“Kaçamak” olursa tatlıdır bazı

Yiyelim bulguru, dolma, piyazı

Aç kalmasın Âşık Veysel’in sazı

Horyatla, bozlakla coşmak isterim

 

Pestili döküp de dama serelim

Taze sucukları ipe gerelim

Bu zevkin sırrına biz de erelim

Ekşi kazanına dalmak isterim

 

Kırım kırım kırılmasın hiç Kırım

Yeşilada benim namusum, arım

Çiğ börek yemeğe elbette varım

Kefe’nin uğrunda yanmak isterim

 

Dilberin dudağı, hanım göbeği

Yemek pişirirken kaçırma yağı

Bulursak yiyelim kuzukulağı

Aşların zevkine varmak isterim

 

 

Bugün o yemekler hep hayal oldu

Çarşı, pazar, şehir hamburger doldu

Gençlerin yüzleri sararıp soldu

Ağzımın tadıyla ölmek isterim

 

Aydil Erol der ki nerde kalmışım

Gönlümü sevdaya, derde salmışım

Gaflet uykusuna nasıl dalmışım

Mevlâ’nın yüzünü görmek isterim

 

 

 

 

 

1. Ahmet Baha Gökoğlu, Kastamonu yöresinden

812 çeşit yiyecek derleyerek ilin mutfağının

ne  denli zengin olduğunu ortaya koymakla kalmamış,

ayrıca 38 çorba ile 51 çeşit ekmeğin tarifini de vermiştir.

(zikr. Zümrüt Nahya, “Kastamonu Mutfak Dünyasından”,

Kültür ve Sanat, Kastamonu Özel Sayısı, Eylül 1995).

Bu tabloyu Türkiye ölçeğinde genişletmekle kalmayıp

Türk  Dünyası çapında ele alıp ortaya çıkacak

görkemli  manzarayı düşünmek gerek!

 

2. Arasta Boncuk Kahvesi: 48 ahşap dükkân bulunan,

geçmişi 1661’e uzanan Safranbolu Yemeniciler

Arastası’nda Erbil Ünal ile Leylâ Genç’in

yönetimindeki bu tarihî mekân,

mutfak kültürümüze hizmet etmesinden başka,

bir kültür, sanat ve muhabbet ocağıdır…

 

 

 

 

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*